Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Dublörün Dilemması
Farklı, eğlenceli, zaman zaman kahkaha attıran bir kitap okumak isteyenler için bire bir bir yapıt. Kimi yerlerde ucuz bir Türk filmi komedisine kaysa da böyle bir tarz ve dil kullanan yok. Monoton paragraflardan uzak olmayı başarmış. Tek beğenmediğim yanı, çok fazla ünlü kişilere gönderme yapıyor. Tabi okuyucu en azından yarısını tanımıyordur. Dolayısıyla göndermelere aval aval bakarken kalabilirsiniz. vesselam...
Baskı: Dönüşüm
Sıradaşı bir hikaye. Çok fazla hayranlık duymadım. Gene de okunabilir diye düşünüyorum.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Hayatımda okuduğum en sürükleyici kitaptır kendisi. Öyleki, "Bu kadar övüyorlar, bir bakayım" diye e-kitap olarak indirdim. Amacım biraz okuyup, beğenirsem satın almaktı. Ancak öyle bir kapıldım ki kitaba, okumayı bırakamadım ve 2 günde bitiriverdim. Hayatım boyunca unutamayacağım kesin.
Baskı: Beyaz Diş
Bir kurt üzerinden, bütün evrenin işleyişinin anlatılışı, mükemmel. Bir hayvanın ruh hali, ancak bu kadar anlatılabilir. Ancak bu kadar empati yapılabilir.
Baskı: Leyleklerin Uçuşu
Kitabı çok beğendim. Daha önce, "Kızıl nehirler" kitabını okumuştum ve aynı şekilde o da çok güzeldi. Grange, kitabın tarzını diline yansıtmayı başarıyor. Kurgu ve -cesur- katliam sahnelerinde üstüne yok zaten. Oldukça başarılı bir yazar. Sade ve sadece Doğan Kitap'tan şikayetçiyim. Küçücük puntolarla sayfa sayısını düşürmek pintilik olmuyor mu? Gözlerim zaten bozuk, sayelerinde biraz daha deforme oldu. Aç gözlü fiyat politikalarını söylemeye gerek bile yok.
Baskı: Aklından Bir Sayı Tut (Dave Gurney, #1)
Bir yazarın ilk kitabı için oldukça başarılı. Sürükleyici ve merak uyandırıcı... Katilin öldürme sebepleri ve şekliyle ilgili saçmaladığını düşünüyordum ki ustaca işin işinden çıkıverdi. Beğendim doğrusu.
Baskı: Boş Koltuk
Rowling bu sefer güldürmedi. Kitabın fantastik öğeler barındırmadığını biliyordum. Gene de Rowling'in zekasının işin içine karışıp, ortaya hayalgücünün birkaç iyi örneğinin çıkacağını düşünmüştüm. Tabii düşündüğüm gibi olmadı. Sıradan bir konu ve iyi bir anlatım vardı. Hiçbir sayfada heyecanlanmadım ve "Şimdi ne olacak?" sorusunu soramadım kendi kendime. Sürükleyicilikten eser yoktu doğrusu. Tecrübeli bir yazardan, ustaca bir anlatım ama sönük bir konu...
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
Çok akıcı bir dille yazılmış, sıradan bir konusu olan, güzel bir kitap. Kitabı okurken hangi hikayenin ana konu olduğunu çözemedim. Ortada okuyucuyu sürükleyen bir konu yoktu. Savaşın insanlara yansımasını 2 kadın üzerinden anlatması dışında, merak uyandırıcı bir öğe yoktu. Ancak dili ve puntosu ile kendini okutturuyor. 2 günde bitirdim bu sayede. Bittiğinde beni etkileyen bir şey var mıydı? Yoktu. Karakterlerin ruhu içimde dolaşıyor muydu? Hayır. Belki de ben modumda değildim.
Baskı: Nar Ağacı
Kitap beni bayağı bir baydı. Fazlaca sayfa sayısı, küçük puntosuyla bitmek bilmedi. Beğenmediğim yönleri: Ağır dil kullanma inadı, klasiklerdeki kadar detaycılık, mantık hataları. Mantık hataları ise şunlardı bence -spoiler içerir-: Trabzon'dan Samsun'a -araba kullanmalarına rağmen- 3 ayda gitmeleri, Tiflis seyehatının mantıksızlığı, telefon görüşmesiyle halledilecek konuların seyehatla sonuçlanması vb...
Baskı: Şah Mat (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #1)
500 sayfalık bir kitabın, bu kadar sürükleyici olabileceğini tahmin etmezdim. Hiç bir bölümünde sıkılmadım.