
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: vasili grossman
Grossman'ın eseri, toprak altında yatanların sesi, baskı rejimlerinin yaşama ve özgürlüğe asla galip gelemeyeceğinin ölümsüz bir belgesi olmaya devam ediyor. Sovyet Rusya'nın büyük yazarlarından ve tarihin en önemli savaş muhabirlerinden Vasili Grossman (1905-1964), başyapıtı Yaşam ve Yazgı'yı 1950'lerde kaleme aldı. Ustası Tolstoy'un dev eseri Savaş ve Barış gibi,…

Yazar: vasili grossman
Grossman'ın eseri, toprak altında yatanların sesi, baskı rejimlerinin yaşama ve özgürlüğe asla galip gelemeyeceğinin ölümsüz bir belgesi olmaya devam ediyor. Sovyet Rusya'nın büyük yazarlarından ve tarihin en önemli savaş muhabirlerinden Vasili Grossman (1905-1964), başyapıtı Yaşam ve Yazgı'yı 1950'lerde kaleme aldı. Ustası Tolstoy'un dev eseri Savaş ve Barış gibi,…
10/10
Yazar: vasili grossman
Grossman'ın eseri, toprak altında yatanların sesi, baskı rejimlerinin yaşama ve özgürlüğe asla galip gelemeyeceğinin ölümsüz bir belgesi olmaya devam ediyor. Sovyet Rusya'nın büyük yazarlarından ve tarihin en önemli savaş muhabirlerinden Vasili Grossman (1905-1964), başyapıtı Yaşam ve Yazgı'yı 1950'lerde kaleme aldı. Ustası Tolstoy'un dev eseri Savaş ve Barış gibi,…

Yazar: vladimir nabokov
Ada, Adoçka, Duşka! Vaniada, Nevada, Theresa! Voltemand, Vaskö dö Gama! Vaniçka, Adalucinda! Vandemonian, Ladore! Adore, Ada, Hades!Ada ya da Arzu´da Nabokov okura, hafızamız sayesinde çocukluğumuzu ya da arkada bıraktığımız altın çağı yanımızda taşıyabileceğimizi hatırlatır. Bu bilinen, basit düşünceyi Nabokov olağanüstü bir şiirsellik ve şimdi ile geçmişi aynı anda aynı cümlede yaşatabilme gayr…

Yazar: orhan pamuk
Öteki Renkler yazarın çocukluk anılarından mutluluk saatlerine, romanlarını nasıl yazdığından gezi notlarına, sevdiği yazarlar ve kitaplar hakkında eleştirilerinden kişisel itiraflarına, şikâyetlerine, siyasi öfkelerine, kültür ve gündelik hayat konusundaki heyecanlarına uzanıyor ve Orhan Pamuk’un yalnız romanda değil, düzyazıda da ne kadar usta olduğunu kanıtlıyor. Yirmi beş yıldır yazdığı düzya…

Yazar: ihsan oktay anar
Puslu Kıtalar Atlasıyla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anarın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öykülerini anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Beyden Angilidis Efendiye, Samur ve Yağmur Çelebilerden Uzun İhsan Efendiye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, rivayet edici, mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci... Okuyanın okumayanlara kola…

Yazar: oğuz atay
Geçtiğimiz yıl 20. ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Oğuz Atayın bitiremeden aramızdan ayrıldığı son eseri nihayet tamamlandı. Uzun edebî polisiye uğraşlara rağmen ilk bölümü bulunamayan Eylembilimi yıllar önce, Oğuz Atay okurlarının istekleri karşısında Günlüke ekleyerek yayımlamak zorunda kalmıştık. İyi de yapmışız... Belki de bu sayede, edebiyatımızın yeri doldurulamaz usta kaleminin bu son baş…

Yazar: vladimir nabokov
Ada, Adoçka, Duşka! Vaniada, Nevada, Theresa! Voltemand, Vaskö dö Gama! Vaniçka, Adalucinda! Vandemonian, Ladore! Adore, Ada, Hades!Ada ya da Arzu´da Nabokov okura, hafızamız sayesinde çocukluğumuzu ya da arkada bıraktığımız altın çağı yanımızda taşıyabileceğimizi hatırlatır. Bu bilinen, basit düşünceyi Nabokov olağanüstü bir şiirsellik ve şimdi ile geçmişi aynı anda aynı cümlede yaşatabilme gayr…

Yazar: yusuf atılgan
"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin i…

Yazar: ihsan oktay anar
Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep ülkemizde geçiyor Efrâsiyâbın Hikâyeleri. Ancak... Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler... Yani, Puslu Kıtalar Atlasını ve Kitab-ül Hiyeli okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, içine dalması k…

Yazar: reşat nuri güntekin
Yaprak Dökümü'nde Reşat Nuri Güntekin, bir memur ailesinin gelir darlığı ve ahlak düşkünlüğü içerisinde parçalanıp çöküşünü, ustalıklı bir dille anlatıyor. Toplumsal yönü ağır basan bir roman. Eski görenek ve ahlak anlayışına bağlı kalan bir küçük bürokratın, değişen sosyo-ekonomik koşulların belirlediği yeni hayatını yadırgaması başarıyla sergileniyor.

Yazar: selim gündüzalp
AVUSTURYADA bir pilot, Cessna tipi uçağıyla üçbin flt, yani yaklaşık bin metre kadar yükseklikte uçarken, aşağıda, yoldan çıkmış bir araba gördü.Trafik polislerinin veya ambulansın olayı haber almakta gecikebileceğini düşünerek, telsiziyle kazayı hemen ilgililere duyurdu, kaza mahalini tarif ederek yardım istedi. Pilot, yere indikten sonra şu gerçeği öğrenecekti: Kazayı haber vererek hayatını kur…

Yazar: selim gündüzalp
KUDÜS FATİHİ, Büyük kumandan Selahaddin Eyyubi, üstesinden geldiği bunca şaşalı işle-rin yanında, son derece mütevazi bir hayat sürerdi. Bir kimseyi haksız yere incitmekten Allaha sığınırdı. Engin bir hoşgörüsü ve umman gibi merhameti vardı.Bir gün, bir kölesinden su istedi. Köle bir kadeh suyu aldı geldi. Fakat su, Selahaddinin içemeyeceği kadar soğuktu.Bu çok soğuk, biraz ılık olsun! dedi.Köle…

Yazar: selim gündüzalp
BİR KİMYA profesörü Nobel ödülü almıştı. Ödül töreninden sonraki ilk dersinde, öğrencilerinden biri kendisine şöyle bir soru sordu:Efendim! Amerikada üç binin üzerinde Kimya profesörü var. Ancak bu kadar bilim adamı arasında, ödülü size lâyık gördüler. Sizi diğerlerinden ayıran özellik neydi?Profesör, bu farklı soruya önce bir tebessümle cevap verdi. Ardından da, kendisinden merakla cevap bekleye…

Yazar: selim gündüzalp
Genç İşadamı uçağa binmek üzere havaalanına geldi ve bilet denetimi yapılan masaya giderek elindeki valizleri teslim etti.Biletimden anlayacağınız gibi, New Yorka gidiyorum dedi. Sonra da, valizlerini göstererek sözüne devam etti:Ancak verdiğim yeşil valizini Londraya, mavi olanın da Parise gitmesini istiyorum.Görevli bayan, adama şaşkınlıkla cevap verdi:Özür dilerim efendim ama, bunu yapmamız mü…

Yazar: selim gündüzalp
Ürün Tanıtımı Sultan II. Mahmut zamanında bir Halet Efendi varmış. Pek kurnaz, pek zalim ve hırslı bir adam imiş. Böyleyken, saray efredı arasında tanıdışığı, seveni çokmuş. Sözü dinlenir, dileği yerine getirilirmiş. Öyle ki, koskoca sadrazam bile onun kadar hükümet işlerinde etkili olamazmış. Nice, devlet adamının canına okumuş, sürdürmüş, katlettirmiş, görevinden aldırtmış.Aynı zamanda şairliği…

Yazar: selim gündüzalp
Türkçenin, deyimler yönüyle zengin bir hazineye sahip olduğu şüphesizdir.Hepimiz konuşmalarımızda ve yazılarımızda bu hazineden faydalanırız, ama çoğumuzun, kullandığımız deyimlerin kaynağından habersiz olduğu da bir gerçek.Bunun en önde gelen sebeplerinden biri, bu deyimlerin ilk kullanıldığı durum ve olayların öykülerine ulaşabileceğimiz derli toplu bir çalışmanın hali hazırda bulunmayışıdır.İş…

Yazar: selim gündüzalp
Türkçenin, deyimler yönüyle zengin bir hazineye sahip olduğu şüphesizdir.Hepimiz konuşmalarımızda ve yazılarımızda bu hazineden faydalanırız, ama çoğumuzun, kullandığımız deyimlerin kaynağından habersiz olduğu da bir gerçek.Bunun en önde gelen sebeplerinden biri, bu deyimlerin ilk kullanıldığı durum ve olayların öykülerine ulaşabileceğimiz derli toplu bir çalışmanın hali hazırda bulunmayışıdır.İş…

Yazar: selim gündüzalp
Açlıktan karnı sırtına yapışmış, kaburgaları teker teker sayılmaya başlamış bir tilki; Böyle oturup kaşınmakla olmayacak, çıkıp yiyecek birşeyler bulamıy bari demiş. Çok gitmemiş, bakmış ki, bir horoz ölüsü uzanmış yatıyor. Hafifçe de kokarcaymış. Aman benim gibi asaletli bir hayvan, bu kokulu leşe mi kaldı deyip, burun yapmış. Tam dönmüş giderken, gökten bir kartal inip, iki pençe horozu kapmış.…

Yazar: selim gündüzalp
ORTA YAŞLI BİR BİR BEY, için berbere gitmiş. Berberin koltuğuna oturur oturmaz sormuş: Usta söyle bakalım, saçımıza düşen aklar çok mudur, az mıdır? Berber, umursamaz bir tavırla cevap vermiş: Eh işte beyim, şöyle böyle ağarmış amma pek fazla sayılmaz. Bu cevap beyin merakını daha da arttırmış: Yahu, benim yaşım daha kırk bile değil. Ağarmışsa, üç beş tel anca ağarmıştır diye düşünüyordum. Sen is…

Yazar: selim gündüzalp
BİR GÜN KÖROĞLUNUN atını çalmışlar. At da atmış hani. Çok kıymetli, çok akıllı yağız bir küheylanmış. Biçare Köroğlu, atını bulmak için diyar diyar dolaşmış. Nihayet İstanbul?da bir at pazarında kendi atını bulmuş. Satıcılar Köroğlu?nu tanımıyorlarmış. Köroğlu ata talip olmuş. Hele bir bineyim ama demiş. Bir bakalım bu küheylan rahat mıdır?Köroğlu?nu daha yanına varır varmaz, kokusundan tanımış o…

Yazar: selim gündüzalp
BİR GÜN KÖROĞLUNUN atını çalmışlar. At da atmış hani. Çok kıymetli, çok akıllı yağız bir küheylanmış. Biçare Köroğlu, atını bulmak için diyar diyar dolaşmış. Nihayet İstanbul?da bir at pazarında kendi atını bulmuş. Satıcılar Köroğlu?nu tanımıyorlarmış. Köroğlu ata talip olmuş. Hele bir bineyim ama demiş. Bir bakalım bu küheylan rahat mıdır?Köroğlu?nu daha yanına varır varmaz, kokusundan tanımış o…





