DO
@doganozmurat

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Galiz Kahraman
7/1004.02.2014

Baskı: Galiz Kahraman

Doğma büyüme Kasımpaşalı olan İdris Âmil, temsil ettiği insanlık gibi, kısa yoldan ün ve para kazanmak heveslisidir. Ara sıra kahkahalar atarak okuyacağınıza eminim.

Kod Adı Sıfır
8/1005.01.2014

Baskı: Kod Adı Sıfır

Korku, gerilim en üst düzeyde, sıkı bir kitap.

Baskı: Hurûfilik Metinleri Kataloğu

Akla büyük bir önem veren hurûfîlik harflerin tamamında yaratıcının kendisini açıkladığını savunur. Bâtınî düşünceyle çok yakın bir ilişkisi olan hurûfîlik Kur‟an-ı Kerim‟i de kabalistik yaklaşımla değerlendirir.

Baskı: Talmud ve Hadis (Karşılaştırmalı Bir Araştırma)

Akademik bir çalışma, konuya ilgi duyunlara tavsiye olunur.

Baskı: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek (Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, #1)

İlber Ortaylı hoca, Osmanlı’nın her yönden ne denli zengin bir imparatorluk olduğunu sunuyor bu enfes kitabında..

Baskı: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Ahlaki değerlerin nasıl yozlaştığını, belgesel tadında sunan enfes bir kitap.

Baskı: Diyarbekir Merwanileri (İslami Ortaçağ'da Bir Kürt Hanedanı)

Uzun zamanımı da alsa kaliteli bir kitap okumanın keyfine vardım. Uzun ve meşakkatli , akademik bir çalışma , şiddetle konuya ilgi duyanlara tavsiye olunur. Mervani Kürt Devleti Amid (Diyarbekir) ve Meyyâfârikin`de (Silvan) hüküm sürmüş Müslüman bir Kürt ailesidir. 983-1085 yılları arasında yaklaşık 100 yıl hüküm süren devletin kurucusu Ebu Şuca Abdullah Hüseyin`dir. Bu kişi Bâz bin Dostık olarak tanınır. Zaten isminin sonunda bin Dustek el-Bâz (lakap veya atalarının ismi) vardır.

Halüsinasyon
8/1009.10.2013

Baskı: Halüsinasyon

Adrenalin üst seviyede.

Cin Tarikatı
8/1006.10.2013

Baskı: Cin Tarikatı

Kitabın içeriği hakkında, Tarihçi Murat BARDAKÇI'nın bir yazısı; Urumhamatahayil’i çağır herkesi kendine áşık et! Murat BARDAKÇI'nın yazısı15.08.2005 Cin çağırma eserlerinin başında, 15. yüzyılda yaşamış "Uzun Firdevsi"nin "Davetname" kitabı gelir. Kitapta, "Urumhamatahayil" adlı, insanı aşık etmeye yarayan bir cinden söz edilir. Eskiler, ‘öteki dünya’ ile temasa yaradığına ve ‘bilim’ olduğuna inandıkları faaliyetlere ‘havas ilmi’ adını vermişlerdir. Kütüphanelerimizde çok sayıda elyazması ‘havas kitabı’ vardır ama bu kitapların birçoğu okuyucuya asla çıkartılmaz ve kasalarda yahut dolaplarda kilit altında tutulurlar. İşte bu ‘yasak’ kitaplardan ikisi: ‘Buni Risálesi’ ve ‘Dávetname’. İlk kitap ‘vefk’ adı verilen tılsımlarla cinlere hükmetmenin yollarını, diğeri ise yine cinler vasıtasıyla arzu edilen her işin yaptırılma usullerini anlatıyor. Ama, bütün bunları yazarken náçiz bir tavsiyede bulunmadan edemiyorum: Söz konusu eserlere ulaşmaya çalışmayın, bu kitapları geçmişten gelen birer ‘folklorik hatıra’ olarak düşünün ve bu sayfada verdiğim ‘cin çağırma’ metodlarını da uygulamaya kalkmayın. Sadece vakit kaybedersiniz, zira metinleri bugünün Türkçesi’ne aktarırken eski yazarların ‘işin en önemli tarafı’ dedikleri bazı şifreleri affınıza sığınarak sansürledim! TÜRKİYE kütüphaneleri asırlar önce kaleme alınmış elyazmalarının hem sayıları, hem konuları, hem de kaliteleri bakımından dünyanın önde gelen kültür merkezleridir. İstanbul’daki Süleymaniye, Köprülü, Nuruosmaniye, Ali Emiri, Topkapı Sarayı yahut Konya’daki Mevláná ile Yusuf Ağa gibi daha birçok elyazması merkezlerimiz dünya çapında yazma eser hazinesi olmalarının yanı sıra Avrupa’daki benzerleriyle, meselá Fransızlar’ın Bibliotheque National’i yahut İngilizler’in British Library’si ile rahatça boy ölçüşebilecek, hatta birçoğunu geride bırakabilecek zenginliktedirler. 800 YILLIK CİN KİTABI Ama, bu kitaplıklarda muhafaza edilen bazı kitaplar vardır ki, okuyucuya asla çıkartılmazlar; hatta çıkartılmamaları bir yana kütüphane müdürlerinin odalarındaki kasalarda yahut dolaplarda kilit altındadırlar. Onları görebilmek için ciddi bir araştırmacı olduğunuzu ispat etmiş olmanız, belirli izinleri almanız gerekir. Bütün bu gizliliğin ve kontrolün tek bir sebebi vardır: Söz konusu kitaplarda ‘havas ilmi’ denilen yani ‘başka álemlerle’ teması sağlamaya yaradığı söylenen bilgiler yer alır ve bu bilgiler cin çağırmaktan güçlü bir büyünün kurallarına, hattá geleceği belirlemeye kadar uzanan geniş bir yelpazeye dağılırlar. İşin daha da önemli tarafı, bu eserlerin sıradan falcılar yahut büyücüler tarafından değil, işin üst seviyedeki erbábı tarafından kaleme alınmış olmalarıdır. İşte, kasalarda muhafaza edilen bu ‘havas’ kitaplarının en önemlilerinden biri ve en fazla korunanı: Buni Risálesi... İstanbul’daki bir elyazması kitaplığında saklanan eser, 1225 yılında ölen Cezayirli büyü álimi Ebu’l-Abbas Ahmed bin Ali bin Yusuf el-Kureşi el-Buni’ye ait. Sihir, büyü, muska, cin, yani ‘havas’ bahislerinde İslam dünyasının gelmiş geçmiş en önemli uzmanlarından olan Buni, 1208 sayfalık eserinde bu konularla ilgili bütün temel bilgileri veriyor. Harflerin sayı karşılıklarıyla ve esrarıyla yani ‘Ebced’ ile başlayan eserde daha sonra duaların gizli güçleri ve bu güçleri açığa çıkarma usulleri anlatılıyor, harflerle sayılar arasındaki bu ilişkinin maddi álemde nasıl kullanılacağı, bedensiz yaratıklara ne şekilde hükmedileceği öğretiliyor, derken düşünce ve dua yoluyla yahut cinler vasıtasıyla insanları etkileyip olması arzu edilen her işin yapılma yolları sıralanıyor. HİÇ VAKİT HARCAMAYIN Bu sayfada, ‘Buni Risálesi’nin giriş kısmıyla ‘vefk’ denilen tılsımların yazılı olduğu bir diğer sayfasını görüyorsunuz. Buni, girişte Allah’a ve Hazreti Muhammed’e duadan sonra eserini ‘áyetlerin ışığında, daha önce yaşamış olanların verdikleri bilgilerin doğrultusunda ve kendisine gelen ilhámın yardımıyla yazdığını’ anlatıyor. Eserin diğer sayfasında gördüğünüz şekiller ise, bazı varlıkları Allah’ın ismini anarak çağırma işinde kullanılan ‘vefk’ler, yani tılsımlar. Dün, bu dizinin tanıtımı için yazdığım yazıda söylediğim bir hatırlatmayı şimdi tekrar yapayım: Lütfen, elyazması kütüphanelerine gidip bu kitapları aramayın, bulamazsınız. Zira kataloglarda başka isimlerle kayıtlıdırlar, bulsanız bile zaten göstermez ve alınması aylar süren bir izin macerasına girmenizi isterler. Kaldı ki, kasalarda saklanan bu kitapların hemen hepsinin girişinde, bu işlerle uğraşmaya heves edenlerin ‘riyázat’ adı verilen ve aylar süren dua, nefis terbiyesi ve teknik hazırlık bilgilerine dayalı bir eğitimden geçmeleri şartı yazılıdır ve vaktiyle yazılanlar şayet doğru ise, bugünün ortamında böyle bir işe kalkışmak zaten imkánsızdır. Dolayısıyla málum kitaplara ulaşıp rakibinizden kurtulmak, gönül verdiğiniz kişiyi kendinize áşık etmek yahut geleceğinizi öğrenmek hevesine kapılmayın, bu eserleri eski zamanlardan kalma birer folklorik kaynak olarak değerlendirin ve boşa harcayacağınız zamana acıyın! Bu cinler varken hiç bir aşk karşılıksız kalmaz ‘HAVAS’ ilmi ile ilgili eski elyazmalarında, iyi kalpli olan ve insanların hizmetine girebilen cinlerden bazen ‘melek’ diye bahsedilir ve bu cinlerin davet edilip verilen emirleri yerine getirmeleri için yapılacak işler bütün detaylarıyla anlatılır. Eski cincilere göre her cinin ve meleğin bir tılsımı vardır ve bu tılsım, cinle temasa geçmeyi sağlayan gizli bir şifredir. Cin yahut melek gibi bedensiz bir varlığı davet etmek isteyen kişi bu tılsıma, yani şifreye sahip olmak zorundadır, zira şifreyi bilmeden cinlerle temas hiçbir şekilde mümkün değildir. Cin çağırma konusunda kaleme alınmış eserlerin başında, 15. yüzyılda yaşamış ‘Uzun Firdevsi’ adındaki bir ‘cin álimine’ ait olan ‘Dávetnáme’ isimli kitap gelir. Eserin elyazması tek nüshası, bugün İstanbul’daki bir kütüphanede muhafaza altında. BÜYÜYLE KARIŞTIRMAYIN Uzun Firdevsi, eserinde gök cisimlerinin hareketi ve bu hareketlerin insanları etkilemesi konusunda ayrıntılı bilgiler verdikten sonra ‘melek’ dediği cinlerden bahseder, hangi cinin hangi işe yaradığını yazar ve bu arada ‘Urumhamatahayil’ adını taşıyan bir cinden de söz eder ve bu cinin ‘áşık etmeye yaradığını’ söyler. Burada iki konuyu, ‘büyü’ ile ‘cin’ bahislerini birbirinden ayırmak gerekiyor: Uzun Firdevsi’nin sözünü ettiği faaliyetler büyü değil, yapılması istenen işin cinlere ve meleklere yaptırılmasıdır, yani ortada eskilerin ‘hüddamcılık’ dedikleri, ‘cinlerin hizmetkár olarak kullanılması’ meselesi vardır ve bu iş eski ‘havas’ ilminin en ileri seviyesidir. Uzun Firdevsi’ye göre ‘havas’ ile uğraşanların işin ehli olmaları ve cinleri menfaat için kullanmamaları da şarttır, aksi takdirde büyük ve çok ağır diyetler ödemeye hazır bulunmaları gerekir. MAALESEF, SANSÜRLEDİM Aşağıda, Uzun Firdevsi’nin ‘Davetname’ isimli eserinden, istenen kişiyi áşık etmek için ‘Urumhamatahayil’ isimli cine nasıl emir verileceğini anlatan bahsi günümüz Türkçesi’ne naklederek veriyorum. Ama, okuyanların boş yere vakit harcamalarının ve işi saplantı haline getirmelerinin önüne geçmek için, cinin davet edilmesi sırasında okunması ve yazılması gerektiği söylenen tılsımı ve duaları metinden çıkartmak zorunda kaldım. Uzun Firdevsi, ‘Urumhamatahayil’ isimli cinin özelliklerini ve áşık etme işinde nasıl kullanılacağını şöyle anlatıyor: ‘...Ay, gökyüzünde ‘Sarfe’ adı verilen yere ulaştığı zaman, Allahu Teálá’nın emriyle Urumhamatahayil adındaki melek gelir ve ayın vekilliğini üstlenir. Urumhamatahayil’in iki başı vardır. Bu başlardan biri sığır, diğeri de deve başı gibidir. Dört ellidir, ellerinden birinde desti, ötekinde bardak tutar, diğer iki eli boştur. Urumhamatahayil kadını erkeğe, erkeği de kadına áşık etmeye yarar. Bu işin usulü şudur: Karşısındakini kendisine áşık etmek isteyen kişi, Urumhamatahayil’e mahsus tılsımı gümüş bir levhanın üzerine yaza, sonra bu levhayı beyaz bir atın kıllarıyla sarıp karanlık bir kuyuya bıraka. Yedi defa ‘Ahdnáme’ denilen duayı okuya; öd, şeker, ládin ve mastaki ile karıştırıp bir káğıda yaza. Sonra, üzerinde uğurlu duaların yazılı olduğu bir mendile kendisine áşık olmasını istediği kişinin adını kaydede ve mendilin üzerine otura. Oturduğu anda, áşık olmasını istediği kişi Urumhamatahayil’den yardım isteyen kişiyi düşünmeye başlar. Sırada şimdi, o kişiyi kendisine iyice áşık etmek vardır. Urumhamatahayil ile temas eden kişi mendilin üzerinden kalka, işbu meleğin hizmetindeki ‘Vefaslil’ adındaki kirpiyi andıran diğer cinin şeklini bir káğıda çize, yanına da kendisine áşık olmasını istediği kişinin adını yaza ve káğıdı zeytinyağına bulayıp bir meş’alede yaka. Káğıt tamamen yandığı anda, áşık olmasını istediği kişinin aklı başından gider, koşarak Urumhamatahayil’den yardım dileyenin yanına gelir ve aşkından áşifteye döner. Ama, Urumhamatahayil’den yardım dileyen kişi meleğin ve cinin adını yazarken sakın ola ki ekşi ve acı nesneler yemeye, ağzına daima tatlılar koya, yoksa bu iş olmaz!’ Rakiplerinizden artık korkmayın, Ebyaz gelip hepsini helák edecek UZUN Firdevsi’ye göre cinlerin, meleklerin ve gökyüzünde dolaşan yaratıkların hepsi bir işe yararlar ve çağırılıp hizmette kullanılmaları mümkündür. Bu yaratıkların en güçlülerinden olan ‘Ebyaz’ isimli melek, düşmanları ortadan kaldırmaya yarar ve Uzun Firdevsi, ‘Dávetnáme’sinde Ebyaz’ın aslında gayet tatsız bir şekildeki dávet usulünü bugünün Türkçesiyle bakın, nasıl anlatıyor: ‘...İşbu melek şekil olarak insana benzer ama baş ve el sayısı fazladır, üç başıyla altı eli vardır. Her bir elinde kılıç, yay, rebap denilen çalgı, ibrik, hıyar ve küláh tutar. Ebyaz, düşmanları yok etmeye yaraya ve güneş akrep burcundayken çağırıla. Ebyaz’ı davet etmek isteyen fáni belirli duaları okuya, sonra Ebyaz’a ait olan tılsımı karakedi kanıyla Çin káğıdına yaza. Bu iş bitince boz renkli bir it yavrusunun ağzını sıkıca bağlaya ama öylesine sıka ki, it ses çıkaramaz hále gele. Sonra o hayvancağızı ala, bir çömlek içine koya, çömleği sirkeyle doldurup ağzını balçıkla sıvaya, götürüp bir gávur mezarına göme. Derken eski bir kefen parçası bula, helák etmek istediği düşmanın adını bu kefene yaza. İsmin altına bu işe mahsus birkaç dua daha yaza. Gidip mezarın birinden bir tabut parçası çıkarta, onun üzerine Melek Ebyaz’ın hizmetinde olan cinin işaretini çize, hemen yanına da kefene yazdığı gibi düşmanının adını kaydede. Bu iş de bitince, cinin resmini tuzlu suyla karıştırılmış avrat kanıyla bir başka yere çize. Ebyaz’ı dávet eden fáni, bu usulü ve duaları iyice saklaya; zira kötü ádemlerin eline düşerse fenanın da fenası neticeler verir ve o kötü ádemler Ebyaz’ı günahsız kişileri ortadan kaldırmada da kullanabilirler.

Kupa Valesi
7/1015.09.2013

Baskı: Kupa Valesi

Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap.

Baskı: Kürt Sorunu Ya Tam Kardeşlik, Ya Hep Birlikte Kölelik

600 sayfayı aşkın bir kaynak kitap hüviyetindeki çalışma Türkler ve Kürtler arasındaki ilk münasebetlerden Osmanlı dönemindeki özerk yapılanmaya, Kürt edebiyat ve folklorundan isyanlarına, II. Meşrutiyet’in Kürtler nezdinde ki etkilerinden İttihat ve Terakki yönetimine, Cumhuriyet dönemi olaylarına, Kürtlerin Türkiye’deki sağ ve sol düşünce içinde siyaset yapma biçimlerinden İslami bir Kürt hareketinin mecra bulma imkânına, “federasyon mu, bağımsızlık mı, yoksa demokratik Cumhuriyet’te entegrasyon mu?” tartışmalarına uzanan kuşatıcı bir inceleme sunuyor.

Papanın Gergedanı
8/1009.09.2013

Baskı: Papanın Gergedanı

Yaklaşık bir aya yakın zamanda okuduğum, özümsemesi zor olan kitaplardan biri. Aşağıda kitapla ilgili bir inceleme. Umarım beğenirsiniz. Gergedan boğuldu! Avrupa'nın kanlı tarihini gösteren 'Papanın Gergedanı', Norfolk'un en önemli romanı. Süha Sertabiboğlu eseri ve çeviri sürecini anlattı 06/01/2006 Radikal Gazetesi Kitap Eki SÜHA SERTABİBOĞLU (Arşivi) Papanın Gergedanı, ülkemizde pek tanınmayan fakat dünya edebiyat çevrelerinde, Avrupa tarihinin en karanlık dönemlerinde geçen öyküler, ya da başka bir deyişle 'alternatif tarihler' yazdığından Umberto Eco'yla kıyaslanan İngiliz yazar Lawrence Norfolk'un en önemli romanıdır. Romanı özetlemek çok zor; ancak çok kabaca bir şeyler söylemek mümkün. 1510-1530 yıllarında geçen romanın başlayıp bittiği yer olan Usedom ve Rügen adaları, bugünkü Almanya'nın Baltık kıyısındadır. 11. yüzyılda bu bölgede ve doğusundaki Pomeranya'da yaşayan ve henüz Hıristiyanlaşmamış putperest Slavların üzerine, Anadolu ve Kudüs'e yapılan Haçlı Seferleri'ne benzer seferler yapılmıştır. Katliamlardan artakalmış tek tük putperestlerden biri olan Salvestro, bağnaz Hıristiyanların saldırısından canını zor kurtarıp güneye kaçar. Alplerde dolaşan çetelere katılır ve onlarla birlikte İtalya'ya gider. Orada paralı asker olur ve İtalyan derebeylerinin arasındaki kanlı bir savaş sırasında, Napoli civarındaki Prato adlı bir kentin yağmalanmasına karışır (Prato'da yaşananlar, dünya edebiyatının en irkiltici şiddet sahnelerindendir ve bir genç kızın ırzına geçildiği sahnenin olağanüstü çarpıcılığı dünya edebiyat eleştirmenlerince çok konuşulmuştur). Prato'dan kaçıp tekrar Usedom'a dönen Salvestro, Papa'yı görmeye giden Alman keşişlere Roma'ya kadar rehberlik eder. Keşişler Roma'ya vardıklarında, korkunç bir yozlaşmanın yaşandığı Papalık devletinde dinden başka her şeyin olduğunu, dinin her türden ahlaksızlık, kirli siyaset ve çıkar ilişkileriyle iç içe girmiş olduğunu görürler. Burada, Reform'un ayak sesleri hissedilir. Avrupa'nın kirli sayfaları Bu sırada İspanya'yla Portekiz dünyayı, Asya ve Afrika'daki sömürgeleri paylaşma savaşlarında Papa'yı kullanmaya çalışırlar ve kitaba adını veren gergedan da bu çekişmenin odak noktası haline gelir... Gergedan gibi hem muhteşem, hem korkunç, hem tarihsel hem de coğrafi yönden uçsuz bucaksız olan bu devasa hikâye, birçok kıtayı ve çağı kapsar; kuzeyin donmuş sularında deniz yaşamının başlangıcından, kuzey Avrupa'nın ilk sakinlerinin Hıristiyanlık öncesi tanrılarından, güneydeki kokuşmuş 16. yüzyıl Papalık devletine, Asya'daki sömürge savaşlarına, Afrika'daki köle ticaretine dek. Okuyucular örneğin bir taraftan yeraltında, Papalık lağımlarında kana susamış bir savaş veren ve çıkar için birbirine girmiş İtalyan devletçiklerini simgeleyen farelerden oluşan orduları, yukarıda da resmî görevlilerin yatak odalarında dönenleri görür. Avrupa'da Reform'u doğuran koşulların oluşmaya başladığı bir dönemde, Luther'i aforoz ederek dünya tarihinin değişmesine yol açacak Papa X. Leo'nun, siyaset ve yozlaşmanın hüküm sürdüğü, lüks ve şatafatın ardında gizlenmiş korkunç intikamlar ve akıl almaz entrikalarla dolu sarayından bir kesit seriliyor gözler önüne. Bu roman, masum insanların acımasızca katliyle, yağmalarla, ırza geçmelerle kirlenmiş, kanla ve facialarla dolu Avrupa tarihinin göz alıcı bir kesitidir aynı zamanda. Tarihsel romanlarda genellikle kişilerin yahut olayların en azından bir bölümü kurmacadır. Ama bu kitabı çevirirken konu çerçevesinde yaptığım araştırmalar sonucunda, kitaptaki hem olayların, hem de kişilerin tümüyle gerçek olduğunu keşfettim. Yukarda sözü geçen Papa X. Leo Floransalı soylu Medici ailesindendir ve romandaki kişilerden bazıları bu ailenin bin beş yüzlü yıllarda yaşamış gerçek üyeleridir ve romanda başlarından geçen olaylar da bu ailenin tarihinde geçmiş gerçek birtakım olayların ta kendisidir. Araştırmaları derinleştirdikçe, tesadüfen, daha şaşırtıcı bazı şeylere de rastladım. Medici ailesinin bin üç yüzlü yıllarda, yani kitaptaki konunun geçtiği tarihten iki yüz yıl önce yaşamış, Salvestro adında bir önderi vardı. Salvestro işçilerin ayaklanmasını desteklemiş, işçiler Floransa'da iktidarı ele geçirip bir hükümet kurmuş, fakat bu hükümet daha sonra yıkılınca yeni hükümdarlar Salvestro'yu sürgüne göndermişti. Bir süre sonra tekrar ayaklanan işçiler Salvestro'yu unutmamış, adı bir efsane halinde dilden dile dolaşmıştı. Romanın kahramanı putperest yetim Salvestro romanın sonlarına doğru Romalı dilencilerin başında Papanın sarayına doğru yürüyor ve tüm halk onun adını haykırıyordu... Yazar bu ismi kullanarak Medicilerin tarihine bir göndermede bulunmuştu. Böyle bir şeyi keşfetmenin insana heyecan vermemesi mümkün değil. Fakat daha da heyecan verici bir şeyle karşılaştım. Romana adını veren gergedan, romanda Nostra Senora de Ajuda adlı bir Portekiz gemisiyle Hindistan'dan alınıp Papaya armağan olarak götürülüyor, fakat Akdeniz'de batıyor ve tüm mürettebatla birlikte gergedan da boğularak ölüyordu. Bunun romana çeşni katan bir aksesuar olduğunu düşündüm; bir romanda geçen her şey de gerçek olacak değildi ya... Fakat 10 Temmuz 2005'te, yani kitabın çevirisini bitirdikten yaklaşık bir yıl sonra ve kitap henüz yayımlanmamışken, Cumhuriyet gazetesinde Sunay Akın köşesinde bir gergedandan söz ediyordu ve bu gergedan, kitaptaki gergedanın ta kendisiydi. Akın, Papaya armağan olarak gönderilen bu gergedanın hikâyesini ve Portekiz gemisinin adından, armağanı gönderen Hintli Müslüman hükümdarın adına varıncaya dek, kitaptaki tüm ayrıntıların tamamen aynısını yazıyordu. Ayrıca bu yazıdan öğrendiğime göre, gergedan Akdeniz'e gelmeden önce Lizbon'da karaya çıkarılmış ve dönemin ünlü Alman ressamı Albrecht Dürer onun bir resmini yapmıştı. İtalya açıklarında boğulan gergedan Avrupa halklarında yaşayan, uzun yıllar insanların kafasını meşgul etmiş bir efsane haline gelmişti. Romanda da halk, gergedanın kurtulup karaya çıktığına ve Roma'ya doğru yürüdüğüne inanıyor ve herkes onu arıyordu. Ayrıca, Federico Fellini'nin 'Ve Gemi Gidiyor' adlı filminin afişinde görünen, kurtarma filikasına bindirilmiş gergedanın da bu gergedan olduğunu öğrendim Sunay Akın'dan. Fellini de filmde gergedanın ölmeyip kurtulduğunu kurgulamıştı. Bu sarsıcı kitabın okunmasıve insanın, gerek aklına, gerek duygularına yönelik saldırılardan sonra kendine gelmesi bir hafta sürebilir; ama bitirmenin verdiği duygu, bir maratonu bitirmiş gibi bir mutluluk, hatta coşkudur; inanılmaz bir kültürel ve tarihsel birikime, kıvrak bir zekaya ve müthiş bir edebiyat diline sahip usta bir yazardan nefis bir kitap okumuş olmanın coşkusu. Eco düz bir camsa Norfolk mercektir Lawrence Norfolk'un anlatım tarzı hiçbir romancınınkine benzemiyor; çok kendine has bir üslup bu. Fakat ille de karşılaştıracak birisini aramak istersek, benzetildiği Umberto Eco'dan başkası yok ve ikisinin arasında, tarihin karanlık çağlarına yönelik ilgiden öte bir benzerlik görülemez. Eco'da polisiye bir öykücülük ağır basarken, Norfolk'taysa tarihe şiirsel, pitoresk bir bakıştan, flash-back'imsi bir bilinçaltına inme eğiliminden ve hafifçe bir fantastizmden oluşan bir karışım öne çıkar. Eco'ya düz bir cam dersek, Norfolk'a her yerinde farklı bir odak noktası bulunan tuhaf bir mercek diyebiliriz. Öte yandan okuyucuların, yetim Salvestro'dan söz eden bölümlerdeki lirik, Papa'dan söz eden bölümlerdeki alaycı ve komik biçemi mutlaka fark edeceği kuşkusu.

Limit
9/1022.08.2013

Baskı: Limit

Ruhsal ve bedensel olarak Uzay Yolculuğuna çıkmaya hazırmısın.? Astronotlar, Uzay İstasyonları, Uzay Gemileri, Ay Yüzeyi, Uydular, Uydulararası Haberleşme, Aydaki Helyum-3, Katmanlar ve Kazı Teknolojileri, Uzay Hakları son olarak Ay'ın kendisi ve gelecekte ki insanlı Uzay Yolculukları hakkında; Polisiye-Gerilim-Fantastik- Bilim-Kurgu türünde uzun soluklu da olsa, zamanı bol olanlar için, Asosyal olmayı göze olan okurlara hitap eden enfes bir kitap.

Zamanın Efendisi
9/1018.08.2013

Baskı: Zamanın Efendisi

Gerilim kitabı mı okumak istiyorsun? Aradığın gerilim-korku-adrenalin, heyecan ne istiyorsan işte bu kitabın satırlarında.

Boynuzlar
6/1017.08.2013

Baskı: Boynuzlar

Okumasan da olur türü bir kitap. Reklamlar sizi kandırmasın.

Baskı: Son Sefarad: Sultan Bayezid'in Savaşı (İmparatorluk, 2)

Beyazıt Akman’ın Fatih’i anlatan ilk romanı Dünyanın İlk Günü büyük beğeni toplamış, tarihi yapımlara ilham kaynağı olmuştu. Amerika’da Dünya Edebiyatı alanında öğretim üyesi olan genç yazarın ikinci romanı Son Sefarad hem Endülüs’e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor. Ezberleri yeniden bozmaya ve Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e uzanan film tadında soluk soluğa bir maceraya daha hazır olun..

Gir Kanıma
9/1009.08.2013

Baskı: Gir Kanıma

Vampir ve gerilim konulu kitapları sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Korku ve gerilim son 100 sayfa da en üst düzeyde.

Mistik Hint Erotizmi
7/1007.08.2013

Baskı: Mistik Hint Erotizmi

75 sayfalık kitabın 34 sayfası Mistik Hint Erotik yaşamından kesitler sunuyor.. 5-6 sahife çeşitli resimler, geri kalanı Mircea Eeliade üstadın eğitim için ilk Hindistan'a gidişi ve 3 yıllık yaşam öyküsünden oluşmakta..

Baskı: Aşk Ölümden Uyanıştır

Yazarın en acemi kitaplarından biri diye düşünüyorum.

Kafası Kıyak
7/1004.08.2013

Baskı: Kafası Kıyak

Kafası Kıyak, eğlenceli, kimine göre komik bir roman. İnsanlarla, sanatla, cinsellikle her şeyle alay ediyor. Sayfaları uçarcasına okunan, ilginç ve iyi bir roman.

13. Cemaat
7/1003.08.2013

Baskı: 13. Cemaat

tarihi romanları sevenler için,

Baskı: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)

Psikolojik romanları seviyorsanız bu kitap tam size göre. Hepsi gerçek hayattan uyarlanmış gerçek hikayelerden oluşan kitap kendi beyninizi bile sorgulamanıza neden oluyor. Bende kitap nihayete erince şöyle düşündüm; Acaba bende Çok Kitap Okuma Hastalığı mı var? Psikiyatri dilinde bunun karşılığı nedir, bir uzmanla görüşsem olur mu?....

Baskı: Kur'an'ı Tanıyor Musunuz?

Kuran’ı Kerim’i daha iyi anlamak isteyen ve kafasındaki birçok soru işaretini ortadan kaldırmak isteyenler için ve dahası hayatına yön verme konusunda güzel bilgiler bulmak isteyenler için güzel bir kitap.

Baskı: Tecvitli Kur'an-ı Kerim

"Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır" (İbrahim, 1). Biz, Kur'an okunduğu zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz. Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yadettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisingeri dönüp giderler" (İsrâ, 45, 46). Biz, Kur'an'dan öyle birşey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır" (İsrâ, 82). Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitab, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz" (Zümer, 23).

ÖncekiSayfa 3 / 24Sonraki