Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: nazan bekiroğlu
Padişah: Bütün varlığı ismiyle kaimdi. Her yaptığı dünyaya bir isim bırakmak içindi. İsmi kaybolunca varlığı da kayboluyordu.Yeniçeri: İsimleri bağlılıklarıyla vardı. Aşk ile bağlıydılar padişahlarına. Ateşle yaşıyor. ateşle sınanıyorlardı.Aşk: Her şey gibi o da zamana yenik düşüyor. Teslimiyet ve bağlılık gerektirdiği gibi. aşıkın da teslimiyetve bağlılık duygusunu uyandırması gerekiyordu. Aşkla…

Yazar: halit ertuğrul
Selim ve Hande... Yine bir Halit Ertuğrul klasiği... Kendini Arayan Adam, Düzceli Mehmet ve Aysel adlı kitaplarıyla gönülleri fetheden, satış rekorları kıran Halit Ertuğrul yine yüreğinizi titretecek bir esere daha imza atıyor. Zengin bir hayat yaşarken, babasının kumar ve kadın tutkusu yüzünden yoksul bir hayata sürüklenen Selimin ve ailesinin dramı gözlerinizi yaşartacak. Ablasının kötü yola dü…

Yazar: halit ertuğrul
Her okuyanın kendini bulduğu ve Allaha yöneldiği bu eser, satış rekorları kırmakta ve elden ele dolaşmaktadır. Ünlü bir ateistin dönüşünü anlatan ve Kuranla kucaklaşmasını dile getiren bu kitap, özellikle de gençlerin manevi bunalımlarına bir ilaç gibi gelmektedir.

Yazar: ismail bilgin
Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, 90 yıl önce bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak adına inançla ve azimle verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün hikâyesidir. Sarıkamışla ilgili birçok bilinmeyen olay günışığına çıkarıyor... Harekât öncesi göz ardı edilen raporlar... 31. ve 32. Tümenin birbirleriyle çarpışması... Rus Çarı I…

Yazar: m. fatih çıtlak
Makedonya Kumanovada yaşayan İhsan Efendi, şehre gelen bir Halvetî şeyhine intisap etmek ister. Bu düşüncesini, yazdığı bir mektupla seneler evvel uzlete çekilen, babasının amcası olan şeyh efendiye aktarır ve ikisi arasında bir mektuplaşma başlar. Ankâzâde Halîl Efendi, yazdığı mektuplarla İhsan Efendiye tasavvuf yolunun inceliklerini aktarır. İhsan Efendi, şeyhinin himmetiyle, önce derviş sonr…

Yazar: khaled hosseini
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o, içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi... Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı.Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostluklar…

Yazar: khaled hosseini
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o, içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi... Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı.Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostluklar…

Yazar: khaled hosseini
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşaml…

Yazar: ibrahim tenekeci
Madem şu çiğdemin bir fikri; şu serçenin özel eşyası; şu taşın yarına kalma kaygısı yok, bunların hiçbiri bende de olmasın... Diye çok düşündüm. Hatta kendimce birtakım kararlar bile aldım. Ama olmuyor. Bir yandan yazdıklarım vasıtasıyla fikir beyan ediyor, bir yandan olmadık şeylerin koleksiyonunu yapıyor, bir yandan da yarına daha fazla kalabilmek için tüm gücümle şiire abanıyorum. Özledi…

Yazar: ibrahim tenekeci
Madem şu çiğdemin bir fikri; şu serçenin özel eşyası; şu taşın yarına kalma kaygısı yok, bunların hiçbiri bende de olmasın... Diye çok düşündüm. Hatta kendimce birtakım kararlar bile aldım. Ama olmuyor. Bir yandan yazdıklarım vasıtasıyla fikir beyan ediyor, bir yandan olmadık şeylerin koleksiyonunu yapıyor, bir yandan da yarına daha fazla kalabilmek için tüm gücümle şiire abanıyorum. Özledi…

Yazar: nazan bekiroğlu
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Setta…

Yazar: mustafa ulusoy
Zaten, dünya tadımlık bir yer… Varlığımızı kaplamış bitimsiz hüzün. Bizi sevip kabullenmiş, gitmek bilmeyen misafir olmuş keder. Kasvetli bir boşluk. Sağımız solumuz karanlık. Kalbin kendisi, nemli bir zindanın duvarlarında mahpus. Her varlık sonsuz kere atılmış düğüm. Dünya karanlığın kendisi. Varsın, olsun. Dünyanın sadece üçüncü yüzündeyiz. Bize aldırmadan giden, kalbin alakası…

Yazar: cahit zarifoğlu
Bir Değirmendir Bu Dünya, şiirlerinden, anı yazılarından ve hikâyelerinden tanıdığımız Zarifoğlunu başka bir açıdan tamamlamaktadır. O herkesin entel takıldığı bir zamanda çevresindeki meraklı insanlara, dostlarına, okuyucularına ilmihal okumayı tavsiye ediyordu. Namazların tadil-i erkân üzere kılınmasını, gece namazlarına kalkılmasını, hanımlara iyi davranılmasını, çocukları adam yerine koyarak…

Yazar: mustafa ulusoy
“Bizi gökyüzüne çeken şey, onun uçsuz bucaksız görünümüdür. Bizi ona çeken bir başka şey de, oradaki sükûnettir. Orada çatışma, kırılganlık, rekabet, haset, hırs, dedikodu, didişme, kavga gibi yeryüzüne ait yaşantılar yoktur. Tüm yıldızların, gezegenlerin ve ayın ruhu yumuşacıktır. İnsan yukarıya-gökyüzüne bakmadıkça ayağını yeryüzüne güvenle basamaz. Kendinizi tanımanın yollarından biri de g…

Yazar: berna uslu kaya
''Mart ayının ilk haftasında, iki mezarın ortasında bahtına ağlayan bir kadın vardı adı: Süveyda. Saçlarını çözdü: Kara… Bahtına yandı: Kara… Toprağa baktı: Kara… Hem acı, hep acı soludu: Baba… Hoca… Mart ayının ilk haftasında, iki mezar arasında, feryadı yüreğini delen bir kadın vardı adı: Süveyda… Ve Yektanın susan bağrında bir kara nokta vardı, çürümedi asla: Süveyda…'…

Yazar: hasan aycın
- Ben Nûşirevân mûşirevân anlamam.Birlikte, mağaradan çıkıp bir kayaya oturdular. Başlarını kaldırıp ipil ipil yıldızlara baktılar. Hemen üstlerinden bir yıldız kayarak geçti. Aşağılardan, gececi çöl kuşlarının sesleri geliyordu. Çöl, karanlığa gömülüp giden koyu gri muhteşem bir manzaraydı. Amr-ı Ayyâr, Sâhipkırânın elini tuttu,- Bir gün zâlimleriyle savaşacağımız şu dünyaya bir bak, dedi, hani…
Yazar: a. ali ural
Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmediğinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; a…

Yazar: mustafa ulusoy
Nietzsche felsefeciydi. Babaannemse yalnızca bu gezegende yaşayan biri. İlla ki bir etiket vermek gerekirse, ev hanımı. Nietzsche, üniversitede ders verirdi. Babaannem, okuma yazma bilmezdi. Hayatında hiç okul yüzü görmemişti. Çok tanınmış biriydi Nietzsche; bütün Avrupa ondan hayranlıkla bahsederdi. Babaannemse yalnızca kendi köyünde tanındı. Nietzsche ve babaannem, aynı gezegenin misafiri oldul…

Yazar: hakan albayrak
Meleklerle omuz omuza, Allaha iman etmeyi her şeyin üstünde tutmak ve bu mutlak hakikatten hareketle insanlara söyleyecek bir çift sözü olmak tabirine denk düşen bir muhtevaya sahip. Boş lakırtılara değil, söze iltifat eden ve dava diye bir kutsalı olan kimselerin başucu kitabı olacaktır bu eser. Umuyor ve diliyorum ki zihinlerde şimşekler çakmasına neden olacak bu kitap, yitiğini arayan gönül eh…

