Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Coraline
Farklı bir hayal dünyası, zevkli bir kitap. Korku öğesinin suyu çıkartılmadan tadında işlenişini göreceksiniz.
Baskı: Şahika Feraye
Çok akıcı ve sürükleyiciydi. Sonunu pek beğenmedim. Sanki yazar yazmaktan sıkılmış gibiydi. Bir anda konudan konuya atlamaya başladı. Ancak okuyucuyu zorlamayan kitapları severim. O açıdan bana hitap etti. Bir de diyaloglar samimi gelmedi bana. Acemiceydi. Bu devirde böyle bir konuşma yapılmaz diye düşündüğüm çok konuşma vardı.
Baskı: Briç Masasında Cinayet
Okuyucuyu şaşırtan dedektiflik romanlarından biri. Zihninizi biraz zorlayacak.
Baskı: Ziyan
Hakan Günday'ın depresif kitaplarını okumak bir duyguyu tatmin etmek gibi. Bir süre ara verince boşluk oluşturuyor. Yeniden Hakan Günday okuyasım geliyor. Ama ilginç olan kitaplarının konularını ve akıcılığını beğenmiyorum.
Baskı: Son Ada
Zülfü Livaneli, gözümü kırpmadan her kitabını alacağım tek Türk yazar. Kullandığı basit dil benim edebiyat anlayışımla paralel durumda. Son ada ise fazla basit olmuş gibi geldi bana. Tabii akıcılığından ve tadından çok fazla bir şey kaybettirmedi. Konu da daha sağlam olabilirdi.
Baskı: Sherlock Holmes - Suç Detayda Saklıdır
Nedense Sherlock hikayelerine çok konsantre olamıyorum. Beni içine çekemiyor. Hemen bitecek olması etki ediyor galiba.
Baskı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Kelime haznenizi geliştirebileceğiniz bir kitap. Konu çok vurucu olmamış.
Baskı: Piraye
Akıcı bir dille yazılması tek olumlu yönü. Bu kitap dişi bir kitap. Erkek okurlara tavsiye etmem. Basit konu, basit anlatım, basit düşünceler... Karakter analizi kötü. Ayrıca Piraye kadar kaprisli bir roman karakteri görmedim. Evlerden ırak...
Baskı: Azil
Kitaptaki karanlık hava etkileyici. Akıcılık ve elle tutulur bir konu yok. Çelişki dolu. Bazı yerler saçma Çalakalem yazıldığı çok belli. Ve nedenini pek bilmeden, Hakan Günday okumaya devam edeceğim.
Baskı: Pıtırcık Futbolcu
Küçükken 4-5 kere okumuştum. Sevmiştim o zamanlar.
Baskı: Gazap Üzümleri
Steinbeck gibi yazmak isterdim. Film izler gibi hissettim. Her sahneyi detaylı bir şekilde yansıtmış. Karakterleri yaşıyor sanki. Ve okuduğum en iyi kitap sonu yazan yazarlardan.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Totaliter rejime güzel bir eleştiri. Ancak yeterince akıcı olmadığını düşünüyorum. Distopya anlamında, Cesur Yeni Dünya ve Fahrenheit 451 daha ilgi çekiciydi.
Baskı: Siyah Süt
Zaman zaman sıkıldığım, zaman zaman tat aldığım bir kitap oldu. Bana göre ortalama seviyedeydi. Ayrıca kadın dergilerinde çıkan testlere benzer bir testin romanda ne işi vardı merak ettim.
Baskı: Kitap Hırsızı
Güzel anlatımı, sürükleyici hikayesiyle harika bir kitap. Kalın olmasına rağmen hiçbir şekilde sıkılmadım. Birinci bölümde neyse son bölümde de öyleydi. sevdim.
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
İlk kitaptan sonra heyecan düşmüş. Hatta yazar durumu kurtarmak için arena olaylarına mecburen girmiş. Son kitabın daha kötü olduğu söyleniyor. Alaycı Kuş'un filmini izleyip okumamayı düşünüyorum.
Baskı: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Bana göre kitapların cinsiyetleri var. Bu kitap ise dişi. Erkek okurlar için duygusal kitaplar çok cazip olmuyor. Bizlerin daha farklı beklentileri var. Kadınların ise aşk ve duygusal kitaplara ilgisi daha fazla. Onlardaki bu duygusal boşluğun sebebi de biz erkekleriz aslında. Ayrıca anlatım ve dil çok iyi, konu basitti.
Baskı: Yağmur Sonrası
Dili ve anlarımı çok güzeldi. Konusu ise çok basit kaldı. Ortada bir dünya savaşı var; ama biz askerlerin aşk hayatını okuyoruz. Bu durum da gerçekçiliği öldürüyor.
Baskı: Fahrenheit 451
Modern klasik ya da distopya okumak isteyenlere tavsiye edilebilir. Bence hikaye biraz daha derinleştirilebilirdi. Çok çabuk ilerledi ve açıkçası çok vurucu bir olay yoktu. Beğendiğim yönüyse: Distopyada olması gereken çaresizlik, yok oluş, melankolik duyguları barındırmasıydı.
Baskı: Beyaz Gemi
Aytmatov'un sıcak, içten yazım tarzı bu kitapda da mevcut. Hikaye ise yeterince etkileyici değildi. Acaba sonunda ne olacak diye beklemiyorsunuz. Sadece taşranın irili ufaklı sıkıntılarına yakından bakıyorsunuz.
Baskı: Kaiken
Aslında kötü bir kitap olmamasına rağmen, Grange'in önceki kitaplarıyla kıyaslayınca bu kitabın yeteri kadar iyi olmadığını görüyorsunuz. Leyleklerin Uçuşu'nda her cümle Grange kokuyordu. Bu kitabı ise sanki başka biri yazmış. Yazarken zorlandığı çok belli. Bir de o kitabın finalindeki saçmalık nedir öyle ya?
Baskı: Korkma Ben Varım
Murat Menteş hiperaktif bir yazar. Ama bence kendini tekrar ediyor. Dublörün Dilemması kitabıyla bu kitap arasında bir fark göremedim. Yazım tekniği bile aynı. Gene olayı her karakterin gözünden ayrı ayrı anlatmış. Zaten ilginç isimler, ilginç diyaloglar onun tarzı.