
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Zar Adam
Başlarda eğlenceli görünse de bir yerden sonra bunaltan gereksiz kitap...
Baskı: Vampirle Görüşme (Vampir Günlükleri, #1)
Bütün ergen karakterli vampir kitaplarını unutun... Bütün o insanlara aşık olan, (bir hamburgere aşık olmak gibi bir şey sanırım onlara göre:) insancıl, romantik vampirleri unutun... Vampirlerin gerçek dünyasına girmeye hazırsanız, bir vampirin gözünden görmek istiyorsanız dünyayı ve insan ilişkilerini pardon vampir ilişkilerini Anne Rice'ın dünyasına hoş geldiniz... Anne Rice'ın Vampire Chronicles, Türkçesiyle Vampir Günlükleri serisinin ilk kitabı Vampirle Görüşme bitti... Konudan ufacık bahsetmek gerekirse gazeteci genç çocuk bir vampirle aynı odadır. Amaç ise onunla röportaj yapmak... Ses kayıt cihazı ortalarında, vampir birkaç yüzyılı kapsayan yaşamını anlatmaya başlar... Louis'dir bu vampir... Vampirden çok insancıl (ne kadar insancıl olursa olsun aklınızdaki en vahşi vampirlerden birine eşdeğer muhtemelen) olan Louis, onun uçarı, bencil, burnu havada dönüştürücüsü Lestat ve ufacık bir çocuk bedenine hapis, hiç büyüyemeyeceğinin farkında olmanın hırçınlaştırdığı Claudia... Ve kitabın sonunda akıllarda bir esrar perdesi bırakarak giden çekici Armand... Louis ve Claudia'nın yollara düşmesine neden olan o arayış... Kendi gibileri, ama kendilerinden daha bilge olanları bulma ihtiyacı... Romantizm, insanla kaynaşma, lisede geçen ergen muhabbetleri bekliyorsanız kesinlikle okumayın... Ben severek okudum...
Baskı: Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades, #2)
Normalde huyum değildir ama uzun bir yorum olduğu için: http://benherneysemo.blogspot.com/2012/11/karanlgn-elli-tonu-e-l-james.html
Baskı: Cerrah (Rizzoli & Isles, #1)
Kitapla ilgili çok olumlu yorumlar okumuştum. Açıkçası merak ediyordum. Özellikle yazarın polisiyeyi bir Dahiliye Doktoru olarak bir doktorun gözünden nasıl işleyeceğini, seri katili nasıl anlatacağını merak ediyordum... Ama beni inanılmaz hayal kırıklığına uğrattı ( sanırım biraz da beklentim yüksek diye oldu bu.) çünkü kitaptan pek zevk alamadım... Kitabın konusuyla başlarsak, bir seri katil romanı. Cerrah adını verdikleri seri katil tecavüze uğramış kadınları seçiyor. Onlara önce işkence yapıyor, rahimlerini çıkarıyor ve boğazlarını keserek öldürüyor. Ve daha önce Savanah'da Cerrah'ın saldırısına uğramış Dr. Catherine Cordell onu vurarak öldürmüş, kendine Boston'da yeni bir hayat kurmuştur. Ancak Cerrah'ın cinayetleri kaldığı yerden, bu sefer Boston'dan devam etmektedir. Bu kişi kimdir? Cerrah bir yandan Catherine'e mesajlar yollayıp, diğer yandan öldürmeye devam ediyordur. Polislerimiz bu kişinin peşine düşer. Bayan polis karakterinin verdiği mesajlar çok hoşuma gitti... Bazı yerlerde malesef sıkıldım, olaylar inanılmaz düşündürücü gelmedi yani olaylar çözüldüğünde "Vay be!" demedim! Gerçi katil uşakmış tadındaki polisiyelerden tabi ki daha üst ve değişikti ama çok şaşırıp etkilenmedim. Catherine karakteri beni biraz boğdu sanırım... Kitapla ilgili hoşuma giden, severek okuduğum ve yazımını oldukça yaratıcı bulduğum şey ise katilin de düşüncelerine yer verilmesiydi. Bu kısımları başarılı ve etkileyici buldum, gerçekçiydi... Tess'in en güzel kitabı yorumlarından sonra da elimdeki kitaplara tereddütle yaklaşıyorum, en güzeli buysa?? diye... Umarım diğer kitaplar beni şaşırtır.
Baskı: Baştan Çıkartan Aşk
6 yıl sonra memleketinize döndüğünüzde yıllardır görmediğiniz nişanlınızın herkesin dilinde olduğunu, hemen hemen bütün bekar erkeklere bir öpücük vermiş olduğunu duysanız, üstüne ilk karşılaşmanızda onu başka bir erkekle öpüşürken yakalasanız tepkiniz ne olurdu? Vikontumuz Camden Brackley ile kızımız Mirabella Whittingtam aileleri uygun gördüğü için ki en çok da Camden'in ailesi maddi sıkıntılar içinde olduğu için nişanlanmışlardır. Daha önce birbirlerini hiç görmemişlerdir. Camden hem bu ortamdan uzaklaşmak, hem de bir umut ailesini maddi sıkıntıdan kurtarabilmek için Amerika'ya tersanede çalışmaya gider. 6 yıl sonra döndüğünde ise yukarıda bahsettiğim manzara ile karşılaşır. Aslında Mirabella iffetsiz biri değildir. Sadece birini aramaktadır. Eğlenceli bir kitaptı... :)
Baskı: Gizli Miras
Bu kitabı aslında Türk işi polisiye olarak düşünüp almıştım. Özellikle arka kapak yazısına da vurulmuştum. Çok merak ettirmişti ve arka kapağı kim yazdıysa işinin ehliymiş bunu söyleyebilirim. Beni cezbetti çünkü... Gizli Miras öyle gibi görünse de polisiye değildi. Daha çok bir intikam hikayesiydi. Yazarın sanırım ilk kitabı çünkü üslubunu malesef biraz zayıf buldum. Sanki yazar rotasını bilmeden bir yola çıkmış da süreç boyunca sürekli karar değiştirip yalpalamış gibi geldi bana. Karakterleri de malesef pek benimseyemedim. Çünkü derin işlenmemişlerdi, yüzeyseldiler. Galip ve kuzenini bu kategoriye koyabilirim. Benim ısındığım tek karakter Galip'in babasıydı. Ona daha fazla yer verilmesini ve derinlemesine okuyabilmeyi isterdim. Her şeye rağmen sonunu sevdim. Tamamen umutsuz değilim. Çünkü kitaptaki ana kurguyu, işlenmek istenen fikri anladığımı düşünüyorum. Sadece işlenmesinde hatalar vardı bence. Daha ilk kitap olduğu düşünülürse okuyucunun gözünü tırmalayan bu gibi şeyler, ince bir çalışmayla giderilebilir. Kendisine yeni çıktığı yolda başarılar diliyorum...
Baskı: Çirkin
Amber ve parfüm malzemeleri hakkında bol bol bilgi sahibi olduğum kitap :) Kızım şımarıklığının tüm çileden çıkarmalarına rağmen eğlenceli bir kitaptı...
Baskı: Sweeney
Bana hep Linda Howard'ın tarzı başka derlerdi de inanmazdım. Açıkçası hemen her tür kitap okuyan biri olarak benim için tam bir karma eserdi ortaya karışık tadında. Hem bir Aşk kitabı, hem bir nevi Fantastik, hem de polisiyeydi. Kitaba adını veren Paris Sweeney ilgisiz ailesiyle bağlarını koparmış, yalnız yaşayan, ressam bir kızımız. Yaşadığı küçük kasabada bir süre önce lösemiden ölen komşu çocuğunu süpermarkette annesinin peşinden giderken görür. Flu bir silüet olarak... Bunun bir hayalet olduğunu anlar. Kızımız hayaletleri görmektedir. Küçük bir kasabada hayaletlerle konuşmaya başlayınca dikkat çekince, New York'a taşınır. En azından New York'taki hayaletler dost canlısı değillerdir. Burada resimlerini arkadaşı Candra'nın galerisinde satarak geçinmekte, Candra'nın eşi Richard'ın sahibi olduğu apartmanın bir dairesinde kiracı olarak kalmaktadır. Bu arada arkadaş dediysek pek de canciğer değillerdir, tamamen iş ilişkisi... Kızımızın hayalet görmekten başka trafik ışıklarını yeşile döndürme ( İstanbul trafiğinde ne kadar iyi olurdu) gibi pratik de bir sürü yeteneği vardır. Ama asıl yeteneğini her sabah gördüğü sosisçinin cinayet sahnesini çizdiğinde keşfeder. Bu çizim translarından sonra girdiği üşüme krizlerinden birinde Richard'la yakınlaşır. (Richard'ın Sweeney'i ısıtışına bayıldım.:) Kızımız kendini bir yandan Richard'la Candra'nın boşanma çekişmelerinin içinde, diğer yanda ise katilin peşinde iz sürerken bulur. Olaylar arap saçına döner... :) Linda Howard'ın kalemini ve ortaya karışık tarzını sevdim...
Baskı: Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi
Hediye geldiği için okuduğum boş kitap...
Baskı: Martı Jonathan Livingston
Tamam bizlere mücadele azmi, diğerlerinden farklı da olsa isteklerimiz çabalamayı öğretiyordu sözde ama çok erken mi okudum çok geç mi bilmiyorum, sıkılmıştım...
Baskı: Anne Frank'ın Hatıra Defteri
2. Dünya Savaşı sırasında Yahudi bir ailenin yaşadıklarını anlatan evin küçük kızının günlüğü... Gerçek, etkileyici ve çarpıcı bir hikaye... Ben lisede ingilizcesini okumuştum, güzeldi...
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Birinci kitaba göre çok daha heyecanlandığım, Katniss 'in ikilemleri arasında bocaladığım güzel bir kitaptı... Çok da heyecanlı bir yerde bitti :) Hadi bakalım...
Baskı: Ayşe`nin Günleri
Çocukluk baş ucu kitabım... Burada gördüğüme sevindim :)
Baskı: Maskeli Balo (Warenne Dynasty, #5)
Son zamanlarda okuduğum en iyi historical romance'lardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim... Ve içimi en çok burkanlardan... Brenda Joyce'un kalemi inanılmaz güçlü... Öncelikle konudan bahsedersek Elizabeth Anne Fitzgerald ailesindeki 3 kızın içinde en kitap kurdu ve sessiz olanıdır. Ailenin en güzeli ise büyük ablası Anna'dır. Lizzie çocukluğundan beri Tyrell de Warren'i sevmektedir. Bu aşkın başlayışı ise en sevdiğim sahnelerden biridir... Lizzie ailesiyle pikniğe gider, yaşı henüz küçücüktür. Çocuklardan biri elindeki kitabı ilerideki nehre atar... Lizzie kitabı almak için suya koşar ancak yüzme bilmemektedir. Arkadaşlarıyla yüzmeye gelen Tyrell onu kurtarır. Gözlerini açan Lizzie daha o anda Tyrell'dan etkilenir ve sorar: "Sen prens misin?" Tyrell cevap verir: "Hayır,prens değilim ufaklık..." Ve kızımız yıllarca Tyrell'a olan aşkını büyütür. Tyrell'ın ailesi çok zengindir. Fitzgerald'lar ise fakir düşmüşlerdir. Lizzie'nin Tyrell'la bir sonraki karşılaşması eli yüzü çamur içindeykendir. Bir sonraki ise Maskeli Balo'da. Bu balo Tyrell'la Lizzie'nin flört ettiği kısımdır, Tyrell Lizzie'yi gece yarısı arka bahçeye davet eder, Lizzie'nin içi içine sığmaz çünkü herkes ona bu sevdayı unut demiştir. Gece yarısına yakın ablası Anna gelir, üzerine bir şey dökülmüştür. Lizzie'yle kıyafetlerini değiştirirler ve Lizzie hayallerine veda ederek balodan ayrılır. Anna ise o gece hamile kalır. Anna sanırım kitapta en nefret ettiğim karakterdi. Sürekli herkesle cilveleşip ardından Lizzie'nin yıllardır sevdiği kişiye bile yanaşacak kadar adi bir karakter. O hamile kalır ancak sevdiği gençle evlenebilmesi için çocuğu Lizzie sahiplenir. Birkaç yıl sonra Lizzie kucağında onun olduğunu iddia ettiği bir bebekle Tyrell'ın kapısına dayanırsa sizce ne olur? Çok başarıyla kurgulanmıştı ve yazarın kalemini ben çok beğendim... Her kısımda beni heyecanlandırmayı ve etkilemeyi, içimi sızlatmayı başarmıştı. Anna harika bir evlilik yapıp mutlu olurken her cefayı Lizzie'nin çekmesi beni deli etti. Yazarın kılıçtan keskin kalemiyle onun cezasını kesmesini bekledim. Beni tek hayal kırıklığına uğratan kısım ise çocuğun babasını öğrendiğim kısımdı sanırım. Kitabın sonuna kadar hep bir şey olur diye bekledim açıkçası... Tyrell harika bir karakter. Lizzie ise bir sabır abidesi. Anna gelip bana senin yıllardır sevdiğin erkeği ayarttım naberrr? dese onu diyecek ağız yüz bırakmazdım sanırım onda. Lizzie'nin o sabrı beni delirtti. Ben tee kitaptan parmaklarımı uzatıp gözlerini oyuvermek istedim yellozun... Velhasılı kelammm yazarın anlatımına bayıldımmm. Bundan önce çıkan Bir Avuç Aşk kitabını malesef ki okuyamadım ama yazar kesinlikle benim itinayla takip edilecekler listeme giriverdi...