Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: georges perec
Birinci mucize: Georges Perec, Fransızcanın en çok kullanılan sesli harfi olan e'yi kullanmadan bir roman yazdı: La disparition. İkinci mucize: Cemal Yardımcı, bu romanı e harfini kullanmadan Türkçeleştirdi: Kayboluş. Kayboluş, ilk yayımlandığı 1969 yılından bu yana kısıtlamanın kaçınılmaz olarak yoksullaştırdığı kuru bir anlatı olarak karşılanmadı hiç! Dil oyunları, çağrışımları, konusu…

Yazar: georges perec
20. yüzyıl sonu edebiyatında çok özel bir yere sahip Perec: Başkasına hiç benzemeyen, her kitabıyla şaşırtıcı olabilen bir yazar. Metis Edebiyatta daha önce Şeyler ve Uyuyan Adam'a yer vermiştik. W ise 1975 tarihli bir metin. Kitap birbiri ardına ilerleyen iki anlatıdan oluşuyor. İlk metin, biyografik olarak nitelenebilir; soluk birkaç aile fotoğrafından yeniden kurgulanmak istenen bir ço…

Yazar: georges perec
Ben ailemin konuştuğu dili konuşmuyorum, onların sahip oldukları hiçbir anıyı paylaşmıyorum. Onlara ait olan, onları onlar yapan şeyler, tarihleri, kültürleri, inançları, umutları bana aktarılmadı. Mülksüzleştirildiğimin bilincinde oluşumda hiçbir nostalji duygusu, sırf Yahudi olduğu için bana daha yakın olabilecek şeylere karşı hiçbir özel düşkünlüğüm yok. Ben yıllardır ailemin tarihçesini yazıy…

Yazar: michael ende
Momo, karşısındakileri aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi... Momo'nun yanında oynanan oyunlar başka hiçbir yerde oynanamazdı. Yaşanılan gün içinde çok büyük bir sır vardır; bu büyük sır, zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır; ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar…

Yazar: guillermo cabrera ınfante
Infante'yi edebiyat devleri arasına katan Kapandaki Üç Kaplanda Batistanın devrilişinin öncesindeki Havana gece yaşamı anlatılır. Alaycı bir dilin kullanıldığı roman bir dizi monologdan oluşur: Sık sık argoya, cinaslara ve sözcük oyunlarına başvurulur. Dinamik, panoramik bir üslupla maddi ve manevi karmaşaya düşen bir toplumdan kesitler verilir. Bu toplumsada dil de acayipleşir ve yeni ileti…

Yazar: jean philippe toussaint
Daha önce Banyo ve Fotoğraf makinesini yayımladığımız Toussainin Türkçedeki üçüncü kitabını sunuyoruz. Sürdüğü olaysız-sakin yaşamıyla çağdaş bir Oblomovu çağrıştıran Toussaintin tipik anti-kahramanı, Mösyö karakteriyle karşımıza çıkıyor bu defa. Yaşamda hiçbir hırsı, projesi olmayan, düşman olduğu gerçekliktenkaçıp yanlızlığına ve düşüncelerine sığınan, göze fazla batmamaya çalışarak gündelik mo…

Yazar: jean philippe toussaint
Son dönemdse Fransızca yazan en parlak kalemlerden biri kabul edilen Toussaintin Banyodan sonra Türkçedeki ikinci kitabını sunuyoruz. Banyonun Oblomovu çağrıştıran karakteri gibi, Fotoğraf Makinesinin çoğunlukla olaysız, sakin bir yaşam süren isimsiz anti-kahramanı da bir hareketsizlik felsefesi geliştiriyor. Bu felsefenin temel taşlarını da işlerini aceleye getirmeden yapma; bezginliğe övgü (pek…

Yazar: anita brookner
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1984 Booker Ödülü Ailesini kaybetmiş, tek başına yaşayan, bağımsız Rachel, küçük bir kitabevi işletmektedir. Kitabevinin hesaplarını tutan Oscar Livingstonla ve ailesiyle dost olur. Oscarın kızı Heatherı gözetimine alır, kendini ondan sorumlu tutar; ancak onunla aralarında sıcak bir dostluk kurulamaz. Heatherın yaptığı yanlış bir evlilik, ailesiyle bağlarının kopmasına neden olur.…

Yazar: anita brookner
Çağdaş İngiliz romanının önde gelen adlarından Anita Brookner, Hotel du Lacta, yerleşik ahlakın normlarını değil de kalbinin sesini dinlediği için yakın çevresi tarafından kendini toparlaması gerekçesiyle İsviçrede bir otele sürgüne2 gönderilen bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Müşterilerinin ilginç öyküleri Hotel du Lacı benzersiz bir mekân kılar. Durmamacasına kendini sorgularken çevresindeki k…

Yazar: henry miller
Henry Millerin ikinci karısı olan June Smith, lezbiyen sevgilisiyle 1927de Avrupaya kaçtığında, yazar çok uzun süren bir ruhsal çöküntü yaşar. Beş parasız ve aşağılanmış bir durumda baba evine döner, umutsuz ve huzursuzdur. Bir gün daktilonun başına oturur ve hiç ara vermeden yazmaya başlar. Bu yazılar daha sonra Henry Millerin üçüncü romanı olan Çılgın Üçlüye dönüşecektir. Romanlarının konusunu…

Yazar: henry miller
Sevgili Henry Miller, doğumunun yüzüncü yıldönümü dünyanın dört bir yanında kutlanırken, biz de Can Yayınları olarak, bu kutlamalara katılmak istedik. Bu romanını ilk kez 1985 yılında yayımlamıştık. Ancak kitap müstehcen sayılarak hemen toplatılmış ve iki buçuk yıl süren duruşmalar sonunda da Oğlak Dönencesinin imhasına karar verilmişti. Şimdi romanın bu yeni basımında, mahkeme kararını da kitabı…

Yazar: henry miller
E n basit şeyler bile doğru açıdan bakıldığında değişik bir ışıkta görülebilirler. Hayatın izleri, demiş Goethe, herhalde Wilhelm Meisterden söz ederken; gençliğimde okuduğum bu söz ruhuma işledi. İşte bu kitabın hayatın izlerini içermesini istiyorum. Zevkli ya da zevksiz, ahlaklı ya da ahlaksız, edebiyat ya da belgesel, bir yaratı ya da bir fiyasko olup olmadığı hiç farketmez...Henry MillerKitap…

Yazar: henry miller
T am yazmak istediğim şeyi, yazmak istediğim şekilde yazıyorum... Olur olmaz her şeyi, ama her şeyi yazmam, belki de senin düşündüğün gibi, bütün değer yargılarını kaybetmiş olmamdandır... Sözcüklerle hayatımın benim için en çok önem taşıyan bölümünü -bunun her zerresini- yeniden yaratmaya çalışıyorum. Kendi egom çok matah bir şey olduğundan değil! Yalnızca egosu olmayan bir insanın kendi hakkınd…

Yazar: henry miller
Arkadaşsız da yaşayabilir insan, sevgisiz, hatta parasız bile. İnsan Pariste sadece keder ve ıstırapla yaşayabilir, bunu keşfetmiştim. Acı bir perhiz gerçi, kimileri için en iyisi belki de. Her neyse, tükenmemiştim henüz. Felâketle cilveleşiyordum sadece. Başkalarının hayatını dikizleyecek, ne kadar marazî olursa olsun, bir kitabın iki kapağının arasında olduğu sürece insana tadına doyulmayacak k…

Yazar: henry miller
"İnsanlar, dahinin sonu için endişe duyarlar her zaman. Ben hiç endişelenmedim dahi için: Deha, insandaki dehayı gözetir. Duyduğum endişe, bir hiç olan insan içindi hep. İtiş kakış arasında yitip gitmiş, varlığı bile fark edilmeyecek kadar sıradan, her yerde görülen insanlar içindi...Dahi için en önemli şey, kendini işe yaramaz kılmaktır. Herkesin katıldığı akıntıya karışmak;bir ucube değil,…

Yazar: henry miller
Henry Miller yirminci yüzyılın başkaldırıcı yazarlarından. Kapitalizmi reddederken sosyalizmi efendi değiştirme olarak gördü. Anarşizmi Amerikan “doğaya dönüş” geleneğiyle, Beat Kuşağı ve “çiçek çocuklar” ile ilişkilendirilen Miller, Yitik Kuşak içinde de sayılmaz. Miller’ın Uykusuzluk’ta (Insomnia) sözünü ettiği Japon kadın, 1967’de yetmiş altı yaşındayken tanışıp âşık olduğu kabare sanatçısı…

Yazar: joanne greenberg
İçine doğduğu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen, iletişimsizliğin karanlığında yaşayan on altı yaşındaki bir genç kızın öyküsü...Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliğin, resmi tanımıyla akıl hastalığının öyküsü: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sığınmıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborahın akı…

Yazar: harper lee, ülker ince
Amerikada 1930ların Güney Eyaletlerinden birinde bir zenci, beyaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakarlıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent halkının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadel…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğluna ait hangi metin olursa olsun, onun dünyasına bir iklime geçer gibi girersiniz. Yeni bir iklime girmenin ne gibi etkileri oluyorsa, nasıl değiştiriyorsa insanı öylece değişirsiniz. - Alim Karaman Türkçede hem hem âhenge ulaşmak, hem de duygu iletişimini sağlamanın belki de en çetin bir şairlik görevi olduğu günümüzde, bir de buna avucunda kor tutmayı eklemişti. Halini iyiye doğru…

Yazar: cahit zarifoğlu
Bir konuşma mı? Tam da zamanı... Doğrusu böyle bir şeye hiç gelemem. Çok uzun zamandır sadece yazmaktan başka edebiyatla hiçbir ilgim yok. Seyrek olarak, elime geçtikçe, dostlar yolladıkça bazı dergileri okuyorum. Ben zaten fazla düşünmem. Muayyen konularda, muayyen sorulara derli toplu, kuru ve sistemli karşılıklar verecek şekilde düşünmem. Onun için sorulu cevaplı bir konuşma yerine sohbet edel…

Yazar: yukio mişima
Meleğin Çürüyüşü ile birlikte Yukio Mişima'nın dünyaca ünlü Bereket Denizi dörtlemesi tamamlanıyor. Japonya'nın yirminci yüzyıl deneyiminin bir özeti olarak nitelenen dörtlemenin, eleştirmenler, bir epik, toplumsal bir belge, bir sızlanma, bir ağıt olduğu kanısındalar. Bahar Karları'ndaki genç öğrenci, Kaçak Atlar'ın saygın hakimi, Şafak Tapınağı'ndaki filozof Honda, son…

Yazar: yukio mişima
Yukio Mişima, yalnızca Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli, üzerinde en çok tartışılmış yazarlarından biri. Her yapıtıyla Japon ruhunu, bir yandan ürkütücü acımasızlığı, öte yandan sonsuz kırılganlığıyla dile getirmiş, müthiş gözlem gücüyle, derin, evrensel bir eser yaratmıştır. Bir Maskenin İtirafları, bu uçurum yazarın en ünlü romanlarından, otobiyografik özellikler taşıya…

Yazar: yukio mişima
Marguerite Yourcenar`ın "İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta," diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır. "Kusursuz arınma, ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür," diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş olur. Mişima`nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap…
