
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ali ayçil
"Ben o yenilgiyi sevdiğimde, içimde bir zafer şarkısı vardı. Bir bakış, simitlere, sıcak çaylara, işçi tulumlarına, dilenci ellerine yapışıp kalmış bir bakış, nereye gitsem, uzun kirpikleriyle peşim sıra gelirdi. Kimdi o bakışın sahibi? O çavdarları yeşerten ırmak; kırıkları onaran platin; budandıkça irileşen ağaç, bunaldıkça insanlara doğru kaçan haylazlık! İnsan dönüp çözülmüş bir yumruğa…

Yazar: marguerite duras
Parisin tren istasyonlarına dökülen bu binlerce Britanyalı kadın her işe koşulan türden hizmetçilerdi; bir de ayak işlerinde çalışan, kırlık yerlerin pazarlarında işportacılık yapan, iğne iplik gibi şeyler satan kimseler ve daha birçokları. Ölüm kimliğinden başka şeyleri olmayan milyonlarca insan. Tek düşündükleri yaşayabilmek: Açlıktan ölmemek, geceleri bir dam altında uyuyabilmek; hepsi bu. Bir…

Yazar: reşat nuri güntekin
Yazarın, farklı kapak tasarımıyla daha önce yayımlanan diğer romanları gibi bu eser de ilk baskısı veya tefrikasından yararlanılarak yayına hazırlanmıştır. Okurun dönemin dilini ve Güntekinin üslubunu anlayabilmesi açısından, editoryal müdahale yapılmayıp sadece baskı hataları düzeltilmiş ve gerekli dipnotlar eklenmiştir.

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de önemli bir motif olan Mahur Beste bu romanın adı olmuştur. Mahur Beste romanına acı bir aşk hikâyesinin klâsik musıkî kalıplarıyla soyutlanması vücut vermiştir. Tanpınar'a göre klâsik Türk musıkîsi medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak tecelli etmiştir.

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de önemli bir motif olan Mahur Beste bu romanın adı olmuştur. Mahur Beste romanına acı bir aşk hikâyesinin klâsik musıkî kalıplarıyla soyutlanması vücut vermiştir. Tanpınar'a göre klâsik Türk musıkîsi medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak tecelli etmiştir.

Yazar: sezai karakoç
Bu kitap, ilk sekiz bölümü 1975'de aylık Diriliş Dergisi'nde, son bölümleri ise 1976 Mayıs'ında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nün ilk üç sayısında yayınlanmak suretiyle oluşmuştur. (Tanıtım Bülteninden)

Yazar: mustafa kutlu
Kutlunun tür olarak ilk uzun hikâyesi. Eser aslında annesini kaybeden bir çocuğun babası ile yaşadığı uzun, çalkantılı, dokunaklı bir macerayı dile getiriyor. Adalet duygusuna sürekli vurgu yapılan hikâyede anlatım esaslı bir üslup kullanılmıştır. Baba daha düzeli bir hayat kurmasını özlediği oğlunu büyük şehre gönderir, lakin kader genç adamı tıpkı babasının yürüdüğü yolun başına getirip bırakır.

Yazar: haydar ergülen
"Sonradan görme: Nisanla ilgisi yok bu kavramın, benimle ilgisi var. Bir 10 yıl var ki, kendimi böyle görmekte bir sakınca görmüyorum. Görmüyorum çünkü birkaç kez daha yazdım, nisan iki kere bahar benim için, biri sinemada, biri iki film arasında. Nasıl bahar olmaz? Eski, yeni, ihtiyar, genç, kadın, erkek, uslu, deli, dalgın, şaşkın, asi, mistik, güzel, çirkin, suçlu, masum, sanki hepsi yakı…

Yazar: jerome david salinger
Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine…

Yazar: şükrü erbaş
Sesin, çocuğum senin, taşlara can veren Bir iğdeli yol, bir akasya serinliği... Sonra o altın zaman saçlarından doğan Gözlerinin püsenler içindeki zeytini Kekre ırmağı aşkın parmaklarında biten. Sonra göğüslerinin o mağrur uçurumu O ebruli başdönmesi gamzelerinde tüten. Ağzın ki bir uzun ayaklanma ölüme karşı Yürüdükçe yolları gelincik tarlasına çeviren, öyle kısa sürüyor ki gelişinle gidişin Ne…

Yazar: şükrü erbaş
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi

Yazar: ihsan oktay anar
Eflâtun rengi hayaller kuran bir 'suskun'un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin …

Yazar: mustafa kutlu
Onlar çekişedursun, parkın uyanık güvercinleri hiç çekinmeden önlerine kadar gelmiş, dökülen susamlara dalmışlardı. Çocuklar fazlalık olan parçayı güvercinlere doğradı. Önlerinde bir güvercin bahçesi oluştu. Biri çekinerek ayaklarına dolanan kuşlardan birini okşadı. Hayret, kaçmıyor. Bir daha okşadı, bir daha, çok hoşuna gitti bu. Hayatında ilk kez bir güvercin okşuyordu. Onu gören öteki de gü…

Yazar: mustafa kutlu
İnandığımız uğruna pek çok şeyi göze aldığımız davalar. Bizimle aynı duyguları, fikirleri paylaşan arkadaşlar. Ancak onlarla var olabileceğimizi hayatımızın bir mana kazanabileceğini düşünürüz. Ya Tahümmül Ya Sefer, yakın geçmişimizde böyle düşünen insanların, nesillerin nasıl bir araya geldiklerini, sonra nasıl dağıldıklarını, şahsiyetlerinden ve bulunmaları gereken yerlerden nasıl uzaklara sürü…
Yazar: a. ali ural
Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmediğinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; a…

Yazar: tarık tufan
Gözlerini alabildiğine uzakları görebilmeli baktığında. Şehrin herbir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri farkedebilmeli. Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa farkedebilmelisin. Böylece zaman senin kollarında uzamalı. Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın. Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın ara sokakların içinde.Gözle…

Yazar: mustafa kutlu
Bedenî ve maddî hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz. Dünya muhabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. Nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. Bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir. Yoksulluk İçimizde, kalbî olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatine işaret ediyor.

Yazar: ali çolak
Bir güne özgü, o günün tarihini, izlerini taşıyan yazılar oldum olası heyecanlandırır beni. Sıradan, kayıp bir günü özel yapmaya yeter bir satırcık yazı; ölümsüz, unutulmaz kılar onu. Ve kapısını açar bin bir renkli çağrışımın. Dünleri bugünlere bağlamaya, yaşamın halkalarını birleştirmeye yarar. Yalnız büyük olaylar, olağandışı günler değildir bizde coşku ve heyecan atını şahlandıran. Sıradan gü…






