Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: zeki kayahan coşkun
Madde 104 - Bebeklerin zekası Armut nerde?... Amcan hangisi... Elmayı göster... lüzumsuzluğuyla sık sık yoklanır... Bebek parmağıyla doğruyu gösterdiğinde yetişkinler pek bir neşelenir...Daha en başından düt diye kavrattırılan araba, bebeklerin kolayca tespit ettiği bir gereçtir...Madde 90 - Apartman girişinde halının, yünün yıkanması bir şölen havasında gerçekleşir... Birbiriyle iyi anlaşan komş…

Yazar: slavoj zizek
Matrixi Stovenyada bir sinemada seyrederken, filmin ideal seyircisinin -yani bir budalanın-yanında oturmak gibi bir daha ele geçmez bir fırsata sahip oldum. Sağımda oturan, yirmili yaşlarının sonunda bir adam filme kendini kaptırmış, Aman Tanrım, vay be, demek ki gerçeklik mercektik yok!... gibi yüksek sesli nidalarla seyircileri habire rahatsız ediyordu. O kılı kırk yaran felsefi ya da psikanali…

Yazar: yılmaz okumuş
Bizum Sementa Recep vardur, iyi uşaktur. Geçenlerde yekten dedi ki, Laz Marks emice, sen böyle konişiyisun ama kimsenun daha iyi bir dünya münya ipleduği yok. Nasil olacak bu işler? Uşağum dedum, mütareke basini gibi konişma, bu sana gösterilen gerçek. Bir de, gerçek olan gerçek var. Körfez Savaşındaki petrole bulanmış karabatağı bile Saddam yapti diye yutturdilar size uşağum. Tamam, kabul etmek…

Yazar: sunay akın
...Ölü askerin miğferinden güvercineserin su içirten bir mizah,işte Sunay Akın tavrı....O matara, o miğfer,o su, o güvercin...Daha ne diyeyim...Zarı atıyorumCemal Süreya

Yazar: sunay akın
...Ölü askerin miğferinden güvercineserin su içirten bir mizah,işte Sunay Akın tavrı....O matara, o miğfer,o su, o güvercin...Daha ne diyeyim...Zarı atıyorumCemal Süreya

Yazar: sunay akın
...Ölü askerin miğferinden güvercineserin su içirten bir mizah,işte Sunay Akın tavrı....O matara, o miğfer,o su, o güvercin...Daha ne diyeyim...Zarı atıyorumCemal Süreya

Yazar: william gerald golding, aimee de jongh
Sineklerin Tanrısı başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü, R.M. Ballantyne'ın Mercan Adası'nın çağdaş bir uygulaması sanılabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycılıkla, okuyucunun bu sanısını pekiştirmek istercesine, Sineklerin Tanrısı'nın başlıca iki kişisine Mercan Adası'ndaki çocuklardan aldığı Ralph ve J…

Yazar: ferhan şensoy
Bir askeri marşla açılır perde. Sofitadan büyük yıldızlı bir çerçeve iner. Kavuklu ve Kavuksuz sahnededirler. Godotgiller girir, çerçevenin arkasında yerlerini alırlar, bir askeri tablo gibidirler. Marş son bulur. İtoluit elinde kalın kara kaplı bir kitapla girer. (Kitabın Girişinden)

Yazar: edip cansever
Şiirler yazdım, kitaplar okudumElime bir bardak aldım, onu yeniden oydumDerinlerde kaldım böyle bir zamanKim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktanEy yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefalarıSöyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

Yazar: slavoj zizek
Matrixi Stovenyada bir sinemada seyrederken, filmin ideal seyircisinin -yani bir budalanın-yanında oturmak gibi bir daha ele geçmez bir fırsata sahip oldum. Sağımda oturan, yirmili yaşlarının sonunda bir adam filme kendini kaptırmış, Aman Tanrım, vay be, demek ki gerçeklik mercektik yok!... gibi yüksek sesli nidalarla seyircileri habire rahatsız ediyordu. O kılı kırk yaran felsefi ya da psikanali…

Yazar: jerzy kosinski
İlk olarak 1965'te yayımlanan Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski'yi edebiyat dünyasının aranan simalarından biri yaptı. Los Angeles Times'ın son on yılın en etkileyici romanlarından biri saydığı eser otuzdan fazla dile çevrildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ailesi tarafından terk edilen bir çocuğun oradan oraya savruluşunun sinirleri hırpalayan hikâyesi olan Boyalı Kuş, dehşetle vahşetin,…

Yazar: franz kafka
Ceza Kolonisi'nde, çağımız insanının kaygı ve korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını, çevresiyle iletişimsizliğini ustalıkla dile getirmiş olan Franz Kafka'nın tüm anlatılarını bir araya getiren bir çalışmanın ilk kitabı. Anlatılar'ın bu ilk kitabı, Kafka'nın kitaplarında yayınladığı anlatılar ile kitaplarında yer almayan, ayrı ayrı yayınlanmış anlatıları di…

Yazar: texe marrs
Süper zenginlerin idare ettiği bir Dünya Komplosu var mı? Bu zenginlerin oluşturduğu kuvvet sahibi grup, gizemli İluminati oluşumunun adamları mı? Dünyayı hakimiyet altına alma iddiasındaki bu gücün, ülkemizi, evlerimizi, ve hatta hayatımızı tehlikeye atacak gizli gündemleri var mı? Küresel bir entrika çemberi içindeyiz de haberimiz mi yok?!. Bankacı, sanayici ve medya patronlarından oluşan ve…

Yazar: ursula k. le guin
Sanırım Yerdeniz Büyücüsünün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuz bir yaşımda tamamladım ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek. Ursula K. Le Guin

Yazar: ferhan şensoy
Bir askeri marşla açılır perde. Sofitadan büyük yıldızlı bir çerçeve iner. Kavuklu ve Kavuksuz sahnededirler. Godotgiller girir, çerçevenin arkasında yerlerini alırlar, bir askeri tablo gibidirler. Marş son bulur. İtoluit elinde kalın kara kaplı bir kitapla girer. (Kitabın Girişinden)

Yazar: slavoj zizek
Matrixi Stovenyada bir sinemada seyrederken, filmin ideal seyircisinin -yani bir budalanın-yanında oturmak gibi bir daha ele geçmez bir fırsata sahip oldum. Sağımda oturan, yirmili yaşlarının sonunda bir adam filme kendini kaptırmış, Aman Tanrım, vay be, demek ki gerçeklik mercektik yok!... gibi yüksek sesli nidalarla seyircileri habire rahatsız ediyordu. O kılı kırk yaran felsefi ya da psikanali…

Yazar: aziz nesin
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkarıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük&#…

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…

Yazar: edip cansever
Şiirler yazdım, kitaplar okudumElime bir bardak aldım, onu yeniden oydumDerinlerde kaldım böyle bir zamanKim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktanEy yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefalarıSöyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…

