Frezya, 42 adet değerlendirme yapmış.  (2/6)
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)

7

Dr Gary Small'ın hayatı boyunca tecrübe ettiği en ilginç vakaları anlattığı bir kitap BPGD. Bir tür anı anlayacağınız. Ama hasta doktor güvenirliğini ihlal etmemek için bazen adları, semtleri değiştirmiş. Bir Genç bir psikiyatrist olarak Gary ile hayata atılıyoruz, o işinde uzmanlaştıkça odası, egosu, serveti, namı ve ailesi de onunla beraber büyüyor. Onun başından geçen en ilginç vakalar belki döneminde gerçekten öyleydi de ama bugün bir çok olayı az çok biliyoruz.Yazar yaklaşık 30 yıllık bir dönemi kitapta anlatıyor ve insanların zamanla nasıl da Psikiyatriyi daha açık zihinlerle kabul ettiğine de tanık oluyoruz. Günümüzde hala psikologa gidenlere deli muamelesi yapılırken bunun 20 yıl öncesini az buçuk hayal edebilirsiniz. Üstelik Gary'nin anlattığı gibi diğer doktorlar bile Psikiyatriyi bir bilim olarak görmüyorlar bile. Gary'nin mesleğinin günlük hayatına nasıl etki ettiği de veriliyor aslında metinde. Yani işi iş yerinde bırakma gibi bir ihtimali yok..Eğer yazarın egosunu görmezden gelirseniz oldukça akıcı ve yer yer eğlenceli bir kitap.

Beklediğim Sendin
Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye
Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye

9

Piraye her şeyden önce Nazım'ın sığınacak limanı..İhanet etsede ona ateş saçlı kadını vazgeçilmezi tutkusu..Nazım tutkuya yeniliklere aşık aslında Piraye kararlarına..Ama nasıl olupta bu kadar farklı iki insan birbirinin bütünü olabiliyor dedirtiyor kitap. Nazım toplumu değiştirmek istiyor savaşıyor uğraşıyor ..Hapis hasret onlara vız geliyor..Ta ki Nazımdan bir mektup gelene kadar..Nazım Hikmet'in maceralı hayatına savaşına bencilliklerine büyük şairliğine yakından tanık oluyorsunuz..

Anna Karenina
Anna Karenina

5

Anna kareninayı oldukça silik ve silüet bir karakter olarak algılıyorum.Karakterinin ne keskinlikleri, ne girintileri, ne çıkıntıları, ne tepeleri, ne de dipsiz kuyuları ya da çıkmazları mevcut. belki Tolstoy'un bu romandaki esas karakteri Levin olduğundan çok ama çok gölgede Anna. Neden mi böyle düşünüyorum? Anna'nın ne Vronsky'e duyduğu aşkta, ne oğluna olan sevgisinde, ne de aşkı ile toplum arasında kaldığı ve gerçek bir trajedi olabilecek o yaşantılar içinde trajik bir karaktere hiç de yaklaşmadığını hissediyorum. Dostoyevski yazsa idi Anna'yı öyle bir kadın yapardı ondan, onun toplum ile aşkı arasında kalmışlığını öyle hezeyan ve deliriumlarla işler, öyle karasızlıklar ve iniş çıkışlar yaşatırdı ki Anna'ya, Anna'nın kaybedenliğini öyle barok çizgilerle vurgulardı ki okur ona Tolstoy'un Anna'sına duyduğundan çok daha derin bir şefkat duyardı. belki de bu Dostoyevski karakterlerinin çok daha deliliğe yakın oluşu ile hatta aslında bizzat Dostoyevski'nin oldukça deli oluşu ile ilgili... oysa Anna, bilge bir romancı olanTolstoy'un elinden çıkarken derinleşmeden kalmış işte... bu yüzden kendisini treninin altına atışında bile o intiharın romantik yüceltici etkisini yaşatmıyor Anna okura... intihardan çok kısa bir süre önce derin bir hesaplaşma ya da bir hezeyandan ziyade, artık Vronsky'nin aşkına cevap veremediği gibi inandırıcılıktan oldukça uzak bir nedenle yetinmek zorunda kalıyor okur. üstelik bu bizzat bir intihar nedeni olabilecekkenAnna'nın içdünyasında nasıl keskin bir acı yaşadığı hissedilemediğinden havada kalıyor trenin altına atlayarak kendisini öldürüşü..

Aşk ve Gurur
Aşk ve Gurur

4

250 sayfa boyunca o kadar sıkıldım ki. Yarım bırakmayı bile düşündüm. Kitabın yarısına kadar sevdiğim tek karakter Bay Bennet idi. Komik cevapları ile beni epey eğlendirdi. Sıkılmadan, büyük ilgiyle okuduğum tek bölüm 20 sayfadan oluşan önsözdü. Bilgilendirici ve doyurucuydu. Önsözleri her zaman sevmişimdir. :) Aşk ve Gurur'u göklere çıkartamıyorum ama indiremiyorum da. Çok kararsızım. En iyisi Aşk ve Gurur benim için arada bir kitap olarak kalsın. :) Dünyayı daha iyi tanıdıkça, hoşnutsuzluğum artıyor ve her geçen gün, insan karakterinin kararsızlığına ve insanların görünüşlerine ne kadar az bel bağlanabileceğine olan inancımı doğruluyor. (sayfa 196)

Semerkant
Semerkant

6

İran tarihine çok fazla yer verilmiş ..Tarihle fazla ilgilenmiyorsanız sıkıcı bile geleblir.. Rubailer yine de okunmaya değer.Hayyam'ın daha farkllı anlatılacağını düşünmüştüm ..Hiç bitmesin dediğim kitaplar arasında yer almayacak:)

Tutunamayanlar