Elysion
@Elysion

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Londra Caddesi (On Dublin Street, #2)

Dublin Caddesi'nin özetine göz attıktan sonra ikinci kitaba başlanılır ve bitirilir.. Çok güzeldi Cam ve Jo'nun hikayesi.Kendi başına mücadele etmek zorunda olan Jo gibi hatunlara ve gerçekten samimi davranıp onların kıymetini bilen Cam gibi erkek karakterlerin hikayelerini okumayı seviyorum. Samantha abla süpersin. Birinci kitapta tanıştığımız Brendan'ın yeri ayrı her zaman ama Cam'de kendine yer açabildi Dublin Caddesi serisinde. Jo alkolik annesi ve ergenus erkek kardeşi ile birlikte yaşamaya çalışmaktadır. Uzun zaman önce babalarından kaçarak kendilerine yeni bir sayfa açmışlar ancak annesi tüm sorumluluğu Jo'nun omuzlarına bırakarak hayatına asalak bir insan olarak devam etmiştir. Jo kendi mutluluğunu ve isteklerini bir kenara bırakıp kardeşinin daha güzel bir hayat yaşayabilmesi için hem zengin adamlarla takılmaya başlar hemde iki işte birden çalışmaya çalışmaktadır. Dışardan herkesin onu parası olan erkeklerin yanında gördüğü için kötü yargılaması ise onu hiç rahatsız etmemektedir, ta ki Cameron ile tanışana kadar. Kitabın başlarında bilindik klasik hikaye derken sonlarına doğru "Aman be hep aynı hatalar, yanlış anlaşılmalar" derken yazar çok güzel verdi bana önyargımın cevabını :) Jo'nun kardeşi Cole ise beni çok etkiledi. Çocukluk döneminde büyümek zorunda olan bir karakter ve güzel aktarılmış okuyucuya. Cam'in arkadaşı Nate'in kısa hikayesini okuduğum an "Sıradaki kitabımızın adamı bu" dedim :) Sonrasında gelen Olivia'yı da kafadan Nate'e yapıştırmıştım :)) Nitekim 3.kitap ikisinin olacakmış :) Sevindimmmmm . Fırsatını bulursanız okumalısınızzz "Bazı insanlar bir aileyle doğar, bazı insanlar ise kendilerine bir aile kurmak zorundadır. " ~~~***~~~ "İnsanlar.. pekala, harika olabilirler. Ama kimi zaman, ne yazık ki, evlerimizden uzak tutmaya çalıştığımız canavarlara dönüşürler. O canavarların evimize girmenin bir yolunu bulacağından endişeleniriz. Onların zaten içeride olduklarını düşünerek korkmamamız gerekir. Annen ve babanın seni bunlardan koruması gerekirdi. Canavarın ta kendisi olmaları değil." ~~~***~~~ "Cam, tanıştığım tüm diğer erkeklerin aksine beni gıcık edebilir, tepemi attırabilir ve suratlarımız morarana kadar benimle tartışabilirdi... Ki bunların hepsi 'Felaket geliyor!' diye bağırıyordu." ~~~***~~~ "Yapmacık bir gülümsemeyle kendini toparladı Cole, 'Yeni bir egzersiz programı fikrim var. Çuval dolusu para kazanmamızı sağlayacak.' Dudaklarım büküldü. 'Neymiş o?' 'Adı, Sarhoş Anne. Biraz ağırlık kaldırmayı, biraz da kalp egzersizi yapmayı gerektiriyor.' Şakasını sindirmeye çalışırken bir anlığına durakladım ama sonra kahkahalara boğuldum. O benim en iyi yanımdı.."

Baskı: Kurucunun Kızı

Kurucunun Kızı - Amy Engel Uzun zamandır distopya türü okumamıştım. Fantastikten sonra en çok sevdiğim tür. Açlık Oyunları tarzında bir seri. Çok harika diyemem ama kötü dersem de kitaba haksızlık etmiş olurum. Kurgusu güzel ve Ivy'i sevdim. 2075'lerdeyiz, insanlık kendi içinde büyük savaşlar vermiş ve kendi elimizle yaşadığımız dünyayı mahvetmiş durumdayız. İnsanlık nüfusu çeşitli savaşlardan dolayı azalmış durumda. Buna bir son vermek adına insanlar bir araya gelerek yeni bir koloni gibi yerleşim yeri kurmuşlar ve burada yaşamaya başlamışlar. Ancak ortada bir sorun vardır, bu yeni oluşumu Lattimer'lar mı Westfall'lar mı yönetecek? Nihayetinde iki aile arasında yaşanan savaşın sonunda Lattimer'lar savaşı kazanır ve başkanlık yapmaya başlarlar. Westfall'lar'a ise shiç bir yetkisi ve mevkii olmayan Kurucu ünvanı verilir. İlerleyen zamanlarda yeniden savaş ve karışıklık olmasın, sürekli barış sağlanmış olarak kalsın diye Westfall'ların kızları Lattimer'ların erkekleri ile evlendirilmeleri geleneği başlatılır. Sürekli barış sağlanmak zorundadır çünkü; artık insanların kaynakları sınırlıdır. Elektrik zorunlu olmadıkça kullanılmıyor, araçlar yok çünkü yakıt yok. Yiyecek bulmak eskisi kadar kolay değil ve sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi bile bir mucize. İnsanlar ne kadar genç evlenirlerse sağlıklı bebek doğurmaları o kadar yüksek oranda oluyor. Gençler kiminle evleneceklerini kendileri seçemiyorlar, onların yerine bir kura yapılıyor ve eşleştiğin kişiyle evlenmek zorundasın.. Yasalara aykırı davranırsan gideceğin yer bir hapishane değil, çünkü zaten yiyecek kısıtlı ve devlet sana para ayırmak istemiyor bu yüzden gideceğin tek yer; yaşam alanını çevreleyen ve ötesinde bin bir tehlikenin olduğu Çit. Tüm bunların yanı sıra Kurucunun Kızı yani Ivy'miz Lattimer'ların oğlu Bishop ile evlenmek zorunda. Hiç istemese de ailesine karşı gelemediği için evlenmek zorunda. Bu evliliğin çok kısa süreceği söyleniyor ailesi tarafından; çünkü yakın zamanda Başkan Lattimer'ı ve oğulları Bishop'ı öldürüp yerine kendilerinin geçeceğini söylüyorlar. İlk başlarda görevine sadık ve tek isteği annesinin ve diğer zorla evlendirilen herkesin intikamını almak için görevine yani Bishop'ı öldürme plana yardımcı olacak bilgiler toplamaya başlar. Hesap etmediği tek şey Bishop'a her geçen gün bağlanacak ve öldürmesi hiç kolay olmayacaktır. 270 sayfa filan. Akıcı, güzel ve düşündürücü bir hikayesi var. Fırsatını bulursanız okumanızı tavsiye ederim veeee maalesef sonu yine kötü biten bir seri ile karşı karşıyayız. İnşallah ikinci kitap için çok beklememize gerek kalmaz çünkü Ivy'i çok merak ediyorum.. ve Bishop, umarım Ivy'e olan inancını bırakmaz.. "Aşk kanunlaştırabileceğin bir şey değildi. Aşk tablolardan, grafiklerden ve eşleşme oranlarından daha fazlasıydı. Aşk karışık ve karman çormandı ve rastlantısal büyüsünden onu yoksun bırakmak bir hataydı." *** “Belki özgürlük abartılıyordur. Savaştan önce özgürlüğümüz vardı. Bak bizi nereye getirdi.”

Küçük Prens
8/1013.05.2015

Baskı: Küçük Prens

Bu kitap gerçekten bir çocuk kitabı değil. Öylesine ordan burdan çıkan çeşitli hayvanlar bitkiler yok. Hepsinin temsil ettiği bir şey var ve söyledikleri bize ders niteliğinde. Okumadıysanız bir göz atın derim :) Kitabın sonundaki sorulardan sonra benim verdiğim cevaplara göre kitap çok yıldızlı olanları şöyle tarif etmiş yani beni; "Siz bir kuzusunuz. Nazik, arabulucu, biraz çekingensiniz. Başkalarıyla aynı fikirde olunca rahat hissediyorsunuz. Ah! Kendi sıcak kabuğunuza çekilip sürekli orada yaşamanız mümkün olsaydı! Sizler taze renkleri, hoş manzaraları, sorunsuz bir hayatı seviyorsunuz. Siz 'iyi huylu' bir insansınız fakat dikkat edin dünya kurtlarla dolu."

Baskı: Karmakarışık

Selamlar Kitap Canavarları, Eğlenceli bir romantik komedi kitabı mı okuyasınız var? Bundan daha iyisini yakın zamanda okumadım. Gülmekten koptuğum yerler oldu. Bu kitaba denk gelirseniz okuyunnn :) Bazı yerleri uzatılmış olabilir, belki birazcık daha kısa olabilirdi ama yine de sıkmadı beni. Çok çok eğlendim okurken. Uzun zamandır bir erkek tarafından anlatılan kitap okumamıştım. Zaten aklıma bi Christian Grey'in bakış açısı bölümleri geliyor nedense sadece ve sanırım bundan sonra da Drew gelecek :))) Ahh Drew, sonunda layığını buldun :))) Baş kahramanımız Drew Evans bankacılık sektörünün yıldızlarından aynı zamanda hızlı bir playboy :)) Adamın tek bir bakışı yada cümlesiyle elde edemeyeceği hatun yok. Şeklimi Koyarım. Ta ki, Katherine ile karşılaşana kadar. Katherine ile bir barda tamda ımmmm bir görüşmeden(!) sonra karşılaşırlar ve o an peşine takılır. Katherine ne mi tepki verdi peki? Tabi ki Drew'e bakmadı neden mi? Çünkü nişanlııı :==)) Bundan sonraki olayların bilindik, amannnn klasik çapkın yakışıklı adam bir kıza saplanır ve doğru yolu bulur falan filan diye mi düşünüyosunuz? Bende öyle düşünmüştüm Uzun zamandır bu kadar eğlenceli bir kitap okumamıştım. :) Olabildiğince kısa kısa aldığım bir kaç alıntıyı paylaşayım :))) "Bana öyle bakmayın. Aslında kötü bir adam değilimdir. Mesela hiç yalan söylemem. Kadınları, onlarla beraber bir geleceğiniz olduğuna veya ilk görüşte aşka inandığıma dair, süslü püslü laflarla kandırmaya çalışmam" **** "Ona nerede çalıştığımı söylediğimde, bu muhteşem kadının ağzını nasıl şaşkınlıkla açtığını gördünüz mü? Aslında yüzünün aldığı ifadeden bir şeyler çakmalıydım. Ama o an hiç fark etmedim. Göğüslerini kesmekle meşguldüm sanırım." **** Uyarmadı demeyin, Drew çokkk yaramaz biri :))) "Dönüp Kızıl Saçlı'nın kız kardeşine -daha doğrusu ikizine- bakıyorum. Bir anda planlarım değişiveriyor. Biliyorum, biliyorum... Aynı lunapark trenine iki kez binmem demiştim. Ama söz konusu ikiz trense?" **** "Tamam, burada bir duralım; çünkü yüzünüzde beni yargılayan bir ifadenin belirdiğini görebiliyorum. Ayrıca tiz bir sesle söylediğiniz onaylamaz sözler de kulağıma geliyor, P içe bak. Bir kızla yatmış - gerçi bu durumda iki kız oluyor ama neyse- şimdi de arkadaşlarına anlatıyor. Ne kadaaarrrr saygısızca... Öncelikle bir kadın ona saygı duymamı istiyorsa, saygıyı hak eden biri gibi davranmalıdır. İkincisi p içlik filan yapmaya çalıştığım yok, normal bir erkek gibi davranıyorum ve her erkek arkadaşlarıyla seksten bahseder. Belki gözünüzden kaçmış olabilir diye tekrarlıyorum. Her Erkek, Arkadaşlarıyla Seksten Bahseder. Bir erkek size, konuşmadığını söylüyorsa hemen kıçına tekmeyi basın. Çünkü yalan söylüyordur." **** Bu adamın radarından kaçabilen birisi yok mu yahu :))) "Kız önünde duran biriyle konuşurken gözlerim sırtında geziniyor. İç güdüsel olarak bakışlarım kalçalarına yöneliyor ve... Bir dakika. Dur, dur bir dakika. Bu kıçı daha önce gördüm ben. Hadi canım, yok artık! kız bana doğru dönüyor. Aynen öyle..!" **** "Muhtemelen kadınlar senin dikkatini çekmek ya da onlara gülümsemeni sağlamak için önünde şekilden şekle giriyorlardır.' diye sürdürüyor sözlerini Kate, 'ama bu benim için geçerli değil. Takıldığın tiplerden biri yada karyola direğindeki bir çentik olmayı planlamıyorum, o yüzden repliklerini, gülümsemeni ve saçmalıklarını başkalarına saklayabilirsin." Dövmek Kate cümlesini bitirir ve masaya doğru eğilir. Drew sizce bu cümleler karşısında ne düşünüyor? Ne.?? Ne.?? "Biraz daha eğilirse göğüs arasını görebilirim." **** "Drew karşı konulmazlığını kaybediyor. Az önce fena fırça yedi. Hem de bir kadından." diyor Matthew, aşırı bir mutlulukla.. Steven acımasızca başını sallıyor. 'Dünyama hoş gelin dostum." *** "Kate hemen 'Rüyanda görürsün' diyor. Sırıtıyorum. 'Aslında rüyalarıma seni çekilirken değil.. bir şeye doğru yaklaşırken görüyorum.' **** "Kız kaldırma moduna giren Matthew, 'Dolores. Muhteşem bir kız için muhtelem bir isim. Üstelik klitorisle de kafiyeli... O konuda uzmanım da." Matthew'la tanıştınız mı? Drew'in yakın arkadaşı olur da kendileri *** Drew'a karşı koymak imkansız, adam ukalalık filan yapmıyor, İnanmıyor musunuz? Alın size bir alıntı: "Yaşlı kadınların bana karşı bir şeyi oluyor. Nasıl açıklarım bilmiyorum ama yanağımdan makas alma, kafamı sıvazlama türünde bir şeyden bahsetmiyorum. 'Neden tekerlekli sandalyemi süpürge odasına itmiyorsun, içerde neler yaparız' türünden bir şeyi kastediyorum." **** Aslında bu kitap sadece bir komedi değil, biz bayanların bazı olaylara daha farklı açıdan bakmaları gerektiğini de gösteriyor. Nasıl mı? Bu alıntı biz hatunlara gelsin.. "Kate çok zeki, açık sözlü ve hırslı bir kadın. Pek çok erkek böyle bir kadınla baş edemez. O yüzden ters strateji uygular ve çekindikleri bu nitelikleri, iticiymiş gibi gösterirler. Utanılacak bir şeymiş gibi." **** Her zaman istediğini alan, şımartılmış, aşırı yakışıklı ve her şeye sahip Drew'in kafaya taktığı kız elinden gitmek istediğinde içinde yatan o muzip çocuk çok rahat ortaya çıkıyor. Bkz. Alıntı . "Elini, hala kolunda duran elime yaslıyor. Sesi, bir çocuğa laf anlatmaya çalışıyormuş gibi sakin. 'Tamam, Drew. Önce Billy'yle konuşayım sonra seninle ofisinde buluşuruz olur mu?' İki yaşındaymışım gibi ayaklarımı yere vurmak istiyorum. Hayır. Hiç de tamam değil.!" **** Bunların yanı sıra, bu kitap acayip hiç kafa yormayacağınız bilgilerle dolu ve siz okudukça kopuyorsunuz. İşte bir örnek: "204'te UCLA, kadınların sevişmeye -diğer günlük faaliyetlere kıyasla- ne kadar değer verdiğini belirlemek için bir anket yaptı. Peki sonuç ne oldu biliyor musunuz? Her on kadından sekizi seks ile uyku arasında bir tercih yapmaları gerekse, uykuyu seçeceklerini söyledi. Aynı sene, NYU da bir inceleme yaptı. Farelerle. Erkek farelerin beyinlerine elektrotlar yerleştirerek kafeslerine iki buton koydular. O küçük şanslı p içler mavi butona bastığında, elektrotlar orgazmı tetikliyordu. Kırmızı butona bastıklarında ise, yemek veriliyordu. Farelerin hepsine ne olduğunu bilmek ister misiniz? Öldüler. Açlıktan hem de. Hiç biri asla kırmızı butona basmadı." ***** Veee son alıntım. "Herhalde mide bulandıracak derecede tatlı, vıcık vıcık laflar edeceğimi düşünmüyordunuz, değil mi? Sizi hayal kırıklığına uğrattıysam, üzgünüm."

Baskı: Eksik Parça (Mara Dyer, #1)

Çok fazla olumlu yorum okuduktan sonra fırsatını bulur bulmaz başladım ama pek vakit olmadığından bitirmem biraz zaman aldı. Hemen okusaydım daha fazla keyif alabilirdim kitaptan. Akıcı, merak uyandırıcı ve gülümseten kitaplara bayılırım ve bu kitapta bu kategoride. Mara'nın gözlerini hastane odasında açtığı sahnelerle başlıyoruz, ne olduğunu anlamaya çalışıyor ve uyandığında ise aklına ilk gelen, başına bir şey geldiyse neden en yakın arkadaşı Rachel yanı başında değildir? Bir kaza sonucu sevgilisini ve iki arkadaşını kaybettiğini öğrenir. Arkadaşlarından birisi anaokulundan beri yanından ayrılmayan yakın arkadaşı Rachel'dır. Ailesi ile birlikte farklı bir şehre taşınmaya karar verirler. Gittiği yerde ise ne halüsinasyonlar peşini bırakır nede o kabuslar. Kazanın nasıl olduğunu, gecenin bir yarısı 4 kişi terkedilmiş eski bir akıl hastanesinde ne yaptıklarını bilmemektedir. Tabi binanın nasıl çöktüğünü ve içinden sadece kendisinin sağ olarak nasıl çıktığını da.. Yeni taşındıkları yere uyum sağlaması yine zor olsa da, tatlı serserimiz Noah, Mara'ya baya yardımcı olur ve onun yabancılık çekmesine müsade etmez :))) Kitabın sonu çok kötü bitti benim için. Keşke hemen çıksa ikinci kitap. Ahh ahhh bi gün kalpten gideceğiz bu seri kitaplar yüzünden :) Güzel bir kitaptı, umarım sizde seversiniz. Mara'nın abisi Daniel ve kardeşi Joseph'i okumak ta çok keyifliydi :) ----+++---- "Fırın camından kendime bir göz atmak istiyordum ama karşımda kimi göreceğimi bilmemek, bu düşüncemden vazgeçmeme neden olmaya yetmişti." *** "Beni sınıfın ortasına dikip daha öğrenmediğimiz şeyler hakkında İspanyolca sorular yağdırıp durdu ve ben yanlış cevap verince de güldü..' durmuştum. Argümanlarım ona söylerken hiç de ikna edici gelmiyordu. Daniel göz ucuyla bana baktı. 'Dalga geçerek güldü!' diye ekledim. 'Hı hı.' 'Ve üzerime tebeşir fırlattı.' 'Bu kadar mı?' Sinirlenip ters ters bakmaya başlamıştım. 'Dedi hiç bir hocadan azar işitmeyen öğrenci." :))) *** "Okuldaki ilk günümüzün ardından hocayla bağımsız müzik çalışmamı görüşmeye gittiğimde Noah'da oradaydı. Bu arada Noah'da beste yapıyor ve acayip başarılı. Sophie geçen yıl onunla birkaç defa karaoke gecesi yaptıklarını söylemişti.' Küçük, tatlı, sarışın Sophie'yi düşününce içimde kaval kemiğine tekme atıp kaçmak için karşı konulmaz bir istek belirdi." Hehehe (Mara'nın bu iç sesinin gücünü okuyunca bu cümle o kadar da masum gelmeyecek söyleyeyim :))) *** (Mara ve Noah arasında geçen bir konuşma.) "Affedersin, köpeğinin bana saldırması ve Mabel'in korkması beni biraz afallattı da. Bir de Tac Mahal'de yaşıyor olman var tabii.' 'Saçmalık. Tac Mahal sadece on yedi metrekare. Burası ise iki bin üç yüz.' Boş boş yüzüne bakıyordum. 'Dalga geçiyorum.'dedi. Hala boş boş bakıyorum. 'Tamam geçmiyorum. Gidelim mi?' :))) **** "Gözlerimi kıstım. 'Beni senin hakkında uyarmışlardı. Biliyorsun.' Ve beni mahveden o çarpık gülümsemesiyle cevapladı. 'Ama yine de burdasın.'

Trendeki Kız
8/1028.04.2015

Baskı: Trendeki Kız

Rachel her gün trenle Londra'daki işine giderken yol üzerinde gördüğü evleri, manzarayı ezberlemiş ve sürekli takip etmektedir. Özellikle her gün kırmızı ışıkta tren durduğunda, evlerinin önünde durup baktığı ve onların hayatına imreniği bir çift vardır. Onlara isim bile vermiştir ve o muhitteki evlerin iç dizaynlarını bildiği için evin içinde nasıl hareket ettiklerini tahmin etmeye çalışmaya başlamıştır. Her gün gelip geçerken, bir zamanlar aynı caddede kendi mutlu evliliğini hatırlatan bu çifti seyretmektedir. Bir gün yine kırmızı ışıkta çiftin evinin önünde durduklarında kızın başka bir adamı öptüğünü görür ve çok sinirlenir, bir şekilde gidip kızı sarsıp kendine getirme isteği duyar içinde. Ertesi günlerde ise kızın kayıp olduğu haberini alır.. Takip ettiği çifttin Scott-Megan çifti olduğunu ve hayatları hakkında gerçek bilgilerini öğrenmeye başlar. Oraya gidip şüpheli halde olan kocasına karısının başka bir adamı öperken gördüğünü söylemek istese de, aynı semtte oturan eski kocası ve karısının evlerinin yanına yaklaşmayı istememektedir. Kocası Tom'dan boşandıktan sonra işten atılan, alkole kendini veren Rachel'in kendini toplaması hiç kolay olmuyor ve Megan'ın kaybolduğu gece o semtte trenden indiğini hatırlamasının ardından kendini bir anda olayın içinde bulur. Tek sorun Rachel'in bir çok şeyi unutan bir hafızasının olmasıdır. Belkide aslında hatırlanacak bir olayın olmamasıdır ! Kayıp kız filmini izlememiş olsaydım belki daha fazla etkilenirdim bu kitaptan. 10/8 diyebiliriz. Kurgusu güzel ve alışılmışın dışında bir roman. Kitap 350 sayfa ama ben 200 sayfayı günlerce süründürdüm, ama son 150 sayfa bir çırpıda bitti. Başlarda Rachel ayrı anlattı, Rachel'in eski kocası Tom'un yeni karısı Anna ayrı anlattı, komşuları Megan ayrı anlattığı için kafam karıştı ama sonunda tüm taşlar yerine oturdu. Gerilim kategorisine değilde, polisiye kategorisine daha çok uyuyor. Fırsatını bulursanız okuyun derim.

Baskı: Rüya Ateşi (Ateş, #4)

"Kafasını çevirdi ve bana baktı, sarı bakışlarında duraksamama sebep olan bir şey vardı. Korkunç bir andı. Gözlerinde ihanete uğradığını düşündüğünü gösteren bir şey gördüğüme yemin edebilirim. Sanki benim taraf değiştirdiğime inanamıyordu. Sanki aramızda konuşulmamış bir anlaşma vardı. Kınayarak bana baktı, sarı gözleri ihanetimle alevlendi. Başını geriye attı, hayal kırıklığı ve çaresizlikle uludu, saf üzüntü ve delilik karışımı bir sesti." ***** "Biz birlikte olduk Bayan Lane. Hamamböcekleri de bunu yapıyor. Ayrıca birbirlerini yiyebiliyorlar.' 'Anlaştık Barrons.' 'Anlaştık.' diye onayladı." **** " "Ben.. daha çok... onun hakkında (Barrons) bir şeyler duymak istiyorum.' Sert bir bakış attım. Şimdi haylaz bir kız gibi görünmüyordu, daha ziyade büyülenmiş gibiydi. Dani -sert ve punk Dani- dizlerinin bağı çözülmüş gibi duruyordu. Çok şaşkındım. ' Şimdide Barrons'a mı aşıksın? V'lane'e deli olduğunu sanıyordum.' 'Onu da seviyorum. Ama Barrons geldi ve seni buradan aldı. Ahbap, sana nasıl baktığını görmeliydin.!' 'Ben ahbap değilim, bundan vazgeç'. Sormadan duramadım. 'Bana nasıl bakıyordu?' 'Sanki doğum günüymüş ve sende doğum günü pastasıymışsın gibi.' En azından bu seferkini tavana çarpmamıştı. Görünüşe göre pastasını bu sefer afiyetle yemişti. " Kaynak: http://www.webcanavari.net/profile.html;u=140261;sa=showPosts#ixzz3WXRnAZEy

Baskı: Düş Bahçelerinin Uzağında

Carmody ikizleri Shenandoah ve Woody'nin annesi esrarengiz birşekilde kaybolmuştur. Carmody'ler kasabanın en nüfuzlu ailesidir ve ikizlerin babası kasabanın yargıcıdır. Sheny ve Woody'nin anneleri kaybolduktan sonra babalarının gazabına uğramalarını ve annelerini arayarak geçirdikleri zamanı anlatıyor kitabımız. İlk başlarda biraz sıkıldım ama güzel bir hikayeydi. İkizlerden Woody annesinin kaybolduğu gece "Annem gitti" dedikten sonra başka hiç bir şekilde konuşamamıştır. Sheny hem kardeşinin bakımını üstlenmiş hemde annesini geri bulma arayışına girmiştir. Bir kaç yazım hatasını saymazsak güzel bir kitap. Kurgusu ve anlatımıyla beğendim. Senny'nin kardeşine olan sevgisi ve sabrı inanılmaz. Annesini bulma azmi harika babasına olan sevgisi ise yoruma açık :) Vakit bulursanız okumanızı tavsiye ederim.

Baskı: Geçmiş Aile Sırları

İki gündür okumaya çalışıyorum ve 68'e ancak gelebildim. Bu bana bir işaret olmalı. Daha fazla okuyamayacağım.. Belki bir gün devam ederiz..

Gündüzsefası
9/1018.03.2015

Baskı: Gündüzsefası

Ada ve Penny, aynı mekanı farklı zamanlarda paylaşmış iki güzel bayanın hikayesi çokk güzeldi. Okurken hiç sıkılmadım. Çok akıcı bir dille yazılmış ve okurken gerçekten bir roman okuduğunuzu hissediyorsunuz. Ada'nın eşi ve kızını bir kazada kaybettiği satırları okurken çok hüzünlendim ve Ada'nın Alex ile yeniden hayata tutunma çabaları, kendi içinde yaşadığı çelişki, kızı ella ve eşi James'e olan özlemini dile getirdiği satırlar çok samimiydi. Hikayemiz yüzen evlerde geçiyor. Hep hayal etmişimdir bende böyle bir yerde yaşamayı özellikle Sandra Block'un Göl Evi filminden sonra :) "Hayatım yıllarımı mutluluğun peşinden koşarak geçirdim' dedi kendi kendine gülümseyerek. 'Ama mutluluk büyümene yardım etmez. Bunu sadece mutsuzluk yapar." *** "Her zaman geçmişi ve hayatımın en büyük iki aşkını arzulayacağımı biliyordum. ama artık bir kuş olmak, yağmura ve fırtınaya karşı kanat çırpmak istiyordum. Güne güneşle birlikte çiçeklerini açan ve ne olursa olsun ışıldamaya hazır bir gündüzsefasının hevesiyle başlamak istiyordum." *** "Bir yerden başka bir yere giderek kendinden kaçamazsın."

Baskı: Karanlıkta Buldum Seni

Tatlı Şeytan kitabından sonra okuduğum ikinci Go Kitap yayını. Maggie tam bir iyi aile kızı. :) Ailesiyle güzel vakit geçiren, onu seven ve düşünen iki yakın arkadaşı var. Küçük huzurlu kasabalarında mutlu huzurlu yaşayıp gitmektedirler.. Ta ki, Clayton'a çarpana kadar :) Ordan bakınca tam bir klişe görünüyor ama okudukça öyle olmadığını anlayacaksınız. İnsan içine çıkmamaya özen gösteren ve iletişimden veba gibi kaçan Clayton ile arkadaş olmayı Maggie kafasına takmıştır ve olacaktır. Onun tabiriyle başka yolu yok :) Maggie, Clayton'ın esrarengiz havalarını çözmeye başladığı an aralarındaki çekimden dolayı kısa zamanda "arkadaş" olurlar. :) Clayton'ın dengesiz davranışlarından bana okurken gına geldi ama nihayetinde sebebini anlıyoruz. Bazen gerçekten gitmek gerektiğini insanın kabullenmesi lazım. Körü körüne devam etmek insana sorundan başka bir şey getirmiyor. Bir diğer nokta da, Clayton'ın anne-babası. Allahım ne sinir bozu tiplerdi öyle. ! Goodreads'tan anladığıma göre serinin ilk kitabıymış. Devamını merakla bekliyorummmm... Akıcı, genel olarak komik, yer yer sinir bozucu bu kitaba denk gelirseniz okuyun :) "Rachel söylediklerime kanmıyordu tabi ki! Elime vurdu. 'Saçmalama!. Clay senden hoşlanıyor. Hem de çok. Ayrıca ona tamamen güvenmiyor olsam da, bir birinizden ne kadar hoşlandığınızı görebiliyorum. Gençler birbirini tanımış, sevmişse de bize söz düşmez. O yüzden moron gibi davranmayı bırakıp harekete geçmelisin bence." *** "Clay arkasını dönüp yanımızdakileri görünce şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Soru sorar bir sesle Kylie ve arkadaşlarına 'Merhaba?' dedi. Clayton Reed etkisi tüm gücüyle karşımda etkisini gösteriyordu. Ağzı kulaklarına varan Kylie yemin ederim bir ara dudaklarını yaladı. Şu sıralar Daniel'la birlikte olduğunu unutmuş gibiydi. Ne kadar da iyi bir sevgili!. Dana göğsünü öne çıkardı, McKanna da saçlarını savurdu. Tanrım! Discovery Channel'da hayvanların çiftleşme ritüellerini izliyordum sanki. Şu kızların saldığı feromonlar bir eşşeği bile boğabilirdi." *** "İlginç. İstediği yere oturabilirdi. Sosyal hiyerarşide istediği yere yerleşebilirdi. Ama hiç kimseyle göz teması kurmadan gidip bir masada tek başına oturmayı seçmişti. Eski ceketinin cebinden bir MP3 çalar çıkarıp kulaklıkları kulaklarına taktı. Vermeye çalıştığı mesaj gayet açıktı: Ölüm kalım meselesi bile olsa yaklaşmayın!." (Bende bunun aynısını yapıyorum --Seda ) *** "Eğilip alnıma bir öpücük kondurdu ve babamı kocaman öpüp evden çıktı. Ben de simidin geri kalanını ağzıma tıkıştırıp elimin tersiyle dudaklarımı sildim. Birden burnumun altında bir peçete belirdi. 'Ahırda mı büyüdün, kızım?' diye dalga geçti babam benimle." Kelebek figürlerini genel anlamda çok sevdiğimden Clayton'ın Kelebekli sevgi gösterileri çok hoşuma gitti.

Kalbimin Sahibi
7/1012.03.2015

Baskı: Kalbimin Sahibi

Öncelikle belirteyim, öyle kapağa aldanıp mutlu huzurlu sakin bir aşk romanı okuyacağım diye benim gibi heveslenmeyin. Maggie babası tarafından darp edilmekte olan annesi ve kız kardeşi için sağlam durmaya çalışan lise çağlarında genç bir kızdır. Annesi akli dengesini kaybetmiş durumdadır, kız kardeşide küçük yaşta olduğundan ikisini babasına karşı korumak zorundadır. William üniversitenin son sınıfına başlayacağı yaz, tatil için ailesinin yanına gelir ve abisi Blake ile birlikte, geri dönmesi şerefine bir partiye katılır. Gittikleri yerde okul çağlarından beri başına bela olan Troy ile karşılaşırlar görmezden gelmeye çalışırlar. William Troy'u gözardı etse de yanındaki kızdan gözlerini alamamaktadır. Maggie'ye Troy'un tokat atmasının ardından Troy'la karlıkarşıya gelen William sürekli Maggie'yi düşünmektedir. Kendine Maggie'yi düşünmemesini söyleyip dursa da onu koruması gerektiğini içten içe hissetmektedir.. Bir günde elinize alıp okuyup bitirebileceğiniz kitaplardan. Genel anlamda sevdim. Sadece William'ı gerçekten pasif buldum. Ben çok çok büyük bir olay yaşamıştır William sanıyordum ilk başlarda (tamam Maggie'nin yaşadığı kolay değildi ama zaten haberi yoktu olaydan) ama neden bu kadar erken pes etmiş anlayamadım. O kadar çok sıkıntı çektikten sonra güzel zamanlarını biraz daha uzun okumak isterdim. Maggie ve Jonathan güzel uzun bir sonu hakediyorlardı. "Yuva ne demek hiç bilmezdim. Bana göre kaçmak için beklenen bir hapishaneydi."

Cennetin Rengi
9/1010.03.2015

Baskı: Cennetin Rengi

Harikaydı. Elime almamla bitmesi bir oldu. Gerçekten güzel bir hikayesi var. 10/9 !

Baskı: İntikamın Sırrı ( Sır Serisi # 1 )

Allahım bitmek bilmedi kitap. Bu gün 8.gün dayanamadım ve son 50 sayfayı atladım. Işıl Parlakyıldız'ın Duygu'suna o kadar çok benziyor ki hiç bir tat alamadım kitaptan. Yazım hataları da üstüne tuz biber oldu. Okuyan ve beğenen arkadaşlara sevgiler ama ben beğenmedim sevmedim.. Oh be, yeni kitabıma başlayabilirim artık... Vaktinize yazık etmeyin. Tuğla gibi kitap yazıcam diye yazmışta yazmışş..

Yağmur Sonrası
9/1010.03.2015

Baskı: Yağmur Sonrası

Şuan gerçekten bir roman okumuş gibi hissediyorum. Sarah Jio sana bu zamana kadar okumayarak haksızlık etmişim.. 1940'lı yıllar, İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir. Anne ve Kitty iki çocukluk arkadaşı hemşirelik okulunu bitirdikten sonra görünüşte ülkelerine destek olmak için savaşta hizmet etmek amacıyla Bora Bora Adalarına gitmeye karar verirler. Kitty'nin asıl gitmek istemesinin sebebi kalp kırıklığını gidereceği uzak bir diyar arayışı iken, Anne ise evlenmek üzere olduğu Gerard'dan, gerçekten evliliğe hazır olup olmadığını bilemediği için kaçmaktadır. Bora Bora adalarına adım attıkları ilk gün Kitty'de ki değişimi farkeden Anne, zamanla arkadaşının "arkadaşlığını" gayet güzel anlayacaktır. Her geçen gün Gerard ile yapacağı evliliği düşünürken ada da kalbini titreten Westry ile karşılaştığında işler Anne için daha da çıkılmaz bir hal alır. Geride bırakıp, döndüğü zaman evleneceklerine söz verdiği Gerard ile kalbinin tek aşkı olduğunu hissettiği Westy arasında kalan Anne'ye ne yapması gerektiğini zamanla Kitty "arkadaşça" gayet güzel gösteriyor. Çok çokk beğendim. Akıcı, merak uyandırıcı ve sonlarına doğru bitmesini istemeyeceğiniz bir kitap. Burdan o Kitty'ye güzel laflarım olurdu ama kendime saklayayım. Bir roman karakterine bu kadar cephe alabileceğimi düşünmemiştim hiç :) Neyse madem ki söylüyorum Gerard'a da diyorum ki; "Adamsın!" Fırsatını bulursanız okuyun diyorum ve Arkadya Yayınlarına bu güzel kitabı yayınladıkları için çokkk teşekkür ediyorumm.. Ve hoşuma giden bir kaç alıntı.. "Ben ona yalnızca br parçamı verirken, o tüm kalbini bana vererek bütün hayatını bana adamıştı. Benim kalbimdeyse, içinde sönmeyen bir mumun yandığı kilitli bir oda vardı." *** "Madalyonuma dokundum. 'Hayır tatlım', dedim 'Asla yalnız değildim. Biriyle aşkını paylaştığın zaman bu bir süreliğine de olsa, onu daima kalbinde taşırsın." Kitabın goodreads'da gördüğüm kapağı bu. Sanırım orijinal kapakta bu oluyor. Kitapları alırken kapaklarına özellikle dikkat ederim. Ne yalan söyleyeyim bazen kapakları yüzünden aldığım kitaplar da mevcuttur. Kitabı okuduktan sonra tekrar arka kapaktaki yazıları okumayı ve kapaktaki görsellere göz atmayı daha çok severim. Arkadya'nın kapağını sevdim, ama orijinal kapak tam hayallerime uyan kapak..

Deniz Feneri Koyu
9/1009.03.2015

Baskı: Deniz Feneri Koyu

Aynı anda hem geçmiş hem günümüzün anlatıldığı kitapları Böğürtlen Kışı'ndan sonra sevmeye başladım :) Farklı karakterler, aynı mekan, farklı sıkıntılar, farklı zamanlar ve sonunda birbirlerine değinen hayatlar.. Isabella ve eşi Arthur çok değerli bir hediyeyi Avusturya'ya götürmek üzere deniz seferine çıkarlar. Isabella 3 yıl önce bebeğini kaybetmiş ama onu halen kendi içinde yaşatan bir annedir. Libby ise 12 yıllık evli sevgilisi Mark'ın öldüğü için onun yasını tutan 40'lı yaşlarda hoş bir bayandır. Isabella ve Libby deniz feneri koyunda farklı zamanlarda yaşamış, zor bir hayat geçiren iki bayan. Akıcı ve güzel bir hikayesi var. 488 sayfa gözümüzü hiç korkutmasın. Bu tarz kalın kitaplara başlarken içimde hep bir zamanımı boşa harcama korkusu oluyor. Çok şükür bu kitapta pişman olmadım. Fırsatını bulursanız okuyun

Sahile Aşk Vurunca
7/1006.03.2015

Baskı: Sahile Aşk Vurunca

Bu kitabın kapağına vurularak, arka yazısını bile okumadan aldığım doğrudur :)) Freya web sitesi tasarımcısıdır ve ilhamını kaybetmiş hatunumuz ilhamını geri kazanmak için aşk yaşantısını hareketlendirmek ister. Lakin doğru kişiyi bulacak vakti yoktur bunun için gazeteye bir ilan verir :) Üst katında oturan Greg ise bu konuya çoktan gönüllü durumdadır ancak Freya Greg'den uzak durmak zorundadır çünkü Greg bir avukattır. Freya ve kız kardeşi Anna'nın hayatını cehenneme çeviren ve ailelerini elinden alan avukat yüzünden Freya avukatlardan nefret etmektedir. Bu ara bu cümleyi çok kullanıyorum ama öyle "aman aman bir kitap" değil. Vaktiniz varsa bir kaç saatte bitirebileceğiniz güzel bir kitap. Greg'den çok Max'i yani Freya'nın alt katında oturan elemanı daha çok merak ettim. Keşke onu biraz daha yazsalardı. Anna'nın Max'e kapılması ve Max'in ona yemek yapması çok tatlıydı :) Keşke ikinci bir kitabı olsa ve orda Max ile Anna'yı yazsa yazarımız.

Baskı: Çifte Vuruş (Sinners on Tour #5)

Trey.. Trey... Treyyy..... :) Kirazlı lolipop manyağı tatlı serseri. Yorum yaparak sizi daha fazla heyecanlandırmak istemiyorum. Bu kitap ile birlikte Günahkarları tamamladık. Yazar aştı kendini ama Trey'den beklenilecek şekilde yaptı Hehehe +18 filan değil +25 olmalı bence. Fırsatını bulursanız okuyun :)) "Bütün dolapları iki kere kontrol ettikten sonra, otobüsün ön tarafına doğru harekete geçti. Otobüsü kullanan Sed'e; 'Durmamız gerek! Bütün lolipoplarım bitmiş!' dedi. 'Trey, saat sabahın ikisi ve dağ başındayız. Durmak istesem bile-ki bunu istemiyorum- önümüzdeki yüz kilometre boyunca lolipop filan bulamayız.' 'Bir lolipopa ihtiyacım var. Hemen!' 'Tatlım galiba çantamda bir tane olacaktı' dedi Reagan. Trey döndü ve Reagan'a sanki cennetten inen bir melekmiş gibi baktı." :))) *** "Dare, Reagan'a artık bir starmış gibi davranması gerektiğini anlattıktan sonra Reagan'ın tepkisi: 'Pekala' dedi Reagan. 'Deneyeceğim'. Reagan esniyormuş gibi yaptı. 'Bu jette olimpik bir yüzme havuzu olduğuna ve tam donanımlı bir spa olmadığına inanamıyorum. Bu şartlar altında nasıl yaşamam bekleniyor? Lanet olası biram nerede? Soğuk olsa iyi edersiniz.' Reagan, kahkaha atan Dare'e baktı ve 'Nasıldı?' diye sordu. 'Çok daha iyi'. :))

Deli Divane
8/1004.03.2015

Baskı: Deli Divane

Eğlenceli, komik, sıcak, romantik bir kitap. Beğendim :)

Baskı: Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1)

Aslında kapağını ilk gördüğüm andan itibaren okumak istediğim kitaplar listesinde en tepedeydi. Bir kaç gereksiz parazit yüzünden bu kitaba tam olarak adapte olamadım, okurken çok zevk aldım ama yorumum o kadar uzun olmayacak. Karissa üniversite öğrencisidir ve annesi ile yıllarca şehir şehir gezmiştir. Sebep; Annesinin paranoyak tavırları. Annesi sürekli tedirgin, kimseye güvenmeyen, kızını saplantılı derecede herkesten her şeyden uzak tutmaya çalışıyor. Üniversiteye bile gitmesi Karissa için bir mucize. Kitabın sonlarına doğru annesinin neden sürekli böyle bir tutum içerisinde olduğunu anlıyoruz. İgnazio Vitale, yani NAZ, ismi biraz garip ama İgnazio yada sadece Vitale dendiğinde daha karizma bence :) Kitap boyunca bu adamın ne olduğunu çözmeye çalıştım. Arkadaşlardan birisi yorumlarında Roarke ve Barrons karışımı demişti evet bende şimdi hak veriyorum. Vitale, Karissa'yı resmen kraliçe gibi hissettirdi, Vitale'nin nereden ne zaman çıkacağı hiç belli olmuyor gizemli adam tiplerinden hep hoşlanmışımdır zaten :) Christian Grey'in gözlerine bakarak Anastasia sürekli tahminlerde bulunurdu, okuyanlar hatırlar, öfkeli elli, kıskanç elli filan diye. Bu kitapta da aynı şey var Karissa Vitale'ye bakarak onun nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu anlıyor. Bende bunu yapabilmeyi dilerdim. Vitale'nin üstünden resmen "tehlikeli" duygular akıyor ama bir o kadarda yakışıklı ve çekici olduğu için Karissa'mız hiç önemsemiyor. Dikkat ettiğim bir diğer nokta ise Karissa 19 yaşında ama Vitale çok daha büyük, 40'lı yaşlarda ama 30'lu yaşlarda gösteriyormuş. Karissa'nın yalancısıyım :)) Hikaye genel olarak akıcı, eminim parazitler olmasa ben bir günde bitirirdim. 440küsür sayfa hemencik okunabilir. Çok yeni bir kitap olduğu için fazla yazıp okuyucuları da merak içinde bırakmak istemem, eğer okuma fırsatını bulursanız okuyun :) Kitabın ayracına ba-yıl-dım. :) "O güzel bir pakete sarılmış bir canavardı. Ama aramızdaki mesefeyi hissettiğim böyle zamanlarda,kendimi düşünürken buluyordum.Belki onun gözünde,gerçek canavar bendim.'' *** ''Belki Cinderalla sonsuza kadar mutlu yaşamadı. Belki gece yarısı geldiğinde,kaçmak istedi. Belki prens gitmesine izin vermedi. Benimki vermedi. Vitale. '' *** ''Beni yok etmek için yola koyulmuştu ama bunun yerine bana aşık oldu. Ben de ona aşık oldum,sonunda beni yok eden de buydu. '' *** "Kralın kendisi olduğu kendi küçük dünyasında yaşıyordu ve onun gözdesi olmaktan fazlasıyla mutluydum. Ama bana bakıp gamzesini ortaya çıkaracak biçimde gülümsediğinde gözdesi değil, kraliçesi olduğumu hissettim."

Baskı: Harika Çapkın (The Beautiful Bastard, #3)

Serinin 3.kitabı hayırlı uğurlu olsun, yazar bence seriyi yazmaya devam ettikçe kalemi güçleniyor. Serinin en güzel kitabı bence Harika Çapkın. Diğer kitaplar gibi hemen ilk 10.sayfada bişeyler olmadı :)) 100.sayfalara gelmiştik hala bişi yoktu düşünün artık :) Kurgusu ve hikayesi bakımından bence diğer kitaplardan daha iyiydi. Hanna 24 yaşında ama 40 yaşındaki bir olgunluğa sahip bir hatun, tek sosyal faaliyeti işe giderken yolda geçirdiği zaman dilimi. Bir laboratuarda çalışan bilim kadını. Will ise abisinin yakın arkadaşlarından, Hanna'nın belli bir yaşa gelmesine rağmen hala hayatını yaşamadığını düşünen ailesi Hanna'nın abisinin yakın arkadaşı Will'den yardım ister. Will Hanna'ya dışarıda nasıl zaman geçirilip, sosyal olunacağını, nasıl flört edilebileceğini öğretmeye çalışacaktır. Will için Hanna hala yakın arkadaşının küçük kız kardeşidir. Birlikte koşmaya başladıkları ilk günden itibaren çapkın Will'in dengesi alt üst olmaya başlar. Hanna hakkında bilmedikleri bir şey vardır; Hanna geçlik yıllarında Will'e hayranlık duymaktayken şimdi bu kadar yakın olmak ona da ummadığı şeyler yaşatır. Hanna'nın Will'e sorduğu sorular çok komikti, okuması keyifli bir kitap. Denk gelirseniz okumanızı tavsiye ederim :) Alıntı yapabileceğim bir çok yer varken ben sadece aşağıdakiyle yetiniyorum. " 'Will.' Gözlerimi ona diktim. 'Bu gece gelir misin?' Kıs kıs güldü, aşağıya doğru esnetme yaparken kafasını iki yana salladı. Neden güldüğünü kısa sürede anladım. 'Iıhhh Sapık.' Omzuna vurarak bağırdım. 'Ne demek istediğimi anladın. Benimle birlikte gelir misin?' Elimle alnıma vurunca çıkan sese dönüp baktı. 'Aman Tanrım bu daha kötü oldu.' 'Benden gelmemi istemen hoşuma gitti!' dedi arkamdan. ' Bu gece gelmek için sabırsızlanıyorum Ziggy!. Saat sekiz civarı geleyim mi? Yoksa saat on civarı gelmemi mi istersin? Belki her ikisinde de gelirim?' Ona orta parmağımı gösterdim ve yoluma devam ettim. Neyse ki güldüğümü göremiyordu."

Bana İkimizi Anlat
8/1017.02.2015

Baskı: Bana İkimizi Anlat

Duygularını çok iyi ifade edebilen kalemi güçlü bir yazar. Okuduğum ilk kitabı. Kısa sürede okunabilecek türden.

Baskı: Rule (Dövmeli Adamlar Serisi, #1)

Bizdeki bu kötü çocuk sevdası nedir bilmem ki   Archer ikizleri Shaw'ın tabiriyle okulda bile mitolojik kahraman gibi anılmaktadır. İkizlerden Remy ailesinin sözünü dinleyen efendi bir çocuk iken, diğer ikiz Rule her zaman zor bir çocuk olmuştur. Rule nerde akşam orda sabah takıldığı akşamlardan birinde kendisini alması için Remy'i arar ve Rule'u almaya giderken kaza geçirir ve hazin son..  Rule her zaman kendisini suçlamasının ağırlığı altında ezilirken birde annesinin onu sürekli suçlaması ve "ölenin Rule olması gerektiği"ni sürekli yüzüne vurması Rule için işleri iyice zorlaştırır.. Shaw zengin bir ailenin kızıdır ve sürekli kendisine dayatılan hayatı yaşayıp "hanm hanımcık" yaşamazsa anne-babasından gelen yardımların kesileceği tehditleri ile hayatına güç bela devam etmeye çalışmasının yanında birde ilk gördüğü andan beri aşık olduğu Rule'u her pazar manevi ailesi gibi benimsediği Archer'lara götürmekle başa çıkmaya çalışmaktadır. Rule ile geçirilecek zaman onun için güzel görünse de her Pazar Rule'u evinden kızların yanından almak ve umursamıyormuş gibi davranmak artık dayanılamaz duruma gelmiştir.. 20.yaş gününde Shaw Rule'a karşı bir adım atar ve bizim şapşal nihayet kızı farkeder  :) Yazım hatalarından dolayı bir kaç yerde hikayeden koptum ve kimin kime ne söylediğini anlayamadığım diyaloglar oldu. Yayın evinin bunlara daha dikkat etmesini umarım. Genel olarak güzel bir hikayesi var, 350küsür sayfa ama hemen okunup bitti. (benim 3 gün süründürdüğüme bakmayın :) ) Rule'un annesine ayar oldum, kadını bi kaşık suda boğasım gelen anlar oldu, okuyunca hak vereceksiniz Rule'un Shaw için "beyefendi" gibi davranma çabaları ikisine verdiği en büyük zarar oldu, yazar insanların birbirlerini oldukları gibi kabullenmeleri gerektiğini güzel ifade etmiş. Bir tarafta her yerinde (!) dövmesi, piercingi olan Rule, bir tarafta hanım hanımcık işinde gücünde güzel sarışın Shaw. Rule'un umursamaz görüntüsünün altında yatan yumoş kalbi harika anlatılmış. Rule sürekli Shaw için aşırı olduğunu düşünürken biz Shaw'ın içinde yatan asıl kızı çıkardı ortaya :)  Bkz:Rule'un doğum günü için Shaw'ın yaptığı süpriz   Rule'u sevdim, serinin devamı çıkacakmış, sanırım onda da Rule'un rock grubu solisti arkadaşının hikayesi anlatılacak. Okuyacağım  :) "...'Rome şehre geliyor ve mahrem yerlerimin şu anki pozisyonlarından memnun olduğum için şimdilik kimseye bir şey söylemesem iyi olur. Shaw'un ona bir şey diyeceğini sanmıyorum..' 'Ben de. Anneni daha da çılgına çevireceğini biliyordur.'. 'Aynen.' 'O zaman,' duraksayıp bana manalı bir bakış attı. 'Her şeyin içine ettiğine değdi mi?' Kafamı kanepenin gerisine bırakıp tavana baktım. 'Hem de nasıl.'  " *** "..'Peki ya senden bana her şeyi vermeni istersem Shaw? Ya hepsini istersem? Bu beni de o insanlardan biri yapar mı?' Boğazından bir ses çıktı ve yüzünde beni oracıkta öldürecek bir gülümseme belirdi. Çok tatlı ve saftı. 'Hayır, çünkü sormana gerek yok, hepsi zaten senin. Sen her şeyi vermek istediğim tek insansın.' Bu kız benim ölümüm olacaktı.. " *** "...Derken kapı aralandı ve Ayden bütün ihtişamıyla belirdi. Shaw'la bana bir bakış atıp gülümsemeye başladı. 'Haleluya! Siz salakların bir biriniz için yaratıldığınızı gördüğünüze sevindim.' "

ÖncekiSayfa 6 / 12Sonraki