
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Örümcek Ağında Dans
Korktuğum başıma geldi daha giriş kısmında Watson yerden yere vuruluyor. Zaten konuyu anlatanda Watson değil, Sherlock'un kuzeni ve kuzeninin eşi, işin tuhafı bu iki kişide doktor. Neyse yazar farklı olmaya çalışmış ama Sherlock'un içine etmiş. Keşke bu romanı Sherlock'u kullanmadan yazsaydı o zaman daha az hayal kırıklığına uğrardım.
Baskı: Moriarty (Sherlock Holmes Öldü Karanlık Geri Döndü)
Amerikalı bir ajan ve İngiliz bir dedektifin Sherlock Holmes öldükten sonra yaşadıkları bir olayı anlatıyor. Muazzam bir kitaptı.
Baskı: Yürüyen Ölüler: Valinin Düşüşü
Serinin ilk kitabını çok sevmiş, ikinciden ise neredeyse nefret etmiştim, üçüncü kitap ise birinciyi aratmayacak kadar güzel, diziden tanıdığımız 3 güçlü karakterde dahil edilmiş ve meraklandırıcı bir sonla bitmiş kitap. Dördüncüyü hemen alıp okumak istiyorum.
Baskı: Talulla'nın Yükselişi (Son Kurtadam, #2)
Öncelikle Talulla'nın Yükselişi, Son Kurtadam'dan güzeldi. Ancak ilk kitaptaki akıcılık sorunu bu kitapta da devam ediyor. Kitabın ilk başları mükemmel, ortaları vasat, son kısımı gene mükemmel.
Baskı: Üvercinka
Yorumum: İçindeki şiirler genel olarak güzel ve güzel mesajlarda veriyor. Beğendim. Yavaş yavaş bir şiir kültürüm oluşuyor sanki.
Baskı: Babam ve Ben
Balerin olan annesi Amerika'da yaşayan küçük bir kızın, babası ile Paris'in 10.bölgesinde geçen yaşantısı konumuz. Küçük kızın gözünden babasının; işi, arkadaşları, iş ortağı ile olan ilişkileri de görüyoruz, kızın gittiği dans derslerinizde görüyoruz. Bir gözlük muhabbeti var ki tadından yenmez. Genel olarak güzel bir kitaptı.
Baskı: Zaman Çarkı, 07. Kitap: Kılıçtan Taç [Tek Cilt]
Şuana kadar serinin en kötü kitabı nerdeyse hiçbir şey olmuyor sırf betimleme umarım hançer yolunda durum düzelir.
Baskı: Fil Kadar Küçük
Güzel kitaptı. Ayrıntılar için bloğuma :) http://betikbetik.blogspot.com.tr/2015/09/fil-kadar-kucuk-jennifer-richard.html
Baskı: Mahşer - Kaptan Trips (Çizgi Roman)
İyiydi, güzeldi ve rahatsız ediciydi. Keşke devamı da çıksa.
Baskı: Zaman Çarkı, 06. Kitap: Kaos Lordu [Tek Cilt]
Arkadaş bir kitapta hiç mi 500 sayfa boyunca bir şey olmaz ya? 500 sayfa boyunca o oraya gitti bu buraya gitti. Neyse ara ara sıkıldım. 500 sayfadan sonra biraz hareketlenme oldu hep dedim lanet olsun sana Zaman Çarkı diye ama son 100 sayfa ise şahaneydi. O nasıl sondu öyle neler yapmış Jordan reis. Neyse 7. kitaba geçelim...
Baskı: Tek Bacaklı Yolcu
İrene isimli bir mültecinin Almanya'ya gidip orada çektiği yabancılaşmayı anlatıyor. Ama baskıdan mı çeviriden mi anlamadım kitapta birden başka konuya atlama, anlamsız cümleler vardı ve konuşma çizgileri yoktu. Nadine Gordimer'den sonra Herta Müller'de bitmiştir benim için.
Baskı: Yıldız Tozu
Yıldız Tozu ile ilk Neil Gaiman kitabımı bitirdim. Tristran'ın verdiği sözün peşinden gidiyoruz bizde. Aşk, arkadaşlık macera ve fantastik ögeler güzelce işlenmiş kitapta. Ancak bana macera kısmı biraz eksik geldi. Yine de sırf Tristran'ın saflığı, efendiliği ve kişiliği için okunmalı.
Baskı: Trendeki Kız
Yok arkadaş ben anlamıyorum. Bu kitaplar nasıl çoksatar oluyor? Moda oldu artık 300 sayfa yaydıra yaydıra konuyu anlat son 100 sayfada akıcılık ile olayı çöz. Filmi iş yapar orası ayrı...
Baskı: Biz
İki yüz yıl savaşları sonunda Dünya tek bir devlet şekline gelmiştir. Devletin adıda zaten "Tek Devlet"tir. İnsanların ismi bile yoktur herkese bir harf ve numara verilmiştir. Her şey bir kurala bağlıdır: Bir lokmaya ne kadar çiğneyeceğin, ne kadar uyuyuyacağın, kiminle hangi günlerde seks yapacağın gibi. Benlik kavramı yoktur. Bizlik vardır. Koskoca dünya bir olmuştur. İnsanlar kendi deyimleriyle mutludur. Tek Devlet İntegral isimli bir roket tasarlamıştır. Bu roket uzaya gönderilecek ve başka yaşam formları bulacak ve onlara da mutluluğu! tattıracaktır. İntegralin baş mühendisi D-530'ada bir günlük görevi verilmiştir. Yazdıkları İntegral roketine koyulacak ve uzaya postalacaktır. Elinizde tuttuğumuz kitap işte bu günlüktür. Kişisel yorumuma gelirsek kitabın dile ağırdı ve bence çeviride de hata vardı. Aham şaham bir kitap değildi. Ancak verdiği mesajlar güzeldi. Bu kadar popüler olmasının nedeni distopya edebiyatının ilk örneği olduğu sanılması bence. Ancak Biz 1924 yılında yayınlamıştır. 1908 yılında yayınlanan Demir Ökçe distopya edebiyatının asıl öncüsüdür.
Baskı: Cthulhu'nun Çağrısı
Kitap 4 kısa, 4 uzun olmak üzere 8 öyküden oluşuyor. Öykülerden bazılarını beğendim bazılarını ise pek beğenmedim. Korku türü diye geçiyor ama ben hiç korkmadım. Öykülerde karakterler gördüklerini tanımlarken: "Tarif edilemez bir görüntü" "Açıklanamaz bir yaratık" "Hiçbir şeyin tarif edemeyeceği bir ses" vs. tanımlamalarda bulunuyorlar. Açıkçası insanları hiçlik ile korkutmaya/ürkütmeye çalışmış yazar. 3-4 öyküde böyle şeyler yok olaylar, olgular her şey netti ben bunları daha çok beğendim.
Baskı: Demir Ökçe
Jack London'un benim için yeri ayrıdır. Kitaplarını okurken hiçte bir klasik okur gibi hissetmem kendimi. Daha önce Jack London'un Beyaz Diş, Demir Yolu Serserileri, Ateş Yakmak, Adem'den Önce, Martin Eden ve Vahşetin Çağrısı kitaplarını okudum. En ağır kitabı Martin Eden'di. Demir Ökçe'de Martin Eden kadar olmasa da ağır bir kitap. Martin Eden'de Martin isimli bir işçi konuk olduğu evde sanırım Marta isimli bir kızdan hoşlanıyor ve onun gözüne girebilmek, etkileyebilmek için kitap okumaya ve daha sonra yazarlığa adım atmasına tanık oluyorduk. Demir Ökçe'de ise cinsiyetler değişmiş: Avis isimli bir sosyete kızının evlerinde düzenlenen gecede Ernest isim bir sosyalist ile tanışması ve kendini hen Ernest'e hemde sosyalizme kaptırmasına tanık oluyoruz. Elimizde tuttuğumuz kitapta Avis'in yazdığı ve bir ağaç kovuğunda bulunan el yazması ve bu el yazması tam 700 yıl sonra bulunuyor, yıl olmuş artık 2700 küsür. 2700'lü yıllarda çeşitli dipnotlarla hazırlanmış ve sunulmuş bir kitap gibi Demir Ökçe. Ezilen işçi sınıfı ve halkı sömüren kapitalist sınıf karşı karşıya. Kitapta konu edilen düzen sanki günümüzden bahsediyor. Jack London bence müthiş bir öngörü ile yazılmış.
Baskı: Sınırdaki Ev
Değişik bir kitaptı giriş bölümü güzeldi. Ortalara doğru açıkçası sıkıldım ve sonlara doğru kitap kendini toparlamış. Başka bir şey demeyeceğim. Belki ileri ki zamanlarda tekrar okurum.
Baskı: A'mak-ı Hayal - Hayalin Derinliklerinde Yolculuk
Raci fikirleri yüzünden bunalımdadır. İçinde bir şüphe vardır, kendisi "Bu şüphe ejderhası bütün bedenimi sarmıştı." demektedir. Bunalımlarından bir nebze olsun kurtulmak için kendisini içkiye vermiştir. Her gün önünden geçtiği bir mezarlık vardır ve bu mezarlığın eski bir ahşap kapısı vardır. Raci ne zaman baksa bu kapı kapalıdır. Ancak bir gün ahşap kapı açıktır merakına yenik düşer ve mezarlıktan içeri girer. Orada Aynalı Baba denilen bir bilge kişi ile karşılaşır. Aynalı Baba Raci'yi ney üfleyerek değişik hayal alemlerine sokar. Raci buralarda Buda ile Zerdüşt ile ve daha fazla ünlü sima ile karşılaşır. Ejderhalar ve nice garip mahluklar ile karşılaşır. Raci yaşadıkları ile çok şey öğrenir, içindeki bunalım artık yoktur. Ancak bir gün Aynalı Baba ortalıktan yok olur Raci kendini Manisa Tımarhanesinde bulur.
Baskı: Bir Apaçi Masalı 4 - Biz Ucuz Adamlardık
Angutyus'un macerası kaldığı yerden devam ediyor. Yine aldanıyor, yine aldatılıyor ve annesine bir daha diyor "Artık o numarayı aramayın" Son olarak serinin diğer kitaplarına göre daha akıcı bir kitaptı. Laf salatası azda olsa vardı.
Baskı: Kafes
Öncelikle kitap korku kitabı değil daha çok insanı meraklandıran, acaba ne olacak dedirten bir kitaptı. Dünyada bir şey vardır ne olduğu kimse bilmemektedir. Onlara baktığınızda bir anda delirip ve vahşileşip canınıza kıymaktasınızdır. Bunun için dışarıda gözlerinizi açmamanız gerekmektedir. Malorie isimli kadın ise iki çocuğu ile birlikte bu dünyada yaşamaya çalışmış ve dört yaşlarındaki çocuklarını eğitmiştir. Onları öyle bir eğitmiştir ki çocuklar adeta bir robot olmuştur. Çocuklar ise böyle bir dünyada gözlerini açtıkları için yada açamadıkları için yaşlarına göre oldukça fazla olgunluğa ve keskin kulaklara sahiptir. İşte Malorie ve iki çocuğu kaldığı evin arkasındaki nehirden bir sandal ile belirsiz bir yolcuğa çıkacaktır. Malorie bu yolcukta geçmişiyle de yüzleşecektir.
Baskı: Kan Şarkısı (Kuzgunun Gölgesi #1)
Vaelin al Sorna annesini kaybetmiştir ve daha 10 yaşındayken babası tarafından Altıncı Nişan'a verilmiştir. Altıncı nişan yıllarca süren eğitimlerden sonra ölümcül savaşçılar yetiştiren bir yerdir. Vaelin daha eğitimin ilk yıllarında garip şeyler yaşamaktadır. Zaman geçtikçe çeşitli savaşlara girecek, doğru bildiği yanlışlar ile karşılaşacaktır. Bunları yaşarken benliğinde bir ses bir fısıltı vardır: Kan Şarkısı...
Baskı: 80 Günde Dünya Gezisi
Buz gibi bir adamdır Phileas Fogg. Tam anlamıyla bir İngilizdir. Hiç bir yere geç kalmaz veya erken gelmez. Gerekmedikçe konuşmaz hatta hiç konuşmaz. Bir gün kulüpteki arkadaşlarıyla Dünya'yı 80 günde gezeceğini iddia eder ve bunun için servetinin yarısı üzere bahse girer. Bu zorlu yolculuğa hemen başlamalıdır. Daha o gün işe giren uşağı Passepartout ise oldukça şaşkındır ve Efendisi ile o da Dünya'yı gezmek zorundadır. İngiltere'de aynı günlerde bir sosyete bankasından 55 bin pound para çalınmıştır. Fix isimli polis ise bu hırsızın Fogg olduğundan emindir ve Fogg ve Passepartout'un peşine düşer. Fransız uşak bu yolculuk ile Efendisi tam anlamıyla tanıyacaktır.
Baskı: Kıyamet Az Sonra
Nasıl bir kitaptı yahu. Tadı damağımda kaldı. Baxter Zevcenko 16 yaşındadır. Esme isimli bir kızla takılan, Örümcek ismine verdiği ve yaratık pornosu ticareti yapan çetenin kurucusudur. İnsanlara neredeyse hiç ismiyle hitap etmez. Örneğin: Sakallı, Astım Spreyi Çocuk, Gerizekalı vs. Kendini beğenmiş bir şekilde sürdürdüğü hayatından gayet memnundur. Annesi ve Babası bu hallerinden kurtulması için onu bir psikoloğa bile göndermektedir. Ancak ortalıkta gezen ve Dağ Katili ismi takılan biri/birileri genç kızları kaçırıp öldürmektedir. Baxter ise Esme kaçırılıncaya kadar Esme ye aşık olduğundan haberdar bile değildir. Ona göre diğer insanlar bir oyundaki rolü olmayan figüranlardan farklı değildir. Baxter çeşitli çabalar sonucunda Ronin isimli bir doğaüstü ödül avcısı ile tanışır ve Esme'yi kaçıranları bulmaya çalışacaklardır. Baxter Esme'yi ararken; benliğini bulacaktır. Neden bu dünyada olduğunu keşfedecektir. Sonuç olarak İthaki Yayınlarından "Kill Baxter" isimli ikinci kitabı çevirmesine rica ediyorum.