
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: david gilmour
Okul Yok. İş Yok. Sorumluluk Yok. Sadece Haftada Üç Film İzlenecek. Oğlunun okulu bırakmasına izin veren birlikte haftada üç film seyretmek şartıyla- bir babanın gerçek hikayesi.

Yazar: david gilmour
Okul Yok. İş Yok. Sorumluluk Yok. Sadece Haftada Üç Film İzlenecek. Oğlunun okulu bırakmasına izin veren birlikte haftada üç film seyretmek şartıyla- bir babanın gerçek hikayesi.

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…
6/10Büyük ihtimalle seneye bu zamanlar kitabı unutmuş olacağım. Bazı anlatılanların ne derece gerçekçi olduğıyla ilgili de şüphelerim var. Diğer yandan kolay okunan eğlenceli bir romandı. İnsanların travestiler ve diğer farklı cinsel kimliklere bakışını biraz olsun olumlu etkiliyebilirse bu da bir şeydi

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: mehmet murat somer
Üstümde bornozla bilgisayarın başına geri döndüm. Midem kazınıyor ama merakım açlığımı bastırıyordu. Önce klasik yöntemlerle adresini, bağlantı bilgisayarını bulmayı denedim. Sapığım akıllıydı. Her seferinde ayrı bir gölgeden, başka bilgisayarlardan bağlanmıştı. İnternet kafeler sağ olsunlar diye düşündüm. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. İz bırakmamanın kolay yoluydu. Sıkıysa şimdi huzur bul bak…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…
7/10Aile mutluluğu ve çocuklarını korumak için ne gerekiyorsa yapan bir çifti anlatıyor. Böyle deyince alışılmış fedakarlık, sevgi ve hoşgörü dolu bir hikaye canlanabilir kafanızda ama hiç öyle değil. Yazar sık sık alıntı yaparak her mutlu aile birbirine benzer ama her mutsuz aile kendine has şekilde mu

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: herman koch
A summer's evening in Amsterdam and two couples meet at a fashionable restaurant. Between mouthfuls of food and over the polite scrapings of cutlery, the conversation remains a gentle hum of polite discourse - the banality of work, the triviality of holidays. But behind the empty words, terrible things need to be said, and with every forced smile and every new course, the knives are being sh…

Yazar: henning mankell
Emekli bir deniz subayı Stockholm yakınlarında bir ormanda kaybolur. Kurt Wallander soruşturmaya çok da karışmak istemez, zaten olay bir başka dedektifin sorumluluğunda yürütülmektedir. Ama kaybolan kişi kızının kayınpederi çıkınca işler değişir... Kural ve tüzüğe fazla aldırmayan tipik yapısıyla Wallander, kısa zamanda kendini bir başkasının sorumluluğundaki vaka üstünde o yılmaz dedektif ina…
6/10Tempo çok düşüktü. Casusluk ve polisiye diyince insan soluk soluğa bir hikaye bekliyor ama bu roman baş karakter Wallander'in öyküsüne de odaklanıyordu ve onun anıları, yaşlanma korkusu, aile ilişkileri, hastalıkları vs. tempoyu çok düşürüyordu. Wallander serisine bu kitapla başladım, meğer son kita

Yazar: henning mankell
Emekli bir deniz subayı Stockholm yakınlarında bir ormanda kaybolur. Kurt Wallander soruşturmaya çok da karışmak istemez, zaten olay bir başka dedektifin sorumluluğunda yürütülmektedir. Ama kaybolan kişi kızının kayınpederi çıkınca işler değişir... Kural ve tüzüğe fazla aldırmayan tipik yapısıyla Wallander, kısa zamanda kendini bir başkasının sorumluluğundaki vaka üstünde o yılmaz dedektif ina…

Yazar: umberto eco
Düşman Yaratmak, "rastgele yazılar"dan oluşan bir kitap. Ama, yazarın 20. yüzyılın en önemli düşünce adamlarından Umberto Eco olduğunu düşününce, bu yazıların öylesine seçilmiş konularda rastgele yazılmış yazılar olmadıkları belli. Kitabın adının kaynağı olan "Düşmanı İnşa Etmek" yazısı, New York'ta Pakistanlı bir taksi şoförünün Eco'ya sorduğu, "İtalyanların…

Yazar: umberto eco
Düşman Yaratmak, "rastgele yazılar"dan oluşan bir kitap. Ama, yazarın 20. yüzyılın en önemli düşünce adamlarından Umberto Eco olduğunu düşününce, bu yazıların öylesine seçilmiş konularda rastgele yazılmış yazılar olmadıkları belli. Kitabın adının kaynağı olan "Düşmanı İnşa Etmek" yazısı, New York'ta Pakistanlı bir taksi şoförünün Eco'ya sorduğu, "İtalyanların…