Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ece temelkuran
Çok satan Muz Sesleri kitabının yazarı usta gazeteci Ece Temelkurandan yine çok satacak, gündem oluşturacak bir roman!.. Bir kadının kalbini fena kırmış bir adam... O adamı öldürmek için çölü geçmeyi göze almış dört kadın... Düğümlere Üfleyen Kadınlar bu yolculuğun romanı. Ne kadar sevilse de tamir olmayan o yaralı coğrafyada, Ortadoğuda geçiyor. Saraylar devrilip, meydanlar dolarken soru…

Yazar: jehan barbur
Hissettiklerimiz ağızdan çıkınca, tortuları kalıyor elimizde. Hislerin ölüleri gibi duruyor sözler, asılı bir yerlere. Büyüdüm sonra, utandım büyüdüğüme... Çekmecelere yazdım, dolap raflarına. Evlerim değişti, sevdiklerim, sevmediklerim; anlattım dost sohbetlerinde; yetmedi, kendime yazdım. Mahremimdir bu size. Eski usul bir güncenin ifşası... Ne bir öyküdür ne de kişisel bir hikâye. Akıl düşümü,…


Yazar: jehan barbur
Hissettiklerimiz ağızdan çıkınca, tortuları kalıyor elimizde. Hislerin ölüleri gibi duruyor sözler, asılı bir yerlere. Büyüdüm sonra, utandım büyüdüğüme... Çekmecelere yazdım, dolap raflarına. Evlerim değişti, sevdiklerim, sevmediklerim; anlattım dost sohbetlerinde; yetmedi, kendime yazdım. Mahremimdir bu size. Eski usul bir güncenin ifşası... Ne bir öyküdür ne de kişisel bir hikâye. Akıl düşümü,…

Yazar: jean christophe grangé
Aklınızı başınızdan alacak bir insan avı Doğan güneş karardığında, Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde, Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda, Kaiken’in zamanı gelmiş demektir. Polisiye romanın en popüler isimlerinden Fransız yazar J. C. Grangé, tüm dünyada büyük yankı uyandıran son romanında okurlarını korkunç bir insan avının labirentlerinde dolaştırıyor. Başkomiser…

Yazar: jean christophe grangé
Aklınızı başınızdan alacak bir insan avı Doğan güneş karardığında, Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde, Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda, Kaiken’in zamanı gelmiş demektir. Polisiye romanın en popüler isimlerinden Fransız yazar J. C. Grangé, tüm dünyada büyük yankı uyandıran son romanında okurlarını korkunç bir insan avının labirentlerinde dolaştırıyor. Başkomiser…

Yazar: jean christophe grangé
Aklınızı başınızdan alacak bir insan avı Doğan güneş karardığında, Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde, Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda, Kaiken’in zamanı gelmiş demektir. Polisiye romanın en popüler isimlerinden Fransız yazar J. C. Grangé, tüm dünyada büyük yankı uyandıran son romanında okurlarını korkunç bir insan avının labirentlerinde dolaştırıyor. Başkomiser…

Yazar: karl olsberg
Hissedarlarına yapacağı sunumda, kurucusu olduğu yazılım şirketinin geliştirdiği ve Googlela rekabet edebilecek arama motorunu tanıtan Marc, yarattığı yapay zekânın yalnızca birkaç küçük kusuru olduğunu sanıyordu. Yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcının esrarengiz ölümünden sonra, virüsün dünyadaki internet ağına hızla yayıldığı ve ulaştığı her yerde korkunç bir kaos ve yıkım yarattığı…



Yazar: karl olsberg
Hissedarlarına yapacağı sunumda, kurucusu olduğu yazılım şirketinin geliştirdiği ve Googlela rekabet edebilecek arama motorunu tanıtan Marc, yarattığı yapay zekânın yalnızca birkaç küçük kusuru olduğunu sanıyordu. Yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcının esrarengiz ölümünden sonra, virüsün dünyadaki internet ağına hızla yayıldığı ve ulaştığı her yerde korkunç bir kaos ve yıkım yarattığı…

Yazar: ayşe kulin
Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı. Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı dö…

Yazar: ayşe kulin
Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı. Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı dö…

Yazar: dan brown
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bi…

Yazar: dan brown
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bi…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…
10/10
Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…

Yazar: alpay erdem
Neredebir, tutmak istediği evin önünde emlakçıyı beklerken kaldırıma oturan bir insan var, kim ne derse desin, orada, çok ama çok güzel bir insan var. Onun saçları hafiften ibibik, bacakları boyuna oranla inceden kısa. Hayatta da çok az şeyden korkarım, bar ortamına dans ederek ve o anda çalan İngilizce şarkıya yüz elli kiloluk ağzıyla gürültülü bir şekilde eşlik ederek giren teyzeden korktuğu…
