
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: On Küçük Nefes (Ten Tiny Breaths #1)
On Küçük Nefes - K.A. Tucker Kacey bir araba kazasında, annesini-babasını-erkek arkadaşını ve en yakın arkadaşını kaybetmiştir. İşin kötüsü aracın içerisinde kurtarılmayı beklerken sevdiği insanların cansız bedenleri ile bir arada bulunmak zorunda kalmıştır. Psikolojik ve fiziksel olarak uzun süren bir tedaviden sonra iyileşir ve teyzesi ile eniştesinin yanına küçük kardeşi Livie ile birlikte taşınırlar. Ancak alkollü bir akşam Livie'ye karşı eniştenin tavırları (!) yüzünden evden kaçarak Miami'ye yerleşirler. En sevdiğim karakter Kacey'in kız kardeşi Livie oldu. Davranışlarıyla kim kimin ablası gösterdi :) Kacey'in komşusu Fırtına ise tam bir fırtına estiren sarışın bomba :) Fırtınanın kızı Mia'da çok sevimliydi. :) Soruları ve olaylara verdiği tepkileri okumak çok zevkliydi. Kitabın yarısından sonra tanışacağınız "gelenekselci psikoloğumuz" Dr.Stayner ise harika bence :) Tedavi yöntemi, soruları ve Kacey'i deli eden davranışlarıyla puanları topladı :) Ve Trent... 1D'de ki tatlı serseri, hemde Kacey'in kurtarıcısı.. Bu kitabı uzun zamandır bekleterek haksızlık etmişim. Konusunu çok anlamlı buldum, herkesin hayatta kaybettiği birileri vardır elbette, ama bu kayıplara sebep olanlarla birlikte yaşayabilmek yada onlarla aynı ortamda bulunabilmek nasıl bir duygudur, yazarımız çok güzel anlatmış. Anlatım tarzını çok beğendim. Tek bir yerde çok abartılı hikaye olduğunu söyleyebilirim (Klinikte "Empati" gününde..) Bir yerden sonra Trent'i çözdüğümde "hadi ya bu muydu" dedim içimden ama yapacak bir şey yok, 290 sayfa, yazar kısa kesmiş :) Kitapların kapakları ve isimleri benim için önemlidir. Kapağı ve ismi güzel olanları genelde önce okurum :) "On Küçük Nefes" nedir? Ne işe yarar?... Belki bizim de işimize yarar... Son olarak; "Ten Teny Breaths" serisinin ilk kitabı olduğunu öğrendim. 4 kitaptan oluşuyormuş ve ikinci kitap Livie ile Connor'ın hikayesi, 3. kitapta Kacey'in patronu Cain ve Charlie'nin hikayesi, dördüncü kitapta ise Ben ve Reese'nin hikayesini okuyacakmışız. Tuttum ben bu seriyi.. Devamını okurum. On Küçük Nefes... İçinde Tut.. Hisset.. Sev.. Okumadıysanız mutlaka okumalısınız..
Baskı: Tatlı Şeytan (The Sweet Trilogy #1)
Anna 16 yaşın lise öğrencisidir, üvey annesi Patti ile birlikte yaşamaktadır. Herkesten farklı bir takım yetenekleri vardır. İlkini 3-4 yaşlarında iki sokak ötedeki yanan bir evin is kokusunu gece uykusunda duyarak farkeder. Muhteşem, görme, duyma yetenekleri vardır. Ayrıca insanların duygularını bedenlerinin etrafında renkli görüntülerle görebilmektedir. Yakın arkadaşı Jay ile birlikte gittiği ilk partide baterist Kaidan'ın renklerini göremediğini farkeder. Kaidan tam bir kötü çocuk havalarındadır. Kaidan'ın hayatına girmesinin ardından Anna'nın hayatı hiç aklına gelmeyecek yönlerde ilerlemeye başlar.. 553 sayfalık kitap bence bir solukta bitti. Bundan daha iyi fantastik kitaplar okuduğum için çok çok beğendiğimi söyleyemem ama serinin devam kitaplarını çıkarırsa sevgili GO KİTAP alacağımdan eminim :) Anna'nın üvey annesi Patti'yi çok sevdim o ne tatlılıktır öyle ya. :) Üvey kızına karşı çok sevgi dolu. Anna gibi insanların auralarında duygularını ifade eden renkleri görmek istemezdim. Düşünsenize karşınızdaki insanla konuşuyorsunuz ve aslında söylediklerinin yalan olduğunu yada ne niyetle söylediğini anlayabiliyorsunuz. Bir başka yönden de size ne şekilde (!) yaklaştığını görebiliyorsunuz. :) Hem iyi hem kötü desem daha doğru olur aslında :) Anna'nın babası ile karşılaşmaları çok duygusaldı, hiç öyle bir karşılaşma beklememiştim :) Ayrıca babayı sevdim :) Kapakta Anna'nın Kaidan yanındayken neden kıp kırmızı bir elbise içinde olduğunu da kitabı okuyanlar gayet iyi anlayacaktır. :))) Serinin devamında umarım Öfke Dükünün oğlu Kopano'yu biraz daha görürüz. Nedense onu pek bi sevdimmmm :) "Üçüncü şarkı başlarken 'Adı ne?' diye haykırdım. 'Kaidan Rowe. Ah, o da ayrı mesele. İsmi bile havalı. Lavuk'." :)) *** "Meydan okurcasına bana bakınca ben kendimi yine o ateşli bakışların içerisinde kaybolmuş bir halde buldum. Sakin ol benim zavallı titreyen kalbim." :))) *** " 'ilk olarak' diye söze başladı. 'Ondan etkilenmen ne kadar sürdü?' Ses tonu çok sıradandı ama ben yine de kızardım. 'Dur tahmin edeyim' dedi 'iki Gün!' 'Dört' dedim yavaşça. Jay, 'Vay!' diyerek dizine bir şaplak indirdi. 'Ortalama bir kızdan daha güçlüsün' diyerek gururla gülümsedi." :))) *** " 'İçine ne koyayım?' diye sordum Marna'ya, kardeşinin sıcak çayını kastederek. 'Bir kepçe şeker. İhtiyacı var. Tam bir suratsız. dedi" :))) *** " 'Biraz buzlu çay ister misiniz?' diye sordu. Bayanlar baylar, karşınızda Patti Whitt. 'Evet hanımefendi, çok iyi olur.' Ve babam; insanda korku uyandıran centilmen." :))))
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Bir ara o kadar çok popülerdi ki okumak istememiştim. Şimdilerde artık göremediğim için kitabı fazla okuyasım geldi ve okudum. İlk başlarında o kadar sıkıldım ki uykum gelirdi ve gözlerimi açık tutmakta zorlanırdım. Okumaya başlamadan önce bir kaç yoruma bakmıştım ve birinde "Okudum bitti, doğru bişey yapmış gibi hissediyorum" yazıyordu. Bu yoruma katılıyorum. Okudum bitti ve doğru bişey yaptım okumakla.. Düşünüp de dile getiremediğim bir sürü hissimi yazmış gibi Sabahattin Ali. Çok kısa bir hikaye. Özlem, sevgi, dostluk, arkadaşlık, yabancılık bunların hepsi çok güzel anlatılmış. Bu kitabı okuma listenizin bir yerine sıkıştırıp okumalısınız. "Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün bir çok senelerinden daha dolu daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.." "Zaten yalnızlığımın sebebi kitaplardaki kahramanları semtimde bulamayışım değil miydi.."
Baskı: Umuda Dokunmak
"Arkamı dönemem, en güvenli hareketin bu olduğunu bilsem de. Arkamı dönemem çünkü benden daha güçlü. Arkamı dönemem, onun da çok iyi bildiği bir sebepten dolayı." Bu kitabı bende alma isteği uyandıran tek cümleler bu. Ne yorumlarına baktım kitabın ne puanına.. Bu cümleleri okudum ve aldım. Şimdi iki günümü verdiğime pişmanım :) 3 genç arkadaş trafik kazası geçirirler. Jenna'nın babası bilim adamıdır. Kızını hayata geri döndürür. Diğer 2 arkadaşının ise hafızalarını ve onları geri getirmeye yarayacak tüm doku örneklerini vs. depolar.. 250yılı aşkın bir süre sonra bilgileri saklanan bu iki insanın uyandırılma vakti gelmiştir. Uyandıklarında hiç bir şey bıraktıkları gibi değildir.. Fantastik, bilim kurgu türünü çok severim ama bu kitap çok basit yazılmış. Hiç zevk alamadım. Boş vaktiniz varsa okuyabilirsiniz
Baskı: Baştan Çıkarıcı Atıştırmalıklar
Claire okul partilerinden birinde yakışıklı bir elemanla birlikte olur ve ilk seferinde hamile kalmayı becerir Zuhahaha Hamile olduğunu anlamasıyla "sperm donörünü" aramaya başlar ama ne yazıkki yakışıklı elemanın görüntüsü haricinde hiç bir bilgi bilmemektedir. Bu durum Claire'i yıldırmaz ve çocuğunu babasız da olsa büyütmeye karar verir. Carter, yıllar önce birlikte olduğu, sabah uyandığında ise yanında bulamadığı çikolata kokulu kızı unutamamıştır. Tüm aramalarına rağmen ne kızı ne de onun kokusuna benzeyen bir parfüm dahi bulamaz. Yıllar sonra barda karşılaştıklarında birbirlerinden ayrılmayacaklarını daha o zaman anlamıştım :)) Kitabın özgeçmişi böyle. Claire ve Carter'ın hayatından çok gülmekten yerlere yattığım sahneler hep Gavin'in sayesinde oldu. Gavin kim? Claire ve Carter'ın yıllar önceki maceralarının meyvesi. :)) Gavin'in soruları, yorumları, taktığı isimler tam bir komedi şöleniydi. 2015'in ilk kitabı benim için. Umarım bütün yıl bunun gibi eğlenceli kitaplar okurum. Kocan Kadar Konuş'u okudunuz mu bilmiyorum. Ben o kitapta bir hikayeden çok Efsun'un (umarım ismini yanlış hatırlamıyorumdur) kendi kendine konuşmalarına bayılmıştım. Ortada bir hikaye yoktu yani. Bu kitapta bence öyle. Claire ve Carter'ın hikayesinden çok Gavin için okunur bu kitap :))))) Unutmadan... Kitapta çok çok açık seçik kelimeler cümleler mevcuttur. İcraattan çok laf var diyebiliriz. Yazar bence çok güzel kaleme almış. Hiç itici gelmedi :) Alıntı yapmayı çok isterdim ama buraya yazılabilecek "Usturuplu" alıntılar yok maalesef. :))))
Baskı: Reklam Aşkı
Kitap fazlasıyla gereksiz uzatılmış. 200 sayfada tüm hikaye çok rahat bitermiş bence. Daha fazla okuyamayacağım. Kapağını çok sevdim ama Hoçakal Lexi..
Baskı: Ali'm (Bir Türk Masalı, #2)
Huhhh!!.. Sonunda Ali'm keyfimi bitirdim.. :) Duygu'nun sonlarında zaten Ali ve Aslı'nın aşağı yukarı nasıl bir çift olacaklarını az çok anlamıştık. İtiraf etmeliyim ki Alim'i Duygu kadar sevemedim. Çok kaba davrandığı noktalardan mı kaynaklandı yoksa tüm merakla beklediğim kitaplar bende bu etkiyi mi yapıyor bilemedim ama yinede sevmedim demeyim ya Alim'e ayıp olur Utanıyorum. Aslı'ya çok kaba davrandığı noktalarda o kız nasıl oldu da ona tahammül etti vay canına dedim :) Önceden kitabın paylaşılan bir kısmını okumuştum . Belkide okuduğumdan çok keyif alamadım. Önceki halini okuyanlar için şunu söyleyebilirim ki; kitapta değişen bazı noktalar var. Spoiler vermemek için yazmıyorum :) Ali'nin içindeki terkedilmişlik duygusundan dolayı zavallı Aslı'ya bi sevdiğini söyleyemedi. "Yazık lan Ali sana" demekten alamadım kendimi. :/ Yine tebessümle okuduğum tatlı romantik komedi kitaplarının arasında yerini aldı ama Sedat'ın yerini aslaa.. Öptüm. "Aslı" "Immm" o nasıl bir inlemektir. İçim sızladı. Yahu bu kız benim yüzümden ne çekti be!. Kapıyı açıp "Aslı kay kenara" dedim. Uyumaması için bir bahaneydi. "Ya öne geçsene rahatımı bozdun" dediğinde içim rahatladı. İyiydi, çünkü sesi gayet gür çıkıyordu. "Gel" dedim ve onu kaldırıp kolumun altına aldım. Ters ters bana baktı ama bir sokuldu bana ki içim eridi. Allah'ım benim içime ne oluyordu lan! Eriyor, sızlıyor, titriyor... Lan Eros seni bir bulayım, kendime aşık etmezsem tükür yüzüme... :)))) *** "Duygu merhametim, Annem vicdanım, Aslı aşkımdı.. "
Baskı: İki Hayat Arasında
Hangi kategoriye koyacağımı bilemedim kitabı :/ Fantastik mi anlamadım. :) Akıcı bir kitap. Boş zamanlarda okunabilir. Ahh Ethan diyorum..
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
Aşkın Müziği - Kylie Scott Kitabı ilk gördüğümde Günahkarlar Turnede serisi aklıma geldi ne yalan söyleyeyim :) Ama daha ilk 10 sayfadan sonra yine önyargılı davrandığımı farkettim :) Bu seri Günahkarlara göre daha usturuplu kesinlikle :)))). Evelyn 21.doğum günü partisini Vegas'ta kutlamaya karar verir ve kutlar da, ancak sabah uyandığında evlilik yüzüğü parmağında karat karat parlayan bir pırlanta ile uyanır :) Evelyn, uyandığında neler olduğunu (kendisi ile evlendiğini) hatılamadığını anlayınca deliye dönen ultra yakışıklı dövmeli genci gözü bir yerden ısırıyor ama tam çıkaramıyor . Muhtşem.. 21.yaş gününde Vegas'ta tüm vücudu dövmeli bir serseriyle evlenmişti.. .! Genel olarak güven duygusu üzerine yazılmış bir kitap. Zevkle okunulabilir :) "Ellerini cebine sokmuş kaldırımda duruyordu. Onu görmek, uçurum kenarında durmak gibiydi. İçimden bir ses, "Sonunu boşver, belki de uçabilirsin", diyordu. "Uçamazsan da düşüşün heyecanını yaşarsın". Mantıklı yanımsa, "Bu bir cinayet!" diye bağırıyordu. İnsan delirdiğini hangi noktada anlar? *** “Mal!” “Ne var?” “Aşağıdaki kapıyı kapat ve kilitle,” diye sesleniyor David. “Sakın ne olursa olsun yukarıya gelmeye kalkma. Ben sana gelebilirsin diyene kadar. Anlaşıldı mı?” Bir an sessizlik oldu ve sonra Mal geri seslendi. “Ya bir yangın çıkarsa ne olacak?” “Yan.”
Baskı: Harika Yabancı (The Beautiful Bastard, #2)
Harika Piç'e oranla daha eğlenceliydi bence. Sara'nın Max'e önyargılı davranmasına kızamadım, yıllarca kim aldatılsa bence aynı tepkiyi verirdi. Bir günde okunabilecek ara kitap kategorisine girebilir. :)
Baskı: Harika Piç (The Beautiful Bastard, #1)
Hemen olaya dalmışlar yani höhhh dedim. Onun haricinde Chole'nin iç sesleri ve Bennet'in pislik tavırlarını okumak eğlenceliydi :)
Baskı: Çırılçıplak (Blackstone, #1)
Kapaktaki resme gel resmeeee :) Brynne okul masraflarını karşılamak için fotoğrafçı arkadaşlarından birine kapaktaki pozu verir.. Resmin sergilendiği sergide Ethan ile karşılaşmasının ardından onun çekimine karşıkoyamaz. Ethan'ın ısrarcı ve sahiplenici tavırları ile Brynne kendini Ethan'a kaptırmış bulur. Geçmişinden gelen karanlık sırlar yüzünden Ethan ile ilişkiye başlamaya hazır değildir. Ethan'ın çabaları ile gerçekbir ilişkiye adım atarlar ve sırlar açığa çıkmaya başlar.. Kısacık bir hikaye, seriymiş ve devamını okumak isterim. Açık seçik sahneleri biraz fazla. Özellikle bu kadar kısa bir kitaba göre. *** Sanırım beni incitebileceği her şey için Ethan'ı affedebilirdim. Ve bu benim en büyük hatamdı. *** "... Seni işe bırakmak ve çıkış vakti geldiğinde işten almak istiyorum. Seninle alışverişe gitmek ve akşam yemeği pişirmek için malzeme satın almak istiyorum. Birlikte televizyon izlemek ve senin kanepeden yanımda uykuya dalmanı istiyorum, böylece seni izleyebilir ve nefesini dinleyebilirim."
Baskı: Direniş (Lux, #5)
Bir serinin daha sonuna geldik.. Sevdiğim seriler biterken genelde üzülürüm ama nedense bu seride üzülemedim. Son kitap Köken'den sonra aradan baya zaman geçtiği için midir nedir bilmiyorum. Çok ergenvari bir seri gibi geldi. Aslında dünyanın sonu gelmişken ıvır zıvır bir sürü yetişkin olayları olmasına rağmen dünyayı çocuklar/ergenler kurtarıyormuş gibi hissettim. Ne yalan söyleyeyim bazı sayfaları atlamak bile geldi içimden. Jennifer'ın sanırım sevdiğim tek serisi Melez Sözleşmeleri. Kitabın içeriği hakkında yorum yapmayacağım malum kitap çok yeni. Okumayanlar çoğunlukta.. Kısaca bahsedecek olursak, Köken kitabı Luxen'lerin inmesi ile Los Angeles şehrinde kıyametin kopmasıyla bitmişti. Luxenlerin bir özelliği var imiş, geldikleri andan itibaren kraliçe arının etrafına toplanır gibi birbirlerini buluyor ve bütün oluşturuyorlarmış. Deamon, Dawson, Dee 3 kardeşte Beth, Katy'yi arkalarında bırakıp, dünyayı işgal etmek üzere olan Luxenlerin safına geçerler ve çok geçmeden işin aslı çözülmeye başlar... Olaylar devam eder gider.. Ve seri biter.. Hoşçakal Deamonn :-x
Baskı: Yolcu (Yabancı, #3)
1000 sayfa kitap mı olur yahu :)) Claire ve Jamie yine olaylar olaylar olaylar... :) Seriye devam..
Baskı: Kehribardaki Yusufçuk (Yabancı, #2)
Kitabın ilk yüz sayfasında Claire'yi yanında kızı Brianna ile okuduğumda yüreğim ağzıma geldi. Nerde Jamie diye sızlandığım sırada Gamze'den hemen tüyoları aldım, rahatladım okumaya devam ettim :P Kitabın başlarında Claire olayların başladığı yere kızıyla birlikte gelmiştir ve kızına gerçek babasının Frank değil Jamie olduğunu itiraf etmiştir. Brianna babasının Frank olduğu konusunda ısrar ediyor ve dolayısıyla annesine kızgın.. İlerleyen bölümlerde Claire'in neden dönmek zorunda kaldığı yeralıyor, Jamie ile ayrılmaları bölümünde çok üzüldüm. Zavallı Jamie, ne çektin be.. ! :) Bir an önce seriyi tamamlayıp dizisini takip etmek istiyorum o yüzden şimdi 800 küsür sayfanın özetini uzunn uzun yazamayacağım. Kısaca okumayanlara tavsiye ediyor ve sıradaki kitap Yolcu'ya başlıyorum. 1000 sayfaya başlıyorum :)) *** "Claire'in aziz eşi," diye okumaya devam etti. "Evet, onu tanıyorum," dedi yumuşak bir sesle, Roger onu zor duyuyordu. "Ben Calire. O da benim eşim." Sonra dönüp kızının yüzüne baktı. Bembeyaz olmuştu ve adeta şoka girmişti. "Ve senin de baban," dedi. *** "Seni düşündüğüm zaman ilk aklıma gelen kelime 'zarif' değil." Kolunu belime doladı, diğer elide ipek kalplı kolumun üstündeydi. Sıcacıktı. "Ama seninle ruhumla konuşuyor gibi konuşuyorum" dedi ve yüzümü kendisine doğru çevirdi. Uzandı ve yüzümü elleri arasına aldı. Parmakları şakaklarımı hafifçe kavrıyordu. "Ve Sessenach," diye fısıldadı, "senin yüzün benim kalbim". *** Örtüyü tahta küvetin içine koymak için arkamı döndüm ve hiç düşünmeden başka bir şey daha söyledim. "Bacaklarımı da aldırdım". Hemen ona baktım. "Bacakların kokmuyordu" dedi. Döndüm ve eteğimi dizlerimin yukarısına kadar çektim. "Ama çok daha güzel görünüyorlar" dedim. "Güzel ve yumuşak, kıllı maymun Harry gibi değil". Kendi kıllı bacaklarına baktı. "Ben kıllı maymun muyum?" "Sen değil ben!" sinirlenmeye başlamıştım. "Benim bacaklarım seninkilerden daha kıllı!". "Tabi ki öyle olacak sen erkeksin!" *** "Dougal haklı, bu tek şansımız!" Çaresiz bir şekilde bana baktı, yüzünde acı ve korku vardı. "Ne de olsa ben bir ingilizim." dedim. Hüzünlü bir gülümsemeyle yüzüme dokundu. "Öyle mo duinne. Ama sen benim İngilizimsin" dedi.
Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)
Kitabı anlatmaya kalkışmayacağım zira kitap 800 küsür sayfa.. Kısaca anlatacak olursam baş karakterimiz Claire doğaüstü bir taş anıt topluluğunun yanında zamanda 200 yıl geriye gitmiştir. Önce yaşadığı panik, olayları kavrayabilmesi baya zamanını alıyor. Medeniyetin içinden barbarların ve vahşi hayatın içerisine düşmüştür. Hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Her ne kadar Collum'un klanı kendisine sahip çıksa da kimse tam anlamıyla Claire'ye güvenmemektedir. İngiliz olması, nereden geldiğinin bilinmemesi ve hanımefendi tavırları ile oldukça dikkat çekmekte ve tehdit oluşturmaktadır. Jamie bu mücadelesinde en büyük yardımcısıdır ancak Jamie'ninde uğraştığı büyük problemler vardır, kendi adını bile kullanamamaktadır. Peşindeki ingilizler başına büyük bir ödül koymuş durumdadır. Karşılıklı çıkar ilişkisi içinde Jamie ile Claire'in evlenmesi uygun görülür... Böyle yüzeysel anlattığıma bakmayın, kitabın bunlar en baş kısımları. Asıl olaylar evlenmelerinden sonra baş göstermektedir. Kitap boyunca bir sürü biyolojik ve tarihi bilgi edindim. :) Jamie'ye gerçekte nereden geldiğini anlattığı zaman, Jamie'nin Claire'i evine ve kocasına dönmesi için yeniden anıt taşların yanına götürüp bıraktığı sahne en etkilendiğim sahnelerden birisi. Jamie'ninki büyük bir fedakarlık.. Birbirleri için büyük mücadele verdiler, ikinciye başlamak için sabırsızlanıyorum. Anlatılması gereken çok olay var ama ben anlatamayacağım. Sadece güzel bir seriye başladığımı biliyorum. Okumadıysanız tavsiye ederim. ---- "Onun omzuna gömüldüm, başım düşmüştü zaten. Ona son bir kez sormayı başardım. "Bana gerçekten inanıyor musun Jamie?" Derin bir nefes alıp pişmanlık dolu bir yüzle bana baktı. "Evet sana inanıyorum Saksonyalı. Ama cadı olsaydın herşey daha kolay olacaktı. "
Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)
3 devenin yüzündeki tebessüm, kalplerindeki sevginin kaynağı Duygu.. İstanbul'un belalı camianın gözü kara adamı Sado (Sedat) ve iki sağ kolu, kanı canı Bekir ve Ali. Her birinin geçmişinde yatan ortak nokta öksüzlük. Duygu'nun babası Savcıdır ve tam bir görev adamı olarak tehditlere boyun eğmeden işini yaptığı için bir kaç adamın damarına bastığından Duygu henüz 17-18 yaşlarında iken kaçırılır ve iki ay boyunca acımasızca işkencelere maruz kalır. Sedat, Ali ve Bekir onu kurtardıklarında ölmek üzeredir ve Sedat'ın sevgisi ve şefkatiyle hayat bulur. Babasının ölümü ve annesinin babasının hasretine dayanamayıp intihar edişinin ardından ardına bile bakmadan 3 devesiyle yaşamaya başlar. Yıllar geçtikçe Bekir ve Alim diye seslendiği Ali hayatının merkezi, ailesi herşeyi haline gelmiştir ama Sedat'a olan sevgisi daha başka boyutlara ulaşmıştır. Sedat'ın yıllarca kendini sevdiğini anlaması baya bir zamanını aldı Duygu'nun, nihayet kendi sevgisinin ona minnet ve kurtarıcı olmasından öte birşey olduğunu "Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı" diyerek anlamasının ardından kavuşur bizim iki delimiz.. Sanmayın ki bu iki deli kavuşunca olaylar duruldu.. Nerde.. Asıl kıyamet ondan sonra kopuyor.. Ama ne yalan söyleyeyim kıskandım Duygu'yu. Vay be Sedat sen neymişsin, kız resmen mutluluktan eriyip rögar kapaklarından akacaktı ;D Geçen tüm olaylar için bişeyler yazasım var ama uzatmak istemiyorum yorumumu. Kitapta en nefret ettiğim sahne Alim'in Aslı'ya vurduğu sahne, en beğendiğim sahne ise yaz yaz bitmez qulkjsd 662 sayfayı 24 saatte çok keyifle okutan bir kitap.. Benim ennn sevdiğim Türk yazarları kategorisinde [color=red]1.sırayı[/color] yerini almış bulunmakta. Romantizm, Heyecan, Macera, Kıskançlığın Dibi, Aşkın Tavan yaptığı bu kitabı okumadan geçmeyin kitap canavarları :) Tabiki son olarak: Zevkler ve Renkler diyorum ;) "Sedat, 'Artık in istersen' dediğinde, 'Rahatım ben' dedim huysuzca. Güldüğüne yemin edebilirim, çünkü Alim gülmüyor, böğürüyordu. 'Abi gelmişken dilini kestirsek ya!' Çok rahat ederiz' dediğinde Sedat, 'İyi fikir' diye onayladı. Sinirle ona bakıyordum ama inatla kucağında kaldım. Üç takım elbiseliyle gezmek her zaman havalıydı. Sedat'ın kucağında minicik kalıyordum. Karşıdan gelen bir kaç güzel kız bizimkileri süzdüğünde 'Bakalım çocuk hanginizden?' diye bağırınca bizimkiler şok olmuş bir halde bana bakıyorlardı. Bekir aptala bağlamıştı. Alim, 'duygu yemin olsun dilini harbiden kestiririm ha!' dedi. Sedat'sa kulağıma eğilip 'Benden' deyince mal gibi ona bakakaldım. " "İkiyle dördün farkını ayıramazken, aşkı minnetle karıştırmam sanırım normaldi." "Ben Alim'le dertlerimi paylaştım. Bekir'le kelimelerimi! Sen benim ruhumun yarısıydın, hala öylesin. kokunda huzuru buldum. Uykularım seninle pembeydi. Ben seninle hayata tutundum koca kafalı!"
Baskı: Gizemli Adam (Dream Man #1)
Barda tanıştığınız bir adamher gece evinize sessizce girip yanınıza geliyor ve sizde bu durumdan gayet memnun birşekilde 1,5 yıl sürdürüyorsunuz. Ne adını biliyorsunuz ne de hakkında başka bir bilgi.. Gece karanlığında ne kadar görebilirseniz o kadar görüyorsunuz. Birgün, tam bir başbelası olan kızkardeşinin yüzünden çetelerin FBI'ın komandoların olduğu bir belanın içinde bulur kendini.. Evine bir gece yarısı hırsız gibi giren birisi yüzünden evin heryerinde polis kaynarken kapıda onu görür:Yüce GA (Gizemli Adam). ;D Sevgili Yüce GA'mız ve Gwen'in hikayesi çok ama çokkk zevkli ben çokkk beğendim. Hawk'ın (yani GA) Gwen'in tüm hayatını değiştirişi, birbirlerine olan tutkuları okunmaya değer. Kitap ultrasüper yakışıklı erkek kaynıyor ona göre :) Öğrendiğim kadarıyla kitap bir seriymiş. Seride geçen karakterlerin her birinin hayatını ayrı bir kitapta yer vermişler. Benim bir sonraki kitapta okumak istediğim karakter KAOS çetesinin başı Tack'ti. O kadar sevdimki onu, Hawk ile yarışabilir düzeyde.. Çok fazla yazıp yanlıkla spoiler vermek istemiyorum. Size sadece Okuyun diyorum :)
Baskı: Uzun Yağmurlardan Sonra (The Sullivans, #1)
Bitmedi kitap.. Sıkıntıdan patladım. 10 günde okudum yahu... Hani yollardaydım tatildi filan derken birazda ben abartmış olabilirim ama yok yani güzel olsaydı en fazlaaa 3 gün... Güven problemi yaşayan esas kızımızı 5 günde evliliğe ikna eden bi adam var.. yerseniz.. ;D Ben yemedim. ;D yok öyle bi dünya ;D
Baskı: Travma Sonrası Aşk Çarpması
Jess lise birinci sınıfta hemen büyüme ve son sınıf erkeklerinin ilgisini çekmek için son sınıfların partisine katılması ile büyük bit travma yaşar. Neredeyse tecavüze uğrayacaktı.. Neredeyse.. Gray, Jess'in içinde bulunduğu durumu gayet iyi bilmektedir çünkü olayın birinci tanıklarından birisidir.. Yaşadığı korkunç olayı travmanın etkisiyle hatırlamayan Jess'e hiç bir doktor hiç bir terapist iyi gelmemektedir. Jess'e çok çok üzüldüm. İçinizi karartacak sürekli bunalım havasında bir kitap düşünmeyin. Yazar Jess'in "Normalmiş Gibi" olması çabalarını o kadar güzel anlatmış ki hem gülp hem üzülüyorsunuz. Jess'in çok tatlı bir kız kardeşi var, adı Kika. Kika, ablasına "Nasıl normal olunur" listesi yapmıştır. Bu listenin başında İş, sosyal hayat ve sevgili bulunmaktadır. Eğer bu listeyi uygulayamazsa annesi ve babası Jess'in üniversiteye gitmesine izin vermeyeceklerdir. Çünki Jess her gece çığlıklarla uyanmakta, uyumamak için direnmekte, gündüzleri arabasında uyumaya çalışarak geçirmektedir. Jess'in kendini insanlara nasıl görünmek isterse öyle göstermesi çabalarını taktir ettim. Şu aralar en çok ihtiyacım olan yetenek. Kardeşi Kika'nın listesindekileri hayata geçirmek için iş başvurusunda bulunur ve gittiği başvuruda son 2 kişi kalmıştır: Jess ve Gray. Birlikte çalışmaya başlarlar, Gray'in paraya ihtiyacı vardır ve Jess'in de bir işe ve erkek arkadaşa.. Bir anlaşma yaparlar ve olaylar başlar.. Gray'in Jess'e her bakışında kahrolması ve içinde bulunduğu durumda payının olduğunu bilmesi Gray'i mahvetmektedir.. Kaçınılmaz olarak birbirlerinden etkilenen çiftimizin hikayesi okunmaya değer.. Duygusal bir çöküntü, karamsarlık, bunalım hisleri ile yazılması gereken büyük bir travmayı yazarımız romantik bir hikayeye nasıl çevirmiş, okuyun görün derim Göz Kırp. "Yan gözlere bana baktı ama rahatlamış görünüyordu. -Bu sözleri ikinci safhaya geçmek için püf noktaları.com'dan mı aldın? Lütfen. Güldüm. -Güzel çakma kız arkadaşlarıyla konuşmaya çalışan şapşallar.com'a ne dersin?"
Baskı: Melekler Zamanı
Yoruma nereden başlayacağımı bilemiyorum şuan. Çocukken babası tarafından bir tarikat lafının tek sözüyle eğitime gönderilen Yusuf, ailesine ve ablası Yesra'ya olan sevgisini de yüreğinde götürür. Ablasına yazdığı mektupların bile sevgi sözcükleri içerdiği için iletilmediği, hiç kimseyle görüştürülmediği, günlerce aç/susuz/soğukta bırakılarak nefis terbiyesinin öğretildiği tarikatta gerçek sevgiyi, yaradanı anlamaya ve ailesinin neden onu görmeye gelmediğinin sebebini anlamaya çalışır. Kitaptaki gibi anlatılan tarikatlara mahkum edilen çocuklara duyduğum üzüntüyü hiç bir aş/romantik komedi/fantastik hatta GREY bile yaşatamadı o hissi. Belkide gerçekten böyle tarikatların var olduğuna inandığımdan.. Yusuf kendisini oraya mahkum eden tarikatın, ablası Yesra'yı da gelin olarak kurban ettiğini duyduğu an kaçmayı kafasına koymuştur ve bir gece planını yapar.. Yıllar geçer ve Yusuf, Barlas'a dönüşür. Barlas işlettiği otele iş başvurusu için gelip, orda tatil yapan Nesil ile kötü bir tesadüf ile tanışır ve aklından çıkaramadığı kızı, hayatından çıkartmak için oldukça soğuk davranır. Nesil en sonunda Barlas'ın kendisini sevemeyeceğini anlar ve evine döner. Hikayemiz baya uzun ve ben spoiler vermek istemiyorum. Yazarın anlatış tarzını seviyorum. Çok nadir yazarlar okuyucuya kitaptaki hisleri anlatabilir. Bana hüznü, aşkı, pişmanlığı, sevgiyi, hasreti, özlemi ve mutluluğu çok güzel anlattı. Keşke bu kadar uzun olmasaymış diyorum sadece. Sürekli aynı tarz kitapların dışında bir kitap okudum ve okudum içinde mutluyum... 10/8.. "En aydınlık sabah, en karanlık geceden doğandır.."
Baskı: Duvarların Dili Olsa (Cocktail #1)
Caroline yeni taşındığı dairesinin keyfini çıkarmış huzurlu ve mutlu bir şekilde uyumuştur, ancak duvarın diğer tarafından gelen seslerle uyanmıştır. Her gece devam eden seslere artık tahammül edemez ve çapkın komşusu duvardelenin kapısına dayanır. Olaylar başlar ve 400 küsür sayfa nasıl okundu bilmiyorum. Ben çok çok beğendim. Kapağına aldanıp sürekli mercimek fırında gibi düşünmeyin, çok güzel romantik bir komedi kitabı. Bu kitaptan sonra ciddi ciddi Clive gibibir kedi mi alsam diye düşündüm :D Kitabın son satırlarını Clive'ın ağzından dinlemek çok komikti, özellikle gidip gelmeyeni ne kadar çok özlediğini ( Miss Pisi ) güzel anlatmış ;D Simon'un ev yapımı olan keklere ekmeklere olan zaafı çok tatlıydı :D
Baskı: Ahlaksız Ritim (Sinners on Tour #4)
Bu adamlar benim favorimmmm <3 <3 <3 Eric'in salak esprileri çok tatlıydı, Trey'i daha fazla merak etmeye başladım. Küçük Brian doğunca neler olacak acaba :)) Reb'in Eric'e ihanet edip bu çocuğu ortada bırakacak diye çok korktum ama Maşallah Reb, Eric'e unutamayacağı bir doğum günü yaşattı :D :D :D Trey'in kitabını merakla bekliyorum.. Günahkarlar Tam Gaz Turneye Devammm... :P
Baskı: Aşkın Peşinde (Lone Stars Sisters #4)
Serinin dördüncü ve son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Kız kardeşlerin en yakın arkadaşı Dana ile Titan kızlarının üvey abisi Garth'ın hikayesi oldukça güzeldi. Romantik komedi tarzında güzel ve eğlenceli bir seri. Okumayanlara tavsiye ederim.. Şerif yardımcısı Dana, arkadaşlarına zarar vermeye çalışan Garth'ı takip etmeye başlar. İşin ilgininci bunu açıkça yapması biraz tuhaf geldi bana. Garth hiç rahatsız olmuyor aksine ona yardımcı oluyor :) İki sorunlu tip oldukları için birbirlerine bu kadar kolay kapıldılar sanırım. Izzy'nin inadı ve diğer Titan kızlarının da desteğiyle Garth aileye katılmaktan başka şansı olmadığını anlar ve garip bir şekilde onları ailesi olarak görmenin hoşuna gittiğini farkeder. Her an Garth'ın bi aptallık yapıp intikam hırsına yeniden yenileceğini düşündüm ama şükür öyle bişey olmadı. Dana ve Garth için güzel bir son oldu. Kathy'e yıllar önce destek vermediği için (kötü baba) Jed Titan'ın pişman olduğunu görmek güzel.