
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ethem emin nemutlu
Her şey güzel derken başına öyle şeyler gelir ki “Yandım!” dersin, “Bittim!” Düşersin… İşte o an, içindeki iyilik çıkıp gelir ve kapını çalar. “Kalk!” der, “kalk!” Tutar elinden, karanlığı yırtar ve seni güzel günlere götürür. Korku nedir bilmez iyilik. Aydınlık, karanlıktan korkar mı hiç? İyilik adına yanan ateşi, kötülük söndürebilir mi hiç? Kötü günler ile karşılaştığında kimseye ihtiyacın…
5/10
Yazar: ethem emin nemutlu
Her şey güzel derken başına öyle şeyler gelir ki “Yandım!” dersin, “Bittim!” Düşersin… İşte o an, içindeki iyilik çıkıp gelir ve kapını çalar. “Kalk!” der, “kalk!” Tutar elinden, karanlığı yırtar ve seni güzel günlere götürür. Korku nedir bilmez iyilik. Aydınlık, karanlıktan korkar mı hiç? İyilik adına yanan ateşi, kötülük söndürebilir mi hiç? Kötü günler ile karşılaştığında kimseye ihtiyacın…

Yazar: ethem emin nemutlu
Her şey güzel derken başına öyle şeyler gelir ki “Yandım!” dersin, “Bittim!” Düşersin… İşte o an, içindeki iyilik çıkıp gelir ve kapını çalar. “Kalk!” der, “kalk!” Tutar elinden, karanlığı yırtar ve seni güzel günlere götürür. Korku nedir bilmez iyilik. Aydınlık, karanlıktan korkar mı hiç? İyilik adına yanan ateşi, kötülük söndürebilir mi hiç? Kötü günler ile karşılaştığında kimseye ihtiyacın…

Yazar: gianni rodari
Milanodaki sıradan bir evde yaşayan sekiz yaşındaki Giampiero Binda televizyon izlemeye çok düşkündür. Bir gün yine yeşil koltuğunda oturmuş, en sevdiği dizilerden birini beklerken, bacaklarında içten gelen, tatlı bir kaşıntı hisseder. Derken, karşı koyamadığı tuhaf bir güç tarafından çekilmeye başlar, koltuğundan yükselir, fırlamaya hazır bir füze gibi havada salınır ve kendini televizyonun tam…

Yazar: ayşe kulin
Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken... Daha sonra yüzleşirken... Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda... Kendimle barışırken... Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken... Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken... Yoruldum! Acımasız günlerin gölgesinde geçen çocukluğunun yaralarını sarmak ve geçmişini silmek için İstanbul…
8/10
Yazar: ayşe kulin
Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken... Daha sonra yüzleşirken... Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda... Kendimle barışırken... Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken... Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken... Yoruldum! Acımasız günlerin gölgesinde geçen çocukluğunun yaralarını sarmak ve geçmişini silmek için İstanbul…

Yazar: ayşe kulin
Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken... Daha sonra yüzleşirken... Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda... Kendimle barışırken... Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken... Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken... Yoruldum! Acımasız günlerin gölgesinde geçen çocukluğunun yaralarını sarmak ve geçmişini silmek için İstanbul…

Yazar: tuba ezici
Neden mi otuzundan sonra? Çünkü kadın dünyadaki tüm acıları, tüm tecrübeleri, tüm zevkleri bu yaşa kadar deneyimledi ve adına “erkek” denilen fakat birçoğunun “adam” diye bile tanımlanamayacağı o iki ayaklı, sözde kalp ve beyin taşıyan fakat bu ikisi arasındaki dengeyi kurmakta oldukça zorlanan varlıklar olmadan da hayata devam edilebileceğini ve kendi ayakları üzerinde durabileceğini otuzu…
5/10
Yazar: tuba ezici
Neden mi otuzundan sonra? Çünkü kadın dünyadaki tüm acıları, tüm tecrübeleri, tüm zevkleri bu yaşa kadar deneyimledi ve adına “erkek” denilen fakat birçoğunun “adam” diye bile tanımlanamayacağı o iki ayaklı, sözde kalp ve beyin taşıyan fakat bu ikisi arasındaki dengeyi kurmakta oldukça zorlanan varlıklar olmadan da hayata devam edilebileceğini ve kendi ayakları üzerinde durabileceğini otuzu…

Yazar: tuba ezici
Neden mi otuzundan sonra? Çünkü kadın dünyadaki tüm acıları, tüm tecrübeleri, tüm zevkleri bu yaşa kadar deneyimledi ve adına “erkek” denilen fakat birçoğunun “adam” diye bile tanımlanamayacağı o iki ayaklı, sözde kalp ve beyin taşıyan fakat bu ikisi arasındaki dengeyi kurmakta oldukça zorlanan varlıklar olmadan da hayata devam edilebileceğini ve kendi ayakları üzerinde durabileceğini otuzu…

Yazar: ezgin kılıç
Kalbimi alçıya aldırmak istiyorum bugünlerde... Sahi alçı tutar mı kalp kırığını? Kemik bile aynı yerden tekrar kırılmazken nasıl olur da bir kalp aynı yerden defalarca kırılabilir anlamıyorum... Ama olsun... Sevdada yanıp har olmak da var, sönüp kül olmak da... Ama bazı yaraları gizleyebilecek kadar büyük bir sargı yok ne yazık ki ve bazı acıların dinmesine yetecek kadar da uzun bir ömür...…


Yazar: ezgin kılıç
Kalbimi alçıya aldırmak istiyorum bugünlerde... Sahi alçı tutar mı kalp kırığını? Kemik bile aynı yerden tekrar kırılmazken nasıl olur da bir kalp aynı yerden defalarca kırılabilir anlamıyorum... Ama olsun... Sevdada yanıp har olmak da var, sönüp kül olmak da... Ama bazı yaraları gizleyebilecek kadar büyük bir sargı yok ne yazık ki ve bazı acıların dinmesine yetecek kadar da uzun bir ömür...…





