
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: eduardo galeano
Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar… Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar… Eduardo Galeano yine dünyanın bütün…

Yazar: kemal yalçın
Şirin, Almanyada doğup büyüdü. Kendisini Adıyamanlı Kürt Hacı İbrahimin kızı olarak biliyordu. Annesinin ve babasının Ermeni olduğunu, kendilerine Bizimkiler dendiğini, 12 yaşında tesadüfen öğrendi. Çok üzüldü. Saçlarına aklar düştü.Kimliği unutturulmuş, kişiliği parçalanmış Şirinin kendini ve kültürel kimliğini arayışının öyküsü, bizi Kölnden Adıyaman Kâhtaya, doksan yıl öncesinden günümüze sürü…


Yazar: kemal yalçın
Şirin, Almanyada doğup büyüdü. Kendisini Adıyamanlı Kürt Hacı İbrahimin kızı olarak biliyordu. Annesinin ve babasının Ermeni olduğunu, kendilerine Bizimkiler dendiğini, 12 yaşında tesadüfen öğrendi. Çok üzüldü. Saçlarına aklar düştü.Kimliği unutturulmuş, kişiliği parçalanmış Şirinin kendini ve kültürel kimliğini arayışının öyküsü, bizi Kölnden Adıyaman Kâhtaya, doksan yıl öncesinden günümüze sürü…

Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…
10/10
Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…

Yazar: john maxwell coetzee
Altmış yaşındaki fotoğrafçı Paul Rayment, bir bisiklet kazası sonunda sağ bacağını kaybedince, o güne dek yalnız sürdürdüğü yaşamı tamamen değişir. Başkalarına bağımlı olmaktan nefret etse de, ister istemez kendisini bir bakıcının ellerine teslim eder. Avustralyaya Hırvatistandan göçmüş olan bakıcısı Marijanaya âşık olan Paul, kazayı izleyen ilk günlerdeki umutsuzluğundan ve karamsarlığından sıyr…

Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…

Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…

Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…

Yazar: ahmed arif
Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden a…

Yazar: ödön von horvath
Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular. Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yü…

Yazar: kemal yalçın
Şirin, Almanyada doğup büyüdü. Kendisini Adıyamanlı Kürt Hacı İbrahimin kızı olarak biliyordu. Annesinin ve babasının Ermeni olduğunu, kendilerine Bizimkiler dendiğini, 12 yaşında tesadüfen öğrendi. Çok üzüldü. Saçlarına aklar düştü.Kimliği unutturulmuş, kişiliği parçalanmış Şirinin kendini ve kültürel kimliğini arayışının öyküsü, bizi Kölnden Adıyaman Kâhtaya, doksan yıl öncesinden günümüze sürü…

Yazar: ödön von horvath
Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular. Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yü…

Yazar: michael ende
Momo, karşısındakileri aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi... Momo'nun yanında oynanan oyunlar başka hiçbir yerde oynanamazdı. Yaşanılan gün içinde çok büyük bir sır vardır; bu büyük sır, zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır; ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar…

Yazar: ödön von horvath
Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular. Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yü…

Yazar: umut kalaycı
…Bakmayın, her ne kadar dirensem de ötekinin geçen günkü konuşması bam telime dokunmuş, beni aydınlığa sürüklemişti. O zaten bendim, ne kadar direnebilirdim ki, bunca senedir baskıladığım asıl karakterim ortaya çıkıyordu sadece. En azından ben böyle düşünüyordum, böyle düşünmediğim durumda da diğer seçenek netlikle belliydi, ben bir deliydim, hem de zırdeli…” Belki zırdeli, belki Tanrı'nı…
10/10
Yazar: umut kalaycı
…Bakmayın, her ne kadar dirensem de ötekinin geçen günkü konuşması bam telime dokunmuş, beni aydınlığa sürüklemişti. O zaten bendim, ne kadar direnebilirdim ki, bunca senedir baskıladığım asıl karakterim ortaya çıkıyordu sadece. En azından ben böyle düşünüyordum, böyle düşünmediğim durumda da diğer seçenek netlikle belliydi, ben bir deliydim, hem de zırdeli…” Belki zırdeli, belki Tanrı'nı…

Yazar: lev nikolayeviç tolstoy, hüseyin karaca
Tolstoy İvan İlyiçin Ölümü, Kreutzer Sonat, Şeytan gibi eserlerinde olduğu gibi, bu uzun öyküsünde de hayata direnmenin manevi kaynağını arıyor. Feodal ilişkilerin gitgide çözüldüğü, tüm toplumsal katmanların bir altüst oluş yaşadığı Çarlık Rusyasında, yoksulluk ve baskı altında ezilen insanın, Tanrının verdiği sevgi için yaşaması gerektiğini hatırlatan Tolstoy, kutsal kitaplarda sıkça rastlanan…
10/10
Yazar: lev nikolayeviç tolstoy, hüseyin karaca
Tolstoy İvan İlyiçin Ölümü, Kreutzer Sonat, Şeytan gibi eserlerinde olduğu gibi, bu uzun öyküsünde de hayata direnmenin manevi kaynağını arıyor. Feodal ilişkilerin gitgide çözüldüğü, tüm toplumsal katmanların bir altüst oluş yaşadığı Çarlık Rusyasında, yoksulluk ve baskı altında ezilen insanın, Tanrının verdiği sevgi için yaşaması gerektiğini hatırlatan Tolstoy, kutsal kitaplarda sıkça rastlanan…

Yazar: lev nikolayeviç tolstoy, hüseyin karaca
Tolstoy İvan İlyiçin Ölümü, Kreutzer Sonat, Şeytan gibi eserlerinde olduğu gibi, bu uzun öyküsünde de hayata direnmenin manevi kaynağını arıyor. Feodal ilişkilerin gitgide çözüldüğü, tüm toplumsal katmanların bir altüst oluş yaşadığı Çarlık Rusyasında, yoksulluk ve baskı altında ezilen insanın, Tanrının verdiği sevgi için yaşaması gerektiğini hatırlatan Tolstoy, kutsal kitaplarda sıkça rastlanan…
