
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Şifalı Eller (MacEgan Brothers, #4)
Şifalı Eller Michelle Willingham Bu ayki Harlequin Hayranlari'in Historical Serisi olan Şifali Eller harika bir hikayedi çok beğenerek okuduğumu belirtmeden geçemeyeceğim..Veee yazar gün geçtikçe daha da zevk alıyorum Michelle Willingham'ın kaleminden.. Serinin 3.kitabı olarak gözüküyor fantasticfiction.co.ok'de MacEgan Brothers 1-Her Warrior Slave (2008) Yasak Tutkular 2. Her Irish Warrior (2007) Acılarla Gelen 3. The Warrior's Touch (2007) Şifalı Eller 4. Her Warrior King (2008)Yasaklı Gelin 5. Taming Her Irish Warrior (2009) 6. Surrender to An Irish Warrior (2010) 7. The Warrior's Forbidden Virgin (2009) Bu seriye bayıldım yazara da öyle her kitabını büyük bir zevk ile okuyorum..ama bu sefer çeviride harikaydı hiç soluk almadan okudum diyebilirim..Teşekkürler Harlequin Yayınları bu sefer de harika bir iş çıkartmışsınız.. Kısaca hikayeye gelirsek : McEgan Kardeşlerden Connor'un hikayesi idi bu seferki ve ona ümitsizce aşık olan Klanın şifacısı Ailen ile idi. Alienn yıllar önce gizlice birlikte olduğu Connor Mcegan ile böylesine karşılaşmayı aklından bile geçirmemişti. Onu elde edemeyen bir kadın tarafından atılan bir iftira sonucunda Connor acımasızca hunharca cezalandırılmıştı..Aileen klanın lanetli bir şifacısıydı hasta iyileştirmesi yasak olduğu halde yıllarca unutmadığı ilk aşkını öylesine bırakamadı onu tedavi etti ama işler hiç de umduğu gibi gitmedi bu yakışıklı savaşçıdan hala çok etkilendiği gibi hala daha ona umutsuzca aşıktı..Onu bir an önce iyileştirip klanına gerçekleri öğrenmeden geri göndermeliydi..Connor'a ise AİLEEN'in dokunuşları bildik tanıdık geliyordu..Bunu bir türlü çözemiyordu..Diğer kadınlar kadar güzel değildi dışarıdan bakıldığında ama yakından tanıdıkça,baktıkça onlardan daha güzel ve kusursuzdu.. Orta çağ romanlarını seviyorsanız bu seriyi kaçırmayın derim..Tavsiye ederim.. Yorum: Hülya Şenoğlu Yılmaz
Baskı: Demir Gül (Pirate Wolf, #2)
17 Yüzyil başlarinda Ingiltere-Ispanya savasi zamaninda gecen müthis bir korsan hikayesi.Demir Gül sıradisi insanların sıradisı hikayeleri. 17 Yüzyıl korsanlarinin inanilmaz agir şartlarda hayatlarini sürdürmeleri,kendi kanunlarini koyup kendi kanunlarını uygulamalari. Bu sartlarda yasayan Korsanlar Krali Simon Dante'nin kızi Juliet Dante'nin bir erkek gibi Demir Gül'ü kaptani olmasi bunu büyük bir basari ile yapmasi ve hayatini diledigi gibi yaşamasi. Kralin elcisi Harrow Dükü Varian St.Clare'i esir almasi ve aralarinda çakan kıvilcımlar.Tarihi dekoru icinde büyüleyici atmosferinde Cok etkileyici bir romandi. Keske serinin ilk romani Simon Dante'nin hikayesini okuyabilseydim ki bu şu an mümkün gözükmüyor çünkü bu kitabın telif haklarını hangi yayınevi aldı belli değil ne yazık ki.. Virginia Henley'in tarihi kurgudaki basarısi kadar başarıli bence Marsha Canham müthiş bir yazar bu okuduğum ikinci eseri.Benim Ebedi Aşkım kadar basarıli Demir Gül donemi yazar o kadar güzel canlandırmıs ki birebir yasamış gibi hissediyorsunuz okurken. The Dante Prates serisinin ikinci kitabi Demir Gül ilk kitapta Korsanlar Krali Simon Dante'nin hikayesi var. Okudugum ikinci kitapta ise bu kurt korsanın kızi Julliet Dante'nin hikayesi Üc kardesten kiz Juliet'tir. En az agabeyleri Gabriel ve Jonas kadar gözüpek acımasiz idi. Erkek gibi yetistirilmış olup bir kac gönül macerasida yaşamısti. Evet kadin kahramanimız bakire degil. Erkek kahramanimız Varian St Clare ise Yakısikli bir Dük olup Ingiltere Krali tarafindan kurt korsan Simon Dante ile görüsmesi icin gönderilmiş bir elcidir. Ama rastlanti sonucu Juliet onu Ispanyollardan kurtarip babasi ile görüsmesi icin daha elverişli bir zemin olusturacaktir. Ikilinin karsılasmalari,carpismasi müthiş idi. Juliet etkilenmemek için ne kadar çaba gösterirse göstersin bu yakışıkli ve kibirli dükten gün geçtikce daha cok etkilenir. Dükümüz Varian ise annesinin buldugu renksiz kizlardan biri ile evlenmeden önce denizlere acılip son bir macera yaşamak isteyen ailenin üçüncü oglu olmasina ragmen ağabeylerinin arka arkaya ölümü ile ünvan bir anda ona kalmistir. Orduda yıllarca çalismis bir kılıç ustası olup Juliet gibi bir kadin ile hic karşılaşmamistir. Birbirlerinin hayatlarıni derinden etkileyecek bu iki kisinin bu kadar farkli ortamdan olup birbirini cekmemesi olamazdi zaten.Dönemi yazar o kadar güzel canlandirmis ki,hele o korsan gemilerinin savaslarini cok güzel anlatmisti kendimi Erroll Flynn'ın korsan filmlerinden birini izliyor sandim. Güzel degisik bir roman okumak istiyorsaniz bence Demir Gül çok iyi bir secim.Bu sıradışı yazarı okumak için daha çok bence beklemeyin..
Baskı: Cüretkâr
Cüretkar-Elda Minger Bu kitap ile ilgili, ne diyebilirim..Çok sevimli,güzel bir romantik komedi ide..Bayıldım..Hkayenin basit bir konusu var ama o kadar sevimli ve romantik ki..Kısaca çok güzel vakit geçirttiği gibi moralimi epeyce yükselltti..Moraliniz bozuk olduğunda bu kitabı elinize bir alın derim.. Yazarın Cüretkar isimli kitabı 2006 yılında basılmış ve bir daha ülkemizde kitabı çıkmamış biraz şöyle bir araştırdığımda yazarımızın epeyce okunacak kitapları var ve ben onları da okumak istiyorum.. Konusuna gelince:)) Allyssa'nın evlenmek üzere olan samimi arkadaşı ondan çok sıra dışı bir istekte bulunur..Bekarlığa veda partisi yapılacaktı ve arkadaşı nişanlısının orada ne yaptuğını merak ediyordu..Bunun için Alyssa'dan yardım istedi..O da kabul etti..Düzenlenecek partide striptizci olarak girecekti kılık değiştirerek..Mindy(evlenecek arkadaşı) daha önceki nişanlısını bir kadın ile aynı yatakta yakalamıştı..Aynı şeyin tekrar başına gelmesinden çok korkuyordu..Tom için bu partiyi arkadaşı Cooper düzenliyordu yani kahramınımız:)) Alyssa partiye diğer striptizci kızlarla girdi ve dansetmeye başladı diğer kızların yaptığı gibi sütyeninin çıkarttı, kendisine doğru gelmekte olan koyu renk saçlı yakışıklı adamın kafasına denk geldi sütyen ve gece başladı...Cooper ile düşünmediği yakınlığı paylaştı..Ömründe hiç bu kadar cüretkar ve gözü kara olmamıştı..Sanki parti onlar için veriliyordu..Okuyun tavsiye ederim..Sorunlarınızdan,problemlerinizden biraz olsun sıyrılın...
Baskı: Sımsıcak (Daughtry Ailesi, #1)
Sımsıcak-Kasey Michaels Pek begendigim bir kitap olamadi ne yazık ki. Dört kitaplık bir seri serinin diğer kitapları nasıl olur bilemem ama bu ilk kitap fazla durağan ve sakin geldi bana.. Askı pek hissedemedim. Yazar ask ve tutkuya ek olarak,dostluk,arkadaslıgida isliyordu. Ama maalesef heyecan yoktu. Hikaye Napoleon savası zamaninda geciyor... Savastan Amcasi ve kuzenlerinin bir deniz kazasinda ölmesi ile bir dük olarak dönen Rafael Daughtry Düklügü ogrenmek ve ikiz kızkardeşlerine göz kulak olmasi icin cocukluk arkadasi Charlotte'den yardim görür. Charlotte'nin cocuklugun dan beri asık oldugu Rafael ile tekrar karsilasmak onu mutlu etsede Charlotte'ye göre köprünün altından cok sular gecmistir. Ama onun dostlugunu arkadaslıgini özlemistir. Rafael'in ele avuca sıgmayan ikiz kız kardeslerine o ve annesi yokken gözkulak olmus malikane de onlarla birlikte kalmistir. Rafael yokken sürpriz bir sekilde olen kuzenlerinden biri ile nisanlanmistir. Bunu duyan Rafael'in bu haber hic hosuna da gitmemistir. Amcasi ve kuzenlerinin ölümü, Charlotte'nin nisani ve annesinin hastaligi derken cok seydeki sırrin gercek nedenini Rafael ögrendikce yeni olaylar sayesinde Charlotte ile araşindaki dostluk ve arkadaslik, ask da gelismeye baslar öyleki evlenmek icin baska bir kadinı düsünemez bile. Savastan evine silah arkadasi Fitz ile dönen çicegi burnundaki dükümüzün kiz kardesi Lydia ile Fitz arasinda romantik rüzgarlar esmeye baslar. Ani bir emir ile Fitz cepheye tekrar donmek durumundadir. Konu kisaca böyle. Kesinlikle tekrar okuyacagim kitaplardan degil.. Askin yavas yavas gelismesini seviyorsaniz zevk ile okuyabilirsiniz.Serinin diğer kitaplarını da bakarsak:)) Diğer kitaplar daha iyi olabilir..Ama bu ilk kitap çok sakindi:)) Daughtry Family 1. How To Tempt A Duke (2009)(Sımsıcak) 1. How to Woo a Spinster (2009) 2. How To Tame a Lady (2009) 3. How to Beguile a Beauty (2010) 4. How to Wed a Baron (2010)
Baskı: Gül ve Diken (Tuzak Üçlemesi, #2)
Gül ve Diken - Tracy Anne Warren Tracy Anne Warren'e büyülü kalemine tekrar hayran oldum. Serinin ilk macerasinda nefret ettigim Jeannette'nin dilinden anlayan birinin cikip ona ders vermesi cok manidar geldi bana. Kitabin basinda Darragh O'Brien ile karsılastikları sahnede kötü ikizimizin düstügü çamurlu durum tam da layigıni buldu dedirtecek seydi bence.. Her ne kadar bu karsilasma Jeannette icin cok kötü sonuclara sebepde olsa ikili arasindaki çekimin çatirdilarını hissedebiliyorsunuz. Düstügü her durumda insanlari kullanma daki becerisini kullanan Jeannette cok gecmeden kayaya çarptigini anlamasi ama savastan vazgecmemesi bunun icin elindeki en büyük koz güzellik ve disiliginide kullanmaktan çekinmemesi beklenen bir atakti bizler icin. Hesaba katmadığı şey ise Darragh'ın inatçılığını karizmasını,yakışıklılğını hesaba katmamıştı Jeannette ceza için gönderildiği İrlanda 'da Darragh olan çekişmesi başta onu bu tenha ve ıssız yerde oyalıyorsa da aralarındaki cinsel çekim ve cazibe işin rengini değiştiriyordu.. Romanın ilerleyen yapraklarında Darragh'ın tam da ona göre bir erkek olduğunun dersini verdiğini ama bunlar olurken Darragh Jeannetta'ya sırılsıklam aşık olması fakat aşık olsa da kızımıza taviz vermemesi yaptığı her atağa hakettiği şekilde karşılık vermesi atışmalrı,kavgalar,sevişmeleri tipik Scarlett ve Rhett atışmalarını da aratmıyordu doğrusu..Bazı satırlarında düşünürken bazı satırlarında kahkahalarımı tutamadımm. İlk kitaptaki kahramanlarımız aşıklarımız Viaolet ve Adriane'da romanın en can alıcı yerlerinde vardı doğrusu..Ve ikiz bebek bekliyorlardı..Adiane sevgili karısın üstüne titriyordu..Jeannette'nin dersini alması için Darrargh ile işbirliği yapması manidardı .. Romanın en beğendiğim yerlerinden herkese hükmeden ve kendi çıkarları için kullanan Jeannette'nin ahçılık dersleri idi..Orası tam anlamı ile komedi ama çok seven erkeğin sevdiğinin elinden zehir de olsa yemesi çok çok duygusaldı..Okuyun..bu güzel romanı kaçırmayın..
Baskı: Tatlı Yalanlar
Eğer Sandra Brown,Nora Roberts okumayı seviyorsanız Lisa Unger'inde en az onlar kadar iyi bir yazar olduğunu bu roman ile fark ediyorsunuz.. Lisa Unger Tatlı Yalanlar'da aşkı da bir poliseye de tam anlamı ile hissettirebiliyordu..İkilinin karşılaşmaları,etkilenmeleri,birlikteliklerini , çaresizliğini,birbirlerine ihtiyacını, birebir yaşamış gibi oldum diyebilirim.. Olayların akışı kurgulanması harikaydı okurken kendimi film izliyor hissine kapıldım ve o an müthiş bir yazar ile tanistığımı anladım. Devamini da okumak nasip olur cünkü hala cevaplanmayan sorular kaldi hikayede. Serbest bir yazar olan Ridley Jones'un mükemmel bir hayati vardi.Bir sabah on dakika gec uyaninca mükemmel yaşamini o gün bırakmak zorunda kaldi Ridley Jones basının ilgisinide kücük bir cocugun hayatini kurtararak bir anda çekti.Fotoğrafları yayınlandı gazetelerde..Veee Bundan sonra hayatı kökten değişecekti.. Çünkü hayatı Yalan üzerine kurulmuştu..Yıllarca da bu hakikatler kendisinden özenle anne ve babası tarafından saklanmıştı..Gazetelerde fotoğraflarının çıkması ile kendisine bir mektup gelir bu mektuba bir fotoğraf iliştirilmişti..Önceleri önemsemedi ama anne ve babasına sorduğunda da tatmin edici bir cevapda alamamıştı.. O ara ayrıldığı sevgili Zach'a ilişkilerinin bittiğini de kabul ettirmeye çalışıyordu..Görünüşte her şey güzeldi ama Zachary ile istediği duygu yoğunluğunda ve sıcaklıkta da bir ilişki yaşamamıştı. Tam o sırada oturduğu katın üstüne yeni bir komşu taşındı ve onunla tanıştı gizemli ,yakışıklı bir adamdı adı Jake idi. Arkadaşlık,komşuluk derken aralarındaki ilişki sevgili olmaya doğru kaymaya başladı..Bu gizemli adamdan çok etkilenmişti..Bu gelen mektubu,hayatındaki her şeyi bir anda onunla paylaşmıştı..Ama Jake kendisi hakkında pek bir şey anlatmıyordu ..Derken kendilerini bu olaylar yumağında buldular.. Olaylar hiç ummadıkları yöne doğru gitmeye başladı..Jake'in kendinden bir şeyler sakladığınıda anlamıştı..Öyle bir an geldi ki ikisinin de güvenebilecek birbirlerinden başka kimseleri kalmamıştı da ...İkisinin de hayatı büyük bir tehlikedeydi..Çünkü fakir ve çocuklarına bakacak durumda olamayan ailelerinden çocuklar alınıyor hatta bu iş için çocuklar kaçırılıyordu..Çocuklar zengin çocuğu olmayan ailelere veriliyordu..Kendisine gelen mektuplardan onun ailesi bildiği anne ve babası değil babası olduğunu iddia eden Christian Luna ile buluştuğunda her şey kontolden çıkar.. Artık gerçeği öğrenmek onun için zorunlu olmuştur..Her ne kadar bunu engellemek isteyenler olsada..Yaptıkları araştırmalar onları hiç ummadıkları kişilere götürecekti..Bu ara birbirleri ile de hesaplaşacaklardı.. Kitabın sonunda büyük sürprizlerde var..Gerçek babasının kim olduğunu ailesi hakkında bilmediklerini öğreniyor Ridley gerçek ismini de tabii ki..Ama bu kitabın devamı var umarım çok daha fazla beklmeyiz bu macera için..Tavsiye ederim harika bir romandı:)))
Baskı: Kalbimin Tek Sahibi (Dark Champion, #1)
Kalbimin Tek Sahibi-Jo Beverley Romanı uzun zaman önce almış ve okumamıştım...Ama keşke bu kadar geciktirmeseymişim.. Romanı başından sonuna kadar büyük bir zevk içinde okudum.. Dört kitaplık bir serinin ilk romanı orjinal adı Lord of My heart Dark Champion Serisi : 1. Lord of My Heart (1992) Kalbimin Tek Sahibi. 2. Dark Champion (1993) 3. The Shattered Rose (1996) 4. Lord of Midnight (1998) Yazarın kalemini sevdim akıcı ve etkili bir kalemi var..Roman 11.Yüzyıl İngiltere' sinde Norman ve Sakson Savaşının etkilerinin hala daha sürdüğü zamanlarda geçiyor.. Kıtlık,veba,fakirliğin hüküm sürdüğü yıllar..Tam bir orta çağ Avrupası İngilteresi..Yazar dönemi iyi anlatmış olduğu gibi..Tarihin ayrıntıları ilede kitabı boğmamış..Vermek istediğini çok güzel aktarmış bence..Kitabın konusunu kısaca değineceğim.. Madeilene kilisede rahibe olmak üzre iken Baba ve ağabeyinin savaşta ani ölümü üzere malikenesinin yönetimi kral tarafında teyze ve eniştesine verilmiştir..Ama eniştesinin zalimliği ve kötü yönetimi yüzünden malikanede işler hiç de iyi gitmemektedir....Eniştesinin zalimliğine daha fazla dayanamaz ve sonunda kararını verir .Evlenmeden malikanesine sahip çıkamamaktadır öyleyse evlenip malikanesini eniştesinin gazabından kurtaracaktır... Krala kendisine yardım etmesi için gizlice mektup yazar ..Kralın yardımı gecikmez ona evlenmesi için 3 genç adam önerir..Odo,Stephen ve Aimery bu üç genç adam içinden Aimery'den etkilenir onu göl kenarında yüzerken gördüğü bir yakışıklı genç adamı hatırlatmaktadır kendisine...Aimery aslında Altın Geyik denilen bir kahramandır aynı karaman ise İngilizler arasında da kanun kaçağıdır..Bu yüzden Aimery ise Madeleine ile evlenmek istememektedir ve Medeleine'nin zalim olduğu ve küçük çoçukları kırbaçlattırdığı yönünde dedikodulara da inanmıştır..Aimery'nin kendisi ile evlenmek istememsei yüzünden başka bir adayı tercih etmek üzer iken hiç beklemediği bir anda tanıklık edeceği bir olay herşeyi bir anda değiştirecektir.. Birbirlerinden böylesine etkilenen çift Yanlış anlamalar,güvensizlikler yönünden birbirlerini epeyce hırpalayacaklardır..Özellikle Madeleine'nin eşini seçtiği sahne çok güzeld...Bazı sahnelerde epeyce sinirlendim..Ama yazar ikilinin arasındaki aşk ve tutkuyu güzel vermişti..Çok etkileyici bir kitaptı.. Hala daha okumadıysanız kaçırılmaması gereken bir kitap bence..Artemis Yayınlarından beklentim bu serinin arasını fazla açmamalarıdır!!..
Baskı: Ölüm Tanığı (Eve Dallas, #10)
Nora Roberts Ölüm Tanıgı bitti. Serinin bence en güzel hikayelerinden di. Bastan sona kadar büyük bir zevk ile okudum. Eve ve Roarke tiyatroda Roarke'in yapimciligini yaptıgi Beklenmeyen Sahit isimli ölümsüz oyunu seyrederken oyunun aktörlerinden Richard Draco yüzlerce seyircinin önünde kalbinden bıçaklanarak öldürülür. Eve yaptıgi araştırmada maktülü seven kimsenin olmadıgı gibi oyunda görev yapan tüm oyuncularin onu öldürmek icin sebebinin olmasi ve kadınları diledigi gibi kullanan insanları hayatını mahveden sadıst ruhlu bir adam oldugunu farketmesi Eve icin zor olmayacaktir. Davayı incelerken cocukluguna dönmek zorunda da kalacaktir. Bu zor zamanlarin da en büyük destekçisi ve koruyucusu hayatinin aşkı,kocası Roarke olacaktir. Olaylari incelerken farkettigi sey kendisinin aşklarına pek bir şey vermezken verici tarafin hep kocasi olmasıdır. O yüzden kendisi de evliliğine bir seyler vermege karar verip kolları sıvadigi sahne cok güzeldi.Romanın sonların da şok edici sahneler,okuyucuyu ters köşeye yatırıyordu. Tek kelime ile harika bir romandı tavsiye ederim.
Baskı: Yarına Dokunmak
Romanı ilk elime aldığımda bu kadar etkili bir kalem ile karşılaşacağımı düşünmezdim..Bu roman beni çok etkiledi..Sağlığımın değerini bilmem gerektiğini hatırlattı bana..Roman daki genç kız yani Destina daha 17 yaşında ama küçük yaşdan ber belinde oluşan lipom yüzünden hayatı kabusa dönüşmüş..Çektiği acılar gördüğü halisünasyonlar yüzünden,yaşadıklarının gerçek mi? Rüyamı olduğunu artık karıştımış durumda.. Hastane koridorlarında bulduğunu sandığı bir aşk..Öyle bir aşk ki onu hayata bağlaması ona aşık olması..Aşık olduğu genç adam da kumral bal gözlü bir doktor..O kadar güzel bir aşk yaşıyorlar ki..Masum,sevecen,tutkulu rüya gibi..Onunla evleniyor hamile kalıyorve kendisi gibi güzel masmavi gözlü bir kızı oluyor..Sonra aşkını,kocasını, onu bir kazada kaybediyor..Kaybetmenin acısını o kadar güzel anlatmış ki yazarımız satırları okurken birebir yaşıyormuş kadar duygulandım..Ama bir bakıyor ki hepsi rüyamış.... Gördüğü halisinasyonlardaki bal gözlü doktorunu yaşamı boyunca arıyor Destina karşısına çıkan erkeklerde bulduğunu zannederken yanıldığını anlıyor.Tam ümidini keserken karşısına tekrar çıktığını sanıyor...Tam da hayat gibi hani bir şeyden tan umudunuzu kestiğinizde bulursunuz ya işte tam da öyle bir şey.. Tam da sağlığı düzeldiği sandığı anda tekrar bir dizi ameliyat ve tekrar ümitsizlik,çok sevdiği aşkının onu en ihtiyacı olduğu anda sırtını dönmesi..Herşeyin önemsiz olduğu zamanlar..acılar..çok çok güzeldi ...Yaşamımızdaki renkleri,acıları,sevgileri birebir yaşamak istiyorsanız tavsiye ederim..
Baskı: Uzak Saatler
Gotik tarzinda ,gizem sırlar örülmüş bir hikaye idi.. Yazar hikayenin akışını baskarda duragan her sayfada biraz daha merak uyandıran ama kitabin sonuna kadar asla tahmin edemeyecegim bir son ile kurgulamısti. Romanın ilk 2oo sayfasında sıkıldıgimi ıtiraf etmeliyim ama Kate Morton'un tarzıda böyle iste.. Yazarın ençok Saklı Bahçe isimli romanını beğenmiştim..Çünkü o romanda baştan sona kadar olaylar hem daha canlı hem daha hareketli ve çarpıcı olarak aktarılmıştı.. eğer çok hareketli fantastik romanları seviyorsanız bu romandan uzak durun..Ama oya gibi işlenmiş her sayfasında bir şeyler keşfettiğiniz bir gizem,esrar perdesi aralamak istiyorsanız işte bu roman tam da size göre bence.. Konusu kısaca şöyle: Edie Burchill yaşamı boyunca annesi ile istediği gibi yakınlaşamamış sevgilisinde yeni ayrılmış bir genç kadındır..Sevgilisinden ayrıldığını annesine söylememiştir..Ama maddi durumu bozuktur ve bir an önce sevgilisi ile yaşadığı evi boşaltmak zorundadır bu yüzden kendine ev aramya başlamıştır.. Bir de çok sevdiği Rita teyxesi vardır içinden bazen annesi olanın keşke teyzesi olmasını dilediği zamanlar olmuştur..Birgün annesine çok eski arkadaşlarından bir mektup gelir.Annesini darmadağın eden bu mektup onun çok ilgisini çeker bu mektup İkinci Dünya Savaşı zamanında Meredith yani annesi 13 yaşında iken Milderhust Kalesindeki arkadaşından gelmiştir.. Annesi o yıllardan kesinlikle söz etmemekte ama orada bir yıl kaldıktan sonra kesinlikle evine dönmek istemeiş bu da ailesi ile arasının açılmasına sebep olmuştur.. Bir mektup ile başlayan sırlar yumağı Eddie önce teyzesinin annesine ait olan mektupları ona vermesi sonra vir gün yağmurlu bir havada yokunu kaybetmesi sonucu yolunun Milderhust Kalesine düşmesi sonucunda kalenin sahibleri olan üç yaşlı kadın ile tanışır onlar ile gıyaben annesinin mektuplarından tanımıştır.. Bu kalede oturan tuhaf üç yaşlı hanım Eddie'nin küçükken ayıla bayıla okududuğu Çamur Adamın Hikayesi'nin yazarı Raymound Blythe'nin kızlarıdır..Percy,Saffy ve Juniper Blythe bu tuhaf hanımlar ile zoraki geçirdiği zamandan sonra annesinin sakladığı sırlar ve oradaki gizemli olaylar daha da ilgisini çekmeye başlar..Annesi ile arası daha da açılsa da,,Hiç ummadığı anda annesi ile kaendisini çok çok yakınlaştıran olaylar olur.. Çok ilginç sıradışı bir romandı..Kate Morton'un en beligin özelliklerinden biri de bu zaten..Roman gotik mekanda bir Alfred Hitchock filmi gibi ide esrearengiz olaylar ile bezeli idi..Bu tür roman severlere tavsiye ederim...
Baskı: Riverton Malikanesi
Çok değişik bir kurgulaması olan bir romandı,psikolojik,gerilim ve gizem romanlarını sevenler bu kitabı kaçırmasın..
Baskı: Pandora'nın Kızı
Pandora'nın Kızı - İris Johansen Çok beğenerek okuduğum bir roman idi İris Johansen çok beğendiğim yazarlardan oldu..Pandora'nın kızı ile birlikte..İçinde hem gizem,macera,aşk barındıran güzel bir hikayedi..Ama bazı yerlerde bazı kopmalar hissetsemde severek okudum bu romanı... Psişik güçlere sahip olan Megan 27 yaşında dayısı ile yaşayan bir genç kadındır.. 12 yıl önce annesini kaza sonucu kaybetmiştir. En büyük handikapi yapmış olduğu doktorluk mesleğinde kaybettiği hastalarının ölümü onu çok etkilemesidir... Hayatı görünüşte sıradandır..Ama kesinlike öyle değildir..Hastalarından birini ameliyatta kaybettiği günlerden birinde bir trafik kazası geçirirerek ölümden döner..Kazayı normal bir kaza olarak görmek çok zordur çünkü ölüme sürüklenmek istenmiştir.. Bu kazadan sonra hayatı kökten değişecek annesinin ölümü ile ilgili sırlar ortadan kalkacak ve bir zamanlar aşık olduğu ilk aşkı gelip onun hayatına tekrar girecektir..Dayısı bu kişiye Megan'ın tehlikede olduğunu haber verir.. Grady'de kendisi gibi pisişik güçlere sahip olan karizmatik bir erkek olup 12 yıl önce çok yakınlaştığı Megan'ı hiç unutamamış olup onun hayatına tekrar girmek için beklemektedir..Megan'ı beklemesinin romantik bir nedeni de olsada Uluslararası suç örgütünün liderini yakalamak ve ilk çağlardan beri tarihte yer alan pisişik güçlerin aile ağacı olan Defteri Molinodan önce ele geçirmektir..Çok tehlikeli bir sapık olan Molino , Megan gibi psişik güçleri olan kişlerin azılı düşmanı adeta kötülük simgesi uyuşturucudan tecavüze her türlü kötülüğü yapan çeteninde başıdır.. Grady ile karşılaşmak tüm unuttuğu anıların birden canlanmasına sebep olur ve Grady onu geri istiyordur Megan'ın aralarına bir sınır koymasına izin vermeyecektir..Dayısının Molino tarafında vurdurulması ile işler gerçekten arap saçına döner herşey birbirine girer.. Kısaca konusu böyle tavsiye ederim...
Baskı: Bıçak Sırtı
Şimdiye kadar yazarın çoğu eserleri elimde ebook olarak olduğu halde yzarın çoğu kitabını okumadım..Ama hata etmişim..Kitabı elime alır almaz sarıp sarmaladı beni..Bilemiyorum belki ilk Tess kitabı için yanlış seçim olabilir ama hikayey, çok beğendim.. Hem ask,hem cinayet,aksiyon vardı bu hikayede. Meslek kariyerinin en parlak döneminde ameliyatta ölen bir hastası yüzünden Kate''in hayati bir anda kabusa dönüşmüstür. Bu ölümden tek sorumlu kendisi gözükmektedir. Hastanin ailesi hemen bir avukat tutar en iyi avukatlardan özellikle doktorlarin kötü rüyasi olan David Ransom''un kariyerini hata yapan doktorlar ile yapmistir.Ama bu ikili karsilastiklari anda ortaya cıkan kivilcimlar hiç de hayra alemet degildir. İkilinin korkularını hissettiklerini yazar çok güzel anlatmış.. Kate ile David'in ilk karşılaştıkları sahnede Kate'in çaresizliğini kendim yaşamış kadar hissettim..Yazarın polisiyedeki iddiası ve ustalığı zaten tartışılamaz ama romantik bir aşkı da hikayeye ekleyip kurgulaması harikaydı..Bu romanımda Tess Gerritsen imzalı ömrümün sonuna kadar saklayacağım bu kitabı ve sıraya yazarın diğer eserlerini de koyacağım.. Romanin kurgusu,anlatimi mükemmeldi tavsiye ederim. "
Baskı: Günahkar (MacKinnon’s Rangers #2)
Günahkar(untimed)Pamela Clare Günahkar bitti. Morgan MacKinnon ve Amelia Chauvenet'in hikayesini çok begendim. Bu hikaye en az Teslimiyet kadar güzeldi. Ilk kitapta oldugu gibi Lord William Wentword her zamanki gibi MacKinnon kadınlarından uzak duramadisada sonunda dogruyu görerek gerekli hamlesini yapti son anda bir felaketi önledi. Iskoc savascisi bir Mohikan ile Yari Fransiz Kızılderilinin hikayesini çok seveceksiniz kacırmayın derim. 18 YY koloni döneminde geçen hikayemiz kısaca: 1755 döneminin atmosferinde Koloni dönemi Amerika’da yaşayan İskoçyalı 3 kardeşin yiğitliği ve cesaretinin göze çarpması onları hiç sevmedikleri İngilizlerin himayesinde Fransa-Kızılderili –İngiltere savaşında yer alıyorlar. Serinin ilk kitabı Teslimiyet asker olarak başladıkları yeni hayatlarının 3 sene sonrasında Mckinnon savaşçıları ile kazandıkları başarılar gölgesinde ailenin en büyük erkeği İan ‘ın hikayesini okumuştuk... Çıktıkları bir görev sırasında Abeneki kızılderilerinin bir kadına zülüm yaparken rastlaması,görev ve vicdan arasında çatışmasında kadını kurtarmaya karar vermesi ile hayatını baştan aşağı değiştirecek bir maceranın içinde kendini buluyorlar.. Hikaye boyunca İan ve Annie'nin hikayesinde aşk,tutkuyu yazar çok güzel vermişti ve döneme ait olay ve ayrıntıları kurgulaması bence harikaydı..Teslimiyete başlamadan önce bu kadar iyi bir hikaye okuyacağımı sanmıyordum ..Hikayeyi okuduktan sonra diyebilirim ki uzun zaman etkisinde kalmıştım.. MacKinnon Rangers Serisinin ikinci kitabına da başlarken bu kadar başarılı bir romandan sonra açıkçası Günahkarıın o kadar da başarılı olamayabileceğini düşünsem de satırlar ilerlemeye başladıkça bu korkumun yersiz olduğunu farkettim ki Günahkar'da beni içine çekiverdi hikaye olarak.. Günahkar Serinin ikinci kitabında İan’ın yerine geçen ortanca kardeş Morgan Mckinnon ve yarı Fransız yarı Abenekeli kızıldereli Amelia’nın hikayesi . Morgan’ın rutin bir devriye sırasında adamlarından birinin hayatını kurtarmaya çalışırken ağır yaralanarak Fransızlara esir düşüyor. Kale kumandanı Bourlaumague Morgan'ın konuşmasını umarak onun ölmemesi için bakımına ayrı bir özen ihtimam gösteriyor..Onun bakının Yarı Abeneki yarı Fransız Kanı taşıyan ve babasının ölümünü İngilizleri ve Morganın ailesini suçlayan Amelia üstleniyor.. Esaret çemberinde Morgan'ın tek amacı vardır sevdikleini ve ailesini korumak onlara geri dönmek ki bu nedenle hayatının kumarını oynamaya başlıyor.. İki tarafında korkular,tereddütlerini yazar çok güzel ifade etmiş..Amelia ve Morgan kalplerine söz geçirmeye çalışırken bir taraftan da Morgan kale kumandanın güvenini kazanarak sözüm ona kardeşlerine ve takım arkadaşlarına karşı casusluk yaparken de Amelia'nın çekimine,güzelliğine daha fazla karşı koyamasa da ondan uzak durmaya çalışır Ama bunda pek başarılı olamaz.Her geçem gün ondan daha çok etkilenmeye başlar.. Onunla daha fazla birlikte olabilmek için ana dili gibi bildiği birkaç dilde olan Fransızca'yı öğretmesini ister bundan böyle ikili arasındaki tutku daha fazla alevlenir.. Morgan kalbine hükmetmeye çalıştıkça Amelia'ya karşı daha da çekilir...Her ne kadar amacı kaleden kaçıp ailesine kavuşmak olan Morgan kalbine de söz geçirememesi Amelia'nın Morgan'ı kendi saflarına çekmeye çalışması onu casusluk yaparken yakaladığı halde komutana bir şey söylemeden onu korumaya çalışması..Onu anlamaya çalışması çok güzeldi..İkili arasındaki aşk ve tutkuyu yazar çok doğal vermişti..ikili arasında baştan itibaren çok tabii gelen bri bağlılık mevcuttu..Tek kelime ile büyülü bir aşk hikayesi idi ki bence yazarın harika bir anlatımı var..Tarihi detaylar,ikili arasındaki büyülü aşlı muhteşem anlatmış ....Bence bu güzel hikayeyi kaçırmayın.. Bir dipnot: Lord William'a yazarın bir lady ayarlamasını diliyorum çünkü bu adamcağızın MacKinnon kadınlarına karşı olan zaafı gün geçtikçe de büyüyorsa da Lordumuz gün geçtikçe kafa yapısı ve farklı olaracak bir şekilde kalbinin atmaya başladığını hissetmemi sağlıyor... Yazar bence serinin 4.kitabını yazacaksa Lord William hakkında yazmalı..bu sıradışı soylunun hikayesini okumayı çok isterim.. Serinin 3.Kitabı Defiant 2012 Haziran veya Temmuz ayında Amerika’da yayınlanması planlanıyormuş... Şu an için yazarın sayfasında verilen bilgilere göre McKinnon kardeşlerin en küçüğü Connor ile Lord William‘ın yeğeni Sarah Woodwille hikayesi bizlerle olacakmış... Şimdi Koridor Yayınlarından tek dileğim dünya ile aynı anda kitabı okuyabilmek..Umarız bu 3.hikayeye de bir an önce kavuşuruz..
Baskı: Şehvetin Esiri (Notorious, #4)
Şehvetin Esiri-Nicole Jordan Serinin bence en güzel kitabı idi hem duygusallığı hem de tutku yogunluğu harikaydı..Kitabın sonuna doğru çok duygulandım gözyaşlarımı tutamadığım sahneleri oldu.. Romandaki aşk serinin diğer hikayeleri gibi yoğun tutku içeriyordu..Serinin ilk kitabı Ahlaksız Teklif sansürlü olduğu halde serinin en çok sevdiğim hikayesi olmuştu..Tutke Mevsimini ve Arzunun Kıyısında nu hikayeleri çok beğensemde nedense ilk kitap bende daha çok iz bıraktı derken gelelim Şehvetin Esiri (Ectasy)'ye.. Raven Nicholas Sabine'in üvey kızkardeşi idi..Annesinin evlilik dışı bir çocuğu idi Raven..Toplum tarafında dışlanmış olan annesini ailesi redetmişti adının temizlenmesi için istemediği evliliğe zorlanmış mutsuz bir kadındı..Tek dileği kızının kendisinin yaptığı hatalara düşmemesi soylu bir asilzade ile evlenmesi idi..Bu temenni onda takıntı haline gelmiş ölüm döşeğinde kızına yemin ettirmişti... Raven'in çocukluğuda ruhunu yaralayan hatıralarla doluydu..Üvey babası yalnız olduklarında ona evlilik dışı olduğunu hissettirmek için aşağılayıp hor görüyordu..İşte bu yaşadıkları yüzünden Raven artık saygı görmek ve annesinin son arzusunu yerine getirmek için nişanlı bulunduğu Dük ile evlenmek üzereydi ve bu planların kimse tarafından bozulmasına izin vermeyecekti ama ona sapkınca aşık olan Sean Lesseter'i hesaba katmamıştı..Onu elde etmek isteyen Sean iyice azıtarak onu kaçırıp tacavüz etmek üzeryken ağabeyi Kell Lesseter tarafından durdurulur ama skandalın patlamasına engel olamaz.. Sean ve Kell İrlandalı bir annenin çocukları olup babaları öldükten sonra velayetleri zorla annalerinn elinden amcaları tarafından alınıp anneleri öldükten sonra da onlar üzerinde söz sahibi kişi olmuştur.. Ama macalarının acımasızlığı ve sapkınlığı özellikle Sean'ın ruhunda büyük yaralar açmıştır... Kısaca hemRaven'in hem de Kell'in çocukluğu ruhlarında derin izler bırakacak şekilde geçmiştir.. Patlak veren bu skandaldan sonra Raven'in onuru ve namusu tamir edilemeyecek şekilde lekelenmiştir..Bunun üzerine Kell Raven'in onurunu kurtarmak için ona evlenme teklif eder..Bu görünüşte formalite evliliği olsada sonucunda tamamlanmsaı gereken bir evlliliktir..Raven'in seçim yapacak lüksü yoktur ama en büyük handikapi ise Kell'in hayallarinde aşık olup seviştiği korsan sevgilisine çok benzemesidir.. Bu romanın ortalarına kadar serinin diğer kitaplarına benzetsemde sonradan müthiş bir şekilde bu hikayeden zevk aldım..İki yaralı ruhun üzüntüleri,yalnızlıkları,bir çocuğun maruz kaldığı şiddete,cinsel istismar yüzünden ruhunun nasıl sakatlandığını yazar çok çarpıcı bir şekilde işlemişti..Bir ağabeyin kardeşini kurtarma çabaları kendini birine ait olam hissi mükemmeldi..Tek kelime ile serinin en güzel kitabıydı..Tavsiye ederim...
Baskı: Yasaklı Gelin (MacEgan Brothers, #2)
Haika bir romandı baştan sona kadar okurken elimden bırakamadım.. Klanın geleceği için yapmak zorunda kaldığı evlilik Patrick'e göre bir şey değildi ama yapılması zorunluydu..Klan'ın üstüne yüklediği sorumluğu taşımak kolay değildi..O yüzden ağabeyinin ve halkının ölümüne sebep olan düşmanının kızı ile evlenmek zorundaydı.. Halkının çektiği acıların dinmesi ve toparlanabilmeleri için İsabel de Godres ile evlendi.. hiç bir şey istediği gibi olmayacaktı ki bunlardan biri İsabel'den her geçen gün daha da etkilenmek idi.. İsabel ise hiç tanımadığı bu adam ile pazarlık konusu edilerek babası tarafından bir mal gibi verilmişti..Ona sorulmamıştı bile..Evlendiği adam da onu istemiyor du..Her şey kağıt üzerinde olacaktı ve sonra evlilik iptal edilecekti.. Olaylar öylesine karıştı ki ne olacağını bilemez hale geldiklerinde birbirlerinden başka önemli bir şey yoktu ikisi de.. Aşk,ihanet,acıyı yazar çok güzel harmanlayıp aktarmıştı..Tavsiye edrim..Serinin ilk kitabı Yasak Tutkulardan çok daha güzeldi..
Baskı: Güzel Tehlike (Gece Hikayeleri, #5)
Bu ayki Harlequin Star of Romance sayısındaki Nora Roberts'in Güzel Tehlike isimli macerasini cok begendim. Daha önceki maceralarin kahramanlarından Body Fletcher'in kızi Allison Fletcher'in hikayesi idi.O da babasi gibi polislik meslegini secmisti. Seçkin semtlerdeki evlerde hirsızlik yapan bir çetenin pesine düşmüstü. Cete mekan olarak Jonah Blackhawk'ın barında pusuya yatıyordu. Bu olayda Jonah'ın işbirligi gerekiyordu. Jonah geçmışte sokak çocugu iken Body Fldtcher'in büyük yardımini görmüstü. Bu hirsızlık olayinin çözümü için Allison ve Jonah birlikte çalışmaya basladılar. Ikiside birbirlerinden cok etkilendiler. Allison'un başı eski sevgilisi ile dertteydi de. Olaylar bir anda hızlanmaya başlamisti. Bir anda izini sürdügü hirsizlik olayinın cinayete kadar uzanmasi, Eski sevgilinin tacizlerini ilertletmesi Ally ve Jonah'in birbirlerini bir mıknatis gibi çekmesi cok güzeldi. Harika bir maceraydi tavsiye ederim.
Baskı: Bunu Sen İstedin!
Çocuk da Yaparım Kariyerde nin devamı olan bu macerayı çok sevdim:))..Burada da Aslı-Hakan,Ahu-Can olaylı çiftimiz Sibel ve Baran vardı.. Hikayemiz bu sefer Sibel ve Baran'ın düğünün de başlıyordu yine bir olay ile tabii ki..Sibel,Baran'ın bekarlığa veda partisindeki kaçamağının acısını çıkartmak istiyordu ve tam da düğün gününde evlenmekten vazgeçmişti..Baran her zaman ki gibi maçoluğu ile sorunu çözmüştü ama ufukta çok büyük olaylar vardı onlar için..Belki de suların durulması için bu gerekiyordu da ... Ahu ile Can geçmişte ayrılığın ucundan dönmeleri , evlenmeleri ve Ahu'nun tekrar hamile kalması ile bebek heyecanı yaşıyorlardı..Ahu'nun kariyerini bir kenara bırakarak Can ile evlenmesi ama hala daha evde olmaya alışamaması en ufak bir olayda işe geri dönmeye uğraşması çok eğlenceliydi..Özellikle Can'ın yeni bayan eleman alması ile Ahu iyice huzursuz olmuştu.. Benim gözde çiftim Aslı ile Hakan cephesinde ise ilişkileri gün geçtikçe ciddiye doğru yol alıyordu..İki aşık birbirlerine her geçen daha da bağlansalar Aslı'nın kompleksleri Hakan'ın annesinin onu bir türlü kabul edememesi,Hakan'ın eski eşinin gölge gibi onları takip etmesi.Aslı'nın korkularını daha da tetikliyordu..Bir de hikayemizde yeni bir çift de ortaya çıkıyordu Nazlı ve Kadir...Onların hikayesi ise tamamen rastlantı ama çok da hızlı bir şekilde başlıyordu.. Kısaca maceranın bu bölümünde özellikle Sibel ve Baran çifti çok büyük olaylar ile sınanan evliliklerinde Sibel ne kadar modern ise Baran'ın da o kadar gelenekçi bir aşiret olan aileden gelmesi birbirlerini ne kadar severlerse sevsinler hala olaylar ile dolu evliliklerinin çalkantılı günlerinde çiftin geçtiği sınavı sanki kendim birebir yaşamış gibi hissettim...Çok büyük bir keyif alarak okudum... Devamını bir an önce okumak istiyorum..Bu güzel romantik komediyi tavsiye ederim..
Baskı: Çocuk Da Yapamadım Kariyer De
Çocuk da Yaparım Kariyer de..Vefa Enver.. Yazarın daha önce internette yayınlanan ekitaplarını okumuştum ve çok beğenmiştim.. Çocuk da Yaparım Kariyer de romanının büyük bir zevk ile okudum..Kimi zaman şaşkınlık,üzüntü,kahkaha ile harmanlanmış sıcak sempatik bir hikaye idi.. Otuzlu yaşlarda ki Üç genç kızın iş özel hayatlarındaki med -cezirleri yazar sımsıcak aktarmıştı bize.. Aslı,Ahu,Sibel birbirinden farklı üç genç kız üçünün de sevgilisi sevgililerinden beklentileri kariyerleri ile ilgili sıkıntılarını çok esprili bir şekilde anlatmıştı yazar.. Aslı içlerinde en duygusalı iSibel en çapkını,Ahu en hesaplı ve detaycı olanı üçününde korkuları ümitleri hayalkırıklıkları..Bazen kahkahalarımı tutamadım bazen onlar gibi üzüldüm.. Aslı ne yapsa sevgilisi Metin ile ilişkisini oturtamaması,Sibelin devamlı elde edemediği bir erkeklere karşı olan ilgisi deyim yerinde isie ona tam da uygun olmayan sahiplenici Barana takılması,Ahu'nun ise üç yıldır birlikte olduğu Can ile olan ilişkisinde devamlı kariyerini ve başka şeyleri önde tutması.gelgitleri çok etkileyici idi..Ben bu genç kadınların hikayesini çok sevdim tavsiye ederim..
Baskı: Aşk Kölesi (The Dark-Hunterverse, #0.5)
Trakyalı Kyrain'dan Sonra Makedonyali Julian'ın macerasınida okudum. Julian daha duygusal idi. Kyrian'in macerasi daha hareketli daha aksiyon dolu idi. Aşk Kölesinde aski tam anlami ile hissettiriyordu. Hikayeyi çok begendim. Kenyon favori yazarimdi bu degişmedi iyice pekisti. .. Yazar iki yaralı kalbi çok manidar bir şekilde birleştirmesi..Harika idi.. Yazarın ilk okuduğum Trakyalı Kyrain'in hikayesinden daha sıcak buldum ki Aşk Kölesi bir yarı Tanrı'nın Seks terapisti neredeyse sıfır tecrübeli Grace'in hikayesi içinde yakışan buydu sanırım... Kısaca konusu : Makedonyalı Julian Ünlü Roma'yı bile arkadaşı Trakyalı Kyrian ile dize getirmiş bir komutandır..İşinde ne kadar başarılı ise özel yaşamında pek de mutlu olmayı başaramamıştı.Kendisi yaşamı boyunca birileri tarafından sevilmeyi önemsenmeyi istemiştir..Sevginin sevilmenin ne demek olduğunu ne ailesinden,kardeşlerinden,ne arkadaşlarından bulmuştur (Trakyalı Kyrian dışında)Bir kadın tarafından da hiç sevilmemiş yalnızca kullanılmıştır..Kardeşi gibi sevdiği arkadaşının karısını bir dizi hile ile sahip olmayı da bu yüzden seçmiştir..Ama bu kadından ne kadar çocukları da olsa aralarında tam anlamı ile sevgi olamaması onu çocuklarına daha düşkün olmasına yol açmıştır.. Ama her şeyin ortaya çıkması ile Julian için sonun başlangıcı olmuş ve sonunda lanetlenerek bir kiatba seks kölesi olarak hapsedilmiştir..Buraya kardeşi tarafından hapsedilirken bile ailesinden kimsenin ona yardım etmemesi özellikle Annesi Afrodit'in tutumu çok duygusuz sevgisiz gibi geldi bana..Bu kiatpta Julian tam tamına ikibin senedir hapistir..Onu çağıran kadınlara yatakta bir ay hizmet ederek tekrar kitaba geri dönmektedir..Yaklaşık neredeyse iki yüz yıldır çağırılmamaktadır..B u hizmetlerinde kendini memnun etmesi söz konusu değildir..Amaç kadınlara hizmet etmektir..Bu zaman içinde ne olduğunu kim olduğunu sorgulamamak da işine gelmiştir!!..Taa ki Grace'in karşısına çıkıncaya kadar.. Grace cinsellikle tüm bilgileri neredeyse teoriktir..Erkeklerle ilişkiye girememektedir.. Arkadaşının bu sorununa kökten çözüm bulmak yarı çingene olan arkadaşı Selena'yı harekete geçirmiş bu bir mumya müzesindeki sahaftan bulduğu kitabın Grace'e çare olacağını düşünmüş ve doğum gününde ona hediye etmeye karar vermiştir...Julian'in ismini üç kere söylediğinde Julian kitaptan çıkıp Grace'e hizmetlerini sunacaktır!! İşte Julian'ın ortaya çıktığı sahne harika idi..Salonun ortasında ışıklar içinde çırılçıplak Adonis gibi bir erkeği düşünebilyor musunuz?? Yazar işte burayı harika bir şekilde vermişti.. Grace ile Julian'ın karşılaşmaları birbirlerine alışmaya çalışmaları harika idi..Julian Grace'in kendisine diğer kadınlar gibi davranacağını beklerken ona bir insan bir arkadaş gibi davranması ikilinin zamanla gelişen arkadaşlıkları birbirlerine kimseye anlatamadıkları duygularını anlatmaları,yakınlaşmaları çok güzeldi..Bu yakınlaşma sonunda aralarında gelişen o olağan üstü aşk.birbirlerine çare olmaları olağan üstü idi..Kısaca okudukça hikayeye daha da bağlanıp sevdim.. Harika bir romandı İşin açığı Gece Yaşayanlar'dan ben daha çok sevdim bu macerayı..Tavsiye ederim...
Baskı: Maskeli Balo (Warenne Dynasty, #5)
Maskeli Balo-Brenda Joyce Sanırım yeni favori yazarımı buldum ki, Brenda Joyce ile tanıştığım için çok ama çok mutluyum..Kimi beni bu yakıştırmamı abartılı bulabilir ama sanırım yeni bir historical kraliçesi ile karşı karşıyayız..Özellikle arka arkaya Bir Avuç Aşk son olarak da Maskeli Balo'yu okuduktan sonra bu yazar için Pegasus Yayınlarının kapısını çok aşındırırım gibi gözüküyor.. Bu nasıl bir yazar ki Devlin O'Neil'den tüm benliği ile okuyucuyu nefret ettirirken Tyrell de Warren'e hayran bıraktırabiliyor okuyucuyu..O ne duygu sağanağı öyle okurken çoğu sahnesinde hem Lizzie hem de Tyrell'in duygularını birebir hissettim...Kitabı elimden bırakamadım..İlk romandan daha çok sevdim çünkü ilk romanda okurken bu birebir hissetmemden dolayı ki kitabı fırlatıp atmak gelmişti içimden..Ama burada Maskeli Balo'da her şey masal gibiydi..olağanüstü idi..Hala okumayan varsa çok şey kaçırıyor Brenda Joyce'ı Azıcık konusuna gelince: Her genç kızn gözünde bir kahrama hayallerinin prensi vardır günümüzde bile Elizabeth Anne Fitzgerald'ın hayallerinin prensi Tyrell de Warren idi..Tyrell onu gölden kurtardığında 10 yaşında tombul bir küçük kızdı sen prens misin? Diye de sormuştu ona üstelik..Elizabeth'in kalbi sonsuza kadar Tyrell'e mühürlendi o gün..Ne oldusa bu değişmedi.. Üç kız kardeşlerdi Lizzie içlerinde en küçükleriydi ve en duygusal olanı..Ama en güzelleri değildi..En güzelleri Anna idi ama en bencil ve en şımarık olanları en ahlaksız ve sorumsuz olanı.. Lizzie'nin katıldığı ilk Maskeli Balo'da yıllarca deliler gibi aşık olduğu Tyrell'den bulışma teklifi alması onu şaşkına çevirmişti.Ama ablası Anna üstüne içki döktüğünde eve geri gitmemek için Anna'dan kostümünü istemişti..Onun yerine geçmesini değil elbette..Anna kelimenin tam anlamı ile bunu yapmıştı..O gece Anna bir anlık zevki için yalnız kendinin değil tüm ailenin kaderini değiştirdirdiği gibi bu olaydan en az zarar da o gördü...Lizzie ise bu olay sayesinde aşağılanıp düşmüş bir kadın olacaktı ki ...Altın çamura da düşse altındır atasözünü doğrular nitelikte idi Lizzie.. Tyrell için ise olay daha değişikti..Tam tamına Ana cadde de onu araba kazasında hayatını kurtardığı andan beri aşık olduğu bu kadın maskeli balo gecesinden sonra ondan kaçmış onu görememişti ki..İki senedir arayıp duruyordu Lizzie'yi sonunda ondan kaçıp giden kadını tekrar bulmuştu...Ama bu kadın bir çocukları olduğunu iddia ediyordu.. Onu tekrar gördüğünde başka şey düşünmez oldu o çocuk onun olmasada kabul etti..Yeter ki bir daha onu kaybetmesin hep yanında olsundu.. Harika olağan üstü bir duygu sağanağı vardı romanın sonunda çok duygulandım etkilendim..Umarım yeni romanını okumak için yazarın çok fazla beklemeyiz..
Baskı: Bir Avuç Aşk (Warenne Dynasty, #4)
Bir Avuç Aşk-Brenada Joyce Papaza kızıp oruç bozmak benim tam olarak yaptığım buydu..Mükemmel bir yazar harika bir roman..Sanırım Judith Mcnaught'un yeni kitaplarına duyduğum özlemi bu yazar ile biraz olsun dindirebileceğim..Bu ara ard arda nefret ve intikam temasını işleyen romanlar okuyorum...Çok da büyük keyif alıyorum... Ama şimdiye kadar nadir olarak kitabı fırlatıp atma duygusuna kapılmışımdır..Devlin O'Neil bu adamdan hem nefret ettim hemde haline içim parçalandı..Çünkü On yaşındaki bir çocuğun tanık olduğu katliam onu hayatı boyunca tahat bırakmayacaktı elbet..Ruhunu derinden yaralayacaktı hatta öldürecekti..Ruhunu bu olay öldürdü de o çocuk tanık olduğu cinayetten sonra asla eskisi gibi olamadı... Virginia Hughes Amerikalı Ladyler okuluna giden bir genç kız..Okulda olmaktan kurallara bağlı kalmaktan nefret ediyor...Tek amacı anne ve babasını kaybettikten sonra amcası Kont Eastleigh Hughes 'un onayı ile evi Yaban Gülüne geri dönmekti..Ama amcası yıllardır Devlin O'neill sayesinde serveti hızla eriyordu..Oonu kıskacı altındaydı..Bu iki adamın amansız çekişmesi ve rekabetinden olan Virginia'ya olacaktır..Çünkü Devlin O'Neil ladyler okulundan kaçaarak İngiltere'ye amcasına gitmeye çalışan Virginia'yı kaçıracak onun için fidye isteyecektir..Ama planlar çoğunlukla bozulur..Devlin'in planlarını Virginia tam olarak bozamasada onun yıllradır bir buz haline getirdiği kalbine sızmayı başarmıştır..Bundan sonrası ikili arasında tam bir savaştır.. Devlin'in acımasızlığı Virginia'nın affediciliği sevgisi ile Devlin'i bu intikam cenderesinden kurtarma savaşı ve Virginia sayesinde ruhunun huzur bulması okunmaya değer..Harika bir roman..Çok geç kaldım ben bu romana..Ama okurken büyük bir keyif aldım..Ama bir ara fırlatı atmamak için de kendimi çok zor tuttum..Hala içinizde benim gibi bu romanı geciktirenler varsa artık beklemesin bence..Bu serinin ve bu yazarın takipçisi olacağım!!.. de Warenne Dynasty Serisi: 1-The Conqueror 2-Promise Of The Rose 3-The Game 4-The Prize (Bir Avuç Aşk) 5-The Masquerade(Maskeli Balo) 6-The Stolen Bride 7-A Lady At Last 8-The Perfect Bride 9-A Dangerous Love 10-An Impossible Attraction 11-The Promise
Baskı: Kara Altın (Dark, #3)
Kara Altin harikaydi su ana kadar serideki bence en güzel kitapti. Aidan ve Alexandria'nin macerasini soluksuz okudum. Alex'in tipik günümüz kadinlarina özgü özgürlük inadi,dik kafaliligi Aidan'i zaman zaman yorsada engin sabri ile gerilimli anlarini risksiz en az zarar görerek kapatmalarina sevindim dogrusu. Serinin en kadim üyesi Grogori'nin yardimi ile zor günlerini hasarsiz ve dahada güçlenerek atlatmalari cok özeldi.Gelecek maceramizin kahramaninin hikayesini bir an önce okumak istiyorum. Yazarin tanimlayip tarif ettigi aski okurken yüregim hopladi. En iyi historical romanlarda bulabileceginiz aski fantastik bir romanda bulmak harika oluyor. Aidan'in Alex'e ihtiyacini onun karanliklara gömülmesi arasinda kalan incecik çizgiyi. Alexandre'nin tekrar insan olmak icin çabaladigi nafile çabalar,kalbinin kabul ettigi aklinin kabul etmedigi aralarindaki bagi. Yazar hikayeye cok güzel aktarmisti. Hikayenin sonlarinda ortayd çıkan Gregorı'nin içinde oldugu karanligi görMek hissetmek,sevdigi icin bir ev insa etmege gelmesi,sevdigine kavusmak icin ona verdigi özgürlügü görünce carpildim diyebilirim.