hafize
@hafize

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Küller ve Anılar - (Ölüm Oyunları, #3)

bu yazara ve kitaplarına bayılıyorum... hem polisiye hemde aşkı çok güzel işliyor! bu kitapta heyecanla okundu :) hala denemediyseniz yazarı çok şey kaçırıyorsunuz :) seri ayrı ayrıda okunur lakin sıra ile takip ederseniz çok daha keyifli olur... 1-ÖLÜM FALI 2-GÖLGELERİ KOVALA 3-KÜLLER VE ANILAR sırası ile seriyi takip ederseniz hem heyecana hem gerilime hem de aşka doyacaksınız :) yayınevi de fazla geciktirmeden kitapları çıkarıyor... bu hızla giderse 4. kitapta çok yakında gelir diye umuyorum...

Baskı: Kalbin Ateşi (Ateş Serisi-3)

KALBİN ATEŞİ-Rita Hunter yorumum biraz uzun olacak hazırlıklı olun… ben uzun uzun yorumu okuyamam diyenlere bir özet geçmem gerekirse eğer kısaca BAYILDIM!!!!!! (görüldüğü üzere bol ünlemli bir bayılmak bu ) desem yeterli olur sanırım … şimdi uzun uzun okuyabilecekler için asıl yorum geliyor… oradan oraya atladığım bir yorum olursa şaşırmayın olur mu ??? öncelikle bir seriyi daha bitirmenin üzüntüsü içinde olduğumu belirtmek istiyorum… serileri tamamlamak hem mutluluk hem de hüzün sebebidir bilirsiniz… tamamlamanın verdiği rahatlığı bozan şey ise çok sevdiğiniz karakterlerle karşılaşacağınız başka kitapların kalmamasıdır… bende şimdi Deli kızıl İsabel,Sophie ve Davina ile bir daha karşılaşamayacağım için hüzünlendim… gerçi arada canım çekerse kitapları tekrar okuyabilirim ama yeni maceralar olsa daha bir güzel olmazmıydı ;) buradan da şu sonuca varabilirim sanırım yazar tekrar, tekrar okunabilecek çok tatlı, sevilesi ve mutluluk veren kitaplar yazıyor… bence Rita Hunter kendi türünde bir çok yabancı yazardan daha başarılı… şahsen benim en favori yabancı tarihi aşk romanı yazarım Elizabeth Hoyt’tur … ve Rita Hunter ‘ da bu ödüllü yazar kadar kalemi sağlam ve o derece başaralı bir yazar… Başarısını da kurduğu şahane cümlelere, kurguladığı harika ve sevimli karakterlere, heyecanı ve akıcılığı bitmeyen anlatımına bağlıyorum ben… yazarın her kitapta daha da iyileşen bir anlatımı ve cümle hoşluğu olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim… bir de her kitapta birbirini tekrar eden olay, duygu ya da karakter kurgusu yok… her yeni kitapta kendini geliştirdiği kanaatindeyim… okuyucuya karakterlerle beraber her duyguyu,her düşünceyi, her olayı yaşatmak her yazarın harcı değil… Rita bunu kesinlikle çok iyi başarıyor… ben son derece hissederek ve yaşayarak okudum Kalbin Ateşi’ni… kendimi sürekli Davina ile beraber ağzımı bozarken, öfkelenirken, üzülürken ve hayalkırıklığı yaşarken buldum… Davina demişken size biraz ondan bahsetsem iyi olur… yazarın yazdığı tüm kitaplar içinde benim en favori karakterim oldu… oldum olası ağzı bozukları kızları sevmişimdir…. Zira yapılan araştırmalar bile ağzı bozukların daha samimi insanlar olduklarını ortaya çıkarmış :P Davina’da bu durum son derece içi dışı bir ve öfkeli bir mizacı olmasından kaynaklanıyordu… çok da sadık, sevdiklerine düşkün, cesur ve güçlü bir kadındı… sevgisi de öfkesi gibi,tutkusu gibi çok yoğundu…. hayatta ki tek akrabası olan kız kardeşine düşkünlüğü onu, kardeşine yapılanların intikamını almak için yanıp tutuşur bir durumda bıraktı… zaten gözü kara bir kadın ve tuttuğunu koparma konusunda da çok azimliydi… derken kendini Stephan gibi , son derece akıllı, stratejik düşünen, kendini beğenmiş, özgüveni tavan yapmış, muhteşem seviyesinde yakışıklı, zorlu bir rakip ile karşı karşıya buldu…. ilk kez birbirlerini gördükleri andan itibaren kendilerini aralarında sürekli cazırdayan bir elektrik, her an tutuşmaya hazır bir tutku içinde buldular… kitabı okurken siz de bu sıcaklığı, aralarında ki cinsel gerilimi hissediyordunuz… alev alev bir aşktı ;) özellikle Davina’nın bu sıcak hisleri konusunda ki dürüstlüğü ve samimiyetini ben çok sevdim… (ki burada belirtmezsem olmaz yazar bu tutkuyu çok iyi kaleme almış… her şey tam dozundaydı….) Davina ve Stephan aşkı bu çekim üzerine ilerledi… zaten ikisini bir arada tutacak başka bağları da yoktu… Stephan bir İngiliz asilzadesi iken, Davina İskoç bir koyun tüccarıydı… o dönemin şartlarında tamamen başka hayatlar yaşıyorlardı… ve Davina’nın kendini içene soktuğu hafifmeşrep rolünde Stephan’ın onu bir eş gibi düşünmesi de mümkün değildi… biraz da kalın kafalı olan Stephan’ın Davina’nın asıl karakterini anlaması, onu sadece aralarında ki tutku için değil gerçekten sevdiği için bırakamadığını fark etmesi zaman aldı…. tutkuyla harmanlanmış, bol bol gelgiti olan, hareketin hiç bitmediği, okuyucuyu bool boool “ahhh!”latan ve dee “vaahhh”latan bir aşk hikayesiydi…. ki ben böyle “sıcak, çoook sıcak, sıcak, daha da sıcak olacak bu geceee!!” tarzı aşklara da hayranımdır :D Rita’nın tarzı gereği kadın karakterleri o kadar çok seviyorsunuz ki, erkek karakterler her ne kadar muhteşemde olsalar, siz okurken onlara aşık da olsanız yine de favoriniz hatunlar olduğu için hep bir adım geride kalıyorlar… kaldı ki ben kitabın sonlarına doğru birkaç yerde Stephan’ı iyi bir pataklamak istedim(kalın kafalı herif!!)… vallahi ben de Davina kadar üzüldüm yahu! ama sadece üzüldüm mü ben bu kitapta? Tabi ki hayır!!! Davina ve Marie ile Nadine sohbetleri , efedime söyleyeyim Davina ve Thomas’ın at arabasındaki tartaklama hadisesi, Davina ve Sophie ile İsabel diyalogları gibi bir çok sahne bana booool booool kahkaha attırdı…. kitap kapağımızın ilham kaynağı sahneyi de çok beğendiğimi söylemeden geçersem yazık olur… hele heleee kitabın sonu yok mu o sonu!!! nasıl mutlu etti beni, ne kadar coşturdu anlatamam… Ritanın fazladan bir kabiliyeti de çok iyi sonlar yazması… bu öyle bir sondu ki, aklınızda herhangi bir soru işareti kalmıyordu ve tamamen sevinç gözyaşları dökeceğiniz kadar da mutlu,şirin,romantikti…. bir de yazarımızın bir mesaj uzaklıkta olması ve benim okurken ona mesajlar atıp burada çok güldüm, burası çok güzeldi diyebilmem de okuma sürecimi daha da keyifli bir hale getirdi ;) şimdi uzun uzun anlattıklarımı buraya kadar okuduysanız vallahi çok kabiliyetlisiniz ;) hala bir Rita Hunter kitabı okumadıysanız inanın çok şey kaçırıyorsunuz… yazar bana neden tarihi aşk romanı sevdiğimi bir kez daha hatırlattı… içinize ılık ılık sevgi akmasına, aşk dolmasına sebep olan bu kitabı ve hatta tüm seriyi en kısa zamanda okuyun efendim :D buradan sonra sevgili Ratacığıma ellerine ve yüreğine, hayal gücü ve kabiliyetine sağlık diyorum… yeni kitaplarını dört gözle bekliyorum :)

Baskı: Çırılçıplak (Blackstone, #1)

çok büyük beklentilere kapılmadan okursanız idare edecek bir kitap... çok kısaydı ve ne oldu bitti anlamadan kitabın sonu geldi... hikaye duygusal açıdan eksikti bence... karakterleri bile yeterince tanımadan sevmeye ya da sevmemeye bile fırsatım olmadan bitiverdi kitap!!!

Baskı: Bir Aşk Çarpıntısı (The McCarthys of Gansett Island #1)

BİR AŞK ÇARPINTISI okundu... bu aralar keyifsiz ve tembel hissettiğim için yorum yapmaya üşenir olmuştum... lakin dün öğle saatleri başladığım bu kitabı akşam bitirdim... elimden düşmedi... bende bir yorumu hakketti dedim :) çok bilindik bir aşk mevzusuydu konusu ama ben yine de çok sevdim... güzel akıcı bir anlatımı vardı... karakterler çoook sevilesiydi... ki erkek karakter bence tam aşık olunasıydı ;) özellikle içinde bebeklerin olduğu hikayeler beni benden alır... bu kitapta da bebekli ve zor durumda bir annenin bisikleti ile yaptığı bir kaza sonucu tanıştığı mükemmel erkek karakter ile olan aşkını okudum... Mac(kahraman erkeğimiz) hem kadına hem bebeğine aynı anda aşık oldu... onlar için elinden geleni ardına koymadı... onlar için böyle çırpınır ve uğraşırken kendi için en iyi olanı da bulmuş oldu... kitaba ve hikayeye kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz... öyle çok sevgi vardı ki kitapta, okurken içim eridi resmen... ben böyle akıp giden,yolunu çabuk bulan,basit ama güçlü,yormak yerine keyif veren aşk romanlarına bayılırım... bu kitap benim kalbimi çaldı... yazarın tarzını, anlatımını sevdim... devamını sabırsızlıkla bekliyorum :) tavsiyemdir aşk romanı seven kızlar OKUYUN!!! ;)

Baskı: Ejderin Büyüsü (Ejderha Serisi 4)

kötü bir kitap ve kötü bir ruh haline ilaç olsun diye başladım kitaba ve iyi ki başlamışım dedim ejderha kardeşler okuyucunun ruh halini düzeltmeyi, bol bol kahkaha attırmayı çok iyi beceriyorlar... seriyi okuyanlar bilir, bu kardeşlerin ve eşlerinin ne kadar çatlak olduğunu lakin eğer okumadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz... tavsiyem okuyun ve öğrenin efendim bu seri bana fantastik kurgu romanlarını neden sevdiğimi her kitapta hatırlatır... bitmesin diye yavaş yavaş okudum ama ne fayda yine de bitti!! keşke diyorum şu serinin tüm kitapları çıkmış olsaydı da nefes bile almadan arka arkaya okusaydım... ne büyük bir keyif olurdu yazar sizi hikayenin içine, kurguladığı dünyanın içine öyle bir çekiyor ki, sizin için her karakter gerçekmiş etkisi yaratıyor... mesela altın bir ejderhayı hayal aleminizde net bir şekilde görebilirsiniz... yazarı okumak tıpkı hem okuyup izlemek gibi... çok şahane bi şey yani seri için sadece sizi ilk kitaptan itibaren okuyun diye uyarmak isterim... her kitap ayrı bir karaktere ayrılmış gibi görünse de aslında devam eden bir konu var... sıra ile okursanız keyif son derece artar... haa! ola ki sırayı kaçırdınız ve başlamış oldunuz merak etmeyin öyle de seversiniz... ama hemen sıralamaya dönmeniz en iyisi olur konusunu ya da karakterlerini anlatmak yerine kitabı ve seriyi ne kadar sevdiğimi anlatmaya devam edebilirim sayfalarca.. ne kadar sevdiğimiz varın siz düşünün... ben kitaba 10 üzerinden 10 puan artı bir yıldız artı aferin artı gülen yüz verdim...

ÖncekiSayfa 34 / 71Sonraki