Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.
Yazar: leigh russell
Masumiyetini yitirmiş bir adam, vahşi cinayetler işleyen bir katil Kimliğini saklayabilen usta bir oyuncu ve her an, her yerde sizinle birlikte. Gölgeler içinde kaybolmuş bir dedektif, kontrolden çıkmış yaşamlar İçeriğini, gerçeğe daha yakın hale getiren psikolojik etkisi ile bütünlük sağlayan bir anlatı. Kısa ve öz bölümleri ile birlikte insanı sürükleyen ve buna ek olarak ince detaylara önem ve…

Yazar: alexandre dumas
Andrea Cavalcanti, iki kişilik, iki tekerlekli hafif arabasına bineceği sırada omzuna bir elin dokunduğunu hissetti. Danglars yahut Monte Kristo, kendisine söylemeyi unuttukları bir şeyi söyleyecekler zannı ile döndüğü zaman, güneş yanığı yüzlü, sakallı, parlak gözlü, kurt yahut çakal gibi sivri, keskin otuz iki dişini meydana çıkartan bir gülümseyişle kendisine bakan birisi ile karşı karşıya gel…



Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…
8/10
Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…

Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…

Yazar: edouard herriot
Beethovenin doğduğu yıl olan 1770te Wolfgang Amadeus Mozart on dört yaşındaydı ve yaratıcılığının olgunluk dönemine giriyordu. Otuz yaşındaki Joseph Haydn, Esterhazy Prenslerinin sarayına çekilmişti. Mozart Beethoven ile sadece bir kez karşılaşmış, 1809 yılına kadar yaşayan Haydn ise genç Beethovene birkaç ders verme fırsatını yakalamış, Viyanaya yerleşen Beethovenin Op.1 Üçlüleri ve ilk senfonil…



Yazar: edouard herriot
Beethovenin doğduğu yıl olan 1770te Wolfgang Amadeus Mozart on dört yaşındaydı ve yaratıcılığının olgunluk dönemine giriyordu. Otuz yaşındaki Joseph Haydn, Esterhazy Prenslerinin sarayına çekilmişti. Mozart Beethoven ile sadece bir kez karşılaşmış, 1809 yılına kadar yaşayan Haydn ise genç Beethovene birkaç ders verme fırsatını yakalamış, Viyanaya yerleşen Beethovenin Op.1 Üçlüleri ve ilk senfonil…

Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…

Yazar: hakan bıçakcı
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani? Böyle bir hastalık var mı?Uyurgezerliğin bir türü mü bu? Yamyamlığın bir türü mü ya da?Yoksa ben mi icat ettim? Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke,"İyi de doktor bey, ben yalnız yaşıyorum," diye.Söyleyememiştim. Tutmuştum kendimi. Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında: Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam,…
6/10