
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: markus zusak
“Yenilginin rengi gözbebeklerini bogsa da, hepimiz gibi yoluna devam et ve inatla gülümse. Gülümse ve karanlık kuytuların en karanlıgında yaralarını yala. Parmaklarınla yaralarına dokun ve onları hatırla.” Kendilerini birer başarısızlık örneği olarak gören Wolfe kardeşler, kaderlerini baştan yazmak için daha önce hiç denemedikleri bir yola baş koyarlar. Bu yol kimilerinin para, kimilerini…

Yazar: sandy tolan
Bir Arap, Bir Yahudi ve Ortadoğunun Kalbi... 1967 yılının yaz aylarında, Altı Gün Savaşından uzak olmayan bir tarihte, genç bir Filistinli adam ve iki arkadaşı İsrail'in Ramla kasabasına giderler. Onlar kuzendir ve yaklaşık yirmi yıl önce ailelerinin terk etmek zorunda kaldığı, çocukluklarının geçtiği evi görmek isterler. Bir kuzenin yüzüne kapı kapanır, diğerinin ailesinin evi okula dönüştü…

Yazar: serkan koktay
Valizimde Gölgeler, ince ve derinlikli bir şekilde işlenmiş hayatların romanı. Kimlik arayışından daha çok insan olabilmenin öyküsü. Karakter, zaman ve mekan çeşitliliği içinde çağıldayan, yaşamın her rengini bulabileceğiniz bir baş yapıt. Okuyanın iç sesiyle hemen buluşabileceği kıvrak bir üslübun sahibi Serkan Koktay'ın karakterleri, toplumsal baskılara maruz kalmış kadınlar, erkekler, eşc…

Yazar: serkan koktay
"Ben büyümeyi hiç istemedim. Küçük bedenimde çok daha mutluydum. İsteklerim bedenim gibi küçüktü. Fazlasını bilmiyordum, düşünmüyordum da. Yettiği kadarıyla mutluydum. Büyüdükçe her şey değişti. İstemenin daha çok istemeyi de getirdiğini ezberledim. Yetinmemeyi öğrendim büyümek ile birlikte. Ve öğrendikçe küçüldüm. Mutluluğun akvaryumda dolaşan balıkta olmadığını öğrettiklerinde yıkıldım. Mu…

Yazar: susanna tamaro
Genç İtalyan yazarı Susanna Tamaro'nun 1994'te yayımlandığı zaman İtalya'da büyük yankı uyandıran ve yılın olayı olan bu kitabı, çok satan kitaplar listesinin başındaki yerini uzun süre bir başka kitaba bırakmamıştır. Eco'nun Gülün Adı adlı romanından sonra en başarılı İtalyan romanı olarak karşılanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç t…

Yazar: ahmet batman
Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve. İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. Kahraman…

Yazar: ahmet batman
Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması ger…

Yazar: ahmet altan
Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, "Şehvetten sakının," bu emre uyamadık, çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrı'nı…

Yazar: gabriel garcia marquez
Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmak…

Yazar: gabriel garcia marquez
Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmak…

Yazar: umut sarıkaya
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile çok korkunç geliyordu. Her gün bu evde bi ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bi üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller…

Yazar: umut sarıkaya
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile çok korkunç geliyordu. Her gün bu evde bi ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bi üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller…

Yazar: umut sarıkaya
Umut Sarıkaya, çizerliğiyle olduğu kadar yazarlığıyla da anlatıyor kendini. Öykü ya da anı, ne derseniz deyin, bu kitaptaki metinler genç ve sıcak. Benim de Söyleyeceklerim Var! yazarın dergideki ve evdeki hayatından ya da çizer arkadaşları Ersin Karabulut, Metin Üstündağ, Bahadır Baruter arasında geçen olaylardan kesitler sunuyor okuyucuya. Sıradan ve bir o kadar da komik olan hikâyeler bunlar.…

Yazar: umut sarıkaya
Uykusuz dergisi çizeri Umut Sarıkaya'nın beklenen karikatür kitabı çıktı.

Yazar: umut sarıkaya
Uykusuz dergisi çizeri Umut Sarıkaya'nın beklenen karikatür kitabı çıktı.

Yazar: kürşat başar
Eğer, hayatımızın bir anına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır…

Yazar: pucca
Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu. Kendine bestseller yazarların arasında sağlam bir yer edinen Pucca, maceralarına devam ediyor. İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası", "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini al…

Yazar: pucca
“Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı.” Sanal dünyanın merak edilen ünlüleri raflarda yerini alıyor. Dizüstü Edebiyat Dizisi başlıyor. İlk kitap çılgınlar gibi takip edilen, Türkiye'de en fazla izleyicisi olan kişisel blog'un yazarı Pucca. Herkes onu ve yazacağı kitabı merak ediyordu. “Aynaya son kez baktım, ‘Kızım PuCCa, Allah kahr…

Yazar: pucca
Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı 'Küçük Aptalın Büyük Dünyası' ile bol bol güldüren, ikinci kitabı 'Ve Geri Kalan Her Şey' ile yer yer hiizünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı 'Allah Beni Böyle Yaratmış 'ta 'Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan Imirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet…

Yazar: pucca
Ne anneler, ne eski sevgililer ne de etrafta dolanan stükler! Bu kez başaracam, bu kez o duvağı takcam! Hiçbir şey önüme engel olamayacak Sen bile! Kaderimde yokmuş, falımda çıkmıyormuş, o adam bana göre değilmiş Hiiiiiiiiiç anlamam, dinlemem, o adam buraya gelecek! Ayy hadi inşallah!İskambil kâğıtlarından ev yapıyorum kendime Valeyi saklıyorum, Kızı kıskanıyorum, Asla hayaller kuruyorum. Hep bir…

Yazar: inci aral
Mor, küçük bir Ege kasabasında yaşayan dört çocuklu bir çiftçi ailesinin yıllara yayılmış trajik hikâyesini sürükleyici bir aşk ve entrika çerçevesinde günümüze taşıyarak yirmi dört saatlik bir zaman diliminde anlatan bir roman. 68 kuşağından, sistemin bir parçası haline gelmiş işadamı ve turizmci İlhan Sacit, kızı yaşındaki Renginura tutulup ondan bir de çocuk sahibi olunca karısını yıkmış, hır…

Yazar: orhan pamuk
İstanbul'da, Orhan Pamuk hem 22 yaşına kadarki kendi hayat hikâyesini, hem de kendi bildiği İstanbul şehrinin ilginç hikâyesini bir roman tadıyla birleştirerek okura sunuyor. Pamuk'un kendini 'ben' olarak ilk hissedişinden, annesine, babasına, ailesine yönelen hikâye, bir hüzün ve mutluluk kaynağı olarak İstanbul sokaklarına açılıyor. Günümüzün büyük romancısının gözünden 1950…
