Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: sabahattin ali
Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyo…

Yazar: ferhan şensoy
Ferhan Şensoy yazdığı ve sahnelediği sıradışı oyunlarla, daha çok dil inceliklerine dayanan mizah öğelerini kullanarak güncel olaylara eleştiriler getirmiştir. Geleneksel Türk tiyatrosundan epik tiyatroya kadar çeşitli üsluplardan izler taşıyan bu çalışmalarıyla 20. yüzyıl sonlarında Türk tiyatrosunda kendine özgü bir yer edinmiştir. İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You adlı eserinde de yaşadık…

Yazar: ferhan şensoy
Bir ırmak kıyısında doğdum ben bir ırmak romandır bu hem el yazması elle tutulan elde var birinci cilt. ... Ayşeni seviyorum. Sanki bir kaynak makinasıyla beynime adını yazdılar. Fersiz bir ampul sarkar tavandan, öylesine büyür ki başımın gölgesi ak kağıt karanlık olur, ne cezve görünür ne çaydanlık, ben çizerim, Tepebaşı gazinosundan türk sanat musikisi yayılırken Haliç üstüne. Artık tüm incelik…

Yazar: ferhan şensoy
GEORGES PERECin YAŞAM KULLANMA KILAVUZU için ENİS BATURun yazdığı PEREC KULLANIM KILAVUZUnun tam anlaşılması için EL KİTABI isimli bir kitap yazılabilir. Bu birinci seçenek. İkinci seçenek daha yalın, bununla uğraşacağına başka kitap yazabilirsin.İşte bu kitap, böyle bir endişeyle 1994 haziranının ilk günü yazılmaya başlandı.

Yazar: ferhan şensoy
Haldun Taner üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Her söylenenin ya da yazılanın son cümlesi, Tanerin Türk Edebiyatında yeri doldurulamaz bir yazar olduğudur. Ferhan Şensoy, Taneri bir kez de kendi üslubuyla bizlere sunuyor. Birbirinden güzel öykülerin, Şensoy tarzıyla yorumlanmış ve oyunlaştırılmış biçimi, izleyenlere ayrı bir tat veriyor.

Yazar: ferhan şensoy
Öyküyle deneme arasında gidip gelen geziperver yazılar bunlar. Ya da öykü türünde açık denizler özleyen, birbirlerinden çok bağımsız metinler ve fakat bütünde buluşuyorlar; insanı çerçeveleyen eşya, nebatat, hayvanlar kendi gözlerinden değerlendiriyorlar bildiğimiz, kendini çok cinfikir sanan salak insanoğlunu.

Yazar: ferhan şensoy
Kitapları ve sahnelediği sıradışı oyunlarıyla daha çok dil inceliklerine dayanan mizah öğelerini kullanarak güncel olaylara eleştiriler getiren Ferhan Şensoy, Eşeğin Fikrinde sorguluyor, düşündürüyor ve en dokunulmaz konuları, olağanüstü bir mizah üslubuyla irdeliyor. Geleneksel tiyatromuz ortaoyununun simgesel kavuğunu taşıma ayrıcalığına da sahip olan Şensoy, tiyatro izleyicilerinin yanı sıra g…

Yazar: ferhan şensoy
Çok zeki olmayan, uysal, zaman zaman sinirlense de hızla sakinleşebilen, akıllı değilse de kurnaz, şakacı, ağzı laf yapan, saçları döküldüğü için bıyık bırakarak surattaki kıl eksikliğini tamamladığını sanan, caz müziğini seven, kitap okumaktan ve okuyanlardan nefret eden, canayakın, neşeli bir salaktı Şükrü. Herkes gibi para sıkıntısı vardı, bu durum onu daha az salak olmaya zorluyordu.

Yazar: ferhan şensoy
Aşk da bir spordur, özellikle iki taraftan biri istemediği zaman. Her iki taraf istemediğinde ortada sportif bir olay olmuyor zaten. Sadece arkadaş kalınıyor. Taraflardan birinin istemesi, diğerinin istememesi olaya sportif heyecanı, maç duygusunu, tribün tahriğini katıyor.Gökyüzü gergin. Su yüzeyi durgun. Tabak gibi bir ay gökyüzünde. Çatal, bıçak yok içinde. Yalnızca astronot ayak izleri gözlen…

Yazar: ferhan şensoy
Ülkemiz insanlara maddesel zenginlikler sunmak için çok yoksul olsa da, onlara eşitlik duygusu, insanlık onuru sunamayacak kadar yoksul değildir. diyen adamın gizemli adasına doğru alçalmaya başladı uçak.

Yazar: ferhan şensoy
Je M`en Fiche Bilader`den, Haneler`den, kabareci yeteneklerini sevgi ile izlediğim Ferhan Şensoy`un taze, sıcak, halkçı bir mizahı var. Yazgıdaşları imişcesine yansıttığı Kazancı Yokuşu`nun insancıklarını da bu külfetsiz anlatısı içinde bizlere sevdiriyor. Bu insancıklar nasıl ezildiklerinin tortusunu günlük yaşam sevinci içinde unutuyorlarsa, yazar da sanki onlardan biriymiş gibi toplumsal ukala…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…



Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta. Doğu i…

Yazar: hakan günday
Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor. Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor.Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor. Bireyin yalnızlığı,…

Yazar: hakan günday
Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulan, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. Anlam aramak boşunadır ve her şeyin hiçe dönüşmesi gerekir. Henüz on ikisinde, Berlinde dört kişinin tecavüzüne uğrayan Zargana, böylece kendisini insan sınıfından sıyırır. Ne var ki, insan olmaktan uzaklaşıp hiçe yaklaşt…

Yazar: hakan günday
Bir kuyumcu dükkânının kapısından giriyorsunuz. Gösterişli, albenili bir dükkân burası. Pahalı mücevherlere ulaşıyorsunuz. Ama önce tezgâhtarlar... Yani tezgâh. Önce tezgâhtan geçiyorsunuz. Ya da hep tezgâhta kalıyorsunuz. Hayatta da olduğu gibi...Hakan Günday yeni romanı Malafada aldatmaca üzerine kurulu bir dünyadan söz ediyor. Bu dünyayı turizm yönetiyor, tezgâhtarlar büyük roller kapıyor, mek…

Yazar: hakan günday
Bu çağın zor ve acımasız şartlarından kendi şartlarını yaratan dört genç... Onların farklı, heyecanlı, düzensiz dünyası. Düzenin dışında, karşısında kurmuşlar hayatlarını. Onlar, yazarın deyimiyle, birer piç. Babaları belli olmadığı için değil, babalarının yaşam şartlarını reddettikleri, babalarına ihanet ettikleri için. Hakan Günday, Türk edebiyatının genç ve Batılı sesi olduğunu bu yeni romanın…

Yazar: hakan günday
Beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. Adları da var. Ama onlar birer heykel. Çağırınca gelmiyorlar artık. Cennetin kapısını bekliyorlar. Karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki, paslı demirin bile ak sakalı var. Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. Havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. Beyaz ağzı etimizle dolu. Bu yüzden sessiz bir ayaz var…

Yazar: hakan günday
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip…


