
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)
Bana Sevdiğini Söyle-Elizabeth Hoyt Legend of The Four Soldiers Serisinin ikinci kitabı.. To Seduce a Sinner(Bana Sevdiğini Söyle) Ahhh Elizabeth Hoyt beni yine büyüledi..Serinin ilk kitabı kadar hem de...Yine muhteşem bir çeviri kapak Orijinal tam istediğim gibi..okurken deyim yerinde ise zevkten dört köşe oldum...Demek olabiliyormuş:)) İlk kitapta Lord Vale Lady Emeline tarafından Samuel Hartley ile evlenebilmek için onunla evlenmekten vazgeçmiş vee onunla Amerika'ya gitmeyi kabul etmişti..Emeline'in dostı,arkadaşı Melisande Fleming'i kitabı okuyanlar hatırlar.. Sanırım Melisande kadar gizemli ve sır dolu bir kadına zamanımızda da zor rastlanır..Kendisini kahverenginin değişik tonlarına kapatmış 28 yaşında başından hoş olmayan bir nişanlılık geçmiş kadındı...Ama kimse onun aslında ne hissettiğini,istediğini bilmiyordu..Kendisini herkese,her şeye kapatrmıştı..Çektiği acıları da içine gömmüştü..Terkedilmenin yakıcı acısını herkesten saklamıştı..Dostu sırdaşı Lady Emeline'den bile...Ama onunda sonunda patladığı zamanlar oluyordu..Lord Jasper Vale yine evliliğin ucundayken terkedilmişti..Hem de bir papaz için...Bu Melisande için son damla idi..Yeni terkedilen çiçeği burnundaki damadı yıllardan beri deyim yerinde ise umutsuzca seviyordu.. Son kez evleneceği gün terkedilen Lord Vale'nin karşısına dikillip ona evlenme teklifi etti..Jasper ise soyunun devamı için evlenmesi gerekiyordu..Bu teklife çok şaşırsa bile her zamanki pratikliği ile evliliğin gerçek bir evlilik olup olmayacağını sordu sadece..Gerisi onu ilgilendirmiyordu..Bu sade gösterişsiz kişiliksiz can sıkıcı kadın ile diğerlerinde de olduğu gibi hiç bir ortak noktası olamazdı zaten..Ve kabul etti..Evlendiler... Evlilikleri sıradışıydı...Ama iki tarafta çok yaralı idi...Jasper Vale Spinner Falls savaşında deyim yerinde ise ruhunu kaybetmişti...Yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başladılar..Melisande kocasının hiçde duyarsız olmadığını çok acı çeken bir erkek olduğunu öğrendi..Jasper'de karısının o deyim yerinde ise saklandığı teneke kutu içindeki cevherini....Yavaş yavaş birbirlerini keşfedip yaralarına liaç oldular,merhem oldular...Çok güzel anlamlı bir hikaye idi..Elizabeth Hoyt'un alem gücüne yine hayran kaldım.. Bölüm başlarındaki hikayelerede bayıldım yine bu sefer ki hikayemiz Gülen Jack'in hikayesi idi.. Üçüncü hikayemiz İskoçya'ya uzanacak münzevi Dük Allister'in hikayesi..Sanırım yalnızlığı sona erecek zira yanına eşi bulunmaz bir kahya gidiyor...Melisande o işe de el attı...Bu sefer onun ruhu kurtarılacak..Okuyun... Bence Historical türünün en iyi yazarlarından....
Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)
Seninim Maureen Smith Ilk defa okudugum bir yazardi. Cok akıciydi kitap okurken akıyordu. Konusunu cok sevdim unutulmaz Özel Bir Kadin'ın konusuna cok benziyordu. Her satırından büyük bir zevk alarak okudum. Keske kıtabın +18 uyarısı kapakta olabılseydi cünkü oldukca erotik sahneleri vardi. Ama konu geregi bence tam kararında idi yazar iyi bir denge kurmuştu. Ciftin arasindaki cayir cayır yanan seksüel gerilimide,birbirlerine aşık olmalarini,sahiplenmeleri cok iyi işlenmişti. Özellikle romanin erkek karakteri Bay Mükemmel romanindaki erkek karakteri sollayacak bir karakterdi bence. Hicmi kusur olmaz ki.BU karakterde neredeyse hiç kusur yoktu.. Romanin konusuna gelince Lena Eskortluk yapan genc bir kadindır. Hayatta kızkardesi ve büyük babasindan da başka kimsesi yoktur. Bir kaza geciren büyükbabasinin tedavi masraflarini ödeyebilmek icin eskortluğu ek iş olarak yapmaktadir. Asıl meslegi ise bir para bağışlayan bir vakıfin yazarlık işidir.... Gündüz masum gece ise vamp bir kadın rolunü iyi oynamaktadır...Kız kardeşi işvereni ve arkadaşı Zandra dışında kimse bilmemektedir... Ünlü iş adami Roderick Brand'la tanısincaya kadar hicbir müsterisi ile iliskiye girmemistir. Ama bu sefer bu kurali uygulamak zor olacaktir. Karsisindaki erkek öyle sıradan bir adam değildir... Daha onu görür görmez Lena başının dertte olduğunu anlamıştır aslında...Tavsiye ediyorum ama +18 Yaş üstündekilere:))) Yazarı sevdimmm takip edeceğimmm...
Baskı: Günahkar Aşık (Legend of the Four Soldiers, #1)
Dört kitaplık bir serinin ilk kitabı..Çok severek okudum Şimdiye kadar yazarın okuduğum kitaplarının hepsini beğenerek okudum..Günahkar Aşıkda da kural bozulmadı çünkü bu kitabıda çok beğendim..Yazarın belli bir standardı var asla altına düşmüyor..Günahkar Aşık da çeviri mükemmel derecede akıyor idi..Söylememe gerek varmı tabii ki Seden Gürel farkı vardı bu kitapta da ..Ama ta başından beri eleştirdiğim kapağı kitabın tek eksisi idi..Bu kapak ile hem yazar hem hikayeye büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum... Romanın karakterleri tam birbirinin zıddı idi..Okurken çok severek okudum..Karakterlerin içlerindeki hesaplaşmaları yazar çok güzel işlemişti..Spinner Falls savaşı gazisi Samuel Hartley ve bu savaşta oğlan kardeşini kaybeden Leydi Emeline Gordon birbirlerinin tam anlamı ile zıd karakterleri yazar hikayeye güzel adapte ettirmişti.. Samuel yeni dünyayı simgeliyor idi Leydi Emeline ise eski dünyayı ..Samuel'in kızılderili makoseleride romanda oldukça dikkat çekiyordu...Özellikle Lady Emeline'nin.. Samuel Londra'ya birazda Spinner Falls savaşında tüm birliğe ihanet eden kişiyi arıyordu..Onunla hesaplaşmayı planlıyordu..Çünkü yüzlerce siah arkadaşı gözünün önünde hunharca katledilmişti.. Ama Londra'ya gelirken de peşine kız kardeşi Rebecca'nın da takılmasını engelleyememişti..Rebecca'nın sosyetede kendine yer bulmasını sağlamak için şaperonluk yapan Leydi Emeline'den yardım ister ama ikili arasından kelimenin tam anlamı ile kıvılcımlar çakar.. İki tarafında korkuları vardır..Emeline arka arkaya kaybettiği ailesi,eşi son olarak da ağabeyi yüzünden hayatta tek başına kalmış ayakta kalma mücadelesini kazanmış güçlü bir kadındır.. Samuel ise savaşda yaşadıkları yzüzünden hem ruhen hem bedenen yaralanmış bir askerdir..Emeline'i görür görmez ondan çok etkilenmiştir..Başlarda birbirleri ile olan çekişmeleri sonradan tutkulu bir aşka dönüşecektir..Emeline bir daha bağlanmamak ve onu kaybetme korkusu yaşamamak için elinden gelen her türlü engeli ortaya koysa da bu çekimden o da sonunda kaçamayacak hale gelecektir.. Hikayede bölüm başlarında Demir Yürek Masalı da çok güzeldi..Bölüm başlarında onu da severek okudum... Şimdi sıraa Bana Aşkını Söyle'deee.. Hala okumayan varsa Tavsiyemdir!!...
Baskı: Issız Bir Aşkın Kıyısında (Kız Kardeşler #2)
Sayfa6 Yayınları'ndan çıkan Kızkardeşler Serisinin 1.Grace - (Kalbim Evine Döndü) 2.Faith - (Issız Bir Aşkın Kıyısında) Romanlarını okudum..Yayınevini aslında bir seriden ardaarda iki romanı yayınladığı için tebrik etmek istiyorum...Bu uygulama sanırım bir ilk romans grubunda ..Umarım bu uygulamayı diğer yayın evlerimizde uygulamaya başlar... Denane Clark'ı ilk defa okuyorum..Judith McNaugh'tan çok etkilenmiş olsada asla onun kalem gücü yok..Bunu peşinen belirteyim..Ama bu iki kitabı ard arda okuyunca okuma sürecim çok keyifli oldu...Özellikle Issız Bir Aşkın Kıyısında'yı daha çok beğendim kurgulama bakımından.. Kalbim Evine Döndü Judith McNaught'un İçinde Aşk saklı romanından alıntılar olsada yazar sanki sıkılmış gibi Nişanlık sözleşmesini es geçiverdi vee olaylara bir de bir kaçırma macerası ekledi...Bu ilk kitapta Grace Ackeryl ve Kont Travor Caldwell'in hikayesi vardı.. İkinci hikayede ise KIzkardeş Faith Ackeryl ve GAreth Lloyd'un hikayesi idi... İkinci hikayedeki kız kardeş Faith Grace'e nazaran daha içe kapanık,dingin ablası ise daha fevri tabiatlı idi..Ama bu iki genç kızın aşklarındaki gel gitlerin okurken bazen yorulduğumu hissettim.. Yine de Judith McNaught'ubu adar özlemişken okurkenkeyifle okudum.. Serinin Devamını sabırsızlıkla bekliyorum..Özellikle en küçük kızkardeş Mercy'nin Dük Sebastian ile hikayesi çok ilginç olacağa benzer..Yazar umarım yayın evi ile sorunu halleder... Faza beklenti içine girmeden okursanız büyük bir keyif alacağınıza inanıyorum...
Baskı: Kalbim Evine Döndü (Kız Kardeşler #1)
Yayınevini aslında bir seriden ardaarda iki romanı yayınladığı için tebrik etmek istiyorum...Bu uygulama sanırım bir ilk romans grubunda ..Umarım bu uygulamayı diğer yayın evlerimizde uygulamaya başlar... Denane Clark'ı ilk defa okuyorum..Judith McNaugh'tan çok etkilenmiş olsada asla onun kalem gücü yok..Bunu peşinen belirteyim..Ama bu iki kitabı ard arda okuyunca okuma sürecim çok keyifli oldu...Özellikle Issız Bir Aşkın Kıyısında'yı daha çok beğendim kurgulama bakımından.. Kalbim Evine Döndü Judith McNaught'un İçinde Aşk saklı romanından alıntılar olsada yazar sanki sıkılmış gibi Nişanlık sözleşmesini es geçiverdi vee olaylara bir de bir kaçırma macerası ekledi...Bu ilk kitapta Grace Ackeryl ve Kont Travor Caldwell'in hikayesi vardı.. İkinci hikayede ise KIzkardeş Faith Ackeryl ve GAreth Lloyd'un hikayesi idi... İkinci hikayedeki kız kardeş Faith Grace'e nazaran daha içe kapanık,dingin ablası ise daha fevri tabiatlı idi..Ama bu iki genç kızın aşklarındaki gel gitlerin okurken bazen yorulduğumu hissettim.. Yine de Judith McNaught'ubu adar özlemişken okurkenkeyifle okudum.. Faza beklenti içine girmeden okursanız büyük bir keyif alacağınıza inanıyorum...
Baskı: Tenimdeki Mühür (Coin, #1)
Andrea Kane Tenimdeki Mühür Uzun zamandir elimde bulunan kitaplardan di.Keşke öne alip daha önce okusaymisim. Stephanie Laurens,Amanda Quick,Liz Caryle stilini sevenler bu yazara bayılacaklar bence. Bu yazarlardan daha basarili bile buldum Benim fikrim tabii ki. Kitabin edit ve cevirisi cok başarılı idi. Cevirmen gerekli yerlerde notlar düşmüstü. Siyah Inci Yayınlarini bu basarili kitap için kutluyorum ki kapak da cok başarıli idi. Aile sırlari kisisel tutkular yumagi ve cok da güzel bir aşkla süslenmis bir kitapti. Roman birbirlerine tipatip benzeyen ama bir o kadar farkli olan Anastasia ve Brenna Colby'nin hikayesi var bu romanda. Babalarinin birbirlerine adeta düşman olmalarinin ardindaki sir. Büyükbabalarinin ailelerinin gelecegi icin bu iki kıza biri gümüs digeri altin sikkeleri emanet eder. Bu olaydan kisa bir zaman sonra vefat eder. Büyükbabalarinin ölümünden sonra Anastasia'nın babası Henry Colby Amerika'ya ailesini taşir. Amerika'da Anastasia daha özgür ortamda yetisir ve Brenna ile iletişimlerini hic kesmezler. Bu Anastasia'nin anne ve babasini arka arkaya kaybetmesine kadar devam eder. Brenna'nin israrlari ile tekrara vatani Ingiltere'ye döner.Vatanina ve Brenna'ya dönmekten her ne kadar mutlu da olsa ondan Nefret eden amcasinin kurdugu haince planlardan kisa bir zamanda tek basina kurtulamayacagini fark eder. Babasinin kendisine mali vasi olarak atadigi Sheldrake Markisi Damen Lockewood ona yardim etmege hazirdir. Amcasi ise Damen ile kizinin evlenmesini planlamaktadir. Buna engel olacak herseyi ezip gecmekte kararlidir. Ama Anastasia ile Damen'in arasindaki olusan tutkulu yakinlasmadan ise haberi yoktur. Damen'e hem cok kötülesen mali durumunu düzeltmesi icin siddetle ihtiyaci vardir. Ama yegeni ile bu genc adamin yakinlasmasini destekleyen öz kızi Brenna'dan baskasida degildir. O kadar ki kuzeni ile yer degistirerek yardim edecek kadar. Sonunda George Colby hem babasindan hem kardesi Henry'den kalan mirasi elde etmek icin cok daha tehlikeli oyunlari planlamaya başlar. Tavsiyemdir. Bu polisiye,tarihsel kurgu ve tutkulu bir aşk ile harmanlanmis hikayeyi okuyun. Siyah İnci Yayınları'ndan isteğim bu ronaını devamı olan Gümüş Para'yı basmaları...
Baskı: Bana Bir Aşk Borçlusun (Lone Star Sisters #1)
Bu kitabı ilk elime aldığımda çok beklenti içine girmeden okumayı planladım.Ama bu kitabın kapağını açıp da okumaya başladıktan sonra ise muhteşem bir kitap ile karşı karşıya olduğumu gördüm.. Romanın Goodreads Puanı 5/3,94 bence 5/5 olmalıydı..Pegasus Yayınlarına olan kızgınlığım bir nebze olsun dindi bu muhteşem roman ile.. Lone Star Serisinin ilk kitabı bu...Işıldayan serisinden de daha çok sevdim... Lone Star Sisters 1. Under Her Skin (2009)(Bana Bir Aşk Borçlusun) 5/3,94 2. Lip Service (2009) 5/3,84 3. Straight From the Hip (2009) 5/3,98 4. Hot On Her Heels (2009) 5/4,05 5. Wild Hearts (2009) 5/3,53 Seride üç kız kardeş var Lexi Titan en büyükleri dğier kızkardeşlerinden annesi ayrı.Ondan küçük iki kızkardeşi de var..Annesi babası Jed'i terkettikten sonra evlenir ve iki kız kardeşi daha olur.. Skye ve İzzy Titan..İlişkileri her zaman çok sıcak olsa da bazaen Lexi dışlandğını da hisseder.....Romanın ortalarında da babalarının başka kardeşleri ağabeyleri olduğunu öğrenirler... Aşk Romanları severler bu kitaba bayılacaklar bundan eminim...Bir de Seden Gürel'in muhteşem çevirisi de olunca..Okuma zevkim ikiye katlandı..Aile,aşk,çocuk sevgisi ,hırs,tutku üzerine yazılmış Masalımsı bir tadı olan bir romandı.. Romanın ilk sayfalarından itibaren olaylar tüm hızı ile başladı..Özellikle Harlequin Roman severler bu kitaba bayılacaklar bence.. Romandaki Jed Titan gibi bir babası olmasını veya öyle bir erkeğe aşık olmak her kadın için tam bir kabus sanırım.. Lexi Titan en üstteki Titan olmak uğruna küçük bir kız çocuğunun babasına kendisini daha fazla sevdirmesi de vardı..Ona kendini kabul ettirmesi de..Lexi üniversite yıllarında atıldığı hayatının en büyük macerasını Cruz Rodrigez ile yaşamıştı..Her şey birden oluvermişti..Ona çok doğru da gelmişti...Ama ertesi gecenin sabahında horlanmayı küçük düşürülmeyi beklemyordu tabii ki.Bu ilk deneyim onun ruhunda derin izler bırakacaktı..Cruz'dan sonra asla kendini öyle kaptırmadı..Ama kimse ile de öylesini yaşayamadı.. Babası ile çalışmamak için kurduğu Spa şirketinin ilk yıllarında aldığı kredi ile ilgili sorun çıkmasını hiç de beklemiyordu..Çok aci İki Milyon Dolara ihtiyacı vardı..Bunu üç hafta gibi bir zaman diliminde bulması gerekiyordu.. Buldu da...Cruz Rodrigez'den on yıl öncesinin deyim yerinde ise hergelesi çok zengin bir adam olmuştu..Şimde daha da büyük zirveye oynuyordu hedefine ulaşmak için is Lexi'ye ihtiyacı vardı..Bunun için İki Milyon'u ona ödemeyi teklif etti karşılığında altı ay nişanlı kalacaklar,aynı evi,aynı yatağı paylaşaaklardı...Bu korkunç bir teklifti.aynı derecede çok cezbedici...Çünkü Cruz'un sevgilisi olmak demek ateşle kavrulmak demekti....Bundan hem korkuyor hemde çok istiyordu....Cruz Rodrigez ise gençlği büyük bir acılar içinde geçmiş deyim yerinde ise 18 yaşına kadar var olma mücadelesi vermiş bir adamdı..Onun en zayıf yanı annesi idi..En sevdiği de ..Sevme ona göre insanı acizletiyordu..Bunun için aşıkolmak planlarında yoktu...O planı tasarlar ve uygulardı... Tavsiye ederim okuyunnnn....
Baskı: Özgürlüğe Koşanlar
Özgürlüge Koşanlar - Sandra Brown Goodreads Puanı 5/3,77 Ben 5 üzerinden 5 veriyorum bu romana..Şimdiki günümüz de okuduğumz romanların çoğundan çok daha iyi idi hikaye.. Bence 1994 yılinda Altin Kitaplardan çıkmış bu romani bulabilen sakın kaçırmasın. Yazarın kalem gücüne hayran kaldim.Kurgulamadaki üstünlügüne. Yok yok bu romanda ask,tutku,macera,intikam ne ararsan var. Uzun zaman önce bulmuş ama okumamıstim. Bu kadar geçe bıraktigıma çok pişman oldum. Hikayenin karakterleri ise bol hepsinin bir hikayesi var..Karakterleri yazar bence çok güzel tahlil etmiş.Hale baş kadın karakterin gücüne sabrına hayran oldum..İster istemez benim başıma bu olay gelseydi ne yapardım diye düşünüyorsunuz.. Lara Mallory romanin kadin kahramani o kadar güçlü bir karakter ki hayran oldum. Key Teckett romanin erkek karakteri serseri tipli günah kadar yakışıklı bir serseri. Ama bu duyarsızlığınız ve serseriliğinin altında yatanlar da trajik bir aile dramı aslında.. Lara Ve Key hikayemizin baş kahramın ikili birbirlerini yıllar öncesinden tanıyor zaten. Lara'nin yillar önce Key'in agabeyi olan Clark Teckett ile uygunsuz bir şekilde hem de başkasi ile evli iken basılmasi üzerine herşeyini kaybetmis bir kadın olması...Bu baskının altında yatan çok acı bir sır..Bunu yazmıyorum kitabın tadını bozarım... Bu skandal yüzünden cok sevdigi doktorluk meslegini yapamamasi. Key ise ağabeyini kaybettikten sonra yaşadigi yere 5 yıldır gelmiyordu. Ailenin yaramaz,haşarı serserı çocuguydu. Annesi ile hiç sıcak bır ilişkisi olmamısti.Bunda belki de onun dogdugu gün babasinin baska bir kadınla oldugu gercegini hatırlatmasi yüzündendi. Birde Teckett ailesinin gösterişsiz cirkin kizi Janellen vardi 33 yaşinda evde kalmış kiz kurusu yazar onun adeta güller acmasini cok güzel kurgulamısti.Aşka ve hayata Janellen cezaevinde çıkmış bir mahkum ile yelken açması çok manidardı.. Okurken elimden bırakamadım..Aile ilişkileri,entrikalari,cinayetleri ve tutkulu aşklari Sandra Brown ismine yakişir bir şekilde hikayeleştirmişti tavsiye ederim.
Baskı: Av Mevsimi
Av Mevsimi - Linda Howard Aşk,polisiye,mizah,gizem türünde roman okumak isteyenler bence Linda Howard'ı sakın es gecmeyin ki,Nora Roberts.Sandra Brown severler bu yazara bayılacak.Ozellikle dışı sert maco erkekleri tam Alfa erkegi... Av Mevsimindeki Jack Russo'da tam anlamıyle bir Alfa erkeği:)) 34 yasindaki kız kurusu Daisy ile eski Sawa elemani polis şefi Jack'ın hikayesi. Gösterişsiz Daisy Kasabanin kütüphanecisi idi. 34 yaşina geldigi halde basindan ne ask macerasi gecmiş ne de evlenme durumu olmuştu. Artık bu durumu değiştirmak için kolları sıvamanın zamanı gelmişti..Kız kardeşi güzel olan o zeki olandı..Kızkardeşi evlenip çoluk çocuğa karışmıştı bile..Daisy Minör daha fazla beklememeye karar verdi kasabadaki eşcinsel bir erkek olan Todd Lawrencw'den yardım istemeye karar verir...Böylece değişim süreci başlar.... Jack ise eski Sawa elemani idi cok aktif ve tehlikeli olan meslek yasami karısından boşanma sebeplerinden biridir..İri yarı atletik bir kas yığınıdır Daisy'ye göre:)) Jack Russo Cocukken yaz aylarinda yanina geldigi teyzesi vefat ettiginde ona bu sakin kasabadaki evini bıraktiktan sonra artık bu tehlikeli meslek yaşamına son verip sakin bir hayata geçiş yapmaya karar vererek bu kasabaya yerlesir...Şansı da yaver giderek bu kasabının emniyet şefi olur..Belediye Başkanı Temple Nolan'dan çoğu sert:)) ve becerikli özelliklerini de saklar...Vee göreve başlar...Kütüphane ile emniyet binası aynı binadadır vee Ikili birbirlerini tanimaktadir aslinda bazen burnumuzun ucundakini görmeyiz ya Daisy'de durum aynen böyle idi. Daisy dış görünüşünü değiştirip çok çarpıcı bir kadın olduktan sonra ilk işi kasabanın gece kulüplerine gidip şansını denemeye karar verir...Deyim yerinde ise avlanmaya çıkar...Ve olaylar zinciri çorap söküğü gibi başlar.Hiç olmadık bir yerde olmadık bir sahneye tanıklık eder..Kasabanın şefi de onu olaylardan korumakta kararlıdır..Ama baştan çıkarmada da..Baştan çıkarmakta ne lazımsa yapmakta kararlıdır..Onu ölen Betsy Teyzesine benzetmektedir:)) Başlarda ciddi olmadan başlayan ilişki kasabaya tam anlamı ile bomba gibi bir gündem konusu olur...Daisy ne kadar kaçarsa kaçsın Jack yoluna çıkar adeta kısmetini kapatır...Ne yapsa bu kas yığını adamdan kurtulamaz:)) Hele ikilinin eczaneden bir prezervatif alma sahnesi vardi ki okurken kahkahalarimi tutamadim... Asla sıkılmadan okuyacağınız bir roman..Belki O Gecenin Ardından gibi değil ama yazarın yine de güzel kitaplarından..Ne çeviride ne de edisyonunda bir hata görmedim..Kitap beni öylesine bir sarmaladı ki..Olaylardan başka ve Jack ile Daisy'nin çekişmeli aşklarından başka bir şeyin farkına varamadım.. Bence vakit geçirmeden bu güzel kitabı okuyun..Tavsiye ederim...Moralinizi düzgün bir şekilde kitap kapağınıı kapatacaksınız..
Baskı: Bedel (Scotland #2)
Bedel- Marsha Canham İlk roman Gurur öyle bir yerde kaldı kiii öyle kalakaldım...Alahtan iki kitabı arka arkaya okumak şansına sahiptim...Yoksa ikinci kitabı bekleyiş süresi biraz sıkıntılı olabilirdi... Yazarın daha önce Arunas Yayıncılıktan çıkan Benim Ebedi Aşkım,(My Forever Love ) ve Demir Gül (The İron Rose) isimli kitaplarını okumuştum..İkisinide çok başarılı buldum..Marsha Canham öyle bir kalem ki sizi yazdığın dönemin diyarlarına götürdüğü gibi o zaman ki tarihi olayları beyninize adeta kazıtıyor.. Daha Önce okuduğum Kathleen F.Woodwiss'nin Rüzgarda Savrulan Küller (Ashes İn The Wind) romanında da çok detaylı bir tarihi anlatım olsada Marsha Canhamın kurgusu hikayesi tarihi olaylara daha gerçekçi bir anlatım ile monte edilmişti adeta..Benim Ebedi Aşkım'da haçlı savaşlarını adeta yaşadığımı hatırlıyorum.. Kısaca Gurur ve Bedel kesinlikle arka arkaya okunması gereken hikaye..Bu hikayeyi okurken hislerimi anlatacak kelime bulamıyorum..Yazar benim bu sefer ayaklarımı resmen yerden kesti..O ne anlatım,o ne duygu sağanağı öyle.. Sadece romanın kahramanları Catherine Assbrooke ve Alexander Cameron'un hikayesi yoktu bu hikayede ki..Arkadaşı ve onbeşyıılık yoldaşı Aluinn ve Catherine'nin can yoldaşı,hizmetlisi Diedre'nin,Ağabeyi Damien Ashbrooke,Annesi Caroline 'nin aşkları,tutkuları da vardı bu hikayede ki yazar biraz daha keşke Catherine'nin annesini de işleseydi ki bu kadının hayatı iki çocuğunda da kilit noktası idi gibi geldi bana.. Hikaye tam da yazarın bıraktığı yerden kesintisiz olarak devam ediyordu,şımarık bencil,istediğini hep iştediğğini elde etmeye alışmış olan bu soylu kadının giderek olgunlaşmasını izlemiştik ilk kitapta..İkinci kitapta ise kocasının ruhu olmasını,onun için güçlü olması yanı sıra karakterinin gizli yanlarının açığa çıkmasını izlemek..Harikaydı..Alex'in sevdiği kadını iliklerine kadar özlemesi.hele aylardan sonraki görüştükleri ilk sahne çok duygusal ve tutkulu idi.. Okurken zaman zaman savaş detayları canımı biraz sıksada yinede çok zevkli idi bu iki kitabı okumak.. Okuyun bu özel yazarı,tarihin tozlu sayfalarında kaybolun ve iki özel insanın aşkını bire bir yaşayın...Tavsiyemdir...
Baskı: Gurur (Scotland #1)
Gurur- Marsha Canham Üç kitaplık bir seri olan Highlands 'ın ilk kitabı Goodreads puanı 3,89 1)The Pride of Lions (Gurur) 2)The Blood of Roses (Bedel) 3)Midnight Honor Marsha Canham yine yaptı yapacağını Benim Ebedi Aşkımda Haçlı Savaşlarına,Demir Gül'de Korsan Savaşlarını anlatırken adete yaşattı diyebilirim.. Belki biraz fazla detaylı anlatıyor diye düşünülebilirse de bence olayları size kazıtarak anlatıyor adeta dönemi yaşıyorsunuz.. Yazar bu kitabında bizlere İskoçya tarihini adeta öğretiyor.Va tadına doyulmaz tutkulu bir aşk ilede hikayeyi süsleyip taçlandırmış.... Hikaye 16 yüzyılda İngiltere ve iskoçya'nın en kanlı tarihlerinden 1745'de başlıyor..Catherina Ashbrooke soylu bir İngiliz asilzadenin şımarık kızı Alexander Cameron oda savaşçı ve onurlu,cesur inanılmaz yakışıklı bir İskoç savaşçısı inatçı kararlı..Şngiliz topraklarına kılık değiştirerek tüccar kılığında giriyor..Catherinenin ağabeyi Damien ile sıkı bir arkadaş.. Catherine kendisini bir İngiliz subayı ile neredeyse nişanlı olarak adetmektedir...Tüm erkekleri parmağının ucunda oynatmaktan da büyük bir zevk alır..Amaa Kendi topraklarında bir anda karşılaştığı Alex ile yolları kesiştiğinde hayatının plamladığı gibi gitmeyceğini bilemezdi tabii ki.. Baloda Hamilton Garner'i kıskandırmak için kullandığı Alex ,le Hamilton'un düello yapmasına sebep olması düelloyu kazanan Alex'in Carherine ile evlenmeye mecbur kalması çok çarpıcıydı..Şımarık ve Sorumsuzca yaptığı bu hareketin bedeli Alex ile evlenip İskoçya'ya gitmekti..Her ne kadar bu zoraki kocasında kurtulmaya kalktıkça onunla daha da yakınlaşması oldukça da manidardı.. Hikaye ilerledikçe Alex'in kişiliğini olayların akışı ile bu insanları önyargısız değerlendirmeyi onlar gibi olmayı olgunlaşmayı öğrenecektir..Kurtulup kaçmaya çalıştığı kocasına sahip çıkışını okumak beni mestetti diyebilirim..Klasik bir historical değil ve tam da yerinde kesildi hikaye.... İskoç ve İngiliz savaşını okumak o dönemin siyasi olaylarına şahitlik etmek istiyorsanız vee bu şahane aşk ile taçlandırılmış hikayeyi tavsiye ederim...
Baskı: Parıltı (Gökyüzü Üçlemesi, #1)
Parıltı - Amy Kathleen Ryan Yeni bir seri ile karşı karşıyayız..Gökyüzü Üçlemesinin ilk kitabı..Muhtemel Açlık Oyunlarını andıran bir kitap olduğu lanse edildi ama ben Açlık Oyunlarını hiç okumadım..Bu kitabı okurken kendimi daha çok Yıldızlar Savaşı veya bir zamanlar Trt'de oynayan Uzay 1999 dizisini anımsattı bana.. Parıltı daha çok Bilim Kurgu türünde bir roman..Uzay Gemileri,Galaksiler var bu hikaye de..Tabii ki bir aşk üçgeni de:)) Dünya kavrulmuştur insanlık yeni gezegen bulmak için arayış içerisindedir..İki müttefik uzay gemisi New Horizon ve Empyrean bu iki gemi yeni bir dünya ararken üreyememe sorunu ile karşı karşıya kalır....Aslında bu daha çok bir sabotajdır..En azından New Horizon Kaptanı Anne Mather öyle düşünmektedir..Empyrean gemisinde ise üremek için iki gence umut bağlanmıştır Kieran ve Waverly ikisinide evlenerek gelecek nesil için üreme olanağı sağlanacaktır.. Ama New Horizon yani sözde kardeş gemi tarafından Empyrean'deki tüm kız çocukları kaçırılır..Kaçırılanların arasında Waverly'de vardır..O kaçırma sahneleri ve dehşeti yazar çok güzel aktarmıştı..Ve çevirisi çok akıcıydı kesinlikle çok rahat okunuyordu.. Daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum..Eğer Yıldız Savaşlarını sevdiseniz bilim kurgu ve galaksilere düşkünseniz bu kitap tam size göre.. Olimpos Yayınları bu seriyi umarım arasını fazla açmadan yayınlar...Çünkü kitap heyecanlı yerinde bitiverdi..:)) Kaçırmayın derim...
Baskı: Kralın Buyruğu De Burgh Serisi II
Bu ayki Harlequin Historical sayısının hikayesi harikaydı..Bayıldım Mallory Fitzhugh ilk kocasını gerdek gecesinde kalbinden hançerleyerek öldürmüştü..Vahşi ve cahil bir kadındı...Babası ona hiç değer vermemişti..Sadece babasımı çevresindeki insanların tümü neredeyse..Kral onu bağışlamıştı..Ama o dönemlerde kadınlar kendi mülklerine sahip çıkamıyordu..BAbası öldükten sonra Kralın emri ile tekrar evlenmesi gerekiyordu.. Hemde aralarında kan davası olan bir ailenin oğlu ile..O olmasa başkası ile evlendirilecekti.. Geoffrer De Burgh kardeşleri arasında en bilgili,aklı selim kişidi..Mallory ile evlenmek çekilen kura da ona düşmüştü.. Ailesinin selameti için bunu yapacaktı...Evleneceği kadın daha önceden gerdek gecesi başka bir erkeği öldürmüş olsa bile ailesi için bu fedakarlığa girişecekti.. Vee evlendiler..başından itibaren çok sıra dışı bir evlilikti..Evliliklerinin ilk gecesi Geoffrey canını korumak için tetikte uyumuştu..Çünkü karısı vahşi bir kedi gibiydi..Ama zamanla birbirlerini tanıdıkça birbirlerine güvenmeyi,konuşmayı,anlamayı öğrendiler..Özellikle Geoffrey'in engin sabrı ile birbirlerinin arasında yakınlaşma da doğmaya başladı..Tüm evreleri yavaş yavaş emin adımlarla geçmeleri.birbirlerine alışmaları..Çok anlamlıydı.... Mallory başta onun öldürürse yine başkası ile evleneceğinden korkuyordu..Ama zamanla kocasına güvenmeye başladı..Zamanlada sevmeye.. Özellikle Geoffrey'in Mallor'nin saçlarını tarama sahnesi çok anlamlı,duygusal,baştan çıkarıcıydı..
Baskı: Wessex Kurdu (The DeBurghs, #1)
Bu ayki Harlequinn'in Historical sayisi büyüleyici idi. Aslında Serinin ilk kitabi idi bu okudugum daha önceki bilge kardeş Goeffrey De Burgh'un hikayesidi bu da ikinci macerasıydi. Simdi okudugum ise Wessex Kurdu lakapli Dunstan De Burgh'un hikayesi idi. O kadar güzel ve akici idi bunda cevirmen Nirgül Özborek'in büyük katkısi oldugunu düsünüyorum.Kralın Buyruğunu da aynı çevirmen çevirmişti..Okurken kesinlikle büyük bir zevk aldım hatta Kralın Buyruğu'ndan beni bu macera daha fazla etkiledi.. Ladx Marion Warrenne ugradigi saldirida hafızasini kaybetmistir. Onu bulan De Burgh kardesler yasadiklari kaleye götürürler.Baba De Burggh'un Marion'un kim oldugunu bulmak icin yaptığı arastirmada zengin ve toprak sahibi bir lady olduğunu dayısinin onu aradigini ogrenirler.DFayısı Marion'u geri istemektedir.. Marion'u dayisina teslim etmek icin baba De Burgh ayni zamanda şovalyede olan Wessex Kurdu lakaplı Dunstan De Burgh'u görevlendirir. Dunstan De Burgh pervasız gözüpek ve oldukça iri yarı ve yakışıklı bir şövalyedir..Marion'u ilk karşılaştıkları anda etkisi altına alır...Ama babasının ona verdiği görevden de hiç de hoşnut değildir..Marion'u bir an önce dayısına teslim edip kendi topraklarına dönmeyi planlamaktadır.. Bu planlarında Marion'un azmi ve çok isabetli olan sezgileri dahil değildir.. Marion hatırlamaya çalıştıginda simsiyah bir boşluk olan gecmişinde dayisina giderse cok kotü seyler olacagini hisseder. Bu yüzden yolculuk sırasinda defalarca kacmaya çalisir Dunstan'ida dayisina teslim etmemesi ikna etmeye de calisir. Bu uzun ve zorlu yolculuk ikisini de cok yakinlastirır. Aralarindaki çekim ise inanilmazdir. Marion Dunstan'a asik olmuştur. Asik olsada onunla kalmamaya kacmaya kararlidir. Harika bir romandi tavsiye ederim. Bulursaniz Kralin Buyrugunu'da arkasindan okuyun derim.
Baskı: Mezarın Yüzü (Gece Avcısı, #5)
Mezarın Yüzü-Jeaniene Frost Mezarın Yüzü Goodreads Puanı:5/4,26 Yine severek mest olarak okudum..Cat'in Kızıl Melek olan lakabı bu macerada Kızıl Azrail idi:)) Çeviridenmi? Kitabın orjinalindemi öyle anlayamadım..Ama çok akıcı ve heyecan dolu bir maceraydı her zamanki gibi...Fazla bir yoruma gerek yok..Alın ve okuyun.. Artık Cat tam anlamı ile vampir olmuştur..Diğer vampirlerdenfarklı olarak insan kanı ile değil vampir kanı ile beslenmektedir..Ama beslendiği kişinin tüm özelliklerini de adeta kopyalayarak almakta bire bir etkilenmektedir.. BU sıradışı özelliği dengeleri bozacak kadar büyük bir güçtür de aslında.. bunu hem vampirler hem de gülyabaniler Cat'ı yok etmek için bir bahane olarak görebilirlerdi..Ortalıktan kaybolan vampirlerin akıbetini öğrenmekiçin Car ve Bones Gülyabaniler kraliçesi Marrie'den yardım isterler.. Bu bölümde Spade,Dennis,Mencheres,vee Vlad'da vardı..Severek okudum..BU kadın okutturuyor kendini..Catve Bones'ın aşkını okumak yine çok güzeldi.. Bu sefer Cat'in amcası hasta idi..bakalım sonsuz yaşama Cat amcasını ikna ederek kurtaracakmıydı.. Tavsiye ederim.. Geecek maceradaki Vlad'ı deyim yerinde ise ip ile çekiyorum...
Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)
Hathaway Serisinin ikinci kitabı Goodreads puanı 5/4,07 Bu aileyi çok özlemişim..Harika bir yazar egzotik bir aile,okuduğum her satırından çok büyük bir keyif aldım..Bu hikayede Wallflower serisindeki Simon Hunt ve güzel eşi Annabel'de vardı..Yazarımız kahramanları hiç ummadığımız herhangi bir kitabında çıkarabiliyor..İşte tam da bu yüzden diyoruz kiiii..Lütfen bu yazarın kitaplarını sırasında verin diye..Lütfen 2,5 yıl daha bizi bekletmeyiniz.. Hikayemiz de herhangi bir kopukluk olmasın diye yazarımızın ince bir özeti de var aslında..Yine de Vazgeçmem Senden'i okumadan önce Benmle Kal'a şöyle bir göz atmakta fayda var bence.. Bu roman da ta çocukluktan başlayan bir aşk var..Winnifred Hathaway ile yakışıklı egzotik çingenemiz Kev Merripen..Dayısı tarafından öldürülesiye dövülüp terkedilen Merripen'i baba Hathaway bulup eve getirir onu iyileştirir...Yaralı bir hayvan gibi olan Merripen ve o günden sonra ailenin yanında kalmaya başlar ..O güne kadar hiç görmediği sevgi ve ihtimamı bu ailenin içine bulur...Herbirini ayerı ayru sever ve gözetmeye çalışır..Birine olan sevgisi ise bambaşkadır.. Win'i ilk gördüğü andan itibaren değişik duygular hisseder..Win ile çocukluktan bu yana yakınlaşmalrı bambaşkadır..Ama onu kendinden korumak adına da ümit vermek istemez Win'i kendine layık görmez.. Onu kendinden bu kadar uzaklaştırmaya çalışırken de hastalandığında sevdiği kız ölürse arkasından ölümü seçecek kadar da çok sever Win'i..Ama Win hastalıktan bir türlü kendini toparlayamaz ve Fransadaki bir senatoryuma yatmasına ailece karar verilir..Onun yokluğunda Merripen adeta ruhunu kaybedecek kadar acı çeker... Win'in azmi aşkına ve sevdiği erkeğe sahip çıkmasını okumak bambaşkaydı..O hastalıklı ufak tefek zayıf kızın azmi ve dev Merripen'in inadını kırıp yola getirmesi bambaşka bir kaeyif verdi bana.. Cam ve Merripen'in Polka dövmesinin sırrı bu kiatpta çözülüyor..Cam bu sırrı didiklerken Merripen ise hiç ama hiç umursamıyordu..Bu sırrın çözülmesi ile hiç beklenmedik sürprizler gelişiyordu kitapta..Çok severek beğenerek okudum..Hele çeviri harikaydı..Bu kadar su gibi akan bir kitap epeydir okumadım..Bunu Seden Gürel'e borçluyuz....Dileğimiz yazarın diğer kitaplarını da aynı çevirmenin çevirmesi... Tavsiyemdir..Tarihi Aşk Romanı seviyorsanız..Bu kitap tam size göre...
Baskı: Benimle Kal (The Hathaways, #1)
Lisa Kleypas'ı ilk tanıdığım kitaptı..okuduğumda o kadar çok sevdim ki defalarca okudum..Hikayede egzotik çingene Cam Rohan ve Hathaway ailesinin büyük kızı Amelia'nın hikayesi vardı..Sevgilisi kızıl hummadan ölen ağabeyi Leo büyük bir bunalımdaydı..Ona ve kardeşlerine bir anne şefkati ile seven ve sahip çokan Amelia..Bir gece yanlarında yıllardır çalışan ve aileden sayılan Merripen ile ağabeyini gecenin karanlığında ararken Cam Rohan denilen egzotik adamla yolları kesişti... İlk andan itibaren aralarındaki çekim inanılmazdı... Cam Rohan bir Romandı ve asiller ile iletişimi iyi idi..Ama çingene özleri onun yaşam felsefesi idi..Asillerle olan ilişkilerinde sınırlarını iyi biliyordu.. Amelia'nın içindeki tutkuyu adını koyamadığı hisleri canlandırıyordu..Amelia daha önce nişanlısından ayrılmı ve kendini ailesine adamıştı...Yaşının ilerlemiş olduğunu düşünerek kendini evde kalmış bir kız olarak da düşünüyordu....Ama bazen hiç ummadığınızda hayat size güzel sürprizler sunar..İlişkilerinin her bir evresini okumak müthişti.. Özellikle Amelia'yayı atın terkisne atıp kaçırdığı sahne inanılmazdı..Hala daha bu güzel kitabı okumadıysanız tavsiye ederim..
Baskı: Sonsuz Karanlık (Gece Avcısı Dünyası, #2)
Sonsuz Karanlik -Jeaniene Frost Orijinal Adı Eternel Kiss Of Darkness Goodreads puanı 5/4,19 Ah bu Frost beni tam anlami ile kendine bagimli yapti..Okuduğum tüm kitaplarında hayranlığım daha da artıyor bu büyücü yazara.. Yan karakterlerin islendigi Kizil Damla'da Cat'in en samimi arkadaşı Dennis ve Spade'dan sonra Sonsuz Karanlıkta da vampirlerin piri ve Bones'un ustasi Mencheres'in hikayesi vardi..Binlerce yılın yükü vardı omuzlarında.. Ben bu macerayi daha cok begendim. Resmen hikayeye esir oldum.Benim puanım ise 10 üzerinden 10 veriyorum . Mencheres karısını kendisini çok sevmediğini bildiği halde adeta bile bile lades demişti..Çünkü onu çok seviyordu..Aşkta her yol mübahtır sözünü doğrular şekilde onu elde etmişti..Elde ederken de hile de yapmıştı..Ama karısı bunu öğrenince ona ve tebasına yok etmek için savaş açmıştı..Her tülü kötülüğü de yapmaya çalışmıştı..Bu yaptığı kötülüğe rağmen Mencheres karısının canını almaya eli varmamıştı..Onun yerine bu işi Bones yapmıştı.. Ama bu büyük vampiri bu son yaşadıkları adeta hayata küstümüştü ki bir de artık geleceği göremiyordu onun yerine hep karanlığı görür olmuştu...Onun gibi uzun yaşayan usta vampirlerin ve ustasınıda gitttiği intihara sürükleniyordu..Görevlerinin büyük bir kısmını da Bones'a devretmişti..Her na bu kararının uygulayabilirdi.. Bunu uygulamaya karar verdiği bir gece dedektif Kira Grdceling ile yollari kesisti. Kira bu intihari bilmeden engellerken hic bilmedigi hayal bile edemedigi bir dünyanin icinde buldu kendini bu güzel dedektif...Olaylar onlari oyle birbirlerine bagladıki. Karanliğı Sonsuz ölümü bekleyen Mencheres icin tüm yaşam gücü Kira oldu. Ask onlari öyle cabuk sarmaladi ki birbirleri icin yapabildiklerine kendileri bile sasirdi.Birbirleri ile tamamlandıklarını hissettiler..Yazarın aşkı hissttirmedeki başarısı inanılmazdı..Veee Cok sürpriz bir konuk da vardi bu macerada..Muhtemel gelecek kitaptaki kahramanimiz Vlad'da bu hikayede ve Bones ile catişmaları izlenmeye degerdi. Hala daha bu seriye başlamadıysaniz cok sey kaybediyorsunuz.
Baskı: Kızıl Damla (Gece Avcısı Dünyası, #1)
Jeaniene Frost..Tek kelime ile süper bir yazar..okuduğum tüm kitaplarına bayıldım diyebilirim..Yazarın hayal gücüne hayranım..Bir de o hayal gücü aşk ile taçlandırıldığında da okurken aldığım zevk inanılmaz.. Karakterlerin yerine o macera ve aşkları okumuyorsunuz resmen yaşıyorsunuz..Cate ve Bones'ın macedralarını her kitapta okumak ayrı bir keyif..Gelelim Kızıl Damla'ya Orjinal adı: First Drop of Crimson (2010) olan Kızıl Damla Goodreads Puanı 5/4.15 oldukça iyi.BU macerada ki kahramanlarımız Denise Ve Spade'in maceraları var..Daha önceki maceralarından biliyoruz ki..Denise Cat'in yakın bir arkadaşı Cat'in yarı vampir olduğunu öğrenmişti..Kocasını da bir vampir saldırısında kaybetmişti...Sevdiği insanın kaybetmenin acısını yüreğinde hissediyordu ki..Onun gibi sevdiği inasanı feci bir şekilde kaybeden Spade ile yolları bir iblisin onu damgalamasından sonra ailesini mutlak bir ölümden kurtarmak içi yardım ararken kesişti.. Kocasını kaybetmeden önce aralarındaki olan ama önemsemediği çekim bundan böyle daha da artacaktı..İkiside çok sevdikleri kişileri kaybetmenin acısı ile başkasına bir daha bağlanmamak istiyordu..En azından Spade kendi soyuna göre oldukça kısa olan insen soyundan birine aşık olmamayı seçmişti ama işler hiç de planlandığı gibi gitmiyordu.. Kendisini damgalayan iblisten kurtulmak için Spade'in yardımına ihtiyacı vardı,Spade'in karanlık dünyasını ve kalbini aydınlatmak için ise Dennise'e..İkisi de evre evre bu çetin sınavı verebilecek miydi? Okuyun..Frostun hayal dünyasına ve aşkı iliklerinize kadar hissetiren büyülü kalemine bir daha tanık olun.. TAVSİYEMDİR...
Baskı: Aşka Şans Ver (Chesapeake Shores #1)
Aşka Şans Ver- Sherryl Woods Doğruyu söylemek gerekirse bu kitap hakkında pek de ümidim yoktu..O sıkıcı aile ilişkilerini işleyen bir roman zannetmiştim..Vee kitaba da öyle başladım..Ama 20-30 sayfa okuduktan sonra görüşüm tamamen değişti.. Goodreads sitesinde de 5/3,95 puanı Aşka Şans Ver 9 kitaplık bir serinin ilk kitabı... Serilerin ilk kitaplarında genellikle karakterlerini tanımamız bakımından yazarlar daha detaylı yazarlar..Hikayenin kurgusunu okumak daha bir dikkat gerektirir..Bu hikayede de beş kardeş ve ana,baba bir de büyük anneden oluşan bir aile vardı..Ama çok kolay okunan bir kitaptı.. O'Brien ailesi kısaca..Her bölümde ailenin bir ferdi..işleniyor anladığım kadarıyla..Megan ve Mick O'Brien'in beş çocuğu olduktan sonra Koca yani Mick'in işlere ailesinden daha çok ilgilenmesi,işi dolayısı ile yaptığı seyahatlerden aylarca evden uzakta olması Megan'ı çileden çıkartıp evliliği bitirmesine sebep oluyor..Hem de beş çocuktan sonra.. Bu boşanma ailenin üzerinde çok derin izler bırakacaktır en çok da o zaman yedi yaşın da olan Jess'i çok hırpalayacaktır.. Hikaye tam da Jess'in otel açmaya karar vermesi ama aylar geçtiği halde aldığı krediyi ödemekte zorlanması sebebiyle Büyük abla Abby'den yardım istemesi ile başlar..Jess krediyi Abby'nin terk ettiği sevgilisi Trace'in babasından almıştır..Abby Trace'i bırakıp New York'a yerleştikten sonra evlenmiş harika kız ikizleri olmuş bir hesap uzmanıdır..İşinde de çok da iyidir...Çocuklarının velayetini ise eski kocası Wess ile paylaşmıştır.. Anlaşılacağı gibi tam da bir ikinci şans romanı..Abby,Trace için değil sadece Mick ve megan için de..Ama anne ve babaların hikayesini ilerleyen kitaplarda okuyacağız sanırım..Hikaye de en çok Abby'nin ikizlerini sevdim..Hele hikayenin bir sahnesinde evden kaçtıkları sahne çok güzeldi..Trace'in onlar ile ilişkisini çok sevdim...Hele ikizleri teskin ettiği sahne çok güzeldi..Bayıldım o sahneye.. Yazarın kalemini çok beğendim...Serinin ilk kitabı olması nedeniyle biraz duraganlık hissediliyordu..Ama genel anlamda güzel bir kitaptı..Hikayedki sevgi,aşk,tutku,aile bağlarını yazar çok güzel tadında harmanlamış....Tavsiye ederim... Chesapeake Shores Serisi: 1. The Inn At Eagle Point (2009)Aşka Şans Ver 2. Flowers on Main (2009) 3. Harbor Lights (2009) 4. A Chesapeake Shores Christmas (2010) 5. Driftwood Cottage (2011) 6. Moonlight Cove (2011) 7. Beach Lane (2011) 8. An O'Brien Family Christmas (2011) 9. The Summer Garden (2012)
Baskı: Acılarla Gelen (MacEgan Brothers, #3)
Acılarla Gelen-Michelle Willingham Bu yazarın daha önceki sayısı olan Yasaklı Gelin'den hemen sonra okudum.. Çok çok beğendiğimi söylemeliyim..Harika bir yazar bu kesin..Bayıldım..Hikayenin kurgulaması,duygu yoğunluğu müthişti..Şiddet gören dramıda vardı bu hikayede.. Bu hikayede MacEgan kardeşlerden Bevan'ın hikayesi vardı..Bir yıl sonraya gidiyoruz..Genevieve de Realt Norman bir asilzadenin kızı idi..Nişanlı olduğu adam ile isteyerek hatta babasını ikna ederek sözlenmişti.Bir süre sonra sözlüsünün acımasız hatta kalpsiz bir adam olduğunu anlamıştı..Sözlüsü ona şiddet uyguladığı gibi cinsel tacizde bulunuyordu..Bu şiddet canına tak ettiği bir gün kaçmaya karar verir ve Bevan ile yolları kesişir..Bevan karısını ve çocuğunu kaybetmiş hala onların yasını tutan bir daha evlenmeyi kesinlikle düşünmeyen kendini kesiş hayatına mahkıum etmiş bir İrlandalı klandan gelen soyludur..Yasaklı Gelindaki Patrick'in kardeşidir.. Genevieve'nin bulunduğu durumu görmezden gelemez ve ona yardım eder.Ama onu yanında tutmak ve yakınlık kurmak istemesede kadının görmüş olduğu şiddet karşısında duyarsız kalamaz..Genevieve ölen karısı Fiona'ya benzesede çevresindkei ve ailesindeki kişler Fioana'yı pek sevmemeiştir..Genevieve'yi herkes çok çabuk benimsemiş ve sevmişlerdir.. Ama Hugh'da kendisinden kaçan sözlüsünden o kadar çabuk vazgeçmeye niyeti yoktur..Hatta bu durumu İngi,iltere Kralı'na kadar taşımaya karar verirsede..Genevieve'de bu sadist adam ile evlenmeye niyeti hiç yoktur.. Sonrasında patlayan olaylar Bevan ile Genevieve'nin dahada yakınlaşmasını sağlarsada Bevan'ın hayatına bir daha kadın sokmak istememesi ama ne yaparsa yapsın ona doğru çekilmesini sevdiklerini kaybaetmenin acısını yazar çok güzel işlemişti..Çok beğendim ve etkilendim bu hikayeden..
Baskı: Kader Bağladı Bizi (MacGregor Ailesi, #2)
Kader Bağlayınca - Nora Roberts Mayıs ayı Stars Of Romance serinde Nora Roberts'in The MacGregors serisinin ikinci kitabı Kader Bağlayınca romanını severek büyük beğeni ile okudum..Goodreads'te 5/4,02 Puanı bu romanın..Bu seri tam tamına 12 kitaplık bir seri..Maşallah bayağı da büyük bir aile.. İlk Kitapta Justin Blade ile Serena MacGregors'un hikayesini anlatan Kumarbazın Aşkı isimli romanı okumuştuk..İkinci Romanda ise İki avukatın aşk ve korkularını,aile bağlarını anlatan Kader bağladı Bizi..Bu ikinci hikayeyi daha çok sevdim..daha duygusal idi.. Ağabeyinde küçük yaşta ayrılmak zorunda kalan Diana Blade çok incinmiş idi..Teyzesi onu pekde sevgi olmadan büyütmüştü..O yüzden bir daha incinmememk için kimseye bağlanmayı düşünmüyordu.. Fakat yengesi Serena Blade onunla tanışmak istiyordu ve iki kardeşin de kaynaşmasını hemen bir plan uygulayığ Diana'yı çağırdı..Diana sadece meraktan gittiği bu ziyarette aile bağlarının sıcaklığının ne olduğunu görecek ve ailede avukat oğul Caine MacGregor ile hiç ummadığı bir aşkın içinde kendini bulacaktır..Çok güzel duygusal bir romandı tavsiye ederim:))
Baskı: Sadece Sen (MacEgan Brothers, #5)
Bu yazarda ne kalem gücü var bilmiyorum..Her yeni bir hikayesini okuduğumda hayranlığım daha da artıyor..O hikayelerdeki kurgulama duygu yoğunluğuna bayılıyorum..Hem tarihi mekanları hem de aşkı çok güzel hissettiriyor bana..Bu yüzden de 5 üzerinden 5 veriyorum.. Yeni hikayelerini de okumak için sabırsızlanıyorum.. Hikayemize gelirsek: Patrick,Bevan,Connor'dan sonra en küçük kardeş Evan Macgregorun hikayesi vardı bu hikayeyi de beğenerek okudum... Evan Macgregor en küçük kardeş olduğu için maddi anlamda pek parlak durumda değildi..O yüzden para ve maddi durumdan iyi olan bir kadınla evlenmesi gerekiyordu..Bunun içinde bir aday belirlemişti bile kendine..Katherine Montford idi bu kadın ama ondan başka yedi aday daha vardı..Katherine'nin babası bu yedi adayı bulundukları klana çağırıp aralarında yarışma düzenlemişti.. O sırada Katherine'nin ablası Honora St Leger'de vardı klanda..Kocası ölmüş geri dönmüştü ama hiç de mutlu bir evlilik yapmamıştı..Kocasının ölümü onun için bir nevi kurtuluş olmuştu..Bir daha da evlenmeye hiç niyeti yoktu.. Honora ile Evan küçüklükten birbirlerini tanıyorlardı Honora kızkardeşi Katherine'nin aksine erkek gibi kılıç kullanıp dövüşebilen bir kadındı bunu Evan'dan da öğrenmişti. Ayrıca kendisinin çok çirkin beceriksiz bir kadın olduğuna inanıyordu..Bir erkeği mutlu edemeyeceğine inanıyordu.. . Evan'a Honora küçükken aşık idi .. Bu iki genç yıllar sonra karşılaştıktan sonra aralarındaki oluşan çekim şaırtıcıydı..Evan Katherine ile evlenmeyi planlarken etkilenip hoşlandığı kadın Honora idi..Ona çekimine karşı koymak ise gün geçtikçe daha zor geliyordu.. Honora'nın üvey oğlu John ile de başı beladaydı..Bir türlü peşini bırakmıyordu..Çok mutsuz geçen evliliğinde kocası öldükten sonra üvey oğlununda tacizlerine direnmişti..John ayrıca babası öldükten sonra babasından kalan hazinenin Honora'da olduğuna inanıyordu ve bu yüzden kadının peşini bırakmıyordu.. Çok güzel etkileyici bir hikayedi..Çok severek okudum....Orta çağ romanı seviyorsanız kaçırmayın derim...
Baskı: Gelin Avcısı
Konusunu begenerek almıstim ama büyük bir hayal kırıklıgi oldu benim icin. Özel hayatinda mutlulugu yakalayamamis olan Becca'nin Londra'daki bekar erkeklerin cöpcatan kralicesi ve iş maceralarını anlatıyordu bu kitap Kapak çarpıcı . Konudan da çok ümitliydim maalesef bana pek hitap etmedi.Ama çiklit severler sevebilirler bu romanı..Umarım sizler keyif alırsınız okurken...