
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: refik halid karay
Gönüllü Halayıklar- Beyefendi geliyorlar!Gece yarısına doğru aşağı kattan yukarıya bu müjde verilince Prenses Peryal acele yerinden kalktı, merdiven başına yürüdü. Telaşlı, helecanlı idi ama vekarından kaybetmemişti; adımları yine de ahenkli, göğsü gergin, başı yukarıda idi. Ufak tefek, esmer ve ilk nazarda gösterişsiz olmasına rağmen bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde…

Yazar: refik halid karay
Bu, Bizim Hayatımız hakkında yazılmış bir incelemeden bazı parçalar otuz yıl içinde Türk toplum hayatında o derece geniş değişmeler ki, birçok yerler ve olaylar onları yıllarca görüp yaşayanların hayalinden bile yavaş yavaş silinip gidiyor. Değişen yalnız şekil ve madde değildir. Koca bir milletin varlığı, küçük bir tarih dönemi içinde, keyfiyeti, yaşayışı, görüşü ve anlayışıyle birdenbire değişm…

Yazar: refik halid karay
Gurbette, yabancı diyarlarda kalmış gibiyim; yerime, evime, kaynağıma dönmek arzusunun bir açlık gibi içimi bayılttığını duyuyorum. Aynı İstanbulun içinde İstanbulu arayarak ve artık bulamayacağımı pek iyi anlayarak hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Ben İstanbulun, eski İstanbulun, o şahsiyetli ve güzel İstanbulun içyüzünü afacancasına tanıyan bir evladıydım; onu ben ne iyi anlardım... Sanki o d…

Yazar: refik halid karay
Sabaha karşı Beyrut göründü. İskelelere uğramak şartiyle en çoğu bir haftada alınan bu yolu, kereste yüklü, şilep bozması, küçük, köhne vapur- dosdoğru geldiği halde -ancak on günde, güç bela aşabilmişti. Ege denizinde mevsim fırtınalarını yerken Hilmi Efendi, bir aralık umuda kapıldı, diyordu, Fakat aksi gibi Rodos önlerinde rüzgar düştü;Kıbrıs açıklarında ise ılık bir bahar havası başladı; et…

Yazar: refik halid karay
İTALYAN ların Habeşistan a sevkiyat yaptıkları sırada idi; 1936 yılında... Faşist askerle dolu bir İtalyan vapurundayım: Mazotla işleyen 22 bin tonluk, 24 mil süratinde bembeyaz Conte Verdi adındaki bir yolcu vapuru... Doğuya gidiyorum. Niçin? Ben kimim?.. Sizlere bunu şimdi söylemeyeceğim. Yazıma açıklamalarla başlamayalım. Önceden bilgi vermemekle beraber öyle tahmin ediyorum ki hikayem ilerled…

Yazar: honoré de balzac, doğan hızlan, aisopos
Lucasa göre, Balzacın gerçekliği, bir yandan tek tek tiplerin belli bireysel özelliklerinin, öte yandan onların sınıfın temsilcisi olarak tipik özelliklerinin daima tam bir biçimde verilişine dayanır. Acı ve büyük bir terkedilmişlik içinde geçen çocukluk yılları... Belki de gerçekten bir ailesi olmasa, Felix yalnızlığa, sevgisizliğe, itilmişliğe daha kolay katlanabilirdi...Henriette... Kadınla…

Yazar: honoré de balzac, doğan hızlan, aisopos
Lucasa göre, Balzacın gerçekliği, bir yandan tek tek tiplerin belli bireysel özelliklerinin, öte yandan onların sınıfın temsilcisi olarak tipik özelliklerinin daima tam bir biçimde verilişine dayanır. Acı ve büyük bir terkedilmişlik içinde geçen çocukluk yılları... Belki de gerçekten bir ailesi olmasa, Felix yalnızlığa, sevgisizliğe, itilmişliğe daha kolay katlanabilirdi...Henriette... Kadınla…

Yazar: refik halid karay
İTALYAN ların Habeşistan a sevkiyat yaptıkları sırada idi; 1936 yılında... Faşist askerle dolu bir İtalyan vapurundayım: Mazotla işleyen 22 bin tonluk, 24 mil süratinde bembeyaz Conte Verdi adındaki bir yolcu vapuru... Doğuya gidiyorum. Niçin? Ben kimim?.. Sizlere bunu şimdi söylemeyeceğim. Yazıma açıklamalarla başlamayalım. Önceden bilgi vermemekle beraber öyle tahmin ediyorum ki hikayem ilerled…



Yazar: refik halid karay
İTALYAN ların Habeşistan a sevkiyat yaptıkları sırada idi; 1936 yılında... Faşist askerle dolu bir İtalyan vapurundayım: Mazotla işleyen 22 bin tonluk, 24 mil süratinde bembeyaz Conte Verdi adındaki bir yolcu vapuru... Doğuya gidiyorum. Niçin? Ben kimim?.. Sizlere bunu şimdi söylemeyeceğim. Yazıma açıklamalarla başlamayalım. Önceden bilgi vermemekle beraber öyle tahmin ediyorum ki hikayem ilerled…

Yazar: refik halid karay
İTALYAN ların Habeşistan a sevkiyat yaptıkları sırada idi; 1936 yılında... Faşist askerle dolu bir İtalyan vapurundayım: Mazotla işleyen 22 bin tonluk, 24 mil süratinde bembeyaz Conte Verdi adındaki bir yolcu vapuru... Doğuya gidiyorum. Niçin? Ben kimim?.. Sizlere bunu şimdi söylemeyeceğim. Yazıma açıklamalarla başlamayalım. Önceden bilgi vermemekle beraber öyle tahmin ediyorum ki hikayem ilerled…

Yazar: refik halid karay
Sabaha karşı Beyrut göründü. İskelelere uğramak şartiyle en çoğu bir haftada alınan bu yolu, kereste yüklü, şilep bozması, küçük, köhne vapur- dosdoğru geldiği halde -ancak on günde, güç bela aşabilmişti. Ege denizinde mevsim fırtınalarını yerken Hilmi Efendi, bir aralık umuda kapıldı, diyordu, Fakat aksi gibi Rodos önlerinde rüzgar düştü;Kıbrıs açıklarında ise ılık bir bahar havası başladı; et…

Yazar: refik halid karay
Gurbette, yabancı diyarlarda kalmış gibiyim; yerime, evime, kaynağıma dönmek arzusunun bir açlık gibi içimi bayılttığını duyuyorum. Aynı İstanbulun içinde İstanbulu arayarak ve artık bulamayacağımı pek iyi anlayarak hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Ben İstanbulun, eski İstanbulun, o şahsiyetli ve güzel İstanbulun içyüzünü afacancasına tanıyan bir evladıydım; onu ben ne iyi anlardım... Sanki o d…

Yazar: refik halid karay
Bu, Bizim Hayatımız hakkında yazılmış bir incelemeden bazı parçalar otuz yıl içinde Türk toplum hayatında o derece geniş değişmeler ki, birçok yerler ve olaylar onları yıllarca görüp yaşayanların hayalinden bile yavaş yavaş silinip gidiyor. Değişen yalnız şekil ve madde değildir. Koca bir milletin varlığı, küçük bir tarih dönemi içinde, keyfiyeti, yaşayışı, görüşü ve anlayışıyle birdenbire değişm…

Yazar: halid ziya uşaklıgil
Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı sayılan ve Tanpınar'ın Türkiye'de nesli adına konuşan ilk eser diye tanımladığı Mai ve Siyah, dönemin basın, edebiyat ve şiir hayatına ilişkin gözlemleriyle de ayrı bir öneme sahiptir.

Yazar: halit ziya uşaklıgil, halid ziya uşaklıgil, handan inci
Bihter hepsini unutmak isteyerek, kandili hâlâ bütün bütüne yakmadığı için birtakım karartılar yansıtan aynanın karşısına geçiyor, çıplak gövdesine bakıyor, nergisçe bir tutumla hazdan sarsılıyordu. Başkaları ne düşünürdü bilmem, ama bu, kendi kendine tatmine giden yol, Bihteri büsbütün yalnızlıkla sarıp sarmalardı. Hazlarda söze dökülemeyecek uçurumlar hissederdim. Romancı, Bihter için, Evet bu…

Yazar: leyla açba
Ben Osmanlı Devleti ile birlikte bedbaht olmuş, velinimetinden zorla ayrılmış, çok büyük haksızlıklara uğramış, ruhen ve bedenen çökmüş bir insanım. Hatıramı kaleme almamın elbet bir nedeni var, ama bunu izah etmek pek güç... Ömrümün büyük bir kısmını geçirdiğim ve içinde tarihi hadiselere şahit olduğum saray hayatının bana öğrettiği en önemli şey, sır saklamaktır. Bu sürgün yıllarında, kağıt üze…





