
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: jorge luis borges
Jorge Luis Borges'in Kaplanların Altını ve Sonsuz Gül adlı kitaplarından seçilerek oluşturulan bu derleme, İngilizceden çevrilip İspanyolca aslıyla karşılaştırıldı. Borges'in adı geçen kitaplara yazmış olduğu önsözler de bu kitaba alındı. Borges'in şiir dünyasını yansıtan Altın ve Gölge'nin okur düzeyinde gereken ilgiyi göreceğini umuyoruz.

Yazar: jorge luis borges
Jorge Luis Borges'in Kaplanların Altını ve Sonsuz Gül adlı kitaplarından seçilerek oluşturulan bu derleme, İngilizceden çevrilip İspanyolca aslıyla karşılaştırıldı. Borges'in adı geçen kitaplara yazmış olduğu önsözler de bu kitaba alındı. Borges'in şiir dünyasını yansıtan Altın ve Gölge'nin okur düzeyinde gereken ilgiyi göreceğini umuyoruz.

Yazar: jorge luis borges
Aslında Jorge Luis Borgesin Borges ve Ben diye bir kitabı yok. Borges ve Ben onun o kısacık anlatılarından biri. Borgesin yıllar önce New Yorker dergisinde yayımlanmış olan Bir Özyaşamöyküsü adlı denemesini çevirirken onun anlatılarının satırları arasındaki bazı gizlerin de aydınlanır gibi olduğunu sezinledim. Ardından Borges ve Ben, Yaratan, Öteki gibi kendini işin içine fazlaca kattığı kısa anl…

Yazar: jorge luis borges
Aslında Jorge Luis Borgesin Borges ve Ben diye bir kitabı yok. Borges ve Ben onun o kısacık anlatılarından biri. Borgesin yıllar önce New Yorker dergisinde yayımlanmış olan Bir Özyaşamöyküsü adlı denemesini çevirirken onun anlatılarının satırları arasındaki bazı gizlerin de aydınlanır gibi olduğunu sezinledim. Ardından Borges ve Ben, Yaratan, Öteki gibi kendini işin içine fazlaca kattığı kısa anl…

Yazar: derleme
Borges ve Yazma Üzerine, Güney Amerika edebiyatını olduğu kadar çağdaş dünya edebiyatını da etkilemiş büyük yazar J.L. Borges´in Kurmaca, Şiir ve Çeviri üstüne düşüncelerini kapsayan bir Borges elkitabı ya da bir Borges okuma kılavuzu niteliğinde. Yazar, öncelikle genç yazar adaylarına seslenirken yazarlık uğraşının sorunlarına ve sorumluluklarına eğiliyor. Borges´in çağına ve çağın edebiyat akım…

Yazar: bustos domecq
H. Bustos Domecq(*) Eğitimci Bayan Adelma Badoglionun hazırladığı tanıtıcı yazıyı sunuyoruz: Doktor Honorio Bustos Domecq 1893 yılında Santa Fe eyaletinin Pujato kasabasında doğdu. İlginç bir ilköğrenim döneminden sonra tüm ailesiyle birlikte Arjantinin Şikagosuna, Rosarioya taşındı. 1907 yılında, Rosario basınının sütunları, yaşından hiç kuşkulanmaksızın, esin perilerinin bu alçakgönüllü d…

Yazar: bustos domecq
H. Bustos Domecq(*) Eğitimci Bayan Adelma Badoglionun hazırladığı tanıtıcı yazıyı sunuyoruz: Doktor Honorio Bustos Domecq 1893 yılında Santa Fe eyaletinin Pujato kasabasında doğdu. İlginç bir ilköğrenim döneminden sonra tüm ailesiyle birlikte Arjantinin Şikagosuna, Rosarioya taşındı. 1907 yılında, Rosario basınının sütunları, yaşından hiç kuşkulanmaksızın, esin perilerinin bu alçakgönüllü d…

Yazar: richard burgin
Borges kendi labirentinde dolaşıyor...Aynalardan korktuğum için fotoğraf makinelerinden de korkuyorum.Ben cesur bir insan değilim.Gerçek her zaman çok zevkli değil. Felsefe bir anlamda gerçeği dağıtır, bu da insana yardım edebiliyor.Freud, hiçbir zaman hoşuma gitmedi. Cinsiyetle ilgili bir sabit fikrin üzerinde gidip gelen bir adam.Heidegger iğrenç bir Almanca ile yazıyor. Nazilerin tarafında old…

Yazar: james woodall
Jorge Luis Borges, bir merak oyununu, isteyerek ya da istemeyerek, hep canlı tutmuştu. Belki, okurların önünde bir kurgu alanı açmak istemişti. Evet, bir oyuna dönüşen merak: Borges aslında kimdir, nasıl biridir, nelerden ve kimlerden etkilenmiştir, yazı serüveni uzun hayatına nasıl yayılmıştır? Kitabın Aynasındaki Adam bu sorulara net cevaplar veriyor: İngiliz araştırmacı James Woodallın kalemin…

Yazar: james joyce
Klasik roman kalıplarına nispeten sadık kaldığı bu otobiyografik ilk romanında Joyce, eğitim yıllarına geri döner ve genç bir sanatçının Cizvitlerin katı disiplini içerisinde, kendi özelliğini keşfetme ve inanç sorunlarıyla boğuşma serüvenini ele alır.

Yazar: james joyce
Ulysses, Joyce'un kendi anlatımıyla Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 günü Dublin'de geçer. (Romanın asıl kahramanı bir bakıma Dublin kentidir. Her yıl 16 Haziran günü Dublin'de düzenlenen Bloomsday yani Bloom gününde, kitaptaki bölümlerde geçen yerlerin dolaşıldığı turlar düzenlenmektedir.) Konu, özünde son derece yalındır: Öğrenci Stephen Dedalus i…

Yazar: bilge karasu
Altı Ay Bir Güz, 1995 yılında yitirdiğimiz yazar, çevirmen Bilge Karasunun, hasta olduğu aylarda tamamlayamayacağına karar vererek yayınevine teslim ettiği, ancak ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği son yapıtı.İstediğim, denizi yazmak. Zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin ö…

Yazar: bilge karasu
Narla İncile Gazel, Bilge Karasu hayattayken yayımlanmış son kitabıdır. Toplam 11 kitaplık külliyatı içinde, denemeler kitabı Ne Kitapsız Ne Kedisizden sonra yayımlanmıştır.Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de, övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine... Ardından h…

Yazar: bilge karasu
İlk kez 1963'te yayımlanan Troya'da Ölüm Vardı, yazarın ilk kitabı. Onu, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ve Göçmüş Kediler Bahçesi takip ediyor. Bu üçlünün Karasu'nun yapıtında bir dönemi çizdiğini, bu yüzden Karasu'nun edebiyatı için Troya'da Ölüm Vardının da iyi bir başlangıç olacağını düşünüyoruz....Konuştuklarımız başlangıçta her zamanki gibiydi, biribirimizi kavrıyorduk…

Yazar: bilge karasu
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrı'nın, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, 'bakan, gören varmış gibi yaşamak'.. Kara…

Yazar: bilge karasu
Önceleri, bildiklerini günün birinde resim yapacağını düşünmeden görüp öğrendiklerini çizmişti.İşin, eksiksiz bir at, bir boğa çizmek olduğunu düşünmüş, kaç kez, duvardan çıkıveren, yanına gelen hayvanlarla koşmuştu düşündü. Sonra bakmanın yetmediğini öğrenmiş, kovalayanlarla kovalananların (ister insan, ister hayvan olsun) bağırmasına, böğürmesine kulak vermek, bu seslere, bu ölülere eliyle, g…


