Yemezler Güzelim

1 puan

Zeliha'dan umudu tamamen kestim! Aslında harika bir seri olabilirdi. Yazarın teknoloji konusunda oldukça başarılı bir hayal gücü var. Kitap konuları da güzel görünüyor. Gel gör ki 3 kitap boyunca gördüğümüz konsept "aşk=sürekli kavga + hiç sönmeyen kıskançlık + biraz da aşk hakkında havalı söz kullanma" şeklinde. Yazarın bize gösterimiyle %85-90 civarı romantizm (!) %10-15 civarı da sırf aşk romanı olduğu belli olmasın diye konulan diğer şeyler.

Oluşturulan çiftlerin formülü aynı: Çiftlerin ilk tanışması her zaman kavga ile başlıyor. Evlenseler de bu kavgalar devam ediyor. Çift asla ama asla mantıklı olmasını geçtim, normal bir şekilde sohbet edemez. Sadece ağız dalaşı vardır ve seni seviyorum ile başlayan aşk kokan cümleler kullanırlar

Oldukça uslu ve masum diye tanıtılan kadın karakter bu söylediğim özellikleri hiç göstermiyor. Sürekli huzursuzluk çıkarma peşinde. Sebebini sorsak baş erkek karakter onu çıldırtıyordur. Sözlü tacize uğrasa sesini çıkaramaz çünkü erkek onu çok etkilemiştir. Hep ama hep sevgili olacağı erkek karakterle ağız dalaşına giriyor. Sürekli bir bela onu çekiyor.

Baş erkekse aşık olana kadar gününü gün eden bir tip. Gelecekteki sevdiceğiyle tanışınca birden kıskanç erkek oluyor. Sevdiğini bir tokadan dahi kıskanıyor. Sırf başka bir erkekle konuştu diye önüne geleni kadına saydırıyor. Onu utandırmak ve baştan çıkarmak için sürekli bel altı hareketler ve sözler kullanıyor. Ayrıca aşık olan arkadaşlarının durumuyla sürekli alay etmekten zevk alıyor. Ama iş kendisinin başına gelince höt höt diye söyleniyor.

İşte bu kitap da yine bu şekildeydi. Erkek karakter yine az da olsa çekilirdi ama o kadın neydi be? Ne olduğunu biliyorum da kelimeyi kullanmayı sevmediğim için yazmıyorum. Kast ettiğim şey küfür değil ama hoş olmayan bir benzetme.

Serideki erkek karakterler yetmezmiş gibi şimdi de aynı özelliklere sahip 1 değil tam 4 erkek işin içine girmiş. Bunlar da baş kadının abileri olur. Kardeşi koruyoruz kılıfına onlar da ayrı baskı uygularlar. Yok evden ayrılamazmış, erkeklerle konuşamazmış. Ama böyle davranmaları normal, çünkü onlar Türk erkeği ve Türk erkeği her zaman kıskançtır (!) ,gerçi yabancı olsa ne yazar.

Aksiyon kısımları biraz artsa da bu üstte yazdıklarım daha fazla yer kapladığı için -size diyim %85- o sayfalara gelene kadar bunalıyorsunuz.

Sonra ortaya sırlar çıkar, görürüz ki aslında karakterlerin geçmişte birbirleriyle bağlantıları vardır. Bunu 3. kitapta da görmek sıktı, en azından bu seferki bağlantı çift arasında kaldı diyebiliriz. Önceki karakterler işin içine katılmamış.

Ve lütfen şu kız isteme sahnesi de son bulsun artık! İyice saçma bir hale bürünmeye başladı. Neymiş, müstakbel damadın kahvesinin içine tuz ile beraber başka baharatlar katılacakmış ve damat onu acı çeke çeke içecekmiş. Karşındakinin insan olduğunu biliyor bu kız değil mi?

Kapak da ilk 2 kitaba hiç uymamış. Fazla uyumsuz olmuş.

Sadece bu kitap için söylemiyorum, ülkemizde bu tarzda yazılan kitaplarda bir artış var. Ve bunları yazanlar da genelde genç insanlar oluyor. Ve bu kitabı okuyanların büyük çoğunluğu gençlik yıllarının başında olan, hayatın zor yüzünü yeni yeni görmeye başlayan insanlar. Okuyanların bir kısmı aşkın böyle bir şey olduğunu düşünebilir. Ama değil. Gerçek hayatta da bu tarz insanlar mevcut ama bu kişilerin istediği insanı elde edemediği zaman onu mutlaka öldürmeye çalıştığını hatta üzücü olarak öldürdüğünü hepimiz biliyoruz, görüyoruz.

Peki ben bütün bunları bilmeme rağmen neden okudum bu kitabı? Ufak bir umut diyebilirim. Belki yazar kurgu stilini değiştirdi düşüncesi vardı içimde. Maalesef her şey aynıydı, bundan sonra da farklı bir şey beklemek anlamsız olur. Zaten kitabı da almamıştım, kitapçıda okudum ama sadece sırların açığa çıktığı kısımları tamamen okudum. Geri kalanları hep atladım.

Artık bu yazarı okumayacağım kesinleşti.

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »