Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ihsan oktay anar
Puslu Kıtalar Atlasıyla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anarın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öykülerini anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Beyden Angilidis Efendiye, Samur ve Yağmur Çelebilerden Uzun İhsan Efendiye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, rivayet edici, mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci... Okuyanın okumayanlara kola…

Yazar: ihsan oktay anar, ilban ertem
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kad…

Yazar: ihsan oktay anar
“Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayallere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıradışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asilleşmesi, erdemlerin ardındaki günahkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. ” İletişim’den gönderilen kitaptan tadımlık bölüm ise şöyle: “İhsan Sait muhabere…

Yazar: ihsan oktay anar
Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil'le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. ...Ne var ki, sürme iskelenin kay…

Yazar: ihsan oktay anar
Eflâtun rengi hayaller kuran bir 'suskun'un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin …

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Mutlu Ölüm, ünlü yazar Albert Camusnün 1930ların sonunda tasarlayıp oluşturduğu, ancak hayattayken yayımlatmadığı bir roman. Bir başka romanı, Yabancı üzerindeki çalışmasının, Mutlu Ölümü ertelettiği söylenegelmiştir. Mutlu Ölüm, yazarın Belcourtta çocukluğunun geçtiği yoksul mahallenin, deniz taşımacılığı şirketindeki memurluğunun, 1936 yazında Orta Avrupaya yapt…

Yazar: albert camus, albert camus (albert kamyu)
Albert Camus adı, çoğu okurun aklına hemen Yabancı adlı romanı getirir. Ancak, yazarın en önemli yapıtı, aslında, Veba'dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle yazılmış olan Veba, yalnızca 20. yüzyılın değil, bütün bir insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: felaketin yazgıya dönüşmesi. Albert Camus'nün hiçbir yapıtında böylesine acı bir yazgı, böylesine şiirs…
Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Albert Camusnün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş kitabı olan ve hâlâ en çok satan kitaplar arasında yer alan Yabancı, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlıkın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi Meursault, bir simge kahraman değildir, adı olmayan…

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Can Yayınları bu kitapta Albert Camusnün iki yapıtını bir arada sunuyor. Bunlardan birincisi, Düğün, tıpkı Tersi ve Yüzü gibi bir gençlik yapıtı, ama gene Tersi ve Yüzü gibi sanatçının benliğini ve dilini yaşamı boyunca besleyen bir kaynak aynı zamanda. Gerçekten de Düğündeki denemeler Tersi ve Yüzüyle aynı dönemde yazılmış olmaları ve aynı kaynak çevreyi, Cezayir…

Yazar: albert camus
Jean-Paul Sartre, Albert Camusnün ölümünden sonra şunları yazmıştı: Uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardandı... Camusnün insancılığında, ansızın bastıran ölüme karşı insanca bir davranış varsa; mutluluk yolunda giriştiği o gururlu, katıksız araştırma, insana bu denli aykırı gelen ölüme dayanıyor, ölümle besleniyorsa; Camusnün yapıtını da, bu…

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parainin söylemek istediğini anlıyorum. Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor; haksız da değil... Bu sa…

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Yaz, yapıtları arasında organik bağlantı ve bütünsellik ilkesine büyük önem veren Albert Camusnün (1913-1960) Tersi ve Yüzü, Sürgün ve Krallık ve Düğün adlı kitaplarıyla birlikte birbiriyle ilişkili ya da bağımsız bir metinler çevrimi oluşturur. Doğaya, dağa, denize ve güneşe derinlemesine bir sevgi duymuş, kendisine bir sığınak, düşüncelerine bir yanıt aramış ve…

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü 1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir? Camusye göre sanat yalancı bir lüks ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabili…

Yazar: albert camus
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos Söyleni ve Başkaldıran İnsanla da alırdı belki. Ama Camusyü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır, Yabancı (1942), Veba (1947) ve Düşüşse (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok Düşüşü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünc…

Yazar: albert camus
ALDIĞI ÖDÜLLER: 1957 Nobel Ödülü Albert Camusnün 1960 Ocakında korkunç bir araba kazasında yaşamını yitirmesi tüm dünyayı derinden derine sarsmış, zamansız ölümünün yankıları aylarca, hatta yıllarca sürmüştü. Otuz dört yıl sonra, 15 Nisan 1994te, tam da o korkunç kaza sonunda büyük yazarın çantasında bulunmuş bir bitmemiş romanın: İlk Adamın en sonunda okura ulaştırılması, tüm dünyada 1994 yılını…

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Ömrünü yekpare zamanın arayışıyla sürdüren ve yazan Ahmet Hamdi Tanpınar, ilk kez 1945te basılan kitabında İstanbul, Ankara, Bursa, Konya ve Erzurumu doğal, tarihsel ve kültürel dokusuyla anlatıyor... Okuru şehirlerin dışından içine ve içinden dışına doğru kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Fatih Andının kitabın ilk iki baskısını ve tefrikasını karşılaştırarak hazırladığı bu eleştirel basım, Tanpı…

Yazar: enis batur
Size başka bir hikâye anlatacağım, çünkü bir hikâye anlatmışsanız, anlattığınız hikâye bittiği an, daha o ulaşabileceği kulakların hepsine ulaşma zamanını bulamadan, kendi içinden bir sonrakini doğurur, hazırlar: Elmanın yarısı...

Yazar: cem küçük
Yirminci yüzyılın yalnızlığını, bireyciliğini, bencilliğin ıstıraplarını herhâlde bu şekilde anlatan başka bir yazar yoktur. Farklı açılardan bakmanın, hayalle gerçeğin sınırlarında dolmanın, yapayalnız kalmanın, çırpınışın, arayışın sembolüdür Kafka... Ölüm karşısında bir bahse girmiştir. Şöyle der: Her şeye rağmen, ne pahasına olursa olsun yazacağım. Bu benim hayatta kalma savaşımdır. Bu kitap,…

Yazar: fatma karabıyık barbarosoğlu
Hürriyet sükûtta gizlidir, sükût yalnızlıkta! Özgür olmayı seçenler kelimelerin yükünden vazgeçenlerdir. Her türlü ses bağdır. Ve her bağ kelimelerden bir ağ kurar insanın dört bir yanına. Bütün bağlardan kurtulacak kadar özgürlüğe meftun olanlar susmalı mıdır? Evet. Onun içindir tasavvuf ehlinin halvete çekilmesi ve onun içindir sükûtu sözden yüce tutması. Özgürleşmek, insanın kendi özünün derin…

Yazar: fatma karabıyık barbarosoğlu
Günlerdir; o iki beyaz gömleklinin hikâyesine tanık olan kaç kişiydik, bunu düşündüm. Tanıkların her birinin hikâyesini düşündüm. İçimizden biri bu ölümü çağırmış olabilir mi diye düşündüm. Zühal’e anlatabilseydim, ölüm üzerine düşünmemin, okumamın sebebi Nermin’i çok özlemek ile alakalı değil. İçimdeki boşluk ile alakalı. Ve bu boşluk bir kadından arta kalan boşluk değil. Belki bir kadının do…

Yazar: fatma karabıyık barbarosoğlu
Devirler değişir; devirlerle birlikte doğan günün ve batan günün anlamı da.Esen rüzgârdan,börtü böceğin kanat sesinden kâinatın dilini sökenler bir uzak zaman yolcusudur;zihnimizde silik izi kalmış olan.Çelebi kimbilir hangi duygularla Gün akşamlıdır devletlüm; dün doğduk, yarın öleceğiz der.Günün akşamlı olduğunu bilmek, sükût ve sükûn içindeki bir akışın temposunu ayarlar.Gün akşamlıdır ve her…

Yazar: fatma karabıyık barbarosoğlu
1890ların dünyası ona ziyadesiyle aşina idi. Namı sadece Osmanlı coğrafyasında değil İngilterede, Fransada, Amerikada da duyuldu. Kitapları Arapça, Fransızca ve İngilizceye çevrildi. Ortadoğunun bütün kadınları bir kale gibi Fatma Aliyeye yaslandı.

Yazar: fatma karabıyık barbarosoğlu
Erkeklerin hikâyesi neden yok? Hikâye biriktiren, hikâyeleriyle birbirine tutunan, hikâyeleriyle yarışan, hikâyeleriyle konuşan kadınlara inat, neden bunca sessiz erkekler dünyası!Gürültüden yana zengin, sözden yana fakir! Kadınlar erkeklerin burada olmamasından şikayet eder daima. Burada olmayan erkekler nerededir? Eğlenen, oyalanan, yarışan, ama konuşamayan sessiz erkekler korosu.Sesler erkekle…