Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

Gorki- Yirmi Altı Kişi ve Bir Kız

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 5 arası cevap gösteriliyor, toplam 5 cevap.
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba Arkadaşlar. Bu haftaki öykümü Gorki'den di.

Önce yazarımız tanıyalım;

Aleksey Maksimoviç Peşkov, (d. 28 Mart 1868 ö. 18 Haziran 1936). Sovyet/Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemci.

Gorki, nakliyecilik yapan babasını 5 yaşındayken kaybeder ve annesi yeniden evlenince doğum yeri olan Nijniy Novgorod'a döner. 11 yaşında tamamen öksüz kalır, anneannesi ve büyük babası tarafından Astrahan'da büyütülür. Masalları ile büyüdüğü anneannesinin üzerinde büyük etkisi vardır. Gorki yalnızca birkaç ay okula gidebilir. 8 yaşında çalışmaya başlar, bu sayede Rus işçi sınıfının yaşamını yakından tanır. Bir gemide bulaşıkçılık yaparken okuma merakı sarar. İlk gençlik yıllarını Kazan'da geçiren Gorki, Aralık 1887'de intihar girişiminde bulunur. Sonraki 5 yıl boyunca değişik işlerde çalışarak, daha sonra yazılarında kullanacağı pek çok izlenimi edindiği büyük Rusya turuna çıkar. Gorki'nin daha sonra eserlerinde görülen güçlü betimlemeler ne kadar keskin bir gözlemci olduğunu gösterecektir.

1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça’da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.

Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de "Fırtına Habercisi"nin Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.

Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.

Ölümü

Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki’nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki’nin, Yagoda'nın NKVD ajanları tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.

1 hafta önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba
Bilge bilgiler için teşekkür ederim.
Yine bir Rus Edebiyatı yine Rusya gerçeği. Dünya Edebiyatındaki ağırlığı gerçekten harika. M.Gorki de diğer Rus yazarlarda olduğu gibi müthiş gözlem yeteneği sayesinde Rusya'daki sınıf farklılıklarını, eşitsizliği, kadının toplumsal yaşamdaki yeri, hümanizmi vs gibi bir çok toplumsal olgunun görmemizi sağlayan bir öykü okudum.
Bazı anlatılar/betimlemeler gerçekten yürek burkan cinstendi kendi adıma...

Daha ilk giriş kısmında biz yirmi altı adamdık ile başlayan paragrafta yoksullar ve işsizlere ekmek verilmemesi için yapılan demir parmaklılar; adamların birbirlerinin yüzlerindeki mimiklere kadar birbirlerini tanıdıkları için aralarında konuşmamalarından, sadece birbirlerine küfür ediyor olmalarına ki:

"fakat bizim sövüştüğümüz de yoktu pek. yarı canlı bir adamın, taş kesilmiş, çalışmaktan anası ağlamış, duyguları ezilmiş bir adamın nesine söveceksin? her şeylerini söylemiş, konuşacak hiç bir şeyi kalmamış olanların suskunluğu ne kadar acı ve korkunçtur. sözlerine henüz başlamamış olanlarsa, kolayca rahatça susabilirler...'"

Gerçekten öykü çok gerilmemi sağladı:)

çok geçmeden kötü adam sahneye çıktı ki bizim naif adamlarımızın bence "içindeki kötü/şeytanı" hortlattı. Maalesef içimizde bir yerde hep kötülük zamanını bekleyen bir bomba gibi bekliyor. Naif duygularla sahip çıkılan , aslında iyiliğin/güzelliğin simgesi bir kız için girilen iddia her şeyi naif olmaktan çıkarıyor. evet "gerçek dünyaya" hoş geldiniz:)))

Bİzim Yeşilçam havası gibi oldu ama öyle:)

Kadın üzerinden girilen bu iddia beni her buna benzer örnekte olduğu gibi rahatsız etti. Kadının dünyadaki yeri/algılanış biçimi o çağda neyse bu çağda da aynı hatta daha geri diyebiliriz.

Günün sonuna yorumumu yetiştireyim derken biraz dağınık yazmış olabilir. Düzensiz doğaçlama yazdım bugün biraz:) affola:)

Görüşmek üzere:)

1 hafta önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Fırıncıların kendi yaptığını yememesi tebessüm ettirdi.
Tasvirler ve kullanılan ifadeler köle çalıştırılıyor izlenimi uyandırıyor.
Hikayeye bir anlam vermektense yazar bazı konulardaki fikirlerini hikayeye yedirmiş sanki.. Erdemsizliği erdem sayıp hayatlarının amacı, anlamı kabul eden insanlara dair görüşleri gibi.
Anlam yüklemek gerekirse de insanlar bir insanda (ya da somut veya soyut şeylerde) sevilecek bir özellik bulup onunla yüceltiyorlar. O özelliğini kaybedince de artık onu aşağılayıp yüz çeviriyorlar. Tanya da bu kimseye yüz vermeme, tepeden bakma idi.

1 hafta önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba.

Öykünün adını okuduğumda Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gelmişti aklıma, biraz benziyor da sanki:) Tabii Gorki'nin, işçilerin insanlık dışı çalışma şartlarını eleştirme amacı güdüyor olması farkıyla. Çalışma şartlarının fırıncıları insan gibi yaşamaktan uzağa düşürmesi çok çarpıcı anlatılmış. Özlem'in de paylaştığı kısımlar insanı düşündürüyor gerçekten.

Tanya meselesinde; fırıncıların Tanya'ya bakış açısını kızlarının kimseye yüz vermesini, zamanı gelince bile evlenmesini istemeyen babalar gibi görmüştüm ben, o yüzden çok kızamadım fırıncılara ama bilmiyorum:)

Bu arada öyküde ne kadar çok sonra kelimesi geçiyordu onu fark ettim, taranırken sonra kelimesi "soma" olarak çıkmış ve her okuyuşunda içini cız ettiriyor insanın, hele çalışma şartları eleştirilirken...












1 hafta önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Merhaba Arkadaşlar

Gorki rus ve dünya edebiyatında ezilen, sömürülen,hakları gasbedilmiş bir kitlenin sesidir. Politik görüşleriylede bir dönemin ideolojisini üreten Gorki, sosyalist gerçekçi sanat anlayışının edebiyattaki ilk uygulayıcısıdır. "Gorki" sözcüğü rusçada acı manasına geliyormuş. Yaşadığı acı hayat tecrübeleri ve sonrasında bunu sanatına yansıtması, ömrü boyunca da ezilenlerin yanında yer alması soyadını neden tercih ettiğini açıklıyor sanırım.

Okuduğumuz bu öyküsünde de yine ezilen işçi sınıfının hayat şartları, şartlar karşısındaki çaresizlikleri , toplumun onlara bakış açısını ve toplumsal tabakalaşmanın getirdiği eşitsizliklerin yarattığı drama şahitlik ediyoruz.
Öykü okurken anlatımın verdiği aşırı gerçekçi anlatımlar ile insanın içini karartıyor. Biran acaba bu insanlar mahkum falan mı diye düşündüm. Yaşadıkları izbe oda, diğer çalışanların onlara bakışı, kendi duygu durumları...
Gorki bu tasvirlerle ağır şartlar altında yaşayan insanların, insanı insan yapan umut , hayal özlem, aşk, sevgi gibi soyut kavramlardan nasıl zamanla kendini soyutlayıp hayata yabancılaştığını, hayatla arasındaki bağın ancak emek verilen iş vasıtasıyla sağlandığını çok güzel bir biçimde aktarıyor okuyucuya.

"Ah!Etrafında değişiklik olmadan yaşamanın verdiği bu acı keder! Eğer bu biteviye olan hayat insanın ruhunu öldürmezse, hayat gitgide dayanılmaz bir hal alır."

Özgürlük insanın yapabileceği şeyi seçme iradesinin gücüdür. Bu güçten yoksun edilen insanlar ha yaşamış ha ölmüş onlar açsından çok bir şey farketmeyecektir. Ancak patronlar açısından yalnızca emek gücünden yoksun kalınmış olunacaktır.

Öykü bu dramı bize hatırlattıktan sonra garip bir biçimde farklı bir konuya temas edere. Kadın; konusu. Öykünün masumiyeti temsil eden figürü Tanya işçilerin yaşam sevindicidr desek yanlış olmaz sanırım. Ona karşı erkeksi bir duygu duymaz onlar. Sadece yaşamın enerji kaynağı sevmek ve sevilmek ihtiyacını giderme arzusundudaırlar.
Gorki bu seçimi bilinçli yapmıştır bana göre. Yirmi altı kölenin bir kadına cinsi olarak değil duyguasal olarak bağlanması aynı zamanda ezilen halkların arasındaki dayanışmayı temsil eder. Çünkü hayvani bir duygu olan cinsel arzu birleşme değil ayrışma getirir.
Nitekim ilk başta sempati duydukları askere sonradan nefret beslemeleride bu yüzden. Hikayenin başka bir ifade ile işçilerin hikayesinin bitişi yaşamak için ihtiyaç duydukları sevgi ki, Tanya'nın sevgisi, ondan mahrum kalmaları.
Gorkiye atfedilen bir sözle bitireyim yazımı; Ateş karşısında bozuImayan aItın, aItın karşısında bozuImayan kadın, kadın karşısında bozuImayan erkek; kaIiteIidir.

5 gün önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar