
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: r. hrair dökmeciyan
Bu kitabın ana amacı İslami dirilişin tarihi kökleri ve örnekleriyle birlikte, bugünkü İslam toplumunun kriz çevresindeki ortaya çıkış şekillerini incelemektirSiyasi İslam ve onun Arap dünyasındaki devrimci yansımaları üzerinde odaklaşan bir araştırmadır.lan sınırına kadar, içinde pek çok yeraltı yayınını, broşürleri ve risaleleri barındıran orjinal Arap kaynaklarına dayanıyor. Yine, doksan bir İ…

Yazar: w. montgomery watt
Şurası bir gerçek ki İslâm dünyası, asırlardır müptelâsı olduğu sorgusuz, sualsiz, günü birlik ve “taklîd”e dayalı bir hayata esir düşmüş ve üstüne sanki “ölü toprağı” saçılmıştır. Artık o, kendisinden korkulan, çekinilen, kaba ve hoyrat bir hayata yataklık eden ve hattâ “terör” denen insanlık suçunu işleyenlerin vatanı olarak düşünülen bir “dünya” haline sokulmuş ya da öyle gösterilmiş ve öyle a…

Yazar: hasan onat
Günümüzde Müslümanların en temel sorunlarından birisi, din temelli guruplaşmalar, hizipleşmelerdir. Kur’an, "hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” derken, Hz. Muhammed, mü’minlerin kardeş olduklarını belirtirken, Müslümanlar, maalesef din anlayışları yüzünden gittikçe daha da küçük gruplara ayrılmaktadırlar. Kur’an, asırlar öncesinden Müslümanları şöyle uyarmaktadır: "Dinlerini…

Yazar: sean martin
Gnostiklerin ilk Hıristiyan sapkınlar olmak bir yana, her dönem İsanın orjinal öğretilerine Resmi Kiliseden çok daha sadık ve yakın olduklarını bir kez daha hatırlamak gerekir. İlle de birilerini İlk Hristiyan Sapkınlar olarak tanımlamak istiyorsak eğer gözlerimizi 325 yılında İznik Konsülünü kuran psikoposlara çevirmeliyiz. Bu konsül anaakım Hristiyanlığı yaratarak ve yerleşikleştirerek aslında…

Yazar: sean martin
Gnostiklerin ilk Hıristiyan sapkınlar olmak bir yana, her dönem İsanın orjinal öğretilerine Resmi Kiliseden çok daha sadık ve yakın olduklarını bir kez daha hatırlamak gerekir. İlle de birilerini İlk Hristiyan Sapkınlar olarak tanımlamak istiyorsak eğer gözlerimizi 325 yılında İznik Konsülünü kuran psikoposlara çevirmeliyiz. Bu konsül anaakım Hristiyanlığı yaratarak ve yerleşikleştirerek aslında…

Yazar: sean martin
Gnostiklerin ilk Hıristiyan sapkınlar olmak bir yana, her dönem İsanın orjinal öğretilerine Resmi Kiliseden çok daha sadık ve yakın olduklarını bir kez daha hatırlamak gerekir. İlle de birilerini İlk Hristiyan Sapkınlar olarak tanımlamak istiyorsak eğer gözlerimizi 325 yılında İznik Konsülünü kuran psikoposlara çevirmeliyiz. Bu konsül anaakım Hristiyanlığı yaratarak ve yerleşikleştirerek aslında…

Yazar: alev alatlı
Bir şey ya öyledir ya da değildir. Gökyüzü ya mavidir ya da mavi değildir. Hem mavi hem de mavi değil olamaz. Doğru düşünme sanatı, iki bin yıldır Hazretiden soruluyor ama sahici dünya Aristonun tanımladığı gibi değil!Bir kere, hiçbir şey sabit değil. Her şey, her an değişiyor. İkincisi, dünya siyah-beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbir şey yok. Dünyanın atmosferini molekül molekül tanımlay…

Yazar: ali balcı
Sorun çözme, karar verme öğrenme ve araştırma, insan yaşamının kaçınılmaz süreçlerindendir. Bu süreçler arasında büyük bir paralellik ve karşılıklı bağlılık vardır. İnsanların sorunlarını çözebilmesi, sağlıklı kararlarla mümkündür. Kararların etkinliği ve isabetliliği, tam ve doğru bilgiye dayanmalarına bağlıdır. İşte araştırma, özellikle de bilimsel araştırma, etkili karar için gerekli bilgiyi,…

Yazar: colin odell, michelle le blanc
Saçları rüzgârda savrulan genç bir cadı annesinin süpürgesini göklere doğru sürüyor. Dev bir robot, onu yüzyıllar süren uykusundan uyandıran askerlerin üzerine maden eriyiği boşaltıyor. Şehirli bir işçi, 1960'larda geçen çocukluğunu anıyor. K?be üzerindeki gökler, ürkmüş bir kalabalığın üzerine ateş püskürten vızıltılı ölüm araçlarıyla doluyor. Gelişmekte olan bir yazar, tuhaf bir antika dük…
7/10
Yazar: colin odell, michelle le blanc
Saçları rüzgârda savrulan genç bir cadı annesinin süpürgesini göklere doğru sürüyor. Dev bir robot, onu yüzyıllar süren uykusundan uyandıran askerlerin üzerine maden eriyiği boşaltıyor. Şehirli bir işçi, 1960'larda geçen çocukluğunu anıyor. K?be üzerindeki gökler, ürkmüş bir kalabalığın üzerine ateş püskürten vızıltılı ölüm araçlarıyla doluyor. Gelişmekte olan bir yazar, tuhaf bir antika dük…

Yazar: eric hoffer
Kesin inançlı kendi siyasi, dini, felsefi inancının mutlak gerçek olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık tehlikelidir, ihanettir. DÜŞMAN onun için bir ihtiya…
9/10
Yazar: eric hoffer
Kesin inançlı kendi siyasi, dini, felsefi inancının mutlak gerçek olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık tehlikelidir, ihanettir. DÜŞMAN onun için bir ihtiya…

Yazar: eric hoffer
Kesin inançlı kendi siyasi, dini, felsefi inancının mutlak gerçek olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık tehlikelidir, ihanettir. DÜŞMAN onun için bir ihtiya…

Yazar: eric hoffer
Kesin inançlı kendi siyasi, dini, felsefi inancının mutlak gerçek olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık tehlikelidir, ihanettir. DÜŞMAN onun için bir ihtiya…

Yazar: eric hoffer
Kesin inançlı kendi siyasi, dini, felsefi inancının mutlak gerçek olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur. Bu yüzden, okumuşlarında bile cehalet havası sezilir. Aynı sebeplerle, ödünsüzdür: Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık tehlikelidir, ihanettir. DÜŞMAN onun için bir ihtiya…

Yazar: colin odell, michelle le blanc
Saçları rüzgârda savrulan genç bir cadı annesinin süpürgesini göklere doğru sürüyor. Dev bir robot, onu yüzyıllar süren uykusundan uyandıran askerlerin üzerine maden eriyiği boşaltıyor. Şehirli bir işçi, 1960'larda geçen çocukluğunu anıyor. K?be üzerindeki gökler, ürkmüş bir kalabalığın üzerine ateş püskürten vızıltılı ölüm araçlarıyla doluyor. Gelişmekte olan bir yazar, tuhaf bir antika dük…

Yazar: novalis
Novalis (1772 - 1801): Yirmi dokuz yıllık kısacık yaşantısına karşın yazdıklarıyla Romantizm akımını ateşleyen en önemli öncülerdendi. Endüstrileşmenin insanlık üzerinde ağır etkilerinin görüldüğü bir çağda, aşık olduğu (ve nişanlandığı) Sophie von Kühnün ölümünün ardından yazdığı Geceye Övgüler (1800) dünya edebiyatında toplumsal ve bireysel acıların keskin bir duyarlıkla dile getirilişinin en ç…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…
7/10
Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…




