Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu şiirden hikâyeye, günlükten çocuk masallarına kadara birçok alanda at koşturmuş bir şairimizdir. Bununla beraber kalem oynattığı her alanın ön sırasında yer almıştır. Her zaman Zengin Hayâller Peşinde koşan merhum şairin, elinizde bulunan düşünce ve sanat yazıları, O nun bilinen yönlerini daha bir zenginleştirirken, bilinmeyen yönelerini ve çok az tanıdığımız taraflarını da ortay…

Yazar: cahit zarifoğlu
Bir Değirmendir Bu Dünya, şiirlerinden, anı yazılarından ve hikâyelerinden tanıdığımız Zarifoğlunu başka bir açıdan tamamlamaktadır. O herkesin entel takıldığı bir zamanda çevresindeki meraklı insanlara, dostlarına, okuyucularına ilmihal okumayı tavsiye ediyordu. Namazların tadil-i erkân üzere kılınmasını, gece namazlarına kalkılmasını, hanımlara iyi davranılmasını, çocukları adam yerine koyarak…

Yazar: cahit zarifoğlu
Yeni Türkçe deki hatıra türünün en yetkin örneklerinden biri olan Yaşamak, toplumsal olarak bir ışığa dönüştürmek istediğimiz acıya, bireysel bir dünyada aydınlık sağlamaktadır. Zarifoğlu, çevremizde gelişen olayların gözümüzü yorduğu ve bizim, hayatın bütünsel akışıyla olan bağlarımızı güçlükle koruduğumuz dönemde, o bağlara canlılık veren birkaç şairimizden biridir. Yaşamak, şiirindeki derinli…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğluna ait hangi metin olursa olsun, onun dünyasına bir iklime geçer gibi girersiniz. Yeni bir iklime girmenin ne gibi etkileri oluyorsa, nasıl değiştiriyorsa insanı öylece değişirsiniz. - Alim Karaman Türkçede hem hem âhenge ulaşmak, hem de duygu iletişimini sağlamanın belki de en çetin bir şairlik görevi olduğu günümüzde, bir de buna avucunda kor tutmayı eklemişti. Halini iyiye doğru…

Yazar: şehbenderzâde filibeli ahmet hilmi
Tuhaf! Varla yok hiç bir olur mu? Örneğin ben şimdi varım, yarın yok olacağım. Bu ikisi arasında fark yok mu? dedim. Deli, başını çevirdi. Kahkahayı bastı: Vay! Sen varsın ha?! Acaba var mısın? Ruh ve madde âlemi arasında varlığın hakiki manasını arayan Raci'nin yolu nihayet bir gün, mezarlıktaki küçük kulübesinde yaşamını sürdüren Aynalı Baba ile kesişir. Benliğini şüphe ejderhasına te…

Yazar: mehmet kaplan
Kitabın esas konusunu milliyetçilik meseleleri teşkil etmektedir. Bu konu işlenirken milliyetçiliğin geçirdiği dönemler, Batılılaşma hareketlerinin müsbet-menfi neticeleri, Anadoluculuk ve Anadolunun Türk kültüründeki yeri, milliyetçilik açısından din-ilim ve sosyal yapının yeri, dil meselesi, sanat-edebiyat-siyaset ilişkileri, tarih ve coğrafyanın önemi konularına ağırlık verilmektedir.

Yazar: sadık yalsızuçanlar, mahmud erol kılıç
Sadık Yalsızuçanlar'ın, Mahmud Erol Kılıç'la söyleşisi. ****** Hikmetin dili, sembol ve sükuttur lakin “aşk söyletir/dert ağlatır” sırrından hareketle, Muhammedî nurun çeşitli düzeylerdeki tecellilerinden söz açan böylesi bir konuşmanın ülkemizin nadide bilgin ve araştırmacılarından Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’la yapılması kaçınılmazdı. İrfan düşünce tarihinin en yetkin araştırmac…

Yazar: sezai karakoç
Bu kitaptaki yazıların Sallantı isimli yazıya kadar olanları, Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğünde, Mayıs 1977 - Temmuz 1978 tarihleri arasında, diğerleri ise Aylık Diriliş Dergisinde, Ekim 1979 - Ağustos 1980 tarihleri arasında, Zülküfül Makamında ya da Makamda üstbaşlığıyla yayınlanmış olup daha sonra kitap haline getirilmiştir.

Yazar: turgut cansever
BİLGE MİMAR TURGUT CANSEVERDEN İSTANBULU ANLAMAKDünyada, Ağa Han Mimarlık Ödülünü üç kez alan tek mimar olan Turgut Canseverin İstanbula ilişkin derinlikli görüşleri bu kitapta toplandı. Kendine özgü düşünme sistemini yine kendine özgü bir sesle dile getiren Turgut Cansever, İslam mimarlık mirası içinde İstanbulu, Boğaziçini, Haliç meselesini, bahçe kültürünü, tarihî yarımadanın yüz yüze kaldığı…
Yazar: necip fazıl kısakürek
Said Nursi’nin kısa bir biyografisi ve “Risale-i Nur”dan sadeleştirilmiş önemli bölümler...

Yazar: ahmet ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi. "Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstan…

Yazar: maurice cerasi
İstanbulun ana tören güzergâhı, sultanların gösterişli alaylarının, önemli paşaların günlük geçişlerinin sahnesi, bugün Divanyolu diye andığımız bir caddeden ibaret değil, Topkapı Sarayından kent surlarına kadar uzanan bütün bir sokak sistemiydi. Burası, başka birçok Batı ya da Doğu kentinde olduğu gibi, kentin en başta gelen ticari ve anıtsal simgelerinin, hepsini ya da çoğunu içinde toplayan bi…

Yazar: bernard bouwman
Bir gün benimle birlikte İstanbulu keşfetmeye gelmiş olan Hollandalı turistlerle birlikteydim. Şehre vardıkları gün Taksimde onlara bu şehrin yirminci yüzyıl içinde ne kadar değiştiğini anlattım. Konuşmamı bitirdiğimde yaşlıca bir beyefendi, Kitabınızı okudum, dedi, İstanbulu çok sevdiğiniz anlaşılıyor, acaba bunun nedeni nedir? Harika bir soru ama bunun cevabını hâlâ verecek durumda değilim.…

Yazar: semavi eyice
En eski çağlardan günümüze kadar stratejik konumu ve doğal güzellikleriyle hep cazibe merkezi olmayı sürdüren İstanbulun özellikle Osmanlı-Türk tarihi bakımından önemi çok büyüktür. Elinizdeki eserde, Bizans ve İstanbul tarihi konusunda dünya çapında bir otorite olan Prof. Dr. Semavi Eyice, tarih boyunca İstanbulun kurum ve binalarını, sosyal hayata ışık tutacak özelliklerini, âfetlerini, idari v…

Yazar: beşir ayvazoğlu
Eskiler insana Küçük âlem derlermiş. Ne kadar doğru! Her insan ayrı bir âleme açılan bir kapı; o kapıdan içeri girdikten sonra lâbirentlerinde kaybolmak işten bile değil. Sıradan zannettiğimiz insanların bile uçsuz bucaksız iç dünyaları varsa; bilim, sanat ve hareket adamlarının dünyalarındaki büyüklüğü varın siz hesap edin. Onları derinliğine anlamaya çalışmak, yıldızlar arası yolculuğa çıkmak…

Yazar: cemal kafadar
Cemal Kafadar bu kitapta bir araya getirdiği dört denemede, on altıncı ve on yedinci yüzyıllar Osmanlı dünyasından dört kişiyi ele alıyor: Babasından kalan arazi üzerindeki haklarını korumak için divan-ı hümayuna başvuran Mustafa adlı Yeniçeri; İstanbul'da günce tutan Seyyid Hasan adlı derviş; ticaret için gittiği Venedik'te ölen Ayaşlı Hüseyin Çelebi; rüyalarını kaleme alarak şeyhine m…



