

Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: semih kaplanoğlu
Karşılaşmalar, Semih Kaplanoğlu'nun 1996-2000 yılları arasında Radikal gazetesine yazdığı köşe yazılarından derlenen denemelerden oluşmaktadır. Bir köşe yazısı ve bir denemenin sınırlarını zorlayan, her birinde edebiyatın saklı dünyasına kapılar açan yazılarıyla Kaplanoğlu, yönetmenliğinin yanı sıra Türkçe edebiyattaki yetkinliğini de okurlarıyla paylaşıyor.
10/10
Yazar: orhan pamuk
İstanbul'da, Orhan Pamuk hem 22 yaşına kadarki kendi hayat hikâyesini, hem de kendi bildiği İstanbul şehrinin ilginç hikâyesini bir roman tadıyla birleştirerek okura sunuyor. Pamuk'un kendini 'ben' olarak ilk hissedişinden, annesine, babasına, ailesine yönelen hikâye, bir hüzün ve mutluluk kaynağı olarak İstanbul sokaklarına açılıyor. Günümüzün büyük romancısının gözünden 1950…
10/10
Yazar: aykut ertuğrul
Yeni bir öykü dergisi daha 1 Kasım itibariyle raflarda yerini aldı. Yayın yönetmenliğini Aykut Ertuğrul'un yaptığı Post Öykü'nün editörleri; Arda Arel, Burcu Bayer, Ertuğrul Emin Akgün ve İrem Ertuğrul. Dergi, ilk sayısında, yakın zamana kadar edebi kanonun görmezden geldiği, çok anılıp hiç okunmayan, adı bilinip içeriğinden pek de bahsedilmeyen Amak-ı Hayal'i kapağına taşıyor.…

Yazar: semih kaplanoğlu
Karşılaşmalar, Semih Kaplanoğlu'nun 1996-2000 yılları arasında Radikal gazetesine yazdığı köşe yazılarından derlenen denemelerden oluşmaktadır. Bir köşe yazısı ve bir denemenin sınırlarını zorlayan, her birinde edebiyatın saklı dünyasına kapılar açan yazılarıyla Kaplanoğlu, yönetmenliğinin yanı sıra Türkçe edebiyattaki yetkinliğini de okurlarıyla paylaşıyor.

Yazar: honoré de balzac
Balzac, İnsanlık Komedyası'nın bu bölümünde gerçek'e her zamankinden çok daha fazla yaklaşıyor. Paolo Gambara, Balzac'ın en somut karakterlerinden birisi, cehennemden ve cennetten dünyaya kaçırdığı enstrümanlarla, müziğin yavaş yavaş birleştirdiği 19. Yüzyıl Avrupa'sından geleceğin dünyası için en "esaslı" operasını yapmaya kalkışıyor. Grotesk bir atmosferde geçen ve…

Yazar: güray süngü
Şimdi izin verirseniz, ben azıcık bencillik yapacağım, Güray Süngü'nün bu kitabının kapak arkadası notlarını ben düşeceğim. Editör, en alta bold harflerle izin vermeyeceği için hemen burada da adımı söyleyeyim: Sedat Demir. Beş yıldır, içinde yer aldığım ikici Süngü yapıtı bu. Aslına bakarsanız, her yapıtın içinde yer aldım, okur olarak. Beni boşverin şimdi, yapıtlara bakalım, hadi onları de…

Yazar: fatih keskin
20. yüzyılın ikinci yarısı, "hakikatin politik iktidar için konuşmaya" başladığı yıllar olarak tanımlanmış, rasyonelleşme ve (veya)profesyonelleşme temelinde politikanın yeniden biçimlendirilmesi sürecinde uzmanları öne çıkarmıştır. Sıradaninsanların sahip olamadığı bilgiler ve kendi meslek pratiklerinde edindikleri deneyimler sayesinde toplumu yönlendiren politikkadrolarla yakın ilişki…

Yazar: orhan pamuk
İstanbul'da, Orhan Pamuk hem 22 yaşına kadarki kendi hayat hikâyesini, hem de kendi bildiği İstanbul şehrinin ilginç hikâyesini bir roman tadıyla birleştirerek okura sunuyor. Pamuk'un kendini 'ben' olarak ilk hissedişinden, annesine, babasına, ailesine yönelen hikâye, bir hüzün ve mutluluk kaynağı olarak İstanbul sokaklarına açılıyor. Günümüzün büyük romancısının gözünden 1950…

Yazar: witold gombrowicz
Baba ölmüştür. Anne gözyaşları içindedir, kız şaşkın, oğul altüst. Baba tamamen doğal bir ölümle dünyaya veda etmiştir. Ama yolcumuz, yani bay yargıç da yargıçtır. Ve ne pahasına olursa olsun yargıçlığını ifa edecektir. Doğal ölüm de ne demekmiş? Taammüden Cinayet, kurumları birbirine katan, tersyüz, altüst, alabora, tepetaklak eden bir yazarın elinden çıkma nefis bir metin.

Yazar: e. emine
Fransaya ailemizin içinden ilk gidenler: anneannemin kızkardeşi Grasia ve kocası. Arkasından, drahomasız teyzelerim. İki adet. Oralarda hemen, kendileri gibi Türkiyeden gelme adamlar bulup birlikte eski usul, çocuklar ve yeğenlerle dolu aileler kurup İkinci Dünya Savaşını tek fire vererek atlattılar. Yeni evleri, tikleri, yeni yaşama biçimleri oldu. Grasia, üst üste ranzalarda yatan 5 dilbaz Fran…

Yazar: e. emine
Fransaya ailemizin içinden ilk gidenler: anneannemin kızkardeşi Grasia ve kocası. Arkasından, drahomasız teyzelerim. İki adet. Oralarda hemen, kendileri gibi Türkiyeden gelme adamlar bulup birlikte eski usul, çocuklar ve yeğenlerle dolu aileler kurup İkinci Dünya Savaşını tek fire vererek atlattılar. Yeni evleri, tikleri, yeni yaşama biçimleri oldu. Grasia, üst üste ranzalarda yatan 5 dilbaz Fran…

Yazar: hulki aktunç
Dünya erotogyası içinde çok özgün ve önemli bir yeri olması gerek Türkiyenin erotologyası bu denemelerin bin katını hak ediyor. Bu kitap, Türkiyeye özgü erotizme getirdiği bakışla bir ilk adım... Sizi çok düşündürecek, zaman zaman gülümseteck bir denemeler toplamı. Hulki Aktunç, kimisi bilinen kimisi bilinmeyen sayısız kaynağı değerlendirip yorumluyor; cinsel dünyamızın farklarını ortaya koyan bi…

Yazar: e. emine
Fransaya ailemizin içinden ilk gidenler: anneannemin kızkardeşi Grasia ve kocası. Arkasından, drahomasız teyzelerim. İki adet. Oralarda hemen, kendileri gibi Türkiyeden gelme adamlar bulup birlikte eski usul, çocuklar ve yeğenlerle dolu aileler kurup İkinci Dünya Savaşını tek fire vererek atlattılar. Yeni evleri, tikleri, yeni yaşama biçimleri oldu. Grasia, üst üste ranzalarda yatan 5 dilbaz Fran…

Yazar: hamdi koç
Oyunun sonlarına doğruydu. Başım hafifçe öne düşmüş, gözlerim kısılı, yüzümde buruk bir gülümseme ama gülümseme, son anların azalan neşesi üzerinde düşünceye dalmıştım. Dün gibi hatırlıyorum. Artık hatırlama oyunu oynadığımız için. Solan kuruyan dökülen ufalanıp üflenip giden sümbül yapraklarını anlayışlı bir hüzünle düşünen ve artık yorulmaya başlamış biri kadar ilgi çekici ve yakındım, bu anlar…

Yazar: güven turan
Güven Turan, 1960 kuşağının öncü şairi.Yordam dergisinden günümüze, aynı sağlam örgüyü sürdüren şiiri, ilk kez bütünlüğünde bir araya geliyor. Deniz ile toprak, gün ile gece, aşk ile ölüm arası sonsuz bir akış özleyen bir şairin güzergâhı.

Yazar: gustav meyrink
Golemle ilgili öyküler güç kavranır... Her zaman yinelenen şudur: Moğol tipli, tamamen yabancı, sakalsız, sarı yüzlü bir adam, eski moda, hırpani giysilere bürünmüş olarak, düzenli ve garip bir biçimde sekerek, sanki her an yuvarlanacakmış gibi yürüyerek Yahudi mahallesinden geçer ve birden görünmez olur. Meyrink aslında bir Yahudi efsanesi olan Golemden, fantastik yazının bir başyapıtını yaratmı…

Yazar: doğan hızlan
Doğan Hızlanın sanatın bugününe sahip çıkmaya ve geçmişini hatırlamaya çağıran yazılarını derlediği Yalnızlık Kahvesi, geleceğe dair bir sorumluluk duygusu da içeriyor. Özellikle edebiyat alanından, Türkiye ve dünyadan seçkin örnekler sunan bu kitap bir tür bellek arşivi niteliğinde.Kişisel hafızamızın güçlü olduğuna inansak bile toplumsal belleğin ne kadar zayıf olabildiği ortada. Yaşamımızı alt…

Yazar: selçuk orhan
"Nazanın kim olduğu, nereye vardığı, nasıl öleceği belli değil. Belki de kendini tüketti, tüketecek. Ama bilip bilmeden bir eşiği taşıdı durdu. Bak Yusuf. İnsanın tek kurtuluşu varsa, başka bir insandır. Bir mağaraya saklanırsın; sana biri, bir şey, Tanrı seslenir. İster üstüne alınırsın, ister alınmazsın. Ama olur da sözlerine inanacak birini bulursan, işte o zaman kapılar açılır. Nazanda b…
9/10Beklediğimden daha iyi bir roman çıktı. 28 Şubat sonrası muhafazakârlar ve sermaye üzerine eleştirilerle dolu ve dönem bir çok kesimin gözünden anlatılmaya çalışılmış mesela. Her bölümün başına da konuyla ilgili bir Hadis yazılmış -ya da konuların akışı Hadislere bırakılmış, bunu yazarına sormalı- V

Yazar: selçuk orhan
"Nazanın kim olduğu, nereye vardığı, nasıl öleceği belli değil. Belki de kendini tüketti, tüketecek. Ama bilip bilmeden bir eşiği taşıdı durdu. Bak Yusuf. İnsanın tek kurtuluşu varsa, başka bir insandır. Bir mağaraya saklanırsın; sana biri, bir şey, Tanrı seslenir. İster üstüne alınırsın, ister alınmazsın. Ama olur da sözlerine inanacak birini bulursan, işte o zaman kapılar açılır. Nazanda b…

Yazar: selçuk orhan
"Nazanın kim olduğu, nereye vardığı, nasıl öleceği belli değil. Belki de kendini tüketti, tüketecek. Ama bilip bilmeden bir eşiği taşıdı durdu. Bak Yusuf. İnsanın tek kurtuluşu varsa, başka bir insandır. Bir mağaraya saklanırsın; sana biri, bir şey, Tanrı seslenir. İster üstüne alınırsın, ister alınmazsın. Ama olur da sözlerine inanacak birini bulursan, işte o zaman kapılar açılır. Nazanda b…





