Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kızıl Kraliçe
Margaret Beaufort başta çok iyi olsada zamanla en az annesi kadar hırslı ve acımasız bir kadına dönüştü. Bir kadının oğlunu tahta çıkartmak için verdiği mücadele. Güzeldi.
Baskı: Veronika Ölmek İstiyor (Yedinci Gün #2)
Çoğunluğun kabul ettiği şey normal olmak zorunda değildir, bu kitap bunu örnekleriyle çok iyi açıklamış. Kravat aslında sadece bez parçasıdır, bunu dile getirmek ise yalnızca -cesur- bir delinin işidir.
Baskı: Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)
Keşke daha farklı olsaydı demekten kendimi alamasamda gerçekçi sonundan ötürü takdir ettim. Hüngür hüngür ağlamadım ama bittiğinde gözlerimde yaş birikmişti.
Baskı: Bit Palas
Aslında kitap 7 ile 8 puan arasında bir yerlerdeydi. Güzeldi çünkü bir apartman ve daire daire insanlarını anlatıyor.İnsanların farklılıklarını bu şekilde yansıtmak gerçekten hoş. Kötüydü çünkü yakışmayan bir sonu vardı. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Psikopat
Kitabın adı "Psikopat" olduğu için haliyle cinayet romanı beklentisiyle okudum.Aralara serpiştirilmeye çalışılmış "korku" izlenimleri gerçekten çok komikti.Kitap iki gencin aşkını anlatıyor.
Baskı: Küçük Mucizeler Dükkanı (Blossom Street Serisi 1)
Sonunu tahmin edemeyelim diye çok uğraşılmış.Başladıysanız yarım bırakmamanızı tavsiye ederim.Başlamadıysanız, hiç başlamayın derim.
Baskı: Gregor ve Gri Kehanet (Yeraltı Günlükleri Serisi, #1)
Alice Harikalar Diyarında'yla başladı, Kafka'nın Dönüşüm'üyle devam etti sanki.Sonu olmayan düşüş ardından Gregor ve büyük böcekler aklıma bunu getirdi belkide. Suzanne Collins bu sefer hayalgücü konusunda beklentiyi karşılayamadı.
Baskı: Bir Gün
Aslında biraz zorlama bir kurgu fakat buna rağmen sevdim. Ağlamadım, ağlayacak bir şey bulamadım belki ama bitince üzüldüğümü söyleyebilirim. Tavsiye ederim.
Baskı: Genç Kız ve Ölüm
70 sonu 80 başı. Bir kadın özgürlük istiyor; bulamıyor.Romanın içinde bir roman daha gizli.Sanırım o da 60lardan kalma bir hayat. Bizim 2010lu yıllarda hala "tereddütlü" yaklaştığımız konulara 1960'da yaşayarak değiniyor. Güzel bir dili; güzel bir mesajı var.
Baskı: Yüksek Topuklar
İtiraf etmeliyim ki bu roman bir kadın yazarın kaleminden çıkmış olsaydı 9 puan verebilir miydim bilmiyorum. Okumadan önce yorumlara bakıp "Bir erkek en fazla ne kadar tanır ki kadınları" demiştim.Bugüne kadar hic fark etmediği şeylere kitapta rastlayıp "aa evet gerçekten öyle" dedim. Dokuz sene uğraşılmış ve mükemmel bir sonuç elde etmiş. Yazarın üslubuda güzel; akıcı bir anlatım -basit cümlelerle geçiştirilmeden yapılmış bu- Neden on puan değilde dokuz puan verdiğime gelirsek; tamamen Emre'nin kartvizitinin çalınmasına karşı bir tepki! :) Ne olurdu Nermin'de mutlu olsaydı?
Baskı: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
"Yaşamak savaşmak demektir."
Baskı: Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm
İnci Aral'ın muhteşem bir üslubu var, kitabın konusu o kadar etkileyici olmasada beni içine çeken şeyler oldu.
Baskı: Şeytanı Uyandırma (Dave Gurney, #3)
Yine harika bir John Verdon kitabıyla karşı karşıyayız. Olayı öğrenebilmek için hemen bitmesi adına çok büyük çaba sarfetmiş olmama rağmen şuan neden bitti diye üzülüyorum. Birinci kitap adamın yıllardır biriktirdiği bir kurgu olabilirdi; ikinci kitap zorlarak yazılmış bir hayalgücü. Fakat bu kitabıda okuyunca adamın bir dahi olduğunu düşünüyorsunuz.Sanırım, ne hayalgücü ne birikim, bu sadece eşsiz bir zekanın ürünü.