Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: samuel beckett
Murphy, bir Beckett anti-kahramanı. Belli bir eğitimden geçmiş. İrlandalı. Yalnız, edilgen ve tekbenci. Bir işte çalışmıyor. Tek mutluluğu sallanan bir koltuğa kendini çırılçıplak bağlamak, iç dünyasına çekilip orada yolculuklara çıkmak...Celia, Murphyye âşık. Fahişe. Bedensel bir aşkla sevilen ve dış dünyaya ait olduğu için Murphynin reddetmek istediği bir kadın...Murphy, peşini bırakmayan dış d…

Yazar: samuel beckett
İrlandalı yazar Samuel Beckett, başarısızlık/yoksunluk sanatı olarak tanımladığı edebiyat anlayışını ilk şiirlerinden son düz yazılarına kadar inatla sürdürmüştür. Sanatçının nedenini bilmeden, hiçbir şeye sahip olmadan hiçi anlatmak zorunda kalışı biçiminde açabileceğimiz başarısızlık/yoksunluk kavramı dört uzun öyküsünde yoğun bir karamizahla yoğrulur.Bu öyküler Beckettın edebiyat serüveninde b…

Yazar: samuel beckett
Watt, yüzyıla damgasını vurmuş birkaç yazardan biri olan Samuel Beckettin yazdığı ikinci roman. İkinci Dünya Savaşı sırasında yazılmasına ve Beckettin Fransız direniş hareketine aktif olarak katılmış olmasına rağmen savaşla ilgili hiçbir şey içermiyor. Peki neyle ilgili bu roman? Hiçbir şeyle. Olay örgüsü yok (olay yok ki zaten); karakter deseniz, Wattı ya da Bay Knottu ne kadar karakter sayabili…

Yazar: samuel beckett
Watt, yüzyıla damgasını vurmuş birkaç yazardan biri olan Samuel Beckettin yazdığı ikinci roman. İkinci Dünya Savaşı sırasında yazılmasına ve Beckettin Fransız direniş hareketine aktif olarak katılmış olmasına rağmen savaşla ilgili hiçbir şey içermiyor. Peki neyle ilgili bu roman? Hiçbir şeyle. Olay örgüsü yok (olay yok ki zaten); karakter deseniz, Wattı ya da Bay Knottu ne kadar karakter sayabili…

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…

Yazar: john updike
Seksist, budala, tembel, kültürsüz. Berbat bir baba, yetersiz bir koca, güvenilmez bir âşık, insanı sinir eden bir zampara, başarısız bir işadamı, korkak bir ruh, tipik bir taşralı: Hiç adam olacağa benzemez Harry Angstrom, namı diğer Tavşan. Ama kaba görüntüsünün altında hassas, duygulu ve anlayışlı bir ruh saklıdır ve kendini sevilesi bir adam olarak görür.Bir Amerikan kasabasında sıkışıp kalmı…

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Ev Sahibesi, Dostoyevskinin dünyaca ünlü romanlarında yaptığı ruh tahlillerinin ipuçlarını veriyor. Başyapıtlara özgü güzel bir üslupla okurlarının karşısına çıkan Dostoyevski, bu romanında toplum dışında kalmış bir aydının yaşadıklarını ve katlanmak zorunda kaldığı acıları, derin tahlilleri ve ustalıklı tespitleriyle kaleme alıyor.Umutsuz düşler içinde bir genç, bir aşk, hastalık ve ölüm korkusu…

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en hafif, en saf, en lirik kitabıdır. Saflık kelimesiyle karmaşık ve karışık olmayan bir şeyi kastediyorum. Kitap sözü de okuyucuyu yanıltmasın: Dostoyevski Beyaz Geceler’i bir gazetede yayımlanacak basit ve çoşkulu bir hikâye olarak tasarlamıştı. Hikâye saflık ve yalınlığını, kahramanlarının hep aynı kumaştan ve renkten yapılmasından alır. Onlara, dile getirdikleri…

Yazar: andre maurois, andré maurois
Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.Varlık Yayınlarından çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle.Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan...…

Yazar: andre maurois, andré maurois
Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.Varlık Yayınlarından çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle.Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan...…

Yazar: milan kundera
Yavaşlıkın kıssasından çıkan hisse şu: Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Kundera, ger…

Yazar: milan kundera
Ne yapacağını bilemeden bir avlunun karşı tarafındaki duvara dalıp gitmek; bir aşk anında karnındaki inatçı gurultuya kulak vermek; ihanet etmek; ihanetin göz kamaştırıcı yolunu terk ederek gücü kendinde bulamamak; Büyük Yürüyüş´te kalabalıklarla birlikte yumruğunu havaya kaldırmak; gizlenmiş mikrofonlar önünde espri gösterisi yapmak- bu durumların hepsini tanıdım, hepsini yaşadım... Romanlarımda…

Yazar: vladimir nabokov
Ada, Adoçka, Duşka! Vaniada, Nevada, Theresa! Voltemand, Vaskö dö Gama! Vaniçka, Adalucinda! Vandemonian, Ladore! Adore, Ada, Hades!Ada ya da Arzu´da Nabokov okura, hafızamız sayesinde çocukluğumuzu ya da arkada bıraktığımız altın çağı yanımızda taşıyabileceğimizi hatırlatır. Bu bilinen, basit düşünceyi Nabokov olağanüstü bir şiirsellik ve şimdi ile geçmişi aynı anda aynı cümlede yaşatabilme gayr…

Yazar: vladimir nabokov
Amerikalı ünlü şair John Shade 1959´da öldürüldü. Bu kitapta onun ölümünden sonra yayımlanan son şiiri ile editörün yazdığı önsöz, uzun bir açıklama bölümü ve dizin ter almaktadır. Ama bu editör öbür editörlere hiç benzememektedir; kibilir, meraklı, tuhaf, hoşgörüsüz biri. Sakın kafadan sakat, kötü, üstelik tehlikeli bir adam olmasın' Uzun boylu, kara sakallı bu anlatıcı, kitabın içinde kası…

Yazar: vladimir nabokov
Nabokovun Berlin dönemi romanlarından biri olan bu kitap, bir eleştirmenin deyişiyle, zalimane bir başeserdir; okuru, en fotoroman bir durumdan, şu insanlık komedyası denen şeyin karanlık uçurumlarına yuvarlayıverir. Nabokov neyi anlatacağını baştan söyler ve nasıl anlattığına bakmamızı ister. Duyacağımız hayranlığı baştan bilen bir insanın bütün şeytanlığıyla. Nabokov... Pınar Kürün çevirisiyle.…

Yazar: boris vian
Yazdıklarımı yeniden okuyunca, bunları yazanın eğitimli bir herif olduğunu bir kerecik olsun düşünmeyeceksiniz gibi geliyor bana. Mesele sözcük dağaracığı mı? Hayır. Bana göre sorun, Latince alıntıların eksikliğinden... kaynaklanıyor. Başlangıçta, bu konuda çaba gösterdim, ama görüyorum ki, kaptırmışım kendimi ve harbiden özenli bir üslupla yola çıkmama rağmen, doğallık galip gelmiş.Olsun. Ama şi…

Yazar: boris vian
Vian dille oynarken, onun dünyaya kazandırdığı sözde anlamı yıkmayı amaçlar.Yürek Sökende de, gözden kaçırılmaması gereken budur; yani sözcüklerin ardındaki yıkıcılık. Gülünç düşürülmeyen, alaşağı edilmeyen hiçbir şey yoktur yapıtlarında. Bu yüzden, Vian okurken, alaya alındığı duygusuna kapılabilir okur; ama bu duyguyla yetinmek ve ciddi yorumlardan kaçınmak yararlı da olabilir... Onun yapıtları…

Yazar: boris vian
Hayat böyle, dedi Chick-Hayır, dedi Colin. Yaşamda önemli olan, her şey için bir yargıya varabilmektir. Sonunda kitleler haksız bireyler haklı çıkar. Yaşam kurallarının sayısını azaltmak gerekir, yaşamı sürdürmek için onları izlememize gerek yoktur. Aslolan iki şey vardır: güzel kızlarla aşk, ve New Orleansın ya da Duke Ellingtonun müziği, ikisi de aynı şey. Geri kalan yok olmalı, çünkü geri kala…

Yazar: boris vian
Hayat böyle, dedi Chick-Hayır, dedi Colin. Yaşamda önemli olan, her şey için bir yargıya varabilmektir. Sonunda kitleler haksız bireyler haklı çıkar. Yaşam kurallarının sayısını azaltmak gerekir, yaşamı sürdürmek için onları izlememize gerek yoktur. Aslolan iki şey vardır: güzel kızlarla aşk, ve New Orleansın ya da Duke Ellingtonun müziği, ikisi de aynı şey. Geri kalan yok olmalı, çünkü geri kala…

Yazar: gilles deleuze
Çağdaş Fransız filozoflarından Gilles Deleuzeün 1972 ile 1986 arasında özellikle Vincennesde verdiği derslerin bant çözümleri, o dönemde dersleri takip eden müzisyen Richard Pinhas ve arkadaşları tarafından 1996 yazından itibaren gerçekleştirildi ve Fransızca, İngilizce ve İspanyolca olarak http://www.imaginet.fr/deleuze adresli Deleuze Web sitesine yerleştirildi. Spinoza dersleri başlıklı ilk se…

Yazar: ferit edgü
1950'lerin başlarında, çiçeği burnunda bir avuç genç, Türk öykücülüğünü, Türk şiirini yenileştirme sevdasıyla ortaya çıkmışlardı. Sonraları '50 Kuşağı' adını alacak bu kuşağın yazarlarından birinin, yarım yüzyılı aşan bir sürede yazdığı öyküler yer alıyor bu kitapta: 9 öykü kitabı, 181 öykü. Hemen hemen bir yaşam!
