
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İskoçyalı'nın Kollarında (The McCabe Trilogy, #1)
Kitabın Adı: İskoçyalı'nın Kollarında Yazarı : Maya Banks Orjinal Adı : In Bed with a Highlander Goodreads Puanı 5/4,08 Puanım : 5/4 Maya Banks Harlequin Beyaz Dizi kitaplarından severek okuduğum bir yazar..Araştırdığım kadarı ile çok değişik türde yazıp sizi tam amalamı ile ters köşeye yatıran nadir kalemlerden.. Sharon Long takma ismi ile de yazmış....Kalemini çok seviyorum historical türünde okuduğum bu ilk kitabını severek okudum ki çeviri katliamına rağmen..Garip kelimeleri kullanması çok can sıkıcı idi..Özellikle somurmak? Bu ne anlama geliyor Allahaşkına?!!.. Hakkı ile çevrilebilse idi beş yıldızlık bir kitap idi.McCabe Üçlemesinin ilk kitabı olan İskoçyalı'nın Kollarında 'nın ilk hikayesi ağabey Ewan McCabe'nin hikayesi idi.. Mairin Stuart Kralın gayri meşru kızı idi..Çok yüklü bir çeyizi vardı..Onu kullanarak çeyizine ulaşamamalrı ve kaçırmamamaları için bir manastırda yıllardır gizleniyordu..Fakat izini bulan Duncan Cameron isimli klan beyi onu zorla kaçırarak evlenmeyi planlayarak çeyizine ulaşmayı hedefliyordu..Bunun için yapamayacağı yoktu..Mairin'in de önemi yoktu hedefine ulaşacağı bir basamaktı..İşte Mairin'i kaçırırken onun korması altına aldığı küçük çocuğu da almak zorunda kalmıştı..Crispin McCabe McCabe Klanının lideri Ewan McCabe'nin oğlu idi..Mairin onu mutlak bir ölümden kurtarıp koruması altına alırken Duncan tarafında da feci şekilde evlenmeye ikna edilmesk için dövülüyordu..Crispin ile kaçma planları yaparken hiç ummadığı bir fırsat ayağına kadar gelir ve kaçabilmeyi başarırlar..Yolda büyük şans ile McCabe Klanınından Crispin'in amcası Alaric ile karşılaşarak kurtulurlar.. Mairin gerçek kimliğini adını bile saklar. Sahip olduğu miras yüzünden hedef haline gelmesi onu dikkatli olmaya mecbur bırakır.. .Ewan ile en baştan birbirleri ile ters düşerler. Ewa'ın klanı Cameronlar ile savaş halindedir bu savaşta klan çok kötü bir duruma düşmüş genç karısını da kaybetmiştir..Oğlu çok küçük yaşta annesiz kalmıştır..İşte Mairin'in onun hayatını kurtarması ile oğlunun bu kadına çok bağlanmış olduğunu görür..Oğlunun hayatını kurtaran bu kadına minnet borçlu olsa da takışmadan duramazlar..Onun gerçek kimliğini öğrendiğinde kötü durumdaki klanın geleceği için Mairin ile evlenmeyi kafasına koyar..Mairinin önünde iki seçenek vardı ya bu devamlı kavga ettiği adam ile evlenecek ya da sadist ruhlu Duncan Cameron ile..Çok da vakti yoktur Duncan'ın yerini tespit etmesi çok yakındır... Kısaca kitabı çeviriye rağmen başarılı buldum..İkili arasındaki zıtlaşma kavga derken aşkın sessiz sedasız gelmesi oldukça güzeldi..Erkek kahraman Ewan'ın sahiplenici tavırlarını çok sevdim.Özellikle o yalnış anlamalardan doğan kavgalar ve sonunun hep tatlıya bağlanması Ewan'ın sonunda Mairin'in kararlarına saygı duymaya başlaması çok hoşuma gitti..Aile olmanın ne demek olduğu birbirini korumak sevmek aile olmanın ayrıcalığını yazar çok güzel işlemişti...Bazı yerlerinde diğer İskoç hikayelerine benzetsem de sıkılmadan keyif alarak okudum..Historical ve İskoç hikayelerini sevenlerin oldukça seveceği bir hikaye..Bence kaçırmasınlar... Highlander Üçlemesi 1. In Bed with a Highlander (2011) İskoçyalı'nın Kollarında 2. Seduction of a Highland Lass (2011) Sürgün 3. Never Love a Highlander (2011)
Baskı: Dağ Kulübesi (Virgin River, #2)
20 Kitaplık Virgin River Serisinin ikinci kitabı Dağ Kulübesi beni mest etti..Romanı elime aldığım gibi bitirdim.Bence her bakımdan çok başarılı bir kitap idi.Bu seriyi bu kadar çok sevebileciğimi tahmin bile edemezdim..Robyn Car çok yetenekli bir yazar etkili ve başarılı bir kalemi var.Olaylrı kurgulaması ve romanlarındaki derinliği çok beğendim..İlk romandaki Kahramanlarımız Jack ve Mel'in aşkı be mucizevi Dağ Kulübesindeki hikayede en az onun kadar etkileyici ve mucizevi.. İlk romandan tanıdığımız Peder takma isimli John Middleton Jack Sheridon ile aynı bölükte savaşmış bir dev adam..Konuşmayı pek sevmeyen oldukça içine dönük bir kişiliğe sahip..Genelde çok sakin ama onu kızdırmak istemezsiniz...Kızdığında ip kopuyor...Ona sadece annesi ismi ile hitap ediyor.. Hikaye soğuk bir eylül akşamında başlıyor Jack ve Mel evlenmiştir.Jack Peder'e barda bol bol kalabileceği odalar bırakarak Mel'in yanına yerleşmiştir.Tam barı kapatmayı düşünürken genç bir kadın küçük oğlu ile içeriye girer.Yüzünde ki izleri görür ve kadının bir şeylerden kaçtığını anlar..O kadar ürkektir ki ..Üstelik kendi görüntüsünün de kadın ve çocuğu korkutacağından endişelenmektedir..Onları ürkütmeden yardım etmeye çalışır. Eski bir kuaför olan sadece bacakları çok ağrıdığı için Wes Lassiter ile evlenmişti..Şiddet daha evlenmeden başlamıştı..Şiddet evlendiklerinden beri artarak sürüyordu..Hatta oğluna hamile iken de şiddet görmeye devam etmişti. .Başvurmadığı çare kalmamıştı..Çok korkuyordu nasıl cesaret edip kaçtığına kendisi bile şaşırmıştı..Ona yardım etmeye çalışan adamdan her şeyden ürküyordu..O gece için barda kalır ertesi gün gidecektir.. Fakat Peder onun durumundan çok etkilenmiştir.Üstelik genç kadının yaralarını da gördüğü için onun bakıma ihtiyacı olduğunu anlar..Bu davetsiz iki misafirini tutabildiği kadar tutmaya kararlıdır.. Onu ilk iş Mel'in görmesini sağlayacaktır..bu yardıma muhtaç kadını koca kolları ile koruma altına alır..Kendisi kocaman yüreği yumuşacık olan bu koca oğlanın aşkı ve hikayesi çok güzeldi..Daha fazla ayrıntılar için sizi kitaba davet ediyorum...Tavsiye ediyorum bu sımsıcak sevgi dolu romanı.. http://hulyami.blogspot.com/2013/09/dag-kulubesivirgin-river-robyn-carr.html
Baskı: Son Sevgili (Inn BoonsBoro Trilogy #2)
İnn BoonBoro üçlemesinin ikinci kitabı Son Sevgili,İlk kitap Yarın ve Daima idi. Serinin İlk kitabı erkek kardeşlerden Beckett'ın hikayesini anlatırken bu sefer ayrıntıcı kardeş Owen'ın hikayesindeyiz... Owen kasabanın tek restaurantının sahibi Avery. Serinin İlk kitabını okuyanlara Avery oldukça tanıdık gelecektir. Zira restaurantı olan Avery'nin pizzalarına herkes hayrandı yemek konusunda müthiş başarılı ve yaratıcı...Otelin işletmecisi Hope'i bulmalarına yardımcı olan da Avery idi..Belirgin özelliği saf temiz kalbi..Zayıf yönü annesi küçük yaşta iken onun tarafından terk edilmesi ..Romandaki kadın ve erkek kahramanlarımız birbirlerini küçük yaştan beri tanıyorlar. Awery'ye beş yaşında Owen sakızdan çıkan bir yüzük ile evlenme teklif ederek nişanlanmış.. Ama sonradan ilişkileri ve arkadaşça,dostça.Fakat o yüzüğü Avery saklamış ve atmamış... İşte bu arkadaşlığı aşka zorlayan otelin sevimli hayaleti oluyor Elizabeth.. Hanımeli kokan güzel hayaletimiz..Bu ikiliyi akıl almaz bir yöntem ile bir araya getiriyor..Birbirlerini fark etmelerini sağlıyor..Önceleri arkadaş ve dostluklarının bozulmasını istemeyen Avery ve Owen bu ilişkiye kademe kademe geçiyor...İşte bu tarafı biraz bana zorlayıcı gibi geldi..Daha romantik bir başlayış bekliyordum.. Sevimli ve güzel hayaletimiz ile ilgili bildiğimiz hanımeli kokusu..Karşısına çıktığının aşk hayatı olumlu yönde değişiyor..Onunla ilgili bir takım bilgileri de bu hikayede öğreniyoruz. Hatta otelin işletmeni Hope ile kan bağının olduğu ortaya çıkıyor..Elizabeth'in gizeminin bir kısmını Owen ve Hope Çözüyor.Fakat olay tam aydınlanmış değil..Serinin son kitabında her şey eydınlanacak.Bu sevimli hayaletimiz bana Bataklıktaki Gece yarısını anımsattı ister istemez.. İlk kitapdan Beckett ve Clare bu hikayede evlilik hazırlığında.Hatta Clare hamile olduğunu öğreniyor.. Üçüncü çiftin hazırlığınıda yazarımız yapmaya başlıyor bu arada..Hope ve ailenin huysuz oğlu Ryder..Bir de sürpriz bir çiftimiz var.. BoonsBoro Otelin yaratıcısı Montgomery erkeklerinin annesi Justine ve Awery'nin Babası Wiily B.Tavish...Diğer çiftler ile hikaye güzel harmanlanmış. Aslında bu hikayeyi daha iyi olmasını bekliyordum ilk kitap bana göre daha iyi idi..Bu hikayede otelin hazırlıkları vs.bitti.Owen diğer kardeşlere göre daha planlı hayatının her anını planlayıp sürpriz yaşamak istemeyenlerden.Herşeyi kafasında hesaplayıp tartyor onunla kavga etmeniz nerede ise imkansız.. Avery ise çok daha heyecanlı duygularına göre hareket biri.Annesinin teretmesi ile özgüvenini duygusal anlamda kaybetmiş. Yaşadığı ilişkilerde hep hayal kırıklığına uğramış olduğu için yeni bir ilişkiyi önce seks açısından görsede durum ciddiye binmeye başlıyor..Ama Owen çok açık yürkeli bir kişi olması ciddi bir krize girmelerini engelliyor..Kısaca hikaye fena değildi.Vasat olsada sonuçta Nora kitabı idi.Ve ben severek okudum.Serinin üçüncü kitabı bu serinin en can alıcı kitabı olacak gibi... Inn BoonsBoro Trilogy 1. The Next Always (2011) Yarın ve Daima 2. The Last Boyfriend (2012) Son Sevgili 3. The Perfect Hope (2012) http://hulyami.blogspot.com/2013/09/son-sevgili-nora-roberts.html
Baskı: İlk Öpücüğün Büyüsü (Marriage to a Billionaire, #1)
Kitabın Adı : İlk Öpücüğün Büyüsü Yazar : Jennifer Probst Orjinal Adı :. The Marriage Bargain Goodreads Puanı : 5/3,81 Puanım : 5/4 Marriage to a Billionaire Serisinin ilk kitabı olan orjinald adı The Marriage Bargain olan İlk Öpücüğün Büyüsü son zamanlarda okuduğum en sevimli hikayelerden biri idi..Konusu çok sık işlenmiş olsa da bu tip anlaşmalı evlilik konuları içeren hikayeleri çok seviyorum... Kitabın konusu yetişkinler için romans türünde.Yazarı kalemi akıcı ve mizah yönü de kuvvetli.Aile bağları,sevgi,aşk,sadakat temaları ile hikayeyi kurgulamış..Okurken hiç sıkılmıyorsunuz..Çok muhteşem bir kitap değil ama çok sempatik bir kitap idi..Canınız sıkkınsa veya tatilde iseniz çok severek okuyabilirsiniz..Harlequin Beyaz Dizi Severlerin de bu kitabı beğeneceklerini tahmin ediyorum.Çünkü tam da beyaz dizi tadı vardı bu romanda.. Romandaki Kahramanlarımız ise birbirinin tam da zıttı karakterler..Alexa, ne kadar iyi niyetli ve sevgi dolu bir kadın ise , Nick o kadar soğuk, kapalı ve kendini beğenmiş bir adam.Genelde aşk romanlarında ve filmlerinde sıklıkla görülen anlaşmalı veya zorunlu bir evlilik kurgulanmış hikaye. İkili arasında güzel bir çekim var ama geçmişte yaşadıkları olaydan sonra birbirlerini görmemişler nedense ..Alexa'nın çocuk kalbi Nick tarafından çok kırılmış.. Alexa Maria McKenzie, bir kitabevi sahibi ve zor durumda olan ailesini kurtarabilmek için tam da Bay Mükemmel özelliklerinde bir eş bulabilmeyi hayal ederek bir büyü yapar. Ama büyüyü yaparken aklındaki son insan; 14 yaşında iken en samimi arkadaşının ağabeyi Nicholas olmasını tahmin bile edemezdi elbette.. Milyarder Nicholas Ryan ise; evliliğe inanmıyor ama amcasından kalan aile şirketinin yönetimine sahip olabilmesi için bir eşe ihtiyacı vardır...Bu eşi çok kısa sürede bir hafta da bulması gereklidir..İşte burada olaya kardeşi Maggie giriyor.Alexa ile yıllar geçtiği halde kısa bir süre kopan ilişkilerini sonradan tekrar sağlayarak hiç kopmuyorlar..Bu sayede Maggie'nin aklına Alexa'nın mevcut durumunu bildiği için o geliyor..Ağabeyine bunu teklif ediyor..Nick Alexa’nın bu durumunu öğrenince harekete geçer evlenme teklif ediyor... Fakat geçici evliliktir bir iş anlaşması gibi aralarındaki olacaktır.Bu şartlarda evliliği planlarlar..Mevcut evlilikte duygusal bir ilişki söz konusu değildir... Bu anlaşma, sadece bir yıl sürecektir. Görünüşte uygulaması oldukça kolay olarak görünen bu evlilik uygulamaya döküldüğünde aksamalar başlar..Nick'in buz gibi tavırları Alexa'nın canın yakınlığı ile bu hikaye apayrı renklenir.. Aslında tipik aşk romanı kategorisinde ki bir kitap için fazla hayal kurmanıza ise pek de gerek yok..,Düşündüklerinizin çoğu gerçekleşiyor bu romanda.Bir de Alexa'nın müthiş bir sevimli ailesi var..Onlar ayrı bir renk katıyor hikayeye..Kalbi adeta mühürlü olan ailesi özellikle babası ile büyük sorunları ve kopukluğu olmuş Nick'e bu aile tam da ilaç gibi geliyor hayat buluyor hikayede ..Romanda Alexa ve Nick arasındaki atışmalar çok eğlenceli,bazen sinir oluyorsunuz bazen de kahkahalarınızı tutamıyorsunuz..Kısaca okurken yorulmadan büyük bir keyifle okudum .. Gerçek dünyanın stresinden kaçmak istiyorsanız bir an mutlu olmak istiyorsanız bu kitap tam size göre...Keyifli okumalar... Marriage to a Billionaire 1. The Marriage Bargain (2012) İlk Öpücüğün Büyüsü 2. The Marriage Trap (2012) 3. The Marriage Mistake (2012) 4. The Marriage Merger (2013) 5. The Book of Spells (2013) http://hulyami.blogspot.com/2013/09/ilk-opucugun-buyusu-jennifer-probst.html
Baskı: Özgürlüğe Hasret ( MacKinloch Serisi #1 )
Özgürlüğe Hasret Michelle Willingham Orjinal adı: Claimed By The Highland Warrior Goodreads Puanı : 5/3,87 Puanım: 5/4 Michelle Wiilingham'ın en koyu fanlarındanım diyebilirm..Bu yazara bayılıyorum...Ne yazsa okurum...Özgürlüğe Hasret orjinal adı Claimed By The Highland Warrior olan MacKinloch serisinin ilk romanında Bram'ın hikayesi idi..Çok dokunaklı bir hikaye idi..Çaresizlik,esaret ile kurgulanmış bir romandı.. 16 Yaşında iken evlendiği gün savaşa giden Bram yedi yıl süren bir esaretten kaçarak geride kalan kardeşini kurtarmak için klanına geri dönüyordu.. Karısı Nairna'dan ayrı kaldığı yıllar içinde esirken hep onun varlığına tutunup hayatta kalmayı başaran Bram geri döndüğünde bıraktığı her şeyin eskisi gibi bulmayı beklemese de karısının başkası ile evlendiğini görmeyi ummuyordu.. Hikayede aile bağları sadakat temaları ile süslü idi.Biraz anlatımı durağan bulsam da sevdim hikayeyi bir çırpıda bitirdim.. Gelecek hikayeleri daha çok merak ediyorum..İkinci Hikaye oranca kardeş Alex'in sorunlu evliliğini üçüncü roman da geride esir düşen Callum MacKinloch'un hikayesi asil İngiliz Lady Marguerite de Montpierre ile.. Historical,Orta Çağ temalarını seviyorsanız üstelik İskoç Hikayeleri meraklısı iseniz bu hikaye tam size göre... MacKinloch Clan 1. Claimed by the Highland Warrior (2011) Özgürlüğe Hasret 2. Seduced by Her Highland Warrior (2011) 3. Tempted by the Highland Warrior (2012) http://hulyami.blogspot.com/2013/09/michelle-willingham-ozgurluge-hasret.html
Baskı: Benden Sana Kalanlar
Yeni bir seri Stark Üçlemesinin ilk kitabı benden sana kalanlar..Gray Üçlemesini,Crossfire Serisini Sevenler bu seriyi de çok seveceklerinden eminim..Yeni akım Erotic Romans türünde yazılmış..Konusu oldukça ilgimi çekmişti ama umduğumu bulamadım nedense..İkilinin aralarındaki aşk biraz havada kalıyordu.. Yazarın kalemi fena değil fakat E.L.James'ten ve Sylvia Day'dan oldukça etkilenmiş ..Aynı tip erkek multi milyarder problemli erkek kontrol hastası..Burada kadın karakterinde annesi ile problemi var.. Gray serisindeki kadar sayfalarca seks okumasanız da oldukça cüretkar sahneleri var.. BDSM'de var bize ters gelen ilişkileri de oluyor.. Ama her şey ikili arasında olsada bu seriye devam etmek istemiyorum..Bu hikaye aslında polisiye temaları ile de kurgulanabilir idi. Çünkü hikayenin konuya yatkındı ..Fakat nedense yazar yapmamış.. Sanırım ben artık sağlam kurguları seviyorum her tür temanın olduğu hikayeleri seviyorum..Sadece,aşk veya benzeri tek türle kurgulanmış romanlar bana göre değil onu anlamış bulunuyorum.. Yazar ileriki bölümlerde ne yapar bilemiyorum ama seriye devam etmeyi düşünmüyorum..Okuyacak arkadaşlarıma keyifli okumalar dilerim...
Baskı: Aradığım Sensin (Regencies #2)
Stephani Laurens'in Dört kız kardeşin koca bulma hikayesi Aradığım Sensin tam da Beyaz Dizi tadında çok eğlendirici bir romandı..Başlaması ile bitmesi bir oldu..Oldukça akıcı bir uslüp ile yazılmıştı..Fakat hikayede istediğim derinliği bulamadımsa da okurken çok eğlendim...Stephanie Laurens'in kitaplarında pek de rastlanan bir durum değildi benim için..Şeytanın Gelini isimli romanda sonra hiç bir kitabını okumamıştım.. Mevcut romanda dört bekar erkek ve dört bekar kadının aşlaşip evliliğe doğru giden ilişkileri anlatılıyordu..Yazar konuya epeyce bir mizahi tema eklemişti. Yeni Dük olan ve oldukça çapkın olan Max Rotherbridge'in bu Düklükten sonra eline bir de dört genç kızın geleceği düşüyordu çünkü onların hamisi olduğunu öğreniyordu..Hamisi olduğunuz bir genç kız ile aşk ilişkisine giremezsiniz o zamanki, toplum kurallarına göre..Fakat bu mevcut durum özellikle kız kardeşlerin üvey ablaları Caroline Twinninge kafayı taktıktan sonra da onu yolundan pek durdurabilecek gibi değildi..Çünkü Caroline Hanisi olacak yaşın üstünde idi..Yine de Max her şeyi çöpe atmamak için bunu bir süre kendine saklamaya ve acil olarak kızları sosyeteye tanıtmaya karar verir.. Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum..Morali bozuk olanlar için,kafasını dağıtmak isteyenler için olduğunu söyleyebilirim..Regency Serisinin ikinci kitabı olan bu kitap ve Doludizgin birbirine bağlantılı değil..En azından ben öyle hissettim çünkü kitap da herhangi bir kopukluk filan yoktu..Okumak isteyen arkadaşlara şimdiden keyifli Okumalar Diliyorum... Regency Serisi : 1. Tangled Reins (1992) Dolu Dizgin 2. Four in Hand (1993) Aradığım Sensin 3. Impetuous Innocent (1994) 4. Fair Juno (1994) 5. A Comfortable Wife (1997)
Baskı: Evimdeki Yabancı (Sons of Scandal #1)
Kitabın Adı : Evimdeki Yabancı Yazar : Gayle CalleN Orjinal Adı : Never Trust a Scoundrel Goodreads Puanı : 5/3,72 Puanım 5/3,5 Üç kitaplık bir seri olan Sons of Scandal Serisinin ilk kitabı..Kurgusu ve işleyişi biraz durağan başlayan bir kitap idi..İşleyişi yavaş ve derinliği olan bir konusu vardı..Tempo ve olayların işleyişi sayfalar geçtikçe arttı..Konuyu güzel işlemiş yazar..Pembe tabloda işlemiyordu dönemi o zamanı eleştiren bir tarzda yazılmıştı..En beğendiğim tarafı ise Grace ve Daniel'in aralarındaki aşk ve tutkunun yavaş ama derinden gidiş tarzı idi.Yazar sanırım başlarda biraz yavaş bir tempoda başlayıp hikayeyi sonradan hareketlendirmeyi seviyor... Romanın kadın karakteri ise tipik historical romanlarındaki gibi masum değil..Başının çaresine bakmaya adeta mecbur edilmiş bağımsız,akıllı bir genç kadın.Ekonomik anlamda da evlendikten sonra çeyiz parasını kullanabilecek ama başından geçen kötü bir deneyimden sonra da ona pek sıcak bakamıyor..Bir oğlan kardeşi var kumar düşkünü..Aile genel anlamda kumar zaafı olan bir aile.Mevcut sorumluluk duyguları ağır basması yüzünden annesinin hatalarını tamir etmeye kardeşinin geleceğini düşündüğü için işleri yoluna koymayı kendine görev edinmiştir..... Her şey annelerinin kumar ile tüm maddi varlıklarını kaybetmeleri ile başlıyor..Bir de Grace'i yani kızını da sürüyor kumar masasına..Kazanan onunla evlenmeye hak kazanacaktır.Ama Daniel Trockmorten evlenmek için eş değil metres arayışı içerisindedir. Grace de evlenmek için koca aramamaktadır. Grace'in a macı annesinin ailesinin yıkımına sebep olacak kaybı önlemek için yola çıkmış ama çok geç kalmıştır..Çünkü oğlan kardeşi Edward'ın da oturduğu evi kumarda annesi kaybetmiştir..Grace eve vardığında Daniel ile karşılaşır..Annesi kumarda her şeyini kaybetmiştir hatta babasından kalan Viyolayı da kumar masasına yatırmaktan çekinmemiştir. Bu viyola yüzünden bir iddiaya girerler Daniel iki hafta içinde Grace baştan çıkarmaya çalışacak başarır ise Grace metresi olacak,başaramaz ise de Grace bu Viyolayı geri alacaktır.. Bu iddia aralarında meydana gelen keyifli bir oyunun başlangıcıdır..Zamanla bir birlerinin sırlarını korkularını bu oyun ile öğrenmeye başlarlar..Daniel'in ailesinin yani ünlü bir besteci olan annesinin müziği bırakmaktaki sırrı; Grace'in hayatından ondan önce olan ve kalbini kıran adam ile tanışması yaşadığı olaylar hissettiği duyguları...Kuzenin Dük olması üzerindeki etkisi vs.. Romantizm yavaş yavaş işler şehveti yüksek olan noktaya kadar da devam eder..Aşk sahneleri ile yavaş yavaş ilerler ama hissettirerek erotizmin derecesi kademe kademe artar...Açık söylemek gerekirse bu sahnelerde yazarı çok başarılı buldum.. Kısaca romanı beyendimse de biraz durağan buldum..Biraz daha hikayenin kurgusunda heyecan eksik idi..O da olsa idi tadından yenmezdi.. Okuyacak arkadaşlarıma şimdiden keyifli okumalar dilerim.. Sons of Scandal Serisi 1. Never Trust a Scoundrel (2008) Evimdeki Yabancı 2. Never Dare a Duke (2008) 3. Never Marry a Stranger (2009) http://hulyami.blogspot.com/2013/08/evimdeki-yabanc-gayle-callen.html
Baskı: Ayaklı Bela (Beautiful, #2)
Kitap Adı : Ayaklı Bela Yazar : Jamie McGuire Orjinal Adı: Walking Disaster Goodreads Puanı :5/4.27 Puanım: 5/3,5 Jamie McGuire'nın Beautiful Serisinin ikinci kitabı Ayaklı Bela kitabı ilk roman Tatlı Bela ile olay ları ve kurgusu aynı idi..İlk kitap da olaylar Abby Abernathy gözünden anlatılıyordu..Travis Maddox'un duygu ve düşüncelerine yazar yer vermemişti..Tıpkı Gray serisindeki gibi..Ben bu tip anlatıma pek ısınamadım sevemedim..Birden olaylar birincil şahıs tarafından da anlatıldığında da sevmiyorum olayları..Kitabı çok sevemediysem giremiyorum olaylara bu da benim zayıf yönüm olsa gerek.. Fakat ikinci kitabı daha başarılı buldum.Gerek anlatım gerek çevri daha iyi idi..İlk romandan daha duygusal idi..Olayları Travis'in yönünden okumak daha zevkli idi..Ama yine de bence bu hikaye tek kitap halinde ikilinin bakış açılarından verilse daha iyi olurdu..Yazar burada sanırım işin maddi yönünü düşünerek ikinci kitabı yazmış ve modaya uymuş.. Romanda en beğendiğim bölüm Travis'in annesini çok küçükken kaybettiği andaki ruh durumunu yansıttığı sahne idi..Romanın en can alıcı ve duygusal sahnesi bu sahne idi bence..Okurken çok duygulandım..Ufacık bir çocuğun ağabeyleri ve kardeşleri ile annelerini kaybettikleri sahne acılarını,duygularını ve babalarının bulunduğu durumu yazar çok iyi yansıtmıştı.. Tatlı Bela'yı ilk okuduğumda bu türün bana göre olmadığını (New Adults ) belirtmiştim..Düşüncem iyice pekişti..Buradaki aşk her ne kadar güzel de olsa saplantılı idi..Bence...Aşkı çok güzel hissettiriyorsa da bu iki gencin birbirlerini bu kadar hırpalamaları beni sinir etti..Bazı yerlerde Travis bazı yerlerde Abby'ye müthiş sinirlendim..Yine de sona doğru iyi toparladı.. Romanın sonunda sürpriz bir son vardı..Orasını da seveceksiniz..Romanın başına ve sonuna yazar ekleme yaparak kurguyu biraz daha toparlayarak ikinci romanı yazmış..Bir daha okur muyum? Hayır...Ama gençler bu romana bayılacaklar..Ondan eminim... Çünkü bu roman gençleri romanı... http://hulyami.blogspot.com/2013/08/ayaykl-bela-jamie-mcguire.html
Baskı: Hovarda (Rogues of the Sea #2)
Orjianal Adı: Captured By A Rogue Lord Yazar : Katherine Ashe Yayın Evi : Epsilon Yayınevi Sayfa::389 Goodreads Puanı:5/3,71 Puanım :5/4 Oldum olası korsan ve gemi hikayelerini çok sevmişimdir.İçinde bu konuları içeren kitap filmlere kesinlikle dayanamıyorum..Bu konuda benim favorim Johanna Lindsey'dir her zaman.Sanırım bu kitabın konusunu o işleseydi çok daha başarılı bir roman çıkabilirdi.. Belirtmeden geçemeyeceğim Hovarda romanını çok beğendim Katherine Ashe devamlı takip edeceğim yazarlardan olacak.Johanna Lindsey'i çok sevdiğimden bu konuyu o nasıl işlerdi merak ettim...Katherine Ashe Genç bir yazar son zamanlarda çıkan yeni yazarların içinde en beğendiklerimden onu da belirteyim..İki karakter de güçlü baskın karakter idi..Özellikle kadın karakter o çağa göre silik olmayan ne istediğini bilen dönemin genç kızlarından oldukça farklı tipik genç kızlardan değildi..Belki biraz çağın ilerisinde idi..Anaç özelliği de vardı kardeşlerini koruyan bir karaktere de sahipti..Yıllar önce kaçakçılar tarafından kaçırılan kız kardeşini arıyordu.. Romanın kurgusu güzeldi ama bazı yerlerde daha ayrıntılı işlemeli idi bence..Özellikle Serena'nın toyluğu zamanında yaşadığı ilişkisinden daha ayrıntılı bir anlatım isterdim..Bazı macera sahnelerinde de yazar kitabı uzatmamak için çok fazla işlememiş idi. Fakat hikayedeki aşkı hissederek okudum derinliği olan bir aşk hikayesi vardı romanda.Hikayenin kahramanlarının saklamaları gereken sırları korumaları gereken ailesi vardı. İkili bir hayat süren Savege Kontu Alex Savege'in ikili bir yaşamı vardı..Görünüşte bir asilzade idi..Bir ikizi onuru lekelenmiş bir kız kardeşi ve annesi vardı..Kız kardeşinin onurunu lekeleyen adamdan intikam almak isterken kendisini efsane Kaptan Kızıltaş olarak buluyordu.Kendisinden bir kaç dakika geç doğan oğlan kardeşi de Aaron Savage ise Kont olamayan ikinci çocukların yaptığını yaparak savaşa katılmış oradan sakat olarak geri dönmüş idi.Bu konuda Alex savaşa gitmesine sebep olduğu için büyük bir vicdan azabı çekiyordu.. Vee Serena Carlyle annesinin ölümünden sonra ikinci evliğini yapar babası..Üvey annesi sert soğuk sinsi bir kadındır Davinia Carlyle romanda en nefret ettiğim karakter idi..Gözü doymak bilmeyen bunun için kendi öz çocuklarını bile kullanmaktan çekinmeyen çok kötü bir anne..Serena zamanında yaşamış olduğu bir ilişkiden dolayı evlenmemeğe karar vermiş bir genç kadın.Çok sevdiği annesinden oldukça yüklü bir miras kaldığı için kendine ait parası da var..Kardeşlerinin hepsine sahip çıkmış onlarla çok iyi anlaşıyor.Üvey erkek kardeşi Tracy Lucas ile oldukça iyi bir arkadaş.Ondan küçük olan Charity'i koruması altına almış.Kendi öz annesinden bile korumaya çalışıyor..Yıllar önce kaçakçılar tarafından küçük kız kardeşini arıyor Violeti..Kardeşinin kaçırılması annesini hayattan koparmış olması o eski mutluluklarının bozulması Serena'da kardeşini bulmak için saplantı olmasına sebep oluyor. İşte bu şartlarda Davinia Carlyle'nin amacı kızının Kont Alex Savage ile evlendirmektir..Kocasını bu konuda yönlendirip bu evliliğin olması için her şeyi yapmaya kararlı..Alex ailenin kötü kızı Serena'dan etkileniyorsa da,Davinia'nın oyunları ile Charity ile nişanlanmak zorunda bırakılmaya çalışılıyor..Yani kelimenin tam anlamı ile iki kadın arasında kalıyor.. Serena ise bu adamdan ne kadar etkilense de mevcut durumu evliliğe uygun olmaması kız kardeşinin üzülmemesi için elinden geleni yapmaya çalışsa da,üvey annesinin müdahaleleri babasının umursamazlığı yüzünden oldukça sıkıntılı zamanlar geçirir.. Oldukça sevdim bu hikayeyi. Historical sever arkadaşlar özellikle korsan hikayelerini sevenler bence keyif ile okuyacaklardır...Keyifli okumalar dilerim... Rogues of the Sea 1. Swept Away By a Kiss (2010) Kapıldım Sana 2. Captured By a Rogue Lord (2011) Hovarda 3. In the Arms of a Marquis (2011) http://hulyami.blogspot.com/2013/08/hovarda-katherine-ashe.html
Baskı: Aşk Yeniden (Virgin River, #1)
Hayatınız da bir dönem olmuştur ki sıfırdan başlamak istemişsinizdir..Çoğu kişi bunu gönülden istediği bir dönem olmuştur. Virgin River Aşk Yeniden'de tam da bu temalarda..İkinci bir başlangıca ihtiyacı olan bir erkek bir kadın.Hikayede sadece bu iki kahramanın değil.Sevdiğim tarafı yan karakterler oldukça baskındı bu hikaye de..Onların da hikayeleri vardı.Sımsıcak küçük bir kasaba ortamında hayata yeniden başlama hikayesi.. Yazarın kalemini oldukça beğendiğimi söylemeliyim okuyan bazı arkadaşlara Nora Roberts'i anımsatmış bana Nora Roberts'i hissetirse de Debbie Macomber'i daha çok hatırlattı nedense.... Bitmesin istedim çok kısa geldi daha 392 sayfa olsa okurdum aslında.Ama bu 20 kitaplık bir serinin ilk kitabı..Hepsini yayınlayabilecek mi yayın evi? Ondan şüpheliyim işte..Çünkü bu roman Ağustos-2012'de çıkmış..İkinci kitapdan hala bir haber yok maalesef.. Romanın erkek kahramanı Jack Sheridan Bay Mükemmel kusursuz bir erkek..Eski bir deniz piyadesi Orta Doğu'daki Irak,Afganistan savaşlarında bulunmuş.O savaşlarda büyük acılar yaşamış bir adam..Virgin River'e huzur bulmaya gelmiş orada kasabanın tek barını lokantasını işletiyor..Şİmdiye kadar hiç bir kadınla ciddi ilişkide bulunmamış..İş ciddiyete binmeden ayrılmasını bilen ama birlikte olduğu kadına değil fiziksel düşünce olarak bile ihanet etmeyen bir erkek..Büyük de bir aileye sahip. Kardeşleri ve yeğenleri ile çok iyi anlaşıp görüşüyor. Romanın kadın kahramanı da Melinda Monroe Los Angeles'te acil serviste doktor kocası Mark ile pratisyen hemşirelik yapıyordu..Kocası ile çocuklarının olması için tedavi görüyordu..Uzmanlık alanı da ebelik olan Mel kocasını alışveriş için gittiği bir markette silahlı soygun sırasında vurularak öldürülür..Mel için hayat bitmiştir..Tüm umutları yerle bir olmuş yaşama sevinci kalmamıştır..Birde buna Los Angles'teki suç ve soygunların stresi yüzünden markete bile çıkamaz hale gelmesi Mark'ı kaybettikten sonra yaşadığı acılar ile başa çıkamaması yüzünden yeni bir başlangıç yapmaya karar verir..Kız kardeşi onu yanına Dakota'ya çağırmakta yeni başlangıcı yanında yapmasını istemektedir..Fakat Mel hiç olmayacak bir şeyi yapar Amerika'nın unutulmuş kasabalarından Vrigin River'e ait bir ilanı görür görmez rotasını oraya çevir.. İlan çok da ilgi çekicidir: “Altı yüz nüfuslu Virgin River kasabasında çalışacak bir ebe/uzman hemşire aranıyor. Kaliforniya’nın ulu ağaçları ve ışıl ışıl ırmakları arasında bir fark yaratmak istemez miydiniz? Hem de kulübenize kira ödemeden?” İşte bu ilanı görünce pılısını pılını toparlayıp Virgin River'e gider.Ancak şartlar hiç de ilandaki gibi değildir..Ona söz verilen kulübe bir harabe birlikte çalışacağı doktor ise huysuz ve alkolik bir ihtiyardır...Değil burada yeni bir hayat kurması bir gece kalması bile mümkün değildir..Ertesi gün hemen ayrılmaya karar verir.. Ancak sabah kalktığında kulübenin önünde bir bebek bulunca işler değişir.. Kesinlikle Tavsiyemdir..Epsilon Yayınları'ndan beklentim bu seriyi daha kısa aralıklar ile çıkartmaya başlamaları.. http://hulyami.blogspot.c...gin-river-robyn-carr.html
Baskı: Gönlünü Kimseye Kaptırma (Liar's Club #1)
Kitap Adı : Gönlünü Kimseye Kaptırma Yazar : Celeste Bredley Sayfa : 432 Yayın Evi : Epsilon Yayınları Goodreads Puanı :5/4 Puanım :5/4 Celeste Bradley'in Gönlünü Kimseye Kaptıma romanını genel olarak çok beğendim..Yalancılar Kulübü Serisinin ilk romanı Yazarın kalemi biraz Amanda Quick biraz Stephanie Laurens biraz Liz Carlyle Biraz Andre Kane'i anımsattı bana. Fakat Celeste Bradley'in kalemi mizahi olarak daha kuvvetli.Kısaca yazarı kalemini beğendimse de başlarda hikayenin içine giremedim ilk 50 sayfasında tutuktu hikaye..Sonradan açıldı aman ne açılış aktı hikaye..Hikayeden ve kitaptan başlardaki tutukluk ve koca şapkalı kadın kapak dışında çok memnun kaldım...Kitabı okurken bazen çok duygusallaşıp bazen de kahkahalar ile bazen de en sıkı casus hikayelerine nal toplatacak kurgu ile okuyorsunuz..Bir de bu Regency Dönemi yani 1813'lü yıllarda geçiyor..Hali hazırda Napolyon ile savaşlarının sürdüğü yıllarda.. Kısaca bence bu beş kitaplık seri sık sık arka arkaya çıkmalı.Umarım yayın evi serinin diğer kitaplarını çok geciktirmez..Serinin ikinci kitabı da çıkmış ama ilk kitap kadar çok beğenilmemiş..Aldığım bilgilere göre bu seri bağımsız olarak da okunabiliyormuş..Yine de seri okunmaya değer bir seri bence..Özellikler Historical severlerin çok beğeneceğinden eminim..Aşk,Macera,polisiye,casusluk,savaş temaları ile süslü bu kitabı bence kaçırmayın.. Serinin ikinci kitabı Hayallere Kapılma'yı da en kısa zaman da okumak istiyorum... Konusuna Gelince : Bu gerçekten bence iyi bir hikaye, iyi tempolu ile çekici karakter. Agatha ve Simon harika bir karışım alfa erkek ve yalancı hoşgörülü sevgilisi. Romanın kadın kahramanı Agatha'yı sevdim..Cesur, iradeli!bir genç kadın Ancak, o saf değil kesinlikle ..İnatçı ,ne istediğini bilen kesinlikle kül yutmayan bir karakter.Erkekleri büyülemek , bilgi almak hamurunda var..Başının çaresine bakmayı da çok iyi biliyor..Kimseye de muhtaç değil kendilerine kalan mirası katlayarak zengin olmuş..Ama yüreği sevgi dolu ve sadık..Özellikle Ağabeyi James Cunnigton'a..ONdan uzun zaman haber alamayınca Londra kazan o kepçe ağabeyini aramaya başlıyor..Elindeki tek delil ağabeyinden son gelen mektu Simon Rain ,gerçek ismi ile Simon Montague Raines atılgan bir kahraman. Bazen de bir odun..Sevgi nedir görmemiş..Çok kötü bir çocuklu geçirmiş. Aç kalmış..Fahişelik yapan annesinin hayat stili yüzünden sokaklarda perişan olmuş ..Sonunda kendini asilzade bir Lordun kanatları altında bulmuş..Ama sanıldığı gibi sevgi aile ortamında büyümemmiş aç kalmaktan kurtulmuş..O yüzden kendini kurtaran adamı hiç bilmediği,görmediği babası yerine koymuş..Fakat bu adam ondan bir casus çelik iradeli duygusal olmayan kelimenin tam anlamı ile görev adamı yaratmış.. Simon Fransız asıllı ama İngiltere hükümeti adına çalışıyor.Yalancılar Kulübu adı altındaki casus örgütünün beyni..Lakabı ''Sihirbaz''..Agatha'nın ağabeyi James'in amiri pozisyonunda..James'in kendilerine ihanet ettiğini düşünüyor..O yüzden onun tüm hayatını hesaplarını incelerken Agatha ile karşılaşıyor..Onun kim olduğunu bilmediği James'in dosyalarında da onunla ilgili bir bilgi olmadığı için AGatha'yı James'in metresi sanıyor... Agatha onu baca tamircisi sanıyor ve işler karışıyor..Hem de fena halde.. Kısaca yazarı Historical ile polisiye ve macerayı sevenler bence epeyce sevecekler..Bence bu güzel kitabı kesinlikle kaçırmayın... Liar's Club 1. The Pretender (2003) Gönlünü Kaptırma 2. The Impostor (2003) Hayallere Kapılma 3. The Spy (2004) 4. The Charmer (2004) 5. The Rogue (2005) http://hulyami.blogspot.com/2013/08/celeste-bradley.html
Baskı: Cesaretin Var mı?
Yazarın How To Serisinin İlk Kitabı idi Cesaretin Var mı? Genel anlamda yazarın kalemini beğendim oldukça akıcı yazıyor.Kitabı ilk okumaya başladığımda Candace Camp'in Çöpçatan serisi aklıma geldi çünkü romandaki kadın kahramanımız bir çöp çatan idi..Erkek kahramanımız da bir dük..Hikayenin diyalogları oldukça iyi idi. Kitaptan çeviriden ve editten kaynaklı bir kusur da yoktu bence..Hatta dönem ile ilgili açıklamalar oldukça başarılı bir şekilde dip not olarak verilmişti.. Ama hikayede aşkı tam olarak hissedemedim olay döngüsü vardı anlatım çok iyi idi ama maalesef aşkı pek de bulamadım.. Yazar ikili arasındaki çekimi tam olarak yansıtamamıştı bence ..Bir de Çöpçatanından etkilenen bu asilzade için sosyetenin diğer genç kızları yarışmaya giriyordu..Ama maalesef ki en başta bu genç kızların şansları yok du çünkü baştan itibaren adaletsiz bir yarışma idi Çöpçatanı aklından çıkaramayan bu genç adam bu kızlarla sadece oyalanıyordu bence... Ama genel anlamda hikaye güzeldi. Okurken keyif ile okudumsa da tekrar okunacak kitaplarımın arasına girmedi.. Romanın Konusuna Gelince Shelbourn Dükü Tristian unvanın devamı ailesinin geleceği için bir eş bulmaya karar verir..Bunun içinde yelpazesini kazara kırarak tanıştığı Lady Tessa Mansfield'den yardım ister çünkü evde kaldığı farz edilen bu kadının işi çöpçatanlıktır..Daha önce bu konu da annesinden yardım istemiş ama hayır cevabı almıştır..Fakat ikili tanışır tanışmaz birbirlerinden oldukça fazla etkilenmişlerdir. Tessa aslında oldukça güzel bir gen kadın da olsa nedense kendisini çok çirkin bulmaktadır..Bunda en büyük sebep de geçmişinde değer verdiği kişi tarafından aşağılanmış olmasıdır..bu kişi ve geçmişinde yaşadığı bir olay yüzünden evlenmemeye karar vermiş başından geçen bu olayı da bir sır gibi saklamaktadır..Onunla ilgilenen erkekleri de şimdiye kadar da başarı ile savuşturmuştur..Taa Tristan ile karşılaşıncaya kadar...Onu bir türlü kendisinden uzaklaştıramamış hatta hiç bir erkekle yakınlaşmadığı kadar yakınlaşıp onunla oldukça da iyi bir arkadaş,dost olurlar... Tristan ise aşka ve evliliğe inanmayan bir genç adamdır..Buna en büyük sebepse annesini aldatan babasının sebep olduğu olaylar ve annesini aşağılamasıdır. Ama annesi hala daha babasını büyük bir sevgi ile hayranlıkla anmaya devam etmesi onu bazen çileden çıkarmaktadır..Kendisinden küçük bir de kız kardeşi vardır o da evliliğe pek sıcak bakmamaktadır..Ağabeyinin yakın arkadaşı Hawk ile oldukça da samimidir.. Serinin ikinci kitabının kahramanları da onlar belirtmeden geçemeyeceğim.. Genç kızların bu yakışıklı genç Dük ile evlenmek için girdikleri yarışma ve yapılan entrikalar oyunlar oldukça eğlendirici ve düşündürücü idi....Zaman geçtikçe çöpçatanlığı yapan Tessa'yı bir rakip olarak da görmelerini ilginç buldum aslında..Kısaca sosyetenin genç kızlarının bu acımasız yarışmada yarıştırılmaları dönemi oldukça iyi yansıtıyordu bence..Bunu diğer okuduğum kitaplarda da görmüştüm..Ama oldukçada acımasız bir uygulama olduğunu belirteyim.. Hikayenin sonlarına doğru geçmişini saklamak için olağan üstü çaba gösteren Tessa'nın buna engel olamaması geçmişinin açığa çıkması bu yüzden Tristan'a açıklamak zorunda kalması yüreğimi oldukça da burksa da hikayenin sonlara yakın sahnesinde yarışmanın sonucunu açıklandığı sahneyi çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim..O sahnede çok duygulandım.. Kısaca konusu değişik güzel bir romandı..Yazar bazı yerleri çok iyi kurgulamış duygusal sahnelerde bence başarılı olamamıştı..Bu konudaki bir hikayeden daha güzel duygusal sahneler olabilirdi bence..Yine de takip edeceğim bir yazar olacak..Bir kitabını daha okuyup kararımı öyle vermeyi düşünüyorum...Historical sever arkadaşların beğeneceğini tahmin ediyorum..Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar.. http://www.youtube.com/watch?v=YVELRV6Bjr0&feature=youtu.be How To Series 01. How to Marry a Duke (2011) Cesaretin Var mı_ 02. How to Seduce a Scoundrel (2011) 03. How to Ravish a Rake (2012) Hülya Yılmaz http://hulyami.blogspot.com/2013/08/cesaretin-var-m-vicky-dreiling.html
Baskı: Yasaklı Bir Gece - Wellingham Brothers # 3
aSophia James'in Dört kitaplık Wellingham serisinin üçüncü kitabı idi..Ailenin kötü çocuğu Cristo Wellingham'ın hikayesi idi...Babası tarafından sevilmdğinin düşünen bir gencin hayatını nasılda tehlikeli boyutlara taşıyabileceğini anlatan bir hikaye idi.. Aslında hikayenin kurgusu olağan üstü değildi ama bu yazarın anlatımındaki derinlik ve sadelik çok hoşuma gidiyor..Elime aldığımda hiç sıkılmadan rahatlıkla okudum.. Romandaki kadı karakter de Cristo'nun ölümüne sebebiyet verdiği Nigel'in kız kardeşi ile Paris'te yollarının kesişmesi ile başlıyordu..Ona bir fahişe olarak sunulan körkütük sarhoş genç kızdı Elanor. Karşısındaki adamdan çok etkilenmişti ama fahişe olmadığını da söyleyemeyecek kadar da sarhoştu..Cristo'da fahişe sandığı bu kadından etkilenince aralarında bir ilişki yaşanır..Ama bu genç kadın bir bakiredir Cristo birileri tarafından oyuna getirildiğini anlar..Fakat o gece birbirlerinden ayrılamazlar.. Veee sonra bir daha beş yıl sonra karşılaşırlar..Cristo kendine yeni bir hayat kurmak için ana vatanına dönmüştür..Bir davette karşılaşmaları ikisi içinde büyük sürprizdir..İkisi de birbirini unutmamış, Cristo yıllarca Fransa'da Elanor'u aramış ama onu anavatnında karşısında evli bir kadın olarak bulunca şaşkına uğramıştır..Elanor'da o geceyi unutmak istese de kocası sayesinde kendine yeni bir yaşam kurmuştur..Ama aralarında görmeleri gereken hesaplar ,yanıtlanması gereken sorular vardır... Çok severek okudum..Historical seven arkadaşların seveceğini tahmin ediyorum...
Baskı: Kara Gönülçelen (Royal House of Shadows, #1)
Royal House of Shadow Serisi Gena Showalter'in hikayesi Kara Gönülçelen . ile başlıyor..Bu seride Raintree Serisi gibi her hikayeyi farklı bir yazar yazmış.. Müthiş bir hikaye idi..Hikaye su gibi aktı desem yalan olmaz..Vampirler,cadılar,büyücülerin bol olduğu bir macera idi..Aksiyon macera sahneleri müthişti..Paranormal olan bu seriyi çok sevdim.Daha 224 sayfa olsa okurdum.Bu seride sıkılmayacaksınız bunu garanti ederim Gena Showalter o muhteşem kalemini iyi çalıştırmış..Birde bu hikayenin içine tutkulu muhteşem bir aşk eklemiş.. Nicolai Elden'in varisi Vampir bir Lord....Kan Büyücüsü tarafından ailesi katledildikten sonra ele geçirilip hafızası siliniyor Köle pazarına düşürülüp Delfina'nın kötü prensesi tarafından ve Seks Kölesine dönüştürülüyor..Hafızasını kaybetse de hep bir şeylere olağan üstü derecede öfkeli ve kızgındır.. Jane ise anne ve babası ve kız kardeşini, korkunç bir araba kazasında kaybeder... O tek kurtulandır Tekrar iyileşmesi ise uzun bir zaman almış vücudunun kırılan tüm kemiklerinin oturması ona çok acı çektirmiştir...Vampirler üzerinde de araştırmalar yapmıştır..Bir gün bir kitap keşfeder o kitapdaki Vampir tarafından ona gitmesi için devamlı çağırılmaktadır..O davete bir gün uyar ve kendini birde hiç bilmediği bir dünyada Delfina'da bulur hemde kötü yürekli prenses klığında..Kendisini bir prenses ile karıştırmaktadırlar...Sonunda onu çağıran Nicolai ile karşılaşır..Bu olağan üstü adamın anlattıkları ve üstündeki etkisi inanılmazdır... Müthiş bir macera idi kesinlikle tavsiye ediyorum.... 1-Kara Gönülçelen / Lord of the Vampires by Gena Showalter 2.Lord of Rage by Jill Monroe 3.Lord of the Wolfyn by Jessica Andersen 4.Lord of the Abyss by Nalini Singh
Baskı: Anlatacak Kimse Kalmadı (Baltimore, #2)
Anlatacak Kimse Kalmadı Yazar Adı : Karen Rose Orjinal Adı No One Left To Tell Yayın Evi : Kanes Yayınları Goodreads Puanı : 5/4,15 Puanım : 5/4,5 Karen Rose yeni tanıştığım bir yazar romantik Gerilimin en iyilerinden de olduğu belli olan bir yazar..Kitaplarını okumayı keşke bu kadar geçe bırakmasa idim..Baltimore Serisinin ikinci kitabı olan Anlatacak Kimse Kalmadı ilk kitap Bana Aitsin ile çok bağlantılı değilse de yine de seri de olan emniyet mensuplarının özel hayatları bağlantılı idi.. İlk Kitapda ki J.D. Fitzpatrick ve Lucy Trask bu hikayede de vardı ve nişanlanmışlardı..İlk romandaki Clay Maynard J.D'nin ortağı Stevie Mezzeretti , Lucy'nin kulüp ortakları arkadaşları da vardı..Yazarın kalemi çok güçlü bence Sandra Brown ve Linda Howard'a benzese de tam anlamı ile benzemiyor..Karen Rose'ın kurgusu daha kapsamlı ve daha ayrıntılı..Cinayet sahneleri daha aksiyonlu ve kanlı. Yazar olayları bir oya gibi ince ince kurguluyor.Aksiyon sahneleri çok hareketli, hikayedeki katili okudukça hemen tahmin edemiyorsunuz fakat nedense bu hikayede yanılmadan tahmin edebildim..Bir de yazar aşk ve tutkuyu hikayeye oldukça iyi harmanlıyor o yüzden ortaya müthiş bir gerilim,aksiyon,tutku unsurlarından oluşmuş okuması büyük bir zevk olan bir hikaye çıkıyor..Devamını bir an önce okumak istiyorum bu kitaptan sonraki hikaye savcı Daphne Montgomery'nin hikayesi bu hikayede sıra dışı kıyafetleri renkli kişiliği ile oldukça renk kattı hikayeye ..Asıl benim beklediğim ise Şubat 2014 'de çıkacak olan hikaye ise Clay Maynard ve Stevie Mezzeretti'nin hikayesi..Kanes yayınları umarım bu seriyi geciktirerek yayımlamaz... Konusu na Gelince : Baltimore sokaklarında geçen bu hikayede İlk romandan hatırladığımız Eyalet başsavcısı Grayson Simith ve Paige Holden'in hikayesi..İkisinin de kendilerine ait sırları var.. Olay önce bir seks partisi verilirken tehdit ettiği kişi tarafından öldürülen Crystal ile başlıyor..Öldürülen bu genç kadının cinayeti başkasının üstüne yıkılmıştır.Bahçıvan Ramon Munoz .. Aradan beş yıl geçer Ramon suçsuzluğunu kanıtlayamadığı gibi karısı tarafından aldatılmış olduğuna inandırılmıştır..İşte hikaye de Elena Munoz'un vurulduğu sahneden başlar..Olaya Paige Holden tanık olur Elena Munoz'un son anlarına tanık olur eline bir flash disk bırakarak ölür...Bu sahne bir amatör tarafından görüntüye çekilerek youtube'e yüklendikten sonra tam anlamı ile açık hedef haline gelir... Paige aslında acemi bir dedektiftir daha önce iş arkadaşı gözlerinin önünde öldürülmüş kendisi de mutlak bir ölümden dönmüştür..Fakat yaşadıklarından sonra onda hastane fobisi de oluşmuştur..Bu olaylardan sonra arkadaşı da olan Clay Maynard' ile çalışmaya başlar.. Maynard'ın iş ortağı Bana Aitsin romanında korkunç bir şekilde öldürülmüştü işte o olayların etkisi ile Clay yeni çalışma arkadaşına karşı aşırı korumacı olsa da önleyemeyeceği şeylerde vardı.. Açık hedef haline gelen Paige Eyalet Baş Savcısı ve Ramon Munoz'u hapseden Grayson Simith ile görüşmeye karar verir..İkili Paige'in saldırıya uğramasından sonra olaylar üzerinde çalışmaya karar verirler.. Olaylar tam anlamı ile sırlar yumağıdır. Araştırdıkça kendilerini daha büyük tehlikelerin içinde bulmaya başlarlar ..Bu olaylarda suçluların içinde polislerin de olduğu muhtemel bir çete olabileceğinden şüphelenirler..Art arda cinayetler işlenmeye başlar araştırdıkça da başka ölen kişilerin de ölümleri bu olay ile bağlantılı olduğunu fark ederler..Olayların boyutu büyümeye başlar tehlike de artar...Artık hayatları tehlike altında dır kendilerine ait sırları da... Bu olaylar ve sırlar ikisini arasında ki çekimi kuvvetlendirir.Grayson hayatının bazı dönemlerindeki sırları saklamak için hayatına giren kadınları ilişki fazla ilerlemeden çıkarmayı seçerek kimse ile tam anlamı ile ciddi bir ilişki yaşamamıştır..Buna da engel olmuştur. Paige ile karşılaştıktan sonra ona duyduğu hisler ve çekim ile bunun diğerleri gibi pek de kolay olmayacağı ortadadır.. Paige ise geçmişteki hatalarından dolayı yaşadığı kötü ilişkileri sıfırlamak için hayatına uzun zamandı kimseyi sokmamıştır..Bundan böyle birlikte olacağı insan özel olmalıdır.. Çok beğenerek severek okuduğum bir roman oldu Anlatacak Kimse Kalmadı ve Karen Rose kesinlikle takip edeceğim bir yazar olacak..Polisiye sever arkadaşların bu yazarı seveceğinden kesinlikle eminim.... http://hulyami.blogspot.com/2013/08/anlatacak-kimse-kalmad-karen-rose.html
Baskı: Bana Aitsin (Baltimore, #1)
İlk defa okuduğum bir yazar Karen Rose. Polisiye gerilim..Derinliği olan bir yazar..Kurgusu muhteşem .Çok ürkütücü canavarlaşmış bir katil vardı hikayede..Okurken bazı sahnelerinde ürktüm açıkçası..Ama iyi bir yazar..Fakat bazı yerlerde çok fazla ayrıntı var detay var..Bir de kadro da çok kişiden oluşuyordu ... Bu da okumamı yavaşlattı açıkçası..Dönüp kişilere tekrar bakmak zorunda kaldım..Kim kimdi diye...Ama sonradan kitapta ki o kalabalık kadroya alışınca kitap hızla ilerlemeye başladı bende..İlk önce şunu da belirtmeliyim ki özellikle Sandra Brown ve Linda Howard severler bu yazarı sever gibime geliyor..Ama ben bu yazarı daha çok Lisa Unger'e benzettim..Hoş Lisa Unger'in de bir kitabını okuyabildim ama bende o yazarın havasına benzettim.. Fakat yazar bu saydığım diğer polisiye yazarlardan daha aksiyonlu gerilimli yazıyor ki bu kitapda ki katil bana çok acımasız geldi..Anladığım Eminim ki bu kitabın filmi çekilse çok iş yapar bence..Kısaca yazarı sevdim,kalemini sevdim..Muhakkak takip edeceğim bir yazar olacak.. Konusuna Gelince: Bir adli tıp uzmanı olan Lucy'nin rutin sabah koşularından döndüğü sırada Baltimore Park'da bir ceset bulması ile başlar olaylar...Öldürülen kişinin cesedi tanınmaz bir halde olduğu gibi kalbi de sökülüp çıkarılmıştı..Cinayeti araştıran dedektif J.D Fitzpatrick ise kente yeni gelmiş karısını kaybettikten sonra yaşadığı bunalım sonucunda hem departman hem şehir değiştirmiş bir polis idi..Ortağı Stevie Mazzeretti ise eski arkadaşının karısı idi..J.D. ve Lucy'nin kimyaları en başta birbirini tutmuştu aralarındaki çekim mükemmel idi..Aralarındaki cinsel gerilimin dozunu yazar müthiş güzel ayarlamıştı ki bence sayfalar boyunca erotizm yazsa bu kadar etkili olamazdı..J.D'nin kaybettiği karısı ile olan problemleri Lucy'nin ilk nişanlısına benzettiği J.D.'den kaçmaya çalışması ama bunu yapamaması..Yazar ikili arasındaki aşkı çok güzel işlemişti..Polisiyede biraz aşk olduğunda daha çok hoşuma gidiyor.. Fakat bu ikilini bulmaları gereken bir katil vardı çünkü katil ard arda cinayetleri işlemeye devam ediyordu..Hem de onlara acımasızca da işkence de yapıyordu.. Sayfalar ilerledikçe Lucy'nin ailesi ile olan problemleri de açığa çıkıyordu..Yıllar önce kazada ölen ağabeyini kaybetmek onu çok yaralamıştı özellikle ailesinin ona karşı olan davranışları çok acımasızca idi..İşte bu yüzden Lucy oldukça zor bir çocukluk geçirmiş daha sonra da kendini müziğe vererek teselliyi bulmuştu..Kitap ilerledikçe görüyoruz ki cinayet geçmişte yaşanan bir olay bu olayın bir sır gibi saklanması idi..Lucy'nin aklına gelemeyeceği kişiler bu işe bulaşmıştı..Ve katil intikam kin hisleri ile bu cinayetleri işlerken adaleti yerine getirdiğini düşünüyordu.. Heyecanı gerilimi bol bir romandı..İçinde muhteşem bir aşk ile de taçlandırılmıştı..Tavsiye ederim..Özellikle polisiye sever arkadaşlar bu yazarı sakın es geçmeyin.... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/bana-aitsin-karen-rose.html
Baskı: Ruhundaki Zehirle Yüzleş
Arka arkaya bu ara Tess Gerritsen kitabı okudum..Sanırım polisiye roman okumayı çok özlemişim bu romanı da çok beğendim.Ama diğer romanlarından daha durağan olsa da daha derin bir konusu vardı..Bilinmeyen bir uyuşturucu türünden ölen insanların konusunu işliyordu.. Yine çok güzel bir film olacak konusu vardı aksiyon sahneleri müthiş idi..Bu konuya bir de güzel bir aşk işlenmişti..Kısaca kurguyu beğendim..Kitabın ortalarından sonra katili en zayıf ihtimal verdiklerimden biri çıkarak beni ters köşeye yatırdı.. Araştırmalarında ikiside birbirlerini daha da yakından tanımaya ve anlamaya başlarlar.. Kate'in Adam'ın zenginliği hakkındaki ön yargısını kırmak Adam için oldukça zor olacaktır..Ayrıca bu önyargıya da İsabel'in katkısıda epeyce güçlü olacaktır..Soruşturmalarını yaparken Kate'in saldırıya uğraması işleri daha da kızıştıracaktır..
Baskı: Aşk Ölümden Uyanıştır
Adı: Aşk Ölümden Uyanıştır Yazar Adı: Tess Gerritsen Orjinal Adı :Keeper of the Bride Yayın Evi : Martı Yayınları Çevirmen: Bahar Yaldız Çelik Goodreads Puanı: 5/3,42 Puanım :5/5 Romantik Gerilim türündeki Tess Gerritsen'in Aşk Ölümden Uyanıştır kitabını 1996 yılında Harlequin Gerilimden daha önce çıkmıştı..Fakat ben bu kitabı bulamamıştım..Çıkar çıkmaz da hemen kitabı aldım..Çok beğendim..Bundan yıllar önce yazarın bu kitabı yazdığı yıllarda moda olan polisiye TV filmlerine benziyordu konusu..Aşk,macera,tutku,polisiye temalarında harmanlanmış bir hikaye idi..Bu kadar beğenmemin nedeni de sanırım bu temaları çok sevmem.. Bu romanı Sandra Brown,Linda Howard severler çok beğenir diye düşünüyorum..Ama Tess Severler yazarın daha aksiyonlu kanlı hikayelerini okuyanlar sever mi bilemiyorum..Bunu belirtmemde fayda var ama bu kitap yazarın eski eserlerinden Harlequin'in Gerilim Serisinden bir kitap..Müthiş idi.. Yazar kitabın başından itibaren hikayeyi hem çok iyi kurgulamış hem de duygusal tema ile harmanlamış,bombalama sahneleri ile de yerinde bir adrenalin katmıştı..Elimden bırakamadım alıp okuyup bitirmem bir oldu.. yazarın Harlequin'den çıkan başka romanları varsa ısrarla okumak istiyorum.. Romanın Konusuna Gelince:) Acil servis hemşiresi Nina Cornier nikahına yirmi dakika kala nişanlısı tarafından terk edilir..Ardından kilisede bomba patlayarak mutlak bir ölümden kıl payı kurtulur..Büyük hayaller ile beklediği günü bir karabasana dönüşmüştür.. Patlamanın faillerini bulmak dedektif Sam Navarro'ya düşmüştür..Zira kentin başka yerinde de bombalar patlamış olayların bağlantılı olup olmadığı araştırılmaktadır..Şüpheliyi bulmak için önce Nina'nın ailesini araştırır..Bu araştırma da genç kadının ailesi ile çok da sıcak ilişkiler içinde olmadığını ailenin kara koyunu olduğunu fark eder..Arda arda gelen olaylar ile genç kadının direnme gücüne,metanetine de hayran kalır.. Sam Navarro yıllardır yalnız yaşayan genç bir adamdır.Adeta mesleği ile evlidir..Çok sert gözü pek bir adamdır.Yıllar önce mesleğe ilk başladığı yıllarda bir olay ile ilgili tanıştığı bir genç kadın ile yaşadığı gönül ilişkisi ve yşadığı ayrılık yüzünden aşka adeta tövbelidir..Özellikle müşterileri,kurbanları ile gereken mesafeyi hep başarı ile korumuştur..Fakat Nina onu çok derinden etkilemiştir..Mesafeyi korumayı çalıştıkça girdaba kapılmış gibi ona doğru çekilmektedir..Özellikle Nina'nın tekrar öldürülmek istenmesi sonunda onu korumak için devamlı birlikte olmak zorunda kalmaları Sam açısından içinden çıkılmaz bir durum yaratmaya başlamaktadır.. Nina ise sadece annesini ailesini memnun etmek için evlenmeye karar verdiği adam için terk edilmesi öz güvenini yeterince sarsmaya yeterli olmuştur..Ayrılmış anne ve babasından,ablasından gerekli ilgi görmeyen Nina'nın Sam Navarro gibi adamdan etkilenmesi de kaçınılmazdır..Nişanlısı Robert de Nina'nın patlamaya hedef olduğu öğrendikten sonra geri dönmesi ile Nina Robert ile yüz yüze hesaplaşmaya karar verir.. Kesinlikle bu güzel romanı tavsiye ederim... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/ask-olumden-uyanstr-tess-gerritsen.html
Baskı: Aşk Hiç Bitmez (Matchmakers #3)
Kitap Adı Aşk Hiç Bitmez Yazar : Candace Camp Yayın Evi : Pegasus Yayınları Goodreads Puanı :5/3,81 Puanım : 5/4 Sonunda kusursuz dükümüzün kız kardeşi Leydi Calandra'nın hikayesini de okudum...Yazarın kalemini çok seviyorum oldukça sade ve akıcı yazıyor.. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz..Yanlızca erkek karakterin iç seslerini vermiyor yazar...Bu kitap da çok belirgin gibi gelmedi bana..Başlar da hikaye yazarı biraz zorlamış sanırım pek ilerlemedi...Ama sonra oldukça güzel açıldı..Kitabı çok rahat okudum..Bu hikayede de en merak ettiklerim Rochford Dükü İle Leydi Francesca'nın durumunda bir gelişme olup olmadığı idi.. Serinin bu kitabında bu iki eski dostun? ve iddiacını durumları hakkında epey bir bilgi edinmiş oldum..Bu hikayede oldukça çarpıcı bir şekilde yer alıyor..Hele bir sahnesinde Francesca ve Rochford'un bakışmaları oldukça nefesimi kesti..O ufacık sahneyi yazar öyle güzel hikayenin sonuna kurgulamış ki..Yazarın kalemine bir kez daha hayran oldum..Bu hikayede çevirmen farklı idi ama bende çeviriden gelen bir rahatsızlık olmadı.. Serinin diğer kahramanları da bu hikayede vardı özellikle Söz Dinlemez Kalbimden İrene ve Gideon'a sık rastlıyorduk..Özellikle İrene Francesca'ya çok yardımcı olduğu sahneler vardı.. Konusuna Gelince: Leydi Calandra mevkii,serveti ve güzelliği sayesinde talibi oldukça çoktu..Fakat ağabeyi Rochford Dükü'nin aşırı korumacı tavrı ve sertliği yüzünden de çoğu buna cesaret de edemiyordu..Hoş Callie'nin pek de umurunda değildi..Taa ki Gizemli kontumuz Early Bromwell ile karşılaşıncaya kadar..Bir davette onu zor durumdan kurtaran Bromwell ile Caallie'yi gören ağabeyi buna oldukça çok büyük tepki verir..İki erkek birbirlerinden nefret etmektedir..Öyle Rochford Callie'yi dinlemez görüşmesini anında yasaklar..Duruma anlam veremeyen genç kız aslında bu genç kont ile oldukça yakınlaşmış ve ondan çok etkilenmiştir.. Kont Bromwell içinde durum farklı olmasa da onun amacı geçmişte yaşadığı olay yüzünden Dükü huzursuz etmek amacında dır..Bu yüzden Callie'yi kullanmakta tereddüt etmez..Ama niyeti genç kızın şerefini lekelemek de değildir..Bromwell'den çok etkilenen Callie ağabeyinden gizli gizli onunla görüşürken bu arada Francesca'dan kendisini evlendirmesini de istemiştir..Bu son olaylar ile kendine ait bir evi yuvası olmalı hayatına kimse müdahale etmemelidir.. Bromwell ise sık sık görüşmeye başladığı Callie'den gün geçtikçe etkilenmeye başlar.. Ablası Daphne olaylara karışmaya başlayınca her şey kontrolden çıkmaya başlar..Francesca olayları tüm gücü ile önlemeye çalışırken Callie bu iki kadın arasındaki ölümcül rekabet ve kinin farkına varır.. Oldukça güzel bir hikaye idi..Ben çok severek okudum ama asıl serinin dördüncü ve son hikayesini okumak istiyorum..Pegasus Yayınlarından isteğim bu son kitabı bir an önce çıkarmaları.. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar... Matchmakers (Çöpçatan Serisi) 1. The Marriage Wager (2007) Aşk Engel Tanımaz 2. The Bridal Quest (2008) Söz Dinlemez Kalbim aka The Bridal Conquest 3. The Wedding Challenge (2008) Aşk Hiç Bitmez 4. The Courtship Dance (2009) http://hulyami.blogspot.com/2013/07/ask-hic-bitmez-candace-camp.html
Baskı: No Rest for the Wicked (Immortals After Dark #3)
"Bu seriyi çok beğendim çok..Ama ilk kitabı okuduğumda diğer fantastik kitaplara benzetmiştim. Beğenmiştim ama bir türlü ısınamamıştım. Bunda önemli etken ilk kitap ile ikinci kitabın yayın süresinde biraz ara verilmesi..Fakat ikinci kitap Tutkuların Pençesinde''yi çok beğendim ..O yüzden diyorum ki son zamanlarda çıkan fantastik serileri içinde en güzellerinden diyebilirim..Fakat bence yayın evi bu seriyi daha sık aralıklar ile yayınlamalı...Çünkü zaman geçince olayları ve kahramanların arasındaki olay bağlantılarını unutabiliyoruz...Çok güzel bir hikaye vardı bu hikayede Kurt adamlar,vampirler ,periler ,iblisler hepsi mevcut..Yetişkin Serisi olduğunu da belirtmeliyim..Aksiyonlu bir seri..Heyecan katışıksız hiç kesilmiyor..Yazarın kalemini bu ikinci kitap da daha da beğendim..Fantastik severler bu seriye bayılacak bence hala okumayan varsa... Kesinlikle tavsiye edeceğim bir seri kesinlikle okuyun derim. Dikkatimi çeken bir şey de serinin ilk kitabı Sebastian''ın ağabeyi Nikolai''nin yani Sebastian''ı dönüştürmek zorunda kalan ağabeyi..Bu kitabı niçin ilk önce yayınlanmadı yazarın bilemiyorum ..Umarım onu da okumak çok kısa bir zamanda nasip olur..tutkuların Pençesinde''den sonra gelen hikaye Bowen''in hikayesi..Kaderin ödül için onunla yarışıyordu..Çok uzun bir seri bu umarım arka arkaya okumak nasip olur... "
Baskı: Geçmişten Gelen Ölüm (Eve Dallas, #14)
Klasik bir Eve ve Roarke hikayesi değildi bu bence.. Serinin son zamanlarda yayınlanan serüvenlerinden daha başarılı buldum..Sanki hikaye akıyordu heyecan aşk polisiye ve bilim kurgu temaları ile harmanlanmış idi..Okumak büyük keyif idi..Bu anlatımı ilk kitaplarda yakalıyordum çoğunlukla benim için sürpriz oldu diyebilirim.. Roarke ve Eve ikilisinin ilişkileri,Mcnab ve Pebody'nin süre gelen ilişkisi ve Pebody'nin sıra dışı anne ve babasının ziyareti..Bu ziyaretin Eve'i huzursuz etmesi..Eve'in sonunda geçmişi ile yüzleştiği sahne beni çok etkiledi çok..O acıyı çekerken Roarke'in sevdiği kadının acısını tam da içinde hissetmesi..Geçmişte kalan bu acılara müdahale edememesi yüzünden duyduğu öfke..Sanırım bu tür ilişki biz kadınların tam da istediği türde bir evlilik..Eve'in dikbaşlılığı ve bunu Roarke'in kırdığı sahneler çok eğlenceli idi.. Hala daha bu seriye başlamamış olanlar bence çok şey kaybediyorsunuz..Muhteşem bir seri..Bir an önce başlayın bence..2059 yılında geçen Dedektif Eve Dallas ve kocası Roarke'in hikayesi..İlişkilerinin başlaması ilerlemesi. Roarke'in sicili karanlık geçmişi birbirlerinin ufkunu açması..İlişklerinin oturması Çok özel çok... Durum öyle bir yere geliyor ki bu inatçı sert ama kalbi yumuşak ama bunu göstermekten nefret eden bu sıradışı kadın serüvenin çoğu yerlerinde kocası ile çalışmaya başlaması kaçınılmaz elbette..Süper milyarder Roarke'in imkanları çok geniş istediği her şeyi anında karısının önüne serebilecek güçte..Ama bizim sert dedektifimiz geçmişinden gelen önemsenmeme bir yere atılma durumlarına alışık olduğu için bir türlü alışamamış bu duruma. Ama Roarke ona herşeyini vermek istiyor..Ama Eve için maddiyatın önemli olmaması yüzünden çoğunlukla tartışma çıkıyor aralarında. Mesleği ile ilgili teknolojik yardımları başta almak istemese de sonunda kocasından bu desteği kabul ediyor..Çoğu davalarda birlikte çalışıyorlar,birlikte tehlikeye giriyorlar..Evlilikleri de bu aksiyonu bol maceraların birinden sonra gerçekleşiyor..İki farklı çevrenin insanları olmaları zorlukları getirse de onları birbirlerinden asla uzaklaştırmıyor..Bir de Summerset var Roarke'in uşağı..Hiç ama hiç anlaşamıyorlar Eve ile aralarındaki çekişme diyaloglar müthiş komik..Ama ihtiyaç halinde birbirlerine bir aile gibi destek oluyorlar.. Ondördüncü kitabımız İşte bu şartlarda başlıyor..Eve'in Roarke ile evlenmeden önce mesleğe yeni başladığı dönemlerde hapise attığı dişli bir kadın Julie Dockport sistemi aldatarak hapisten çıkar..Psikoljik uzmanları aldatır ve serbest kalır..Geçmişte evlendiği kocalarını öldürerek yüklü bir servet elde etmiş erkeklerden nefret eden cani ruhlu bir kadındır..Sicilinde yok yoktur..Özellikle annesinin evlendiği bir erkeği de baştan çıkararak hem annesinin hem üvey babasının hayatını alt üst etmiş annesi onu evlatlıktan red etmiştir... Çok pahalı zevklaeri olan bu kadn Eve ile hesaplaşmak için çıkar çıkmaz vakit kaybetmeden cinayetlerine tekrar başlar..Onun hapisten çıktığını öğrenen Eve ile aralarında amansız bir mücadele başlar..Julie onun burnunun dibine kadar gelip cinayetlerini işleyip onunla resmen dalga geçmektedir.. Çok güzel bir hikaye idi..Tavsiye ederim...Kesinlikle kaçırmayın...
Baskı: Pencereme Aşk Kondu
Pencereme Aşk Kondu Yazar Adı: Lavyrle Spencer Orjinal Adı: Morning Glory Sayfa Sayısı: 546 Goodreads Puanı: 5/4,22 Yayıevi : Koridor Yayınları Puanım :5/5+++ Uzun zamandır bu kadar güzel sıcak bir hikaye okuduğumu hatırlamıyorum..Eskiden televizyonlarda oynayan eski Hollywood filmlerindeki aile bağları,zorluklar,ekonomik sıkıntıları veren filmler..O havayı soludum ben bu romanda..Yaşamı hissediyorsunuz..Asla pespembe bir aşk yok bu romanda.Gerçek hayatın zorluklarını büyülü bir uslup ile anlatıyor yazar..Yazarın okuduğum ilk romanı kalemini anlatımını çok sevdim..Kaleminde öyle bir yetenek var ki hayatın zorluklarını yaşayan geçek insanların büyülü hikayesini yazmış.. Hikayenin geçtiği yıllar İkinci Dünya Savaşının hemen öncesinde basit sıradan insanların destanlaşan hikayeleri..Kurgu,aşk,aile bağları,çocuk sevgisi,açlık,iktidar hırs müthiş güzel bir şekilde harmanlanmış..İşte diyorum ben böyle ayakları yere sağlam basan içinde her şey olan hikayeleri seviyorum..Hem dram,hem romans severleri çok memnun edecek bir hikaye bu bence.. Konusuna gelince... Sevgiye aç iki insanın destansı hikayesi..İkisi de bizim deyimimizle gün yüzü görmemiş.Hayatta mutluluk nedir bilmemişler romanın kahramanları ..Romanın erkek karakteri Will Parker gayri meşru bir çocuk..Aile sıcaklığını bırakın insan gibi yaşayamamış bile . Ne sıcak bir yemek ne de düzenli bir yaşam..Oradan oraya savrulmuş bir genç adam..Hapise bir kaza sonucu genelevdeki bir kadının ölümüne sebep olduğu için düşmüş..Olaya tanık olan arkadaşının da ihanetine uğramış.. Beş yıl hapis yatıp çıktıktan sonra da yolu Whitney kasabasına düşüştür..Orada girdiği iştende çıkmak zorunda kalır..Amaçsız çaresizdir..Cebindeki üç beş kuruş para ile yine karnını nasıl doyuracağını düşünürken,tam o sırada gazete de bir ilan görür o gazete ilanına başvurmaya karar verir..Bu kararın hayatını kökten değiştireceğini bilemezdi tabii ki..İlanda genç bir erkek koca aranıyordu..Elly Dinsmore tarafından.. Hikayemizin kadın karakteri Elly Dinsmore kasabada ki herkes ona katışıksız deli gözü bakıyordu..Bu sıra dışılığının ardında Elly'nin yetiştiriliş tarzı sıradışı ailesin de rolü büyüktür..Özellikle yarı deli Büyük anne ve büyük baba tarafından devamlı hor görülmesi..Annesinin de kızını bu iki kaçıktan yeteri kadar koruyamaması Elly'nin kişiliğinde derin izler bırakmıştır..Elly 'de sevmeye sevilmeye açtır.. Belki de o yüzden kocası ile arka arkaya gelen ailesindeki ölümlerden sonra evlenmiş onun da kendisine ihtiyacı olduğunu düşünmüş onunla bir yuva kurmuştur..Ama evlendikten sonra dış dünya ile ilişkisini kesmiştir.. Fakat kocasını umulmadık bir şekilde kaybettikten sonra hamile olduğunu farketmiştir.İki çocuğu ve yolda gelmekte olan bebeği ile gerçekten de çaresiz bir durumda dır.. O yüzden evlenmeye karar verir..Fakat mevcut durumu ile bunun pek de kolay olmayacağının da farkındadır..Çünkü sonuçta kapıyı aşındıran taliplileri yoktur.. İşte bu mevcut durumda ikilinin yolları kesişir..İkisi de çaresiz durumdadır..İkisi de ayakta kalmak durumunda dır..İşte hikayenin de güzelliği ve yazarın becerisi bundan sonra başlıyor zaten.. Muhteşemdi muhteşem..Okuyun..Tavsiyemdir... http://hulyami.blogspot.com/2013/07/pencereme-ask-kondu-lavyrle-spencer.html