
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: oya uysal
Döndün yine yüzünde kırık bir gülümseme, yorgun,bakışlardaki hasetten gördün ve bildin işte, zoruna gitse de gururdan ibaret ruhunun.Şimdi sen adının ardında bir soru imi, kibrinle çevrilmiş bahçende gezinistenmeyeni oldun nasıl olsa herkesin.

Yazar: ümit yaşar oğuzcan
Gelme diyecektim, geldin. İyi ettin geldiğine. Nerdeyiz? Bir şehir yanıyor, dikkat et. Tutuşabiliriz, işte ilk ateş gözlerine düştü, sonra dudaklarına, saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. Yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz. Aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. Yine de memnunum, iyi ettin geldiğine. Taş olup kalmaktansa, ağaç olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini. Öpüşmeye s…

Yazar: jack london
Jack London (1876 - 1916), kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş Amerikalı yazarlardan biridir.ABDnin hemen her yerini gezdi. İktisadi bunalımın doğurduğu güç koşullarla karşı karşıya kaldı, bir süre hapis yattı ve 1894te militan bir sosyalist oldu. Martin Edende anlattığı gibi, yazar olabilmek için büyük bir iyimserlik ve enerjiyle çalıştı.Martin Eden, hayatı denizcilikle geçen, 19 - 20 yaş…

Yazar: franz kafka
Kafka Milena'yı 1919 sonbaharında Prag'da tanıdı. Ortak dost ve tanıdıkların bir araya geldiği bir kafede gerçekleşen tanışmada Milena,' Kafkaya öykülerini Çekçeye çevirmek istediğini açıkladı. Bu da, büyük bir tutkuyu içeren bir ilişkinin, bu kitaptaki mektupları borçlu olduğumuz bir sevgi ilişkisinin başlangıcı oldu. Kâmuran Şipal'in çevirisiyle sunulan Milena'ya Mektup…

Yazar: franz kafka
Kafka Milena'yı 1919 sonbaharında Prag'da tanıdı. Ortak dost ve tanıdıkların bir araya geldiği bir kafede gerçekleşen tanışmada Milena,' Kafkaya öykülerini Çekçeye çevirmek istediğini açıkladı. Bu da, büyük bir tutkuyu içeren bir ilişkinin, bu kitaptaki mektupları borçlu olduğumuz bir sevgi ilişkisinin başlangıcı oldu. Kâmuran Şipal'in çevirisiyle sunulan Milena'ya Mektup…

Yazar: erdal öz
Yorgunlar, 1954-1958 yılları arasında yazılmış sekiz öyküyü bir araya getiriyor. Kitabın ilk öyküsü, 1954 yılında, on dokuz yaşında bir yazarın kaleminden çıkmış. Dönemin edebiyat eleştirmenleri tarafından övgüyle sözü edilen Yorgunlar, edebiyat anlayışları bir olmasa da dilde, kurguda yenilik arayan 50 Kuşağının ruhunu yansıtıyor: Son derece özenli bir Türkçe ve olağanüstü bir edebî duyarlılık.…

Yazar: oya uysal
Döndün yine yüzünde kırık bir gülümseme, yorgun,bakışlardaki hasetten gördün ve bildin işte, zoruna gitse de gururdan ibaret ruhunun.Şimdi sen adının ardında bir soru imi, kibrinle çevrilmiş bahçende gezinistenmeyeni oldun nasıl olsa herkesin.

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Bir yanda budala, anlamsız, önemsiz, hastalıklı, herkese yarardan çok zararı dokunan, niçin yaşadığını kendi de bilmeyen, yarın nasıl olsa ölecek bir kocakarı; öte yanda yardım görmedikleri için boş yere sıkıntı çeken körpe güçler.Kocakarıyı öldür, parasını al, sonra bu parayı tüm insanlığın yararına harca. Bir hayırlı ölüme karşı binlerce yaşam.Kocakarıyı öldürdükten sonra paraya el sürmeden ruh…

Yazar: sabahattin ali
Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyo…

Yazar: sabahattin ali
''İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama la…

Yazar: jerome david salinger
Glasslar; öncesi, savaş ve sonrası ile 2. Dünya Savaşının yaralanmış kuşağının yedi tuhaf kardeşli tipik bir ailesi... Ölümler, intiharlar, güvence aranan mistik savruluşlar ve aşklar arasında, hayatla yaşanan yüksek voltajlı ve suskun uyumsuzluklar, sessiz çıldırma eşikleri... Biz dördümüz, birbirimize yakın kan bağıyla bağlıyız ve bir tür deruni aile diliyle, iki nokta arasındaki en kısa mesafe…

Yazar: nazan bekiroğlu
Nasıl herkese duyuruyum da sesimi diyeyim: Bu anlattığınız ben değilim. ben bu anlattığınız değilim. Yusufu ben nasıl yerim? Ben Yusufu nasıl yerim? Sözünün bu kısmına gelince kurt. nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü. ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti:Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. alnı…

Yazar: halil inalcık
Devlet-i Aliyye, Osmanlı tarihçiliğinin çağımızdaki en büyük isimlerinden Halil İnalcıkın yarım yüzyılı aşan çalışmalarının bir ürünü. Eserin bu ilk cildi, Osmanlı Devletinin bir beylikten Orta-Doğu ve Balkanları hükmü altına alan güçlü ve köklü bir imparatorluk haline gelişine odaklanıyor.İnalcık Osmanlı Klasik Dönemini sadece siyasi tarih olarak ele almıyor. Siyasi tarihin toplumsalekonomik a…

Yazar: halil inalcık
Osmanlı İmparatorluğu'nun gerçek tarihini Prof. Dr. Halil İnalcık'ın kaleminden okuyun. Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı'nın devlet politikası, diplomatik ilişkileri ve Avrupa'ya karşı verdiği savaşların detayları... Bir Osmanlı Padişahı nasıl yetişir, ne gibi özelliklere sahiptir ve kendini nasıl geliştirir, yönetim biçimini nasıl belirler, Fatih Sultan Mehmet, Kanun…

Yazar: mustafa armağan
Farklı ve aykırı yorumlarıyla tarih alanında en çok okunan yazarlardan olan Mustafa Armağan bu kez özgün bir eserle çıkıyor karşınıza. Sizi sarayın mahrem dünyasına götürüyor. Bütün kapılar kapandığında kendisiyle baş başa kalan padişahların kişisel dünyalarını açıyor önünüze.Osmanlının Mahrem Tarihi, görünen tarihin görünmeyen yüzünü aralayan ufuk açıcı bir çalışma. Zevkli üslubu, yüzlerce kayna…

Yazar: mustafa armağan
Fatih Sultan Mehmed, yalnız Kostantiniyyeyi feth ederek büyük müjdeye mazhar olmakla kalmamış, Osmanlı Devletini bir cihan devleti haline getiren padişah olarak da tarihe geçmiştir. Onun fethi, mekânla birlikte zamanı da kapsadığı içindir ki, bizimle beraber yaşamaktadır. Kırım ile İtalya (Otranto) onun avucundaki çizgilerde birleşir, Tuna ile Fırat onun kalbinden geçerek birbirlerine akmaya başl…

Yazar: mustafa armağan
İnsanlar şehre soru sorduğunda şehir olumsuz cevaplar gönderir de, şehirler insana soru sormaya kalktığında neler olur? Hele bu soru hayatın, arzuların, hatıraların, rüyaların, hülyaların, mazi hasretinin, ocağında korlaşmış ateşten cümlelerle üflenmişse canevine kişinin, ömür boyu şehrin önüne açıp açıp kapattığı bulmacaları çözmekle uğraşmaya mahkumdur. Her adımda yeni sürprizlerin, yeni duygul…

Yazar: asaf atalay yılmaz
"Peki insanlık tarihiyle başlayan din olgusu nasıl oluştu? Veya oluşturuldu? Zira bütün kainatı yaratan Yüce Allah insanları kendisini tanıtma adına ayrı ayrı dinsel inanışlar icat edip sonra birbirlerini katletmelerini mi buyurdu? Bir taraftan tek Tanrılı dinlerin temel ilkesi olan "Heğimiz Adem ve Havva`dan geldik hepimiz kardeşiz" ilahi konseptiyle, diğer taraftan da insan nefsi…

Yazar: ayşegül çelik
Ayşegül Çelikten aklımızın içindeki ağrıya yüzdürülen kâğıt gemiler... Yazar, bu topraklara ince ince sinmiş hikâyeleri içimize işleyen, kalbimizi burkan bir merhametle ve büyük bir ustalıkla anlattığı Kâğıt Gemilerle 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülünü aldı.

Yazar: sâdık hidâyet
Yazdıklarında yarattığı Kafkaesk dünyayla modern İran edebiyatının kurucularından sayılan Sâdık Hidâyetten Türkçede ilk çeviri Varlık dergisinin 1 Aralık 1957 tarihli sayısında çevirmen adı belirtilmeden yayımlanan Üç Damla Kan öyküsüydü (1957). Yirmi yıl sonra ise başka bir öyküsü, bu kez Behçet Necatigilin çevirisiyle, Türkçeye kazandırıldı: Sahipsiz Köpek (Varlık, Aralık 1977).Necatigilin değe…





