DO
@doganozmurat

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Anadolu Notları I - II

Notlardan ve anılardan oluştuğu için oldukça zevkli ve sürükleyici bir anlatım içermektedir. Kısa olaylardan oluşan bu 2 kitap ; Anadolu güzellilerini, yöre halkının yaşam tarzlarını anlatmakta ve “Çok gezen çok bilir” atasözünü doğrulamaktadır.

Anadolu Gezi Notları
7/1025.07.2012

Baskı: Anadolu Gezi Notları

1927-30 yılları arasında Robert Kolej de hocalık yapan New York Üniversitesi Sanat Tarihi profesörlerinden, Rudolf Riefstahl 1929 yılında Ege ve Akdeniz Bölgesi nde yaptığı bir inceleme gezisinde Birgi ye de uğradığında. Birgi deki eserler ve özellikle Çakırağa Konağı nın korunması konusunda dönemin Milli Eğitim Bakanı na başvurması üzerine aynı yıl görevlendirilen A. Aziz (Ogan) da Birgi ve anıtları üzerinde ayrıntılı bir çalışma gerçekleştirmiş ve bir rapor halinde 1929 da Türk Maarif Dergisi nde yayımlamıştır.

Ana
7/1025.07.2012

Baskı: Ana

Maksim Gorki’nin bu kitabında ana konu devrimci düşünce ve devrimci mücadele denebilir. Uyandırılmak istenen ana düşünce ise halkın kendi acılarına bakarak nedenini inceleyerek biraz da cesaretle kendini savunabilecek onu ezenlere baş kaldırabilecek duruma gelebileceğidir. Bu düşünceyi aşılamak içinse bu yolda yoldaşlarıyla mücadele veren bir oğlu olan kendine bir zarar gelmediği sürece (hatta bazen geldiğinde de) sesini çıkarmayan hakkını arayamayan bir kadının oğlunun ve çevresinin etkisiyle insanların acısını algılayan ve onları uyarmaya uyandırmaya çalışan bir savaşçı haline gelmesi anlatılmaktadır.

Anna Karenina
7/1025.07.2012

Baskı: Anna Karenina

Rus edebiyatının tanınmış romanlarından olan Anna Karenina, realist bir eserdir. Tolstoy, bu eserinde kişileri tek tek ruhsal açıdan incelemiş, romanına psikolojik boyut kazandırmıştır. Anna Karenina’da dürüst bir ev liliğin getirdiği mutlulukla evlilikteki yasak aşkın yol açtığı yıkım anlatılır. Bu romandan 19. yüzyıl Rus aile yapısı hakkında bilgiler edinilebilir.

Aşkın Şehidi
7/1025.07.2012

Baskı: Aşkın Şehidi

Kerbela' yı bilmek gerek. O günlerde yaşanan acıları hissetmek gerek. Bu kitap bunu fazlasıyla yapıyor.

Ateş Geçitleri
8/1025.07.2012

Baskı: Ateş Geçitleri

Ateş Geçitleri (Orijinal adı: Gates of Fire), 1998 yılında Steven Pressfield tarafından yazılmış, Spartalı bir askerin gözünden Termofil Savaşı'nı anlatan tarihi roman. Pressfield, Pers ordusunun 2 milyon kişiden oluştuğunu iddia ederken, Herodot bu rakamın 5 milyon olduğunu söyler. Simonides'e göre ise bu rakam 3 milyondur. Ancak günümüz tarihçileri o zamanın kaynakları ve lojistik imkânlarıyla bu rakamın 100 ila 250 bin arasında olabileceğini hesaplamışlardır.

Baskı: Atatürk / Modern Türkiye`nin Kurucusu

Kendi tarihimizi "tarafsız" ve tüm nesnelliği ile öğrenmenin keyfini yaşamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap

Baskı: Bir Levantenin Beyoğlu Anıları

Scognamillo, sinema tarihi de dahil çeşitli alanlarda kitaplar yazan, Beyoğlu'nda doğup büyüyen bir levanten. Bu nedenle Beyoğlu'nun tarihini adım adım yaşayarak takip etme imkanı bulmuş.

Baskı: Atatürk - Bir Milletin Yeniden Doğuşu

Asker, devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı, Türklerin babası, çağımızın en büyük lideri. Eşi görülmez başarılara imza atmış, ülkesi için hayatı pahasına kahramanca savaşmış, çökmüş bir imparatorluktan yeni, çağdaş ve dinamik bir ülke yaratmış, bugün Türk halkının bir bayrak altında bağımsız şekilde yaşamasını sağlamış ve Türkiye’yi kurtarmıştır. Bayrağımızı ve topraklarımızı ona ve komuta ettiği binlerce Mehmetçiğe borçlu olduğumuz için yediden yetmişe şükran doluyuz. Zira Atatürk, kaderimizi değiştirmiş, boyunduruk altında olmadan yaşamamız için bize bu ülkeyi bırakmıştır.

Anne Kafamda Bit Var
8/1024.07.2012

Baskı: Anne Kafamda Bit Var

Her şey, Tarık AKAN' ın yurt dışından dönüşünde, hava alanında tutuklanması ile başladı. 80 darbesinin hemen ardından (1981 yılında) Almanya da belki de yurt dışında olmasının verdiği cesaret ile, ülkedeki sorunlar hakkında yaptığı bir konuşma tutuklanma sebebini teşkil etti. Bir süre Gayrettepe de, daha sonra,şimdiki 1. Ordu komutanlığının bulunduğu Selimiye de tutuldu. Yazar, kendi hissettiklerinin yanında, Türkiye'de tutuklanmanın, özellikle darbe gibi olağanüstü hallerde tutuklanmanın ne demek olduğunu da gözler önüne seriyor. Kapalı kapılar ardında, yaşamayanın bilemeyeceği olayları açığa vuruyor. Darbe yıllarında sağcı ya da solcu, taraf tutanların ne tür bir muamele ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Sevgi
5/1024.07.2012

Baskı: Sevgi

Zen Budist geleneğine göre boğa yaşam enerjisini, gerçeği ve eylemi simgeler. Ama, bir kere bulundu mu asla dizgin altına alınamaz. Özgür kalmalı ve sürekli ardından gidilmelidir. Bu kitap bir insanın kendini bulmada, gerçek doğasını keşfetmede hangi adımları atacağını göstermektedir. Bu kitap Leo Buscaglia nın kendisini ve huzuru aramasını anlatmaktadır. Doğu da unutulmaz bir yolculukta kişisel tatmini ararken iç ve dış keşifleri "boğanın yolunu" izlemek kolaylaşmıştır. Bu duyarlı ve filozofça çekici kitapta Dr. Buscaglia yolunu bizimle paylaşmaktadır ama bunun kendi yolculuğu olduğunu ve sadece kendisine götürdüğü sık sık hatırlatmaktadır. Her birimiz gerçek anlamı için kendi yolumuzu bulmalıyız.

Psikiyatrist
8/1024.07.2012

Baskı: Psikiyatrist

Ellen Ruth bir kadın psikiyatristtir. Dalında son derece başarılıdır. Birgün bir hasta gelir ona.Bu diğer hastalardan biraz farklı bir vakadır. Şiddet görmüş,heryerinde morluk olan ve ürkütücü bir hastadır. 3 gün boyunca bu hastayı tedavi etemye çalışır ve pek de yol alamaz. Kadın sürekli kara maskeli adam gelirse beni koruyacaksın değil mi demektedir Ellen'a. Bunun üzerine arkadaşı Mark'dan yardım ister.Mark son derece başarılıdır bu alanda. Yalnız garip bir durum vardır. Hasta ortadan kaybolmuştur aniden.Kayıtlara bakılır ancak böyle bir hastaya rastlanmaz. İşte olaylar bundan sonra başlayacaktır. Kimdir bu meçhul kadın? Ellen Ruth kadının peşine düşer ve inanılmaz olaylar arka arkaya gelmeye başlar

İçimizdeki Zalim
8/1024.07.2012

Baskı: İçimizdeki Zalim

Kin, nefret ve intikam duyguları üzerinde demokrasi değil ancak faşizm yükselir! Bir ülkenin yöneticisi, başkanı, başbakanı, lideri, kendi kişisel öfkesini, kin ve nefretini yönettiği ülkenin idari, adli ve mali mekanizmalarına yansıttığı zaman, o ülke artık yaşanmaz hale gelir. Çünkü bütün mekanizmalar ve görevliler bundan etkilenir, devlet adeta bir insanın, öfkesine, kin ve nefretine teslim olur. Nefret söylemini bireysel, toplumsal ve kültürel yaşamımızdan, özellikle de siyasetten medyadan söküp atamadığımız sürece, zulmü ve cinayetleri durdurmak, yeni düşmanlıkların oluşmasını önlemek olanaksız görünüyor.

Baskı: Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği

Her “kuruluş dönemi”, kendinden önceki döneme göre “değişme dönemi”, her “değişme dönemi” ise kendinden sonraki döneme göre “kuruluş dönemi” niteliği kazanarak, sürekli bir diyalektik değişme sarmalı meydana getirir. Daha yalın bir ifadeyle söylemek gerekirse, her değişme modeli, kendinden önceki yapıyı değiştirir, bir süre sonra kurumsallaşır ve “kuruluş dönemi” özelliği kazanır ve ona karşı oluşan tepkiler yeni bir “değişme modelini” ortaya koyar.

Baskı: Kızlarıma Mektuplar Yaşamdan Satırbaşları

Emre Kongar'ın Kızlarıma Mektuplar'ı; Elif ve Ebru adındaki ikiz kızlarına nasihat tonu taşımayan ama bir babanın düşüncelerini, duyarlığını yansıtan, içten karalamaları. Özellikle, toplumumuzun bazı kesimlerinde kız çocuğunun yerinin erkek evláttan sonra geldiği bir anlayışı yıkıyor bu tavrıyla.

Baskı: 28 Şubat ve Demokrasi

28 Şubat, temel hak ve özgürlükleri yok eden bir darbe mi, yoksa demokrasinin önünü açan bir süreç mi?.. Hukuk, demokrasi, siyaset ve medya ilişkileri... 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinin 28 Şubat ve günümüze yansımaları...

Baskı: Demokrasimizle Yüzleşmek

Kitap çok basit elde edilebilecek kaynaklarla resmi tarihin ve gayri resmi tarihin , eksik , yanlış veya abartılı verdiği konulara değinmiş . Tarihi sıkıcı bulanların dahi beğenerek okuyabileceğini düşündüğüm kitabın başında Emre Kongar , kitabı yazma sebebini şöyle açıklıyor : “Ben bir tarihçi değilim, bir toplumbilim öğrencisiyim. Bu kitapta yazdıklarımı, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine de dayandırmadım. Tam tersine, yazdıklarımı, başta İslam Ansiklopedisi ve Türk Ansiklopedisi olmak kaydıyla, herkesin bildiği, herkesin her an ulaşabileceği, güvenilir kaynaklara dayandırdım.

Baskı: Silivri Toplama Kampı / Zulümhane

Balbay kitabında Ergenekon iddianamesindeki tezatlara ve yanlışlıklara değiniyor. Balbay, hakkındaki iddiaları da yanıtladığı kitabında Atatürk’ün bile şüpheli gösterildiğini iddia ediyor. Balbay’ın kitabında Silivri Cezaevi’ndeki yaşantısını ve karşılaştığı trajikomik durumları ve ‘yalnızlığı’ da ilginç örneklerle anlatıyor.

Esperanza'nın Kutusu
10/1024.07.2012

Baskı: Esperanza'nın Kutusu

Umut ne zaman kaybolur? Esperanza`ya sorarsanız, hiçbir zaman! Bir gün bir doktor yanınıza gelip basit bir hastalıktan dolayı hastanede yatan kızınızın birden bire öldüğünü söylese, ne yapardınız? Ona inanır mıydınız? Yoksa Esperanza gibi, kızınızın ölmediğine inanıp umudunuzu hep yanınızda mı taşırdınız? Esperanza, Meksika`nın küçük bir kasabasındaki mütevazı yaşamını geride bırakıp birçok engelden geçerek Los Angeles`ın parlak ışıkları arasında bulur kendini. Umudunu hep yanında taşır. Gerçeğin yetersiz kaldığı yerde kendi gerçeğini yaratır. Kızını bulmak için çıktığı bu yolculuk, kendisini bulmasını da sağlar.

Gökardıç
10/1024.07.2012

Baskı: Gökardıç

Yabancı olan, hem korku hem merak uyandırır. Bir yanda egzotizmin çekiciliği başımızı döndürürken, diğer yanda kendimizi bilinmeyenin yarattığı tehditten sakınmaya çalışırız. Gökardıç adlı kitabında, Michèle Gazier'nin ele aldığı temalardan biri bu: Kişinin 'yabancı' olana yaklaşımı ve onunla ilişki kurma süreci.

Zamanın Kanı
7/1024.07.2012

Baskı: Zamanın Kanı

Mart 1928, Kahire… Gece sokağa çıkan çocuklar kaybolur ve bir süre sonra cesetleri çevredeki yer altı mezarlarında bulunmaya başlar. Şehirde bir söylenti yayılır: Binbir gece masalları” nın korkunç Gûl”ü geri dönmüştür. Tamamen ilgisiz gibi görünen bu iki olay, aslında karmaşık bir şekilde birbirleriyle bağlantılı bir şekildedir.

Baskı: Kötü Ruh (Kötülük Üçlemesi, #1)

Okuyucusuna ilk sayfadan başlayarak yoğun bir gerilim sunan “Kötü Ruh” bir ilk roman. Üstelik çok çarpıcı bir ilk roman. Yazarı Maxime Chattam suçluların profilini çıkarmada usta bir kahraman yaratmış. Ve onu şiddet dolu bir dünyaya salıvermiş. Joshua Brolin FBI’da aradığını bulamamış, doğduğu kentin polis teşkilatında çalışan bir müfettiştir. Kolu, bacakları kesilmiş, alınlarında yara izi olan kadın cesetleri onu acımasız bir seri katille tanıştıracaktır. Olayların çözüldüğünü düşündüğümüz an geldiğinde ise aslında her şey daha da karışır. Chattam, okuyucusuna kolay çözümler sunmaktan yana bir yazar değil. Romanın gizemini son ana kadar başarıyla saklamayı beceriyor. Ve soluksuz okunan bir polisiye örneği sunuyor bu türün meraklılarına.

Baskı: Karanlığın Soluğu (Kötülük Üçlemesi, #2)

New York… Kentlerin belki de en karmaşığı… Olağanüstü gölgelerin egemenliğinde, birçok gizi barındıran o kalabalık kent. Kalabalığın içinde neler yaşanıyor? Sapkınlıklar, kaçırılmalar, cinayetler… Bu kentin en büyük tutkusu cehennem belki de. Ve o cehennem bir kitapta soluk alıp vermeye başlıyor, cehennemin karanlığı gözlerimizi yakıyor.

ÖncekiSayfa 73 / 88Sonraki