Aylak Adam

3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Türk yazarlara olan antipatimi kıran bir hikayeydi okuduğum. Camus'nun Yabancı'sından, Sartre'nin Bulantı'sından bir şeyler vardı kitapta. Aylakım ben, diyor karakter. Çalınmış para yerim ben, iş yapmam.
Kadınların en çok bacaklarını severim. Peki ya neden? Buradan da Freud'a doğru gidilir aslında. Küçükken korktuğumuz şeyler, yetişkinlikte bize çekici gelir mi demişti? Yanlışsam biri beni düzeltsin..

"Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama yalnız bir teki yoktu."


"Ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz."


"O sabah kahveci, çayını ona sormadan getirdi. Demek müşteri olmak için altı gün yetiyordu. Yemek yediği lokantalarda garson,
-Ali beyin çorbası!
-Ver Ahmet beyin bayıldısını. diye bağırdıkça şaşardı. İnsanları hep aynı yere çeken neydi? Kahveciye kızdı. Onda müşteri olacak surat var mıydı? Bir daha buraya gelmeyecekti."

5 yıl, 9 ay önce

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »