
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: stephen king
Eğlence Parkı Büyük usta Stephen Kingden bir başyapıt daha! En katı yüreklileri bile derinden etkileyecek bir roman... Üniversite öğrencisi Devin Jones, o yaz kalbini kıran kızı unutmak umuduyla Eğlence Parkında geçici bir işi bulur. Ne var ki onu dehşet verici olaylar beklemektedir: Vahşi bir cinayete dair efsaneler, ölmekte olan bir çocuğun kaderi, hayatın karanlık gerçekleri ve ölümde…

Yazar: neil gaiman
Bir kelebeğin kanatları kadar narin ve hüzünlü. Karanlıktaki bir bıçak kadar tehditkâr ve korku verici. Neil Gaiman, sarsıcı eseri Yolun Sonundaki Okyanus'ta, insanı insan yapan tüm duyguları ortaya çıkarmakla kalmayıp, okurlarını onları çevreleyen karanlıklardan korunmaları için geçmişin sığınağına davet ediyor. Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün asl…

Yazar: yaşar kemal
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı. Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, "Alamancı" bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son dere…

Yazar: bruno schulz
Yazdıkları modern dünyanın habercisi olarak nitelenen, öyküleri (yeniden) keşfedildiği altmışlı yıllarda sansasyon yaratan -Kafkanın unutulmuş rakibi- Bruno Schulzun bütün öyküleri ilk kez Türkçede. Tarçın Dükkanları - Bütün Öyküleri, Polonyanın en önemli yazarlarından biri olan Bruno Schulzun Tarçın Dükkanları, Kum Saati Burcundaki Sanatoryum adlı öykü kitaplarındaki öyküleriyle, bağımsız olarak…

Yazar: peyami safa
Eşsiz kıvraklıktaki psikolojik tahlillerle karakterlerini ve okuyucularını insan tabiatının birbirine en zıt hallerinde dolaştıran bir romandır. Kitabın teklifler, tehditler, tehlikeler ve ihtimaller arasında bocalayıp duran romancı kahramanı sanki yazarın kendisidir. Ferdin tereddüt karşısındaki dramını ele almıştır. “Ne ret, ne kabul: tereddüt. "... hakikatte sen de tereddüt ediyorsun:…

Yazar: william shakespeare, paul duffıeld
Fırtına, Shakespeare'in veda oyunu olarak kabul edilir. Shakespeare oyundaki Prospero karakteriyle kendini özdeşleştirmiştir. Nasıl Prospero adadaki yaşamın iplerini elinde tutup büyü gücüyle yaşama yön verirken, bu gücünü bırakıp adadan ayrılıyorsa, Shakespeare de tiyatro yaşamının iplerini elinde tutup sanatıyla hayata yön verirken tiyatroyu bırakıyor. Shakespeare bu oyunda doğa ile sanat…

Yazar: deniz tarsus
Hava gitgide ağırlaşıyor. Her adım ve adımda. Omuzlarım, boynum ve sırtım. Ağır. İlerledikçe ağaçlar sıklaştı. Dağ yamacından vadiye eğiliyorum. Hiç rüzgâr yok. Biraz daha ilerlediğimde sise gömülüyor ayaklarım. Sonradan fark ediyorum, ağzına, dişlerinin arasına sıkıştırdığı dev kaya, vadinin yutkunmasına engel oluyor. Rüzgârdan gizlediği vadiyi beyaz duvakla süslüyor. Genç öykücü Deniz Tarsu…

Yazar: leon bloy
Bloy, okuyucunun ruhsal durumuna göre çekilmez ya da harika sayılabilecek benzersiz bir üslup geliştirmiştir. Her iki durumda da yazın sanatının en canlı üsluplarından biridir bu. Bloyun üstadlarından Carlyle, evrensel tarihin, durmaksızın okumak ve yazmak zorunda olduğumuz ve başkalarının da bizleri yazdığı bir kitap olduğunu yineler; hayalci Swedenborg, hayvan, bitki ya da mineral gibi çevremiz…

Yazar: leon bloy
Bloy, okuyucunun ruhsal durumuna göre çekilmez ya da harika sayılabilecek benzersiz bir üslup geliştirmiştir. Her iki durumda da yazın sanatının en canlı üsluplarından biridir bu. Bloyun üstadlarından Carlyle, evrensel tarihin, durmaksızın okumak ve yazmak zorunda olduğumuz ve başkalarının da bizleri yazdığı bir kitap olduğunu yineler; hayalci Swedenborg, hayvan, bitki ya da mineral gibi çevremiz…

Yazar: giovanni papini
Kişilerin, sırasıyla canlandırdıkları kurmacaların dışında yaşamadıkları olgusunu öne sürerek eleştirebiliriz Papini'yi. Bu, yazarımızın onulmaz bir biçimde bir ozan olduğunu, kahramanlarının birçok değişik ad altında, onun kendi beninin yansımaları olduklarını söylemenin bir başka biçimidir. Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler,…
9/10Deli gibi ilham aldığım öyküler oldu. Bunu görmelisiniz.

Yazar: giovanni papini
Kişilerin, sırasıyla canlandırdıkları kurmacaların dışında yaşamadıkları olgusunu öne sürerek eleştirebiliriz Papini'yi. Bu, yazarımızın onulmaz bir biçimde bir ozan olduğunu, kahramanlarının birçok değişik ad altında, onun kendi beninin yansımaları olduklarını söylemenin bir başka biçimidir. Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler,…

Yazar: giovanni papini
Kişilerin, sırasıyla canlandırdıkları kurmacaların dışında yaşamadıkları olgusunu öne sürerek eleştirebiliriz Papini'yi. Bu, yazarımızın onulmaz bir biçimde bir ozan olduğunu, kahramanlarının birçok değişik ad altında, onun kendi beninin yansımaları olduklarını söylemenin bir başka biçimidir. Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler,…

Yazar: jack london
Jack Londonın dünyasında birbirine karşıt iki öğreti buluşmuş ve kaynaşmıştır: Yaşam mücadelesinde en güçlü olanın ayakta kalacağını savunan Darwinin öğretisi ve sonsuz insan sevgisi. Jack London tensel ve tinsel yaşamı son damlasına kadar tüketerek kırk yaşında öldü. Bu yaşamlardan hiçbiri ona tam anlamıyla doygunluk sağlamadı ve ölümde hiçin karanlık görkemini aradı. Bu kitap için yazarın yeten…

Yazar: giovanni papini
Kişilerin, sırasıyla canlandırdıkları kurmacaların dışında yaşamadıkları olgusunu öne sürerek eleştirebiliriz Papini'yi. Bu, yazarımızın onulmaz bir biçimde bir ozan olduğunu, kahramanlarının birçok değişik ad altında, onun kendi beninin yansımaları olduklarını söylemenin bir başka biçimidir. Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler,…

Yazar: leon bloy
Bloy, okuyucunun ruhsal durumuna göre çekilmez ya da harika sayılabilecek benzersiz bir üslup geliştirmiştir. Her iki durumda da yazın sanatının en canlı üsluplarından biridir bu. Bloyun üstadlarından Carlyle, evrensel tarihin, durmaksızın okumak ve yazmak zorunda olduğumuz ve başkalarının da bizleri yazdığı bir kitap olduğunu yineler; hayalci Swedenborg, hayvan, bitki ya da mineral gibi çevremiz…

Yazar: orhan duru
Tam 50 yıl önce, Türk öykücülüğü büyük bir kırılma yaşadı. Anlatılanlar, üsluplar, kaygılar ve yapılan edebiyat büyük bir değişime uğramış, gerek Avrupanın etkisi gerekse ülkenin içinde bulunduğu durum, hem Türkçeyi hem de öyküyü farklı şekillerde yoğurmuştu. Bu öyle bir dönemdi ki o zaman ilk kitaplarını yayınlayanlar 50 Kuşağı Öykücüleri olarak anılmaya başladılar. Sel Yayıncılık, bu çok önemli…



Yazar: orhan duru
Tam 50 yıl önce, Türk öykücülüğü büyük bir kırılma yaşadı. Anlatılanlar, üsluplar, kaygılar ve yapılan edebiyat büyük bir değişime uğramış, gerek Avrupanın etkisi gerekse ülkenin içinde bulunduğu durum, hem Türkçeyi hem de öyküyü farklı şekillerde yoğurmuştu. Bu öyle bir dönemdi ki o zaman ilk kitaplarını yayınlayanlar 50 Kuşağı Öykücüleri olarak anılmaya başladılar. Sel Yayıncılık, bu çok önemli…

Yazar: orhan duru
Tam 50 yıl önce, Türk öykücülüğü büyük bir kırılma yaşadı. Anlatılanlar, üsluplar, kaygılar ve yapılan edebiyat büyük bir değişime uğramış, gerek Avrupanın etkisi gerekse ülkenin içinde bulunduğu durum, hem Türkçeyi hem de öyküyü farklı şekillerde yoğurmuştu. Bu öyle bir dönemdi ki o zaman ilk kitaplarını yayınlayanlar 50 Kuşağı Öykücüleri olarak anılmaya başladılar. Sel Yayıncılık, bu çok önemli…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…