
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: cemil meriç
Aydın mı dersiniz, entelektüel mi dersiniz? İki kavrama farklı anlamlar mı yüklersiniz? Aydınlardan/ entelektüellerden çok şeyler mi beklersiniz, hiçbir şey beklemez misiniz?.. Öyle ya da böyle, kültürle derinlemesine alışveriş kaygınız varsa, zaman eksenine düşünce mesaisi düşürebiliyorsanız, bu kavramlar üzerine kafa yorarsınız, bu sorulara cevap ararsınız, ufuk ararsınız. Cemil Meriçin hakikat…

Yazar: senai demirci
Sözün güzelini söylemek için Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak içinTercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için İkiyüzlü/ikisözlü olmamak içinHayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için Gıybetin y/aktığı dudaklarda artık çiçe…

Yazar: dino buzzati
Tatar Çölü, 2. Dünya Savaşı sonrasında parlayan modern İtalyan edebiyatının ilk ve en usta ürünlerinden biri, çağdaş dünya edebiyatında da önemli yer edinmiş bir eser. Genç ve hevesli bir teğmenin, ilk görev yerini çevreleyen uçsuz bucaksız çölle savaşı. Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat düşmanın yerini tutar, hem de gizemli, tarifsiz varlığıyla genç teğmeni cezbede…

Yazar: franz kafka, peter kuper
Franz Kafkanın 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm adlı romanı, yazarın, anlatım sanatının doruğa ulaştığı bir yapıtıdır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu roman, aynı zamanda toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. Romanın kahramanı Gregor…

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Dostoyevskinin canı, gözleri bağlı bir şekilde idam mangasının karşısında vurulmayı beklerken, Çar tarafından son anda bağışlanmış ve cezası hafifletilerek dört yıllık kürek mahkûmiyeti ve peşinden de beş yıllık zorunlu askerî hizmete çevrilmişti. Dostoyevski edebiyat dünyasına bu sürgün yıllarının ardından yazdığı Ezilmiş ve Aşağılanmışlar ve Ölü Bir Evden Hatıralarla döndü. İnsani derinliği, gö…

Yazar: yusuf atılgan
"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin i…

Yazar: yusuf atılgan
Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstel…

Yazar: orhan pamuk
Abdülhamit’in son yıllarında küçük dükkan sahibi, ilk Müslüman tüccarlardan Cevdet Bey’in ve oğullarının, yüzyıl başından günümüze uzanan “üç kuşaklık” hikayesi, bir anlamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin özel hayatının da hikayesidir. Nişantaşılı bir ailenin serüvenleri üzerinden ev içleri, yeni apartman hayatı, Batılılaşan büyük aileler, Beyoğlu’na çıkıp alışveriş etmeler, radyo dinlenen pazar öğlede…

Yazar: orhan pamuk
'Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.' Kitaplar ve onların hayatımızı değiştiren sihirli etkileriyle ilgili bir roman. Okuduğu kitaptan fışkıran ışığa bütün hayatını veren, kitabın vaadettiği ‘yeni hayat’ın peşinden koşan kahraman bir yandan Hayat’ın, Eşsiz Anlar’ın, Ölüm’ün, Yazı’nın, Kaza’nın sırlarına, bir yandan da çocukluğa, resimli romanlara, bir meleğin görünüp kayb…

Yazar: orhan pamuk
'Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.' Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor... Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğin…

Yazar: ayfer tunç
“İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?” “Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz.” “Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?” “Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.” “İyi ya boş değildi kucağım.” “Ama yandınız, kül oldunuz.” “Ama vardım, kül bunun kanıtı.” 12 Eylül’ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir…

Yazar: ihsan oktay anar, ilban ertem
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kad…

Yazar: ihsan oktay anar
Eflâtun rengi hayaller kuran bir 'suskun'un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin …

Yazar: ilhami algör
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor,…

Yazar: ilhami algör
Vurdum kafayı kiremite yattım. Kiremitin altında, ustanın ateş böceği kozaları, tabakası, çakmağı, tam tekmil duruyordu. Bu tesadüfi durumu bir işaret saydım ve tabakadan bir sigara alıp yaktım. Ateş böcekleri: Abi, bir emrin var mı? dediler.

Yazar: erhan bener
Böcek, Erhan Benerin, hümanizmini en çarpıcı biçimde sergilediği bir baş yapıtıdır. Romanın kahramanı Recai bey, kaba ilkel, işkenceci, rüşvetçi, kadın ve aydın düşmanı, her yönüyle nefret edilebilecek bir polis komiseridir. Yazar, Komiser Recai Beyin, her şeyden önce bir insan olduğunu açığa çıkartmayı başarır.

Yazar: amin maalouf
Ben kimim?.. Nereye aitim?.. Doğulu muyum yoksa Batılı mı? Nereye aitim?.. Kültürel özellikler beni ne kadar ben yapıyor?.. Toplumsal yapı beni ne kadar belirliyor? Toplumsal ve kültürel koşullanmalardan ne kadar bağımsız düşünebiliyorum ve ne kadar özgür hareket edebiliyorum? Baktığım aynalar sürekli çatlayıp kırılıyor... Gerçekten ben, düşündüğüm ben miyim yoksa bir yanılsamanın içinde debeleni…

Yazar: ismet özel
İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise, o insan artık kaybolmuştur.

Yazar: ahmet altan
Bazen en büyük öfkeyi en çok sevdiklerimize duyarız.Bazen en yakınlarımız en çok acıtır canımızı.Bazen en tutkulu aşkla bağlı olduğumuzdan en vahşi intikamı almak isteriz.Bazen kendi duygularımızdan bile kuşkuya düşeriz.Bazen sevdiğimiz kuşkulandırır bizi.Sevgiyi, aşkı, mutluluğu saf ve lekesiz bir biçimde ele geçirmeyi başaramayız.Hayat, bütün izlerin birbirine karıştığı ürkütücü bir ormana benz…

Yazar: fethullah gülen
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.(Ali İmran, 3/10) Ayeti inanan insanlara bir vazife, bir sorumluluk yüklemektedir. İrşad Ekseni, İslâmın müeyyidat kısmı içinde mütalaa edilen iyiliği emretme, kötülükten men etme düsturunu, orijinal tespit, yorum ve Asr-ı Saadet merkezli misallerle zenginleştirilmiş olarak, tebliğ er…

Yazar: alev alatlı
Belki de bu yüzyılda insanın en çok kullanması gereken kelime ''Hayır!'' olmalı. Ne var ki, 'Evet'in ervaçta olduğu bir zamana tanıklık ediyoruz. Bu anlamda Alev alatlı'nın yazılarıyla zamanını yorumlayarak çizdiği haritada; işaretlenmiş ne çok ''Hayır!'' olduğunu göreceksiniz. Yazarın çağına tanıklığı vicdani bir sorumluluk iken, ülkemizdeki…

Yazar: füruzan
Askerlerimiz geçerken bütün İzmir pencerelerden sarkmış, ağlıyor, hıçkırıyordu. Sıcağın daha yoğunlaştırdığı toz, her yanı sarmıştı. Bazı şeylerin artık eskisi gibi olmayacağı kuşkusuyla ağlamaya başlamıştım. Beni ilk öpen erkek ölmüştü. Hayatın özeti midir aşk? Nelere egemen olabilir; nelere karşı durabilir? Ne kadar sürebilir ki?.. TADIMLIKİzmirde doğmuşum. Padişahlık zamanının soylusuyuz b…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…
