pelinn0105

Detayları:  İzmir / Eskişehir, 23 yaşında, Kadın
İlgi Alanları:  Türk Mutfağı, Edebiyat, Bulutlar.
Hakkında: 
Kültür bir şeye cesaret edebilme sorunudur. Okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme, görüşlerini açıklayabilme cesaretidir.
4 takip ettiği ve 6 takip edeni var. 25 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

pelinn0105 okumak istiyor.
Sirius'tan Gelen Kurbağa

Hırslı melez güzeli Gwendolyn Mati borsa simsarıdır. Paskalya arifesinde borsa çökünce, kendine ve müşterilerine ait paraları kurtarmanın derdine düşer. Aynı zamanda imana gelmiş bir maymunun kaybolması, sokak serserilerinin saldırısına uğramak, 130 kiloluk kaftanlı-türbanlı medyum arkadaşının sırra kadem basması gibi kariyeriyle ilgisi olmayan meselelerle boğuşmak zorunda kalır. Bunlar yetmezmiş gibi Timbuktudan yeni gelen kurt borsacı Larry Diamond da dağılmış hayatının tam ortasına düşer. Gwen, işiyle ve parayla ilgili hırslarını tatmin etmek için binbir dolap çevirmeye çabaladığı üç gün boyunca Larrynin aykırı tavırlarının ve cinselliğinin cazibesinden kurtulamaz. Onun etkisiyle kurbağa nüfusunun neden hızla azaldığı, Afrikanın ücra bir köşesindeki Bozo kabilesinin Sirius yıldızıyla ilgili sırlara binlerce yıldan beri nasıl olup da vakıf olduğu, eski Çin İmparatoriçesinin ucu yeşimden kristal lavmanıyla rektum kanserinin tedavi edilip edilemeyeceği, Tarot kartlarından birinin değiştirilmesinin anlamı gibi sorularla uğraşır...Tom Robbins, yayınevimizden çıkan Parfümün Dansı, Dur Bir Mola Ver ve Ağaçkakanda olduğu gibi bu romanında da kahramanlarını bambaşka bir atmosfer içinde yeniden yaratırken gerçekliğin bilinmedik yanlarına projektör tutuyor. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını vurgulayarak, trajikomik bir çılgınlık içinde dönüp duran dünyamızın altüst olmuş değerlerini benzersiz bir biçimde sorguluyor... Gene hınzır, bilge, erotik ve kışkırtıcı...Bu sadece eğlencelik bir kitap değil. Okuru, parlak ve zekice ayrıntılarla örülmüş hınzırlıkların, kehanetle ve binbir tuhaflıkla kaynaşan karanlık bir olay örgüsünün içine fırlatıp atıyor.The Oreganian

Hırslı melez güzeli Gwendolyn Mati borsa simsarıdır. Paskalya arifesinde borsa çökünce, kendine ve müşterilerine ait paraları kurtarmanın derdine düşer. Aynı zamanda imana gelmiş bir maymunun kaybolması, sokak serserilerinin saldırısına uğramak, 130... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 7 ay önce
pelinn0105 okumuş.
Charles Bukowski & Beat Kuşağı

Bu nesne, Amerikan yeraltı edebiyatıyla ilgili tam bir karşılaştırmalı edebiyat ziyafeti.
İki ayrı ekol olarak ele alınabilecek ama Amerikan yeraltı edebiyatı çatısında bir araya gelen bu iki tür,
Bukowski ve Beat Edebiyatı arasındaki aynılıklar ve ayrılıklar üzerine kurulu kısa ve lezzetli bir metin.
Beat'lerden Punk'a, Punk'tan Bukowski'ye Amerika'nın yeraltına açılan bir kapı.
Tam anlamıyla bir yer altı ziyafeti.
"Herkesin savaştan yana olduğu bir dönemde savaşa karşıydım.
Ortalıkta henüz hippiler yokken hippiydim ben, beat kuşağı gelmeden önce beat'tim"
Buk.

Bu nesne, Amerikan yeraltı edebiyatıyla ilgili tam bir karşılaştırmalı edebiyat ziyafeti.
İki ayrı ekol olarak ele alınabilecek ama Amerikan yeraltı edebiyatı çatısında bir araya gelen bu iki tür,
Bukowski ve Beat Edebiyatı arasındaki aynılıklar v... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 7 ay önce
pelinn0105 okumuş bitirmiş.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera’sını seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa v... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 7 ay önce
pelinn0105 okumuş bitirmiş.
Bir Dinozorun Anıları

İngilizce edebiyatı duayenimiz Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açıkyürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü... Oğuz Atayı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca miyaaav diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım. Mina Urganın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız. TADIMLIKŞimdiki o kocaman, kıpkırmızı, lezzetsiz ve kokusuz hormon çileklerine hiç benzemeyen, Arnavutköy ya da Osmanlı çileği denilen bir çilek türü vardı eskiden. Rengi beyaza yakın bir pembeydi, çok küçüktü ve mis gibi kokardı. Sınıf arkadaşım Emine Esenbel ile ben, okuldan kaçıp o çilek tarlalarına dalar, topraktan kopardığımız çilekleri toprağıyla birlikte avuç avuç yerdik. Bir defasında, tarlanın Arnavut bekçisi, mavzeriyle bizi kovalamıştı. Adam, okulun içine kadar girmişti. Biz en güvenilir yer olarak müdüre Miss Burnsün yazı masasının altına saklanmıştık. Arnavut da peşimizden odaya dalmıştı. Biraz şaşırmakla birlikte serinkanlılığını koruyan Miss Burns, olanca azametiyle ayağa kalkınca, Arnavut bekçi mavzerini indirmiş, söylene söylene geri çekilmişti. Cezalandırılmıştık elbette. Zaten ben ikide birde cezalandırılırdım. Bir süre için okuldan uzaklaştırma cezasına tardı muvakkat denilirdi eskiden. Ama beni okuldan uzaklaştırmazlar, revire yatırırlar; kitaplarımı elimden alıp okumamı engellerler ve hastaymışım gibi, sadece lapalar, sulu çorbalar türünden diyet yemekleri verirlerdi. Bu cezalandırma yöntemi bile, koleji yönetenlerin psikoloji konusunda ne denli bilgili olduklarını kanıtlamaya yeter. Çünkü kitap okuyamamak benim açımdan cezaların en büyüğüydü. Üstelik, koleje yatılı girdikten sonra, iştahım da açılmıştı. Oysa daha önce, yani acayiplik dönemimde, yemekten nefret ederdim. Açlıktan ölmemem için, ancak yemeği kabul ettiğim yiyecekler verilirdi. Bu yüzden de şimdi mideme çok düşkün olan, hattâ gourmet geçinen ben, birçok güzel yemeği (örneğin zeytinyağlı enginarı, beğendiyi, ıspanaklı böreği, bamyayı, kerevizi, aşureyi vb.yi) hâlâ ağzıma koyamam. Çocukluğumda yediğim sınırlı şeyleri de zorla yedirirlerdi bana. Yutmadan ağzımda biriktirir, bir avurtumdan ötekine geçirirdim. Biraz daha zorlarlarsa, kusardım. Nerdeyse her yemekten sonra kusmaya başlayınca, ağır hasta olduğum kanısına varan zavallı annem, şimdi adını anımsayamadığım o günlerin en ünlü çocuk doktoruna götürmüş beni. Doktor, iyice muayene ettikten sonra, beni odadan çıkarmış. Bu çocuk hasta değil, düpedüz edepsiz demiş çok haklı olarak. Kusmayı bir refleks haline getirdiğimi söylemiş. Annemin bu refleksi bana nasıl unutturacağını sorması üzerine, doktor, yemek yerken de, yemekten hemen sonra da oyalanmam gerektiğini, birkaç gün kusmazsam, refleksi yitireceğimi açıklamış. Annem, doktordan çıkınca, bir muhallebiciden, hoşlanmadığım - hâlâ hoşlanmam sütlü yiyeceklerden - tavukgöğsü almış, beni bir taksiye bindirmiş. Ve o sırada çift yönlü olan Beyoğlu caddesinde, bir yandan tavukgöğsünü ağzıma tıkarak, bir yandan da, ay Mîna! Şuna bak! Ay Mîna! Buna bak! diye dikkatimi başka şeylere çekerek, beni bir aşağı bir yukarı gezdirmiş. Bu gezintili yemekler, öğleyin ve akşam olmak üzere tam üç gün sürmüş. Sonra beni evde karşısına oturtmuş, dizleri arasında sıkıştırarak, yedirmeye başlamış. Kusmak için, yoğun çabalar yapar; ama refleksi yitirdiğim için, kusamazmışım bir türlü.

İngilizce edebiyatı duayenimiz Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açıkyürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 7 ay önce
pelinn0105 şu an okuyor.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera’sını seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa v... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl önce
pelinn0105 kütüphanesine ekledi.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera’sını seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa v... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl önce
Daha Fazla Göster

pelinn0105 şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

pelinn0105 şu anda kitap okumuyor.

Kütüphanesinden Seçmeler

Masumiyet Müzesi
Seçme Hikayeler
Anayurt Oteli
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Düşüş
Adı: Aylin
Aşka Dair Nesirler
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Meyhane
Jane Eyre
Bir Delinin Güncesi
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Kamelyalı Kadın
Martin Eden
Açlık Sanatçısı
Satranç
Ah'lar Ağacı
Yılanı Öldürseler
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Bir Dinozorun Anıları
Yabancı
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin
Sergüzeşt
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Babalar ve Oğullar
Büyü Dükkanı
Lüzumsuz Adam
Son Yaprak
Veba
Dönüşüm
Koku
Ağrıdağı Efsanesi
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Kalanlar
Amerika

Favori Yazarları (3 yazar)

ümit yaşar oğuzcan
yusuf atılgan
tezer özlü
tüm favori yazarları

Çözdüğü Testler (2 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (1 liste)

Takip Ettikleri (4 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (6 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

pelinn0105, hiç bir gruba katılmamış.

Okuma Güncesi (tümü)

Aşka Dair Nesirler
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Ölü Ozanlar Derneği
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Ekmek Arası
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Zeno'nun Bilinci
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Yüzbaşının Kızı
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bu Ülke
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz