
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…

Yazar: yakup kadri karaosmanoğlu
Millî Mücadele sırasında Orta Anadoluda bir köy. Tanzimat aydınının sosyo-psikolojik özelliklerinin uzantılarını taşıyan Ahmet Celal. Kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu yabanlaşan tipik aydın.



Yazar: khaled hosseini
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşaml…

Yazar: john verdon
Mark Mellery, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Aklından herhangi bir sayı tut – 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı.” Mellery öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: “Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin… Küçük zarfı aç.” SENİ O KADAR İYİ TANIYORUM Kİ NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BİLİYORUM "Aldıklarını geri vereceksin Vermiş oldukl…

Yazar: iskender pala
İskender Pala Od romanında Yunus Emre’yi anlatıyor...Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı ‘OD’ ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD’un ana kahramanı. İskender Pala’nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında,…

Yazar: yılmaz erdoğan
Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anl…

Yazar: marlo morgan
Bir Çift Yürek, Amerikalı bir kadının Avustralyada yaşadığı ruhsal yolculuğun öyküsüdür. Güçebe kültürden Aborijinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle, "Gerçek İnsanlar"la birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar. Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı i…
Yazar: mustafa akyol
Geçmiş, kalır. Kişiler kadar, toplumların hayatlarında da, dün yaşananlar bugünü etkiler ve bugün onları nasıl yorumladığımıza göre yarını da belirler. Dolayısıyla, bugünümüz ve yarınımız için, dünü de doğru bir şekilde bilip anlamaya ihtiyacımız var. Tarihin ‘olduğu gibi’ değil, ‘olması istendiği gibi’ anlatılıp sunulduğu bir toplum için, bu bilhassa gerekli. Gayri Resmi Yakın Tarih, işte…

Yazar: cemil meriç
Meriçin aynı kaynaktan fışkırdılar dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriçin bütün çabasına her zaman yön vermiştir: Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği. Bu Ülke, Meriçin sürekli etra…

Yazar: jack london, jack london (cek london)
İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü? İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve ö…

Yazar: miguel de cervantes saavedra
15. Yüzyıl İspanyasında sosyal hayatta önemli bir yeri olan şövalyeliği anlatıyor. Mança ilinin küçük bir köyünde, soylu bir bey yaşıyordu. Bir rivayete göre adı Kesada, diğer bir rivayete göre de Alanso idi. Pek zengin sayılmazdı ama babasından kalan miras -har vurup harman savurmadığı takdirde- ömrünün sonuna kadar yeterdi. Gösterişi ve lüks yaşamayı sevmedi...MEBin tavsiye ettiği 100 Temel…

Yazar: mehmet rauf
Birbirlerini buldukları anda, ister istemez kaybedeceklerdi.SUAT, HACER, SÜREYYA VE NECİPİN HİKAYESİ.Evli bir çift. Bir kız kardeş.Yakın bir dost.Yalnızlık. Tuhaf bir temas.Önlenemez bir açlık.Tüketen bir kıskançlık ve feci bir son.Tüm aşkların sınırsızca imkan dahilinde olduğu, imkansız temasının neredeyse tamamen saf dışı bırakıldığı günümüze inat bir zamanlar aşk neredeyse yasak, acı ve hasret…

Yazar: hanefi avcı
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca dev…

Yazar: elif şafak
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...Hamuş derdi Mevlana kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç bir şairin, hem de…

Yazar: yakup kadri karaosmanoğlu
Millî Mücadele sırasında Orta Anadoluda bir köy. Tanzimat aydınının sosyo-psikolojik özelliklerinin uzantılarını taşıyan Ahmet Celal. Kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu yabanlaşan tipik aydın.






