Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: georges simenon
Bir mantar tıpa suda nasıl sürüklenirse, o da öyle sürükleniyordu. Vücudu dimdik, başı yukarıda karşıya bakıyor ve gördüğü şeyler işittikleriyle, hissettikleriyle, hatıralarla, düşüncelerle, tasarılarla iç içe geçip birbirine karışıyordu. Kendisi olmaktan, orada olmaktan memnundu; yine bu kilisede gerçekleşen ilk Kudas ayininden bu yana yaptığı şeylerden, evlendiğinden beri yaptığı şeylerden memn…

Yazar: raymond carver
1970lerin ortalarında Amerikada Will You Please Be Quiet, Please (Lütfen Susar mısınız, Lütfen) başlıklı öyküleriyle geniş bir okur kitlesine ulaşan Raymond Carver, daha sonraki What We Talk about When We Talk about Love, Elephant ve Cathedral gibi öykü kitaplarıyla eleştirmenler tarafından "Amerikanın Çehovu" olarak tanımlandı. Usta yönetmen Robert Altmanın bu öykülerden uyarlayarak 19…

Yazar: georges simenon
Kişinin, evinde gidip geldiği, alışıldık hareketleri, her günkü hareketlen yaptığı, yüz çizgilerinin yalnızca kendisi için geçildiği, sonra ansızın, başını kaldırınca, perdelerin açık kaldığının, sokaktan gelip geçenlerin kendisini seyrettiğinin farkına vardığı zamanlar olur.Spencer Ashby de biraz bunu yaşadı işte. Gerçi, tıpkı öyle değil; çünkü, doğrusu ya, o gece kimsecikler ona dikkat etmemiş,…

Yazar: raymond carver
Ateşler 1970 sonrası Amerikan edebiyatının en yetenekli yazarlarından Raymond Carverın kendisini en iyi tanıtan denemelerini, şiirlerini ve öykülerinden bir seçmeyi bir araya getiriyor. Bu derleme Raymond Carverın sanat değerini kanıtlayan bir kitap... Uzak ağaçlardaki parlak renkli kuşlar gibi, Carverın öyküleri de çarpıcı görüntüleriyle göz alıyorlar. Ateşler onun belli bir amaca yönelen uçuşun…

Yazar: raymond carver
Az konuşan, jestlerle ve tepkilerle anlaşmaya çalışan sessiz insanların gürültüyü sevmeyen yazarı Raymond Carverdan kısa hikayeler. Sıradanlıkla malûl bir dünya ve yalın ama asla sıradan olmayan tasvirler... Belki tasvirin de ötesinde, görüntüyü yazıya aktaran bir kamera çalışması. Ve kameranın önünden geçip giden yaralı, hüzünlü, inatçı, aldatan, pişmanlık duyan insanlar...

Yazar: philip k. dick, alfred bester, william tenn, katherine maclean, stanislaw lem, eric frank russell, müfit özdeş
Savaşa ve militarizme karşı bir öyküler derlemesinin bilimkurgu alanından seçilmesinin anlamı nedir? Edebiyatta bilimkurgu dışında da anti-militarist olunabilir kuşkusuz. Ancak bilimkurgunun büyük bir avantajı var: Gündelik yaşamımıza sorgulanmaz bir biçimde yerleşmiş olan savaşperverliği, militarizmi, üniforma, emirkumanda ve daya biçiminde bir parçamız olan askerliği doğası gereği, çok daha rah…

Yazar: john kennedy toole
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1981 Pulitzer Ödülü 1969 yılında, otuz iki yaşındayken intihar eden John Kennedy Tooleun bu romanı, ölümünden sonra annesinin ısrarlı çabalarıyla 1980 yılında yayınlandı ve 1981 yılında, Amerikanın en büyük edebiyat ödülü olan Pulitzer Ödülü -ilk kez ölü bir yazarın yapıtına- Alıklar Birliğine verildi. John Kennedy Toole, bu romanında yaşadığı çağdan hoşnut olmayan, çağa ayak dire…

Yazar: anton çehov
Anton Çehov (1860-1904): Kırk dört yıllık ömrüne karşın, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlılıkla işlediği öykü ve oyunlarıyla, dünya edebiyatına damgasını vuran en önemli 19. yüzyıl yazarlarından biridir. Elinizdeki ciltteyse, Çehovun kısalı uzunlu otuz yedi seçme öyküsü, yazılış sırasıyla yer almakta ve bu büyük ustanın öykü yazarlığının farklı evreler…
7/10Çeviri biraz sıkıntılı geldi bana. Ergin Altay'ın Dostoyevski çevirilerine diyecek yok elbette, ancak bu çeviriyi sevemedim. Mehmet Özgül çevirilerini (şimdilerde Everest basıyor) tavsiye ederim.

Yazar: anton çehov
Anton Çehov (1860-1904): Kırk dört yıllık ömrüne karşın, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlılıkla işlediği öykü ve oyunlarıyla, dünya edebiyatına damgasını vuran en önemli 19. yüzyıl yazarlarından biridir. Elinizdeki ciltteyse, Çehovun kısalı uzunlu otuz yedi seçme öyküsü, yazılış sırasıyla yer almakta ve bu büyük ustanın öykü yazarlığının farklı evreler…

Yazar: barış bıçakçı
Barış Bıçakçı, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi kitabı ile geniş bir okur kitlesiyle dostmuş gibi... olmuştu. Bu uzun hikâye veya küçük roman da onun ruh akrabalarına çok iyi gelecek!Uzaktan ama içten dostluklar için güzel bir mecra, insanın kendine dönmesine omuz veren sağlam bir arkadaş olan radyonun aracılığıyla kesişen yaşantılar var Veciz Sözler´de de. Verilen anahtar kelimeyle veciz sözler üret…

Yazar: barış bıçakçı
Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü? Değil! İnsana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü. Şehirde otomobiller, yollar ve binalar, sonunda bütün sıcaklıkların evrenin ölgün sıcaklığıyla aynı olacağı bir geleceğe doğru son hızla gidiyor, uzanıyor, yükseliyor. Ama aralarında banka m…

Yazar: barış bıçakçı
Sokakta yürürken, alışverişte, parkta, dolmuşta otobüste, kuyruk beklerken kulağını atar ya insan bazen; değişik insanların değişik dertlerinden, acı hayat hikâyelerinden, münakaşalardan, belki de sevinçlerden kesitler işitir. Bazen öylesine duyup geçer bunları; bazen de zihni işittiklerinin peşine takılır gider, başkalarının hayatlarını kurgular kafasında, ya da kulağına çalınanlar kendi hayatıy…

Yazar: barış bıçakçı
Asıl öykü ile ilgilenmeyen bir anlatıcı ve yetişkinliğe varmayan bir çocukluğun öyküleri... Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişinin belirip kaybolan dünyası... Bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi! Daha önce İletişim'den Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) ve Veciz Sözler (2002) adlı yapıtları yayımlanan Barış Bıçakçı, bu kitabında ço…

Yazar: barış bıçakçı
Bir şey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve. Ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avcumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalınayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime, sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, diyorum, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır ama şimdi sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünk…

Yazar: barış bıçakçı
“Cemil’in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil’in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil’in kuytuya…

