Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: sunay akın
Trabzonun en ünlü terzilerindendi Tuncay Bey... Dükkânının rafları aldığı siparişlerin kumaşlarıyla doluydu. Genç adam modayı takip eden, yenilikçi biri olduğu için onun diktiği bir elbiseye sahip olmak isteyenler, araya hatırı sayılan insanları koyarlardı: Şu bizim komşunun mantosunu bir zahmet sıkıştırıver!.. Kedilerinin pençelerinin balık koktuğu bu kentte, bir gün, on yedi yaşında bir genç kı…

Yazar: sunay akın
Önce Çocuklar ve Kadınlar mı? Önce Kadınlar ve Çocuklar mı? Ya da kimse bu gemiyi terk etmek istemez mi? Sunay Akın tarihimizin kıymetli batıklarını: gemilerini, şairlerini, gezginlerini, aşıklarını vd. okurunu saran, sarmalayan üslubuyla adeta karaya çıkarıyor kaleme aldığı öykülerde. Bu kitabı okurken çalan çanları, acele içinde koşuşturup bağrışan miçoları ve hatta ayaklarınızı ıslatan dalgal…

Yazar: sunay akın
Saraylardan haber uçar bizi de yaz diye, duymazlıktan gelir.İnadına gecekonduları, Kız Kulesini, işçi kahvelerini yazar.Yağmur pencerede sırasını beklerken; o şemsiyeleri yazar.Pembe dizilerde balonlar uçarken; işçi sigaralarının ucunu yazar.İncili boncuklu kadınlar aynalarda gezerken; o, lambalı kadını yazar.Birileri Hırsızistana damat olurken; hiç üşenmez, Berberistanın kanaryalarını yazar.Yarı…

Yazar: sunay akın
...Ölü askerin miğferinden güvercineserin su içirten bir mizah,işte Sunay Akın tavrı....O matara, o miğfer,o su, o güvercin...Daha ne diyeyim...Zarı atıyorumCemal Süreya

Yazar: sunay akın
İşte Sunay Akının beklenen kitabı... Kız Kulesini, batan gemileri, Kızılderilileri, bayrakları, İstanbulu, zürafaları yazarken, kıyıya, köşeye itilmiş, kırılmış, unutulmuş oyuncakların da izini sürdü. Bir edebiyat dalgıcı gibi, anı denizinin en derin köşelerindeki oyuncakları okurlar için günışığına çıkardı. Andersenin İstanbul yolunda karşılaştığı kız çocuğunun elindeki oyuncaktan, Nâzım Hikmet…

Yazar: sunay akın
Bir yaz akşamı Boğazın ortasındaki Kız Kulesinin beyaz duvarlarında Kızılderililerin vahşi olarak gösterildiği bir kovboy filmi izlediğinizi düşleyin...İşte, o an, omuzunuza konan martı kulağınıza şunları söyleyecektir: Kız Kulesine de bakıyorsun, Kızılderililere de... Ama gerçeği göremiyorsun... Gel benimle.

Yazar: sunay akın
Nâzım sayısız dostlarından biri olarak, Pablo Nerudayı ziyaret etmeye karar verir. Ne de olsa, Neruda onun evine gelmiş, yanında da armağan olarak kırmızı renkte bir kadeh getirmiştir... Avrupadaki bir arkadaşına telefon açar ve ondan Nerudanın adresini ister. Bu istek, bir gün bile yaşamaz yorgun yüreğinde; çok değil, ertesi gün sırtı duvara dayalı bir şekilde yere oturur ve kalakalır öylece!..…

Yazar: sunay akın
Tanıtım: ALACAK Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harçlığımı atardım bu yüzden en çok denizden alacaklıyım -Sunay Akın- Hiçbir zaman didaktik olmayan bir düşünce... Ve her zaman düşünce... Lirizme ve dünya sularına batırılmış bir düşünce... Budur gibi geliyor bana Sunay Akının şiiri. O matara, o miğfer, o su, o güvercin... Daha ne diyeyim... Zarı atıyorum.…

Yazar: sunay akın
Her hafta yüzlerce çadırın kurulduğu Kuşdili çayırında intihar eden Hamdi Beyi nasıl kıskanmasın, beton ve çelikten gökdelenlerin yükseldiği Manhattanda yaşama gözlerini yuman Kızılderili? Ki bir geyik olarak gelir dünyaya hiç doğmamış çocuğu...Ve Resneli Niyazinin hürriyet mücadelesine katılır Balkanların dağlarında. Haliç kıyısındaki şadırvanın çatısında bir yerde saklıdır, sırtına sıkılan kurş…

Yazar: sunay akın
Sunay Akının tüm canlıları ve evreni kucaklayan yüreği gibidir kağıt gemisi de; benzersiz düşlerin, düşüncelerin ve adaletin taşındığı... Bu kez yolcuları insanoğlunun yıkıcılığından kaçan zürafalar, geyikler, gergedanlar, aslanlar ve daha bir çok hayvan. Kağıt gemisini Nuhun Gemisine dönüştürüyor Sunay Akın. Yolculuk boyunca hayvanların, insan yaşamına karışmış, ama hep gölgede kalmış öykülerine…

Yazar: sunay akın
Sunay Akın, bu kez Bir Çift Ayakkabı'yla çıkıyor insanlık tarihinin bilinmeyen tozlu yollarındaki macerasına. Bir Çift Ayakkabı kimi zaman boya sandıklarındaki hayat ağacı imgesine dönüşüyor, kimi zaman koskoca bir padişahın imdadına yetişiyor. Ay'ın, sinemanın, sanatın, aşkın, savaşın, vd. tarihine ışık tutuyor. Muhtaç olmasın diye, evden kaçan karısının ayakkabısının içine par…

Yazar: sunay akın
Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı'nda gözünü Ay'a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı... Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza. Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu?.. Enver Paşa'nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri…

Yazar: sunay akın
Bir adam var bilir misiniz? Her gece deniz ilk dalgalarla uyanana değin, umutları, hüzünleri, bekleyişleri ve ruhun ışığını, eski kitapların hamuruna katarak rengarenk ayçörekleri yaratan; özgürlük adına, barış adına, emek adına...Peki, hiç yediniz mi onun bu sihirli ayçöreklerinden? Eğer kocaman bir parça ısıracak olursanız, kendinizi bir anda, küçücük ışıklardan oluşmuş bir gemide bulabilirsini…

Yazar: sunay akın
Sunay Akının yazdığı tür şiir değiştirilmezse, yani aynı şairde değiştirilmezse tıkanmaya yazgılı bir tür. Ama onda tıkanmıyor. Şiirleri çoğaldıkça bende bir şaşırma duygusu yaratıyor. Bu da onun başka bir erdemi elbet. Her gün, düşünüyorum, yarın ne yapacak, ne diyecek diye.

Yazar: sunay akın
Kardeşiyle sokaklarda hepbir örnek giydirilen sennasıl sevmezsin eşitliğiyürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek içinannen değil miydi önünde diz çöken

Yazar: kürşat başar
Edebiyat, olağanı olağanüstüye dönüştürür. Bu kitabı okurken ilk aklıma gelen cümle bu oldu. Yaşamsal olanla zihinsel olanın birbirini beslediği bir yazma biçimi, çağrışımlarla anılarda kurulan, ritmi hiç düşmeyen bir edebiyat, anlatım temposu...Doğan HızlanÇok az romanda üslup, yazım tekniği ve tema birbirlerini bu denli çarpıcı biçimde tamamlamıştır. Üslup temayı, hiçbir romanda bu denli yenide…

Yazar: kürşat başar
Var olan dünyanın dışında kalan insanlar... Kopuşu, yalnızlığı, adaletsizliği ve ölümü en derin anlamıyla kavramanın getirdiği acı... Çılgın, eğlenceli, oyunsu, ama korkularla dolu bir yasak aşk hikâyesi... O günlerde ve şimdi hiç peşimi bırakmayan o derin uğultu òçocukluk çağrışımları: İki çocuk bir direğe sarılmış dönüyorlar, uzakta beyaz saçlı bir kadın oturduğu yerden onlara bakıyor. Dün: o ç…

Yazar: kürşat başar
Kış İkindisinin Evinde, Kürşat Başarın ilk kitabı. Yazar bu kitapla 1989 Haldun Taner Öykü Ödülünü almıştı. Gerek yazım tekniği, gerek öyküleri kurgulayışı, gerekse ele aldığı konulara bakış açısıyla genç ve farklı bir kitap olarak karşılanmıştı. Aslında bir ilke hiç benzemeyen bir ilk kitap bu. Bir düşünür, şair, öykücü üçgeninin birikiminden kaynaklanmış bir kitap etkisi uyandırıyor. Kürşat Baş…

Yazar: kürşat başar
Edebiyatçı kimliğiyle tanınan Kürşat Başar, aynı zamanda 80li yılların başından bu yana gazetecilik yapıyor. İğreti Yaşamlar onun deneme tadındaki yazılarından seçmeleri bir araya getiriyor. İroniyle duygusallığın, hayalle gerçeğin, tarihle bugünün birbirine bağlandığı yazılar... Dünyaya tek bir noktadan değil, farklı durma noktalarından, bakış açılarından yaklaşıyor. Kimi zaman şaşırtan, kimi za…

Yazar: kürşat başar
Eğer, hayatımızın bir anına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır…

Yazar: kürşat başar
Eve dönüyorum, gece başlıyor, bir dostum arıyor, bir yerlere gitmeyi öneriyor, ona, içimdeki boşluktan sözetmiyorum. Yine de Senin neyin mutlu edeceğini biliyor musun? diye soruyor. Tabii bilmiyorum!Masanın üstünde bir dergi duruyor, bir sigara yakıyorum, kapağında büyük, renkli başlıklar var, Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları, bunları okuyarak öğrenebilir miydik? Şimdi birlikte geçirdiğimiz bir…

Yazar: mehmet eroğlu
Benim kadar acı çekmedikçe Tanrıya inanmamı beklemeyin benden. Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona hayallerinden bahset. Böylesi çığlıklarla başlayan Zamanın Manzarası, kimsenin görmediği, görse de farkına varmadığı insan manzaralarının ressamı olmayı seçen bir yazarın yedinci romanı.Aşkın sayısız tanımı olduğu iddiası sadece bir varsayım. Aşk, her seferinde yalnızca kendine benzer. Onu değişik sözc…

Yazar: mehmet eroğlu
Bu roman bugünkü hayatımıza tutulmuş bir ayna.Hiçbir hayatın başrolünü oynamaya kalkışmamış, tutkuyla arasına sisli bir uzaklık yerleştirmiş, ilişkiyi aşka yeğleyen, erdemler ve ideallerle akrabalığı olmayan, yüzündeki gizin peşine düşen bir anti-kahraman.Ve hepsi ayrı bir renk taşıyan altı kadın: Siyah, hayır, siyahtan daha kara Ziynet; hüznün sarı rengini taşıyan Duygu; su gibi berrak neşesi iç…