
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Mirasyedi (Windham, #1)
Rating 2.5/5 Mirasyedi ismiyle münhasır olmayan bir kitap aslında. Ben kitapta miras yiyen bir baş karakter görmedim ama bu mirasyediden kasıt kızımızın aç gözlü ağabeyi ise onun için doğru bir tanım diye düşünüyorum. Kitabımızın isminden kapağa geçersek gayet güzel bir kapak. Kırmızı cidden kapakta hoş duran bir renk. Ama orjinal kapak olduğu halde amerikada yayıncılardan daha iyi bir kapak beklerdim. Sonuçta dönemi yansıtmıyor. Bizimkilere kızarken onlara ne olduysa böyle? Orjinal kapakta oğlanımız kitapta bolca bahsedilen "kaslarını" göstersede bizde sansürlenerek döneme uygun bir şekilde giydirilmesi de bence hoş olmuş. Kitaba gelirsek beni heyecanlandırmaktan çok sanki bu kitabı okumaya katlanıyormuşum izlenimi veren bir okuma süreci geçirdim. Ara ara hoş cümleler ile bu süreç az da olsa katlanılır olsa da kızımızın sonlara doğru saçma derecelere varan kuru itirazları bende ne sabır bıraktı ne de bir şey. Oğlanımıza gelirsek bu kitaptan sonra bir daha yumuşak başlı bir karakter okuyabileceğimi sanmıyorum. Bana okuduğum o kadar sert yapılı karakterden sonra çok tuhaf geldi. Oturup ağlasa şaşmazdım sanki. Sevdiği uğruna gururunu çiğnemesi filan güzeldi ama ne bileyim benim standartlarıma göre yeterli değildi. Birazdan konumuzdan bahsedeyim. Oğlumuz olan Westhaven Kontu Gayle Windham babasının sonraki varisi ve evlendirmeye kafayı taktığı tek kişidir. Öyle sık boğaz edilmiştir ki adam canını o evden kaçarak kurtarmış ama babasının özel hayatına karışmaları ise malesef orada son bulamamıştır. En son metresinin komplosu yüzünden Westhaven babasını teesüfle kınamıştır. Bu arada dikkatini ise güzel hizmetçisi Bayan Anna Seaton çekmektedir. Kadın evini gerçek bir ev haline getirmiş, kendisine de oldukça iyi bakmıştır. Aralarında ki çekim güçlendikçe Westhaven'ın aklında bu kadının düşesi olması konusunda fikirler dolaşmaktadır. Ama Bayan Seaton'ın sırları ise bu hayallere bir kabus gibi çökmüştür.
Baskı: Yatağımdaki Serseri (Hellions of Halstead Hall, #2)
Serinin ilk kitabından daha çok hoşlanmıştım zamanında. Buda iyiydi ama bir heyecan aradı hep gözüm. Şimdi efenim bu kitabı neden orta halli bulduğumun sebeplerini sayalım; 1. Kızın 30 yaşında olması (Okuduğum kitapta günümüz romanları hariç kadın karakterlerin bu kadar yaşı geçkin olması hoşuma gitmiyor.) 2. İkili arasında ki çekimi hissetsemde aşkı hissedememem. 3. Oğlanımızın sevdiğim erkek karakter tipine uymaması 4. Sabrina'nın sevdiğim komik dialoglarını taşımayan bir kitap olması 5. Benim artık bu dönemi okumamam gerektiği, en azından her yazarı :) Bu nedenlerle kitap hoşuma gitmedi ama konusundan biraz bahsedeyim. Lord Jarret'ın büyükannesi bir yıl içinde bütün torunlarının evleneceği ultimatomunu vermesinin üzerinden 2 ay geçmiştir. Birden ciddi bir hastalığa kapılır ve Jarret ile evlenmesi konusundaki baskısını kaldırması karşılığında bira fabrikasının başına geçmesine karar verir. Kızımız Annabelle ise baba mirası bira fabrikaları batıyor, abiside kendini gittikçe içkiye kaptırıyor diye dizginleri ele almış ve fabrikayı kurtarmak için bir çözüm bulmuştur. Bu yüzden Jarret'ın şu anda yönettiği fabrikaya yeni ürettiği içkisini pazarlaması için bir teklif sunar ama Jarret bu fikri hoş karşılamaz. Annabelle vazgeçmek niyetinde değildir. En sonunda bu ünlü kumarbaz ile kızımız kazanırsa projeyi Jarret'ın desteklemesi karşılığında kumar masasına oturur. Ama Annabelle'in unuttuğu şey kumarbazlara güven olmayacağı ve riske ettiğinin sadece onuru değil kalbide olduğudur.