
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ferhan şensoy
çok keldir bir çam ağacıhem ince hem uzun hem sanki dalı yok gibiiki savruk dalcık garipçe köke yakıntepesi açılmış belli yaşlı ve politikacıbir dik duruş ama yapay biliyorumüflesem sönecek mangal yüreklerafitap öyle bir çınar kibinyıllardır yaşıyor köylerin ortasında feodal yeşererek

Yazar: ferhan şensoy
çok keldir bir çam ağacıhem ince hem uzun hem sanki dalı yok gibiiki savruk dalcık garipçe köke yakıntepesi açılmış belli yaşlı ve politikacıbir dik duruş ama yapay biliyorumüflesem sönecek mangal yüreklerafitap öyle bir çınar kibinyıllardır yaşıyor köylerin ortasında feodal yeşererek

Yazar: ferhan şensoy
çok keldir bir çam ağacıhem ince hem uzun hem sanki dalı yok gibiiki savruk dalcık garipçe köke yakıntepesi açılmış belli yaşlı ve politikacıbir dik duruş ama yapay biliyorumüflesem sönecek mangal yüreklerafitap öyle bir çınar kibinyıllardır yaşıyor köylerin ortasında feodal yeşererek

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: kemal tahir
Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: ''Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum…

Yazar: andrey platonov
Moskova Ekonomi Enstitüsündeki eğitimini tamamlayan Nazar Çagatayev, açlık ve sefalet içinde yaşayan halkı, Canlara yardımcı olabilmek için yollara düşer. Çetin doğa koşullarında, her türlü zorlukla mücadele ederek yaptığı yolculuğun sonunda göçebe Canları bulur. Ancak halkı çektiği acıların etkisiyle yaşama arzusunu yitirmiş, doğanın kucağında ölümü beklemeye koyulmuştur. Çagatayev, tüm yaşamı b…

Yazar: andrey platonov
Moskova Ekonomi Enstitüsündeki eğitimini tamamlayan Nazar Çagatayev, açlık ve sefalet içinde yaşayan halkı, Canlara yardımcı olabilmek için yollara düşer. Çetin doğa koşullarında, her türlü zorlukla mücadele ederek yaptığı yolculuğun sonunda göçebe Canları bulur. Ancak halkı çektiği acıların etkisiyle yaşama arzusunu yitirmiş, doğanın kucağında ölümü beklemeye koyulmuştur. Çagatayev, tüm yaşamı b…
9/10Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı bu. İnsanı, insan olmayı, insan olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor diyebiliriz sanırım. İnsan ne için yaşar, nasıl yaşar, gerçekten yaşamakta mıdır? Sorular çoğaltılabilir. Ayrıca Stalin dönemine dair bir referans olarak da okunabilir.

Yazar: andrey platonov
Moskova Ekonomi Enstitüsündeki eğitimini tamamlayan Nazar Çagatayev, açlık ve sefalet içinde yaşayan halkı, Canlara yardımcı olabilmek için yollara düşer. Çetin doğa koşullarında, her türlü zorlukla mücadele ederek yaptığı yolculuğun sonunda göçebe Canları bulur. Ancak halkı çektiği acıların etkisiyle yaşama arzusunu yitirmiş, doğanın kucağında ölümü beklemeye koyulmuştur. Çagatayev, tüm yaşamı b…

Yazar: andrey platonov
Moskova Ekonomi Enstitüsündeki eğitimini tamamlayan Nazar Çagatayev, açlık ve sefalet içinde yaşayan halkı, Canlara yardımcı olabilmek için yollara düşer. Çetin doğa koşullarında, her türlü zorlukla mücadele ederek yaptığı yolculuğun sonunda göçebe Canları bulur. Ancak halkı çektiği acıların etkisiyle yaşama arzusunu yitirmiş, doğanın kucağında ölümü beklemeye koyulmuştur. Çagatayev, tüm yaşamı b…

Yazar: andrey platonov
Moskova Ekonomi Enstitüsündeki eğitimini tamamlayan Nazar Çagatayev, açlık ve sefalet içinde yaşayan halkı, Canlara yardımcı olabilmek için yollara düşer. Çetin doğa koşullarında, her türlü zorlukla mücadele ederek yaptığı yolculuğun sonunda göçebe Canları bulur. Ancak halkı çektiği acıların etkisiyle yaşama arzusunu yitirmiş, doğanın kucağında ölümü beklemeye koyulmuştur. Çagatayev, tüm yaşamı b…

Yazar: halil cibran
Bu kitaptaki dört öykü, Halil Cibranı yalnız kendi kuşağının en önde gelen düşünür ve yazarlarından biri yapmakla kalmayıp aynı zamanda düşüncelerini aktarmakta bir araç olarak İngiliz dilini kullanan ilk yazar olmasını da sağlayan Ermişin yayımlanmasında on beş yıl önce, 1908de tamamlandı. Bu öyküler yayınlandığı sırada, henüz yirmi beş yaşında olan Cibran, Arapça konuşan ve çoğu kendi memleketl…
7/10Üç kısa, bir uzun öyküyle yine ahlak ve ruh üzerine derin düşüncelere dalmış Cibran.

Yazar: halil cibran
Bu kitaptaki dört öykü, Halil Cibranı yalnız kendi kuşağının en önde gelen düşünür ve yazarlarından biri yapmakla kalmayıp aynı zamanda düşüncelerini aktarmakta bir araç olarak İngiliz dilini kullanan ilk yazar olmasını da sağlayan Ermişin yayımlanmasında on beş yıl önce, 1908de tamamlandı. Bu öyküler yayınlandığı sırada, henüz yirmi beş yaşında olan Cibran, Arapça konuşan ve çoğu kendi memleketl…

Yazar: halil cibran
Bu kitaptaki dört öykü, Halil Cibranı yalnız kendi kuşağının en önde gelen düşünür ve yazarlarından biri yapmakla kalmayıp aynı zamanda düşüncelerini aktarmakta bir araç olarak İngiliz dilini kullanan ilk yazar olmasını da sağlayan Ermişin yayımlanmasında on beş yıl önce, 1908de tamamlandı. Bu öyküler yayınlandığı sırada, henüz yirmi beş yaşında olan Cibran, Arapça konuşan ve çoğu kendi memleketl…

Yazar: halil cibran
Bu kitaptaki dört öykü, Halil Cibranı yalnız kendi kuşağının en önde gelen düşünür ve yazarlarından biri yapmakla kalmayıp aynı zamanda düşüncelerini aktarmakta bir araç olarak İngiliz dilini kullanan ilk yazar olmasını da sağlayan Ermişin yayımlanmasında on beş yıl önce, 1908de tamamlandı. Bu öyküler yayınlandığı sırada, henüz yirmi beş yaşında olan Cibran, Arapça konuşan ve çoğu kendi memleketl…

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Şaşılacak bir şey değil bu: Foma Fomiçin kara cahilliği, onun edebiyat alanındaki başarısını engelleyemezdi kuşkusuz.Dostoyevskinin Sibirya Döneminde yazdığı iki romandan biri olan Stepançikovo Köyü ve Sakinlerinde, bambaşka bir yazarla karşılaşırız. Dostoyevski, hem alışık olduğu büyük şehir hayatından uzak olmasının hem de sansür korkusunun etkisiyle bu dönem kitaplarında daha çok köy hayatı ha…
8/10Dostoyevski bu kitabında Foma Fomiç diye bir karakter yazmış. Öyle bir karakter ki okurken gerildim, sinirlendim, utandım, darlandım ve daha bir sürü şey. Adam adeta mendebur! Öte yandan bu kitapla beraber bir kez daha Ruslara saygı duydum. Hafızaları mükemmel olsa gerek. (bkz: Rus karakterler ve

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Şaşılacak bir şey değil bu: Foma Fomiçin kara cahilliği, onun edebiyat alanındaki başarısını engelleyemezdi kuşkusuz.Dostoyevskinin Sibirya Döneminde yazdığı iki romandan biri olan Stepançikovo Köyü ve Sakinlerinde, bambaşka bir yazarla karşılaşırız. Dostoyevski, hem alışık olduğu büyük şehir hayatından uzak olmasının hem de sansür korkusunun etkisiyle bu dönem kitaplarında daha çok köy hayatı ha…
kitap düzenlemesi yaptı
Stepançikovo Köyü ve Sakinleri
Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Şaşılacak bir şey değil bu: Foma Fomiçin kara cahilliği, onun edebiyat alanındaki başarısını engelleyemezdi kuşkusuz.Dostoyevskinin Sibirya Döneminde yazdığı iki romandan biri olan Stepançikovo Köyü ve Sakinlerinde, bambaşka bir yazarla karşılaşırız. Dostoyevski, hem alışık olduğu büyük şehir hayatından uzak olmasının hem de sansür korkusunun etkisiyle bu dönem kitaplarında daha çok köy hayatı ha…

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Şaşılacak bir şey değil bu: Foma Fomiçin kara cahilliği, onun edebiyat alanındaki başarısını engelleyemezdi kuşkusuz.Dostoyevskinin Sibirya Döneminde yazdığı iki romandan biri olan Stepançikovo Köyü ve Sakinlerinde, bambaşka bir yazarla karşılaşırız. Dostoyevski, hem alışık olduğu büyük şehir hayatından uzak olmasının hem de sansür korkusunun etkisiyle bu dönem kitaplarında daha çok köy hayatı ha…

Yazar: barış bıçakçı
Barış Bıçakçı, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi kitabı ile geniş bir okur kitlesiyle dostmuş gibi... olmuştu. Bu uzun hikâye veya küçük roman da onun ruh akrabalarına çok iyi gelecek!Uzaktan ama içten dostluklar için güzel bir mecra, insanın kendine dönmesine omuz veren sağlam bir arkadaş olan radyonun aracılığıyla kesişen yaşantılar var Veciz Sözler´de de. Verilen anahtar kelimeyle veciz sözler üret…
9/10Bu kitabı tanımlamak için kullanılabilecek kelime 'naif' olabilir herhalde. Yine başladığı gibi biten, bölümsüz, kendi halinde karakterlerle örülü bir Barış Bıçakçı eseri. Çok hoşuma gittiği için eklemeden geçemeyeceğim. Kitabın bir yerinde şöyle bir ifade geçiyor: "Böylesine ancak Oğuz Atay kahr