Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: barış bıçakçı
Sıkı bir dostluk... Aslında hikâye onların hikâyesi, Ender'in ve Çetin'in... Günün birinde hayatlarına bir genç kız girer. Şimdi düşünme, hatırlama ve kendini didikleme zamanıdır. “Nihal’e başından beri olduğumuzdan farklı göründük. Böyle gerekmişti. Koruyucu, kollayıcı, soğukkanlı, ne yapması gerektiğini bilen, Nihal düzgün yürüsün, üniversiteyi uzatmadan bitirsin, yaşadığı felaketten…

Yazar: turgut özakman
Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi...Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi...

Yazar: alptekin müderrisoğlu
1914 Aralık ayının karakışında, Enver Paşa komutasındaki Türk Doğu Ordusu, karşısındaki Rus ordusunu imha etmek üzere taarruz etmişti.İki hafta gibi kısa bir sürede, 90 bini aşkın Türk evladı -düş-mana bir tek kurşun sıkamadan- dondurucu karakışın kar ve ayazında, Allahüekber Dağının doruklarında donarak şehit oldu. Delice hayaller peşindeki Enver Paşanın, bile bile yok olmaya götürdüğü kolordula…

Yazar: can dündar
31 Martta gericilerin üzerine Hareket Ordusuyla birlikte yürüyen genç yüzbaşı, siyah cilt beziyle kaplı küçük not defterinin kareli sayfalarına sabit kalemle şunları yazdı:Faziletli din âlimleri başımızın tacıdır. Fakat şahsi çıkarları ve adli menfaatleri için yalandan âlim kılığına bürünen birtakım çıkarcılar elbette kanun pençesinden kurtulamayacaklardır. 16 Kasım 1916 gecesi Bitliste öksürük n…

Yazar: can dündar
Yıllar geçip de Irak saldırısının ateşi küllendiğinde siyasetçiler, askerler, diplomatlar, borsacılar, silah tüccarları, işadamları, sanatçılar, gazeteciler çocuklarından aynı soruyu duymaya başlayacaklar: Savaşta ne yaptın? Kiminin hafızasında emziğiyle ölmüş bir Iraklı bebeğin fotoğrafı olacak, kiminin hafızasında kızlarının başucunda ağıt yakan analar; başlarına geçirilmiş poşetlerle oğulların…

Yazar: ismet bozdağ
Mustafa Kemal Paşanın en yakın arkadaşlarından biri ve başyaveri Salih Bozokun hiçbir yerde yayınlanmamış anıları ve onun gözünden Atatürkün özel hayatından bilinmeyen kesitler... Atatürke tapan iki kadın... Fikriye ve Latife Hanımların Atatürkün hayatındaki yerleri ve seyirleri... Biri, Kurtuluş Savaşı öncesinden beri onunla olan Fikriye Hanım, diğeri İzmir yangını sebebiyle Paşayla tanışan ve y…

Yazar: reşat nuri güntekin
DUDAKTAN KALBE, özellikle örf tanımını ve kişilik canlandırımında başarılı, duygusal, ve sevgi dolu bir roman. Açık, yalın ve gösterişsiz bir anlatışla ve temiz bir İstanbul Türkçesiyle geniş kitlelere seslenebilen yazarın, ilk ve en ünlü romanı Çalıkuşu düzeyinde bir kitap. Şarkıları, filmelere, nostaljik romantizminize bolca konu olmuş aşkların unutulmaz romanlarından biri.

Yazar: attila ilhan
"...canımı kurtarayım derken, vatanını kaybedersin!.." Kurtuluş Savaşı'nın en hareketli günlerini Mustafa Kemal'in yaşamı içinde anlatan Gazi Paşa, tarihsel olarak Kuva-yı Milliye'nin İzmir'e girişi ve Trakya'nın geri alınması ile sonlanıyor. Bu çarpıcı dönemin içinde Latife Hanım, Fikriye Hanım, İsmet Paşa, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Halide Edip, Fal…

Yazar: iskender pala
Dilenciden sultana, köleden efendiye Hânım hey! Sen ki muhabbet gülistanıma revnak bağışlayanım, efendimsin. Sen ki arzum, emelim, hicranım ve elemimsin, ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden, kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacını kalmadı artık. Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşk…

Yazar: mustafa kemal atatürk
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinedir. İstikbalde dahi seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, için…

Yazar: murathan mungan
İlk kez yayımlandığı 1992den bu yana birçok yaz mevsimi geçti ama Yaz Geçere okurun ilgisi sönmedi, tersine giderek büyüdü. Yaz Geçer, Munganın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç alt bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor.

Yazar: can dündar
Atatürk'ün son 300 gününü ve ölümünün hikayesini anlatan Sarı Zeybek belgeseli ilk kez 1993'ün Kasım ayında ekrana geldi. Gördüğü ilgi üzerine birkaç ay içinde 3 kez daha yayımlandı. Ardından video kaset olarak piyasaya çıktı. Türkiye'de ilk kez bir belgesel, bu kadar büyük satış rakamına ulaştı. Kaset, yurdun dört bir yanında ilk ve orta dereceli okullarda eğitim filmi olarak göst…

Yazar: hopdedik ayhan
Yıllar sonra verdiğim sözü tuttum. Eski bileziği yenileyerek annemim koluna taktım. bir değil bin altından daha kıymetli o yürek olmasa zaten ben olmazdım.İyi ki de sesimi Türkiye duymuş...İyi ki de yıllarımı bu işe vermişim...Anlatacak o kadar şey birikmişti ki. Artık arkadaşlarım da kurtuldular. Çünkü anılarımı anlatıp kafalarını artık şişirmeyeceğim.Bu yazdıklarım sadece başımdan geçenler deği…

Yazar: hilmi köksal alişanoğlu
Dostluklar; renk, ırk, dil ve dinde değil, yürekte filizlenir, kök salar! Demir ile Vasili... Biri Türk, diğeri Rum iki kan kardeş. 1900lü yıllarınbaşında, Türk, Rum ve Ermenilerin huzur içinde bir arada bulundukları Trabzonun bir köyünde yaşamaktadırlar... Altmışlı yaşlarına merdiven dayadıklarında, ardı ardına gelen olaylar ve topraklarının komşu bir devlet tarafında işgal edilmesi sonucunda…

Yazar: orhan kemal
Türk edebiyatının büyük ustası Orhan Kemal, en yetkin kitaplarından biri olan Eskici ve Oğullarında ekonomik koşulların nasıl da aile bağlarını zorladığını ele alıyor. Edebiyatımızda her zaman emeğin, umudun, aydınlığın yanında tavır almış olan Orhan Kemal, insan eliyle kurulan çarpık düzenin nasıl da insanın kendini yozlaştırdığını en iyi dile getiren yazarlarımızdan biri. Eskici ve Oğullan, eko…

Yazar: attila ilhan
Memleket o sıralarda gerçekten bir kurtlar sofrasına dönmüştür. Herkes çıkarını sömürmekte bulmaktadır ve bütün sömürücülerin parça parça yok ettiği şey halkın payıdır. Sürüklenilen yıkımdan kurtulmak için bir sentez ve bir hareket gereklidir. Romanda bunun ancak Kuvay-ı Milliye ruhuna bağlı demokrat bir toplumculuk ve ulusal bir devrimcilik olabileceği gösteriliyor. -Konur Ertop- İstanbul'…

Yazar: attila ilhan
Memleket o sıralarda gerçekten bir kurtlar sofrasına dönmüştür. Herkes çıkarını sömürmekte bulmaktadır ve bütün sömürücülerin parça parça yok ettiği şey halkın payıdır. Sürüklenilen yıkımdan kurtulmak için bir sentez ve bir hareket gereklidir. Romanda bunun ancak Kuvay-ı Milliye ruhuna bağlı demokrat bir toplumculuk ve ulusal bir devrimcilik olabileceği gösteriliyor. -Konur Ertop- İstanbul'…

Yazar: cengiz aytmatov
Cengiz Aytmatovun bütün dünyada geniş yankılar uyandıran bu romanı, yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırıştır. Fakat umutsuz bir çırpınış değil, aynı zamanda tutsaklığa karşı bir meydan okuyuştur...Romanın kahramanı Yedigey Cangeldin, cepheden döndükten sonra, Kazak bozkırlarında küçük bir aktarma istasyonunda çalışmaya başlar. Burada tanık olduğu ve uzak geçmişine çağrışım yapan olaylar,…

Yazar: iskender pala
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Palanın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor. İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı…

Yazar: ömer hayyam
Ömer Hayyam: Doğum ve ölüm tarihleri çeşitli kaynaklara göre farklılık gösterse de, 11. yüzyılın ortalarında doğduğu, 12. yüzyılın ilk çeyreği civarında öldüğü kabul edilen İranlı şair, felsefeci ve bilim adamı. Günümüzde ise, daha çok rubai türünün yaratıcısı olarak kabul gören Hayyamın dörtlükleri, Türkçeye Yahya Kemal ve Abdülbaki Gölpınarlı başta olmak üzere pek çok kez çevrildi. Sabahattin E…

Yazar: orhan kemal
Düşünmek istemiyordu. Her zaman böyle, ne ne zaman düşünmek istemese, düşünmek istemediği şey kafasında ısrarla canlanır, rahatsız ederdi. Gene öyle oluyordu. Köy meydanlarından birine pis sulu, suları tekmil yosun tutmuş, kocaman bir kuyu. Topal Duran, ya da yakın adamlarından biri Hüseyini istese gık bile diyemez. Elleri, kolları da bağlı. Bacaklarından tutup kuyuya sarkıtır, çırpındıra çırpınd…



