DO
@doganozmurat

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

İçimizdeki Zalim
8/1024.07.2012

Baskı: İçimizdeki Zalim

Kin, nefret ve intikam duyguları üzerinde demokrasi değil ancak faşizm yükselir! Bir ülkenin yöneticisi, başkanı, başbakanı, lideri, kendi kişisel öfkesini, kin ve nefretini yönettiği ülkenin idari, adli ve mali mekanizmalarına yansıttığı zaman, o ülke artık yaşanmaz hale gelir. Çünkü bütün mekanizmalar ve görevliler bundan etkilenir, devlet adeta bir insanın, öfkesine, kin ve nefretine teslim olur. Nefret söylemini bireysel, toplumsal ve kültürel yaşamımızdan, özellikle de siyasetten medyadan söküp atamadığımız sürece, zulmü ve cinayetleri durdurmak, yeni düşmanlıkların oluşmasını önlemek olanaksız görünüyor.

Baskı: Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği

Her “kuruluş dönemi”, kendinden önceki döneme göre “değişme dönemi”, her “değişme dönemi” ise kendinden sonraki döneme göre “kuruluş dönemi” niteliği kazanarak, sürekli bir diyalektik değişme sarmalı meydana getirir. Daha yalın bir ifadeyle söylemek gerekirse, her değişme modeli, kendinden önceki yapıyı değiştirir, bir süre sonra kurumsallaşır ve “kuruluş dönemi” özelliği kazanır ve ona karşı oluşan tepkiler yeni bir “değişme modelini” ortaya koyar.

Baskı: Kızlarıma Mektuplar Yaşamdan Satırbaşları

Emre Kongar'ın Kızlarıma Mektuplar'ı; Elif ve Ebru adındaki ikiz kızlarına nasihat tonu taşımayan ama bir babanın düşüncelerini, duyarlığını yansıtan, içten karalamaları. Özellikle, toplumumuzun bazı kesimlerinde kız çocuğunun yerinin erkek evláttan sonra geldiği bir anlayışı yıkıyor bu tavrıyla.

Baskı: 28 Şubat ve Demokrasi

28 Şubat, temel hak ve özgürlükleri yok eden bir darbe mi, yoksa demokrasinin önünü açan bir süreç mi?.. Hukuk, demokrasi, siyaset ve medya ilişkileri... 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinin 28 Şubat ve günümüze yansımaları...

Baskı: Demokrasimizle Yüzleşmek

Kitap çok basit elde edilebilecek kaynaklarla resmi tarihin ve gayri resmi tarihin , eksik , yanlış veya abartılı verdiği konulara değinmiş . Tarihi sıkıcı bulanların dahi beğenerek okuyabileceğini düşündüğüm kitabın başında Emre Kongar , kitabı yazma sebebini şöyle açıklıyor : “Ben bir tarihçi değilim, bir toplumbilim öğrencisiyim. Bu kitapta yazdıklarımı, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine de dayandırmadım. Tam tersine, yazdıklarımı, başta İslam Ansiklopedisi ve Türk Ansiklopedisi olmak kaydıyla, herkesin bildiği, herkesin her an ulaşabileceği, güvenilir kaynaklara dayandırdım.

Baskı: Silivri Toplama Kampı / Zulümhane

Balbay kitabında Ergenekon iddianamesindeki tezatlara ve yanlışlıklara değiniyor. Balbay, hakkındaki iddiaları da yanıtladığı kitabında Atatürk’ün bile şüpheli gösterildiğini iddia ediyor. Balbay’ın kitabında Silivri Cezaevi’ndeki yaşantısını ve karşılaştığı trajikomik durumları ve ‘yalnızlığı’ da ilginç örneklerle anlatıyor.

Esperanza'nın Kutusu
10/1024.07.2012

Baskı: Esperanza'nın Kutusu

Umut ne zaman kaybolur? Esperanza`ya sorarsanız, hiçbir zaman! Bir gün bir doktor yanınıza gelip basit bir hastalıktan dolayı hastanede yatan kızınızın birden bire öldüğünü söylese, ne yapardınız? Ona inanır mıydınız? Yoksa Esperanza gibi, kızınızın ölmediğine inanıp umudunuzu hep yanınızda mı taşırdınız? Esperanza, Meksika`nın küçük bir kasabasındaki mütevazı yaşamını geride bırakıp birçok engelden geçerek Los Angeles`ın parlak ışıkları arasında bulur kendini. Umudunu hep yanında taşır. Gerçeğin yetersiz kaldığı yerde kendi gerçeğini yaratır. Kızını bulmak için çıktığı bu yolculuk, kendisini bulmasını da sağlar.

Gökardıç
10/1024.07.2012

Baskı: Gökardıç

Yabancı olan, hem korku hem merak uyandırır. Bir yanda egzotizmin çekiciliği başımızı döndürürken, diğer yanda kendimizi bilinmeyenin yarattığı tehditten sakınmaya çalışırız. Gökardıç adlı kitabında, Michèle Gazier'nin ele aldığı temalardan biri bu: Kişinin 'yabancı' olana yaklaşımı ve onunla ilişki kurma süreci.

Zamanın Kanı
7/1024.07.2012

Baskı: Zamanın Kanı

Mart 1928, Kahire… Gece sokağa çıkan çocuklar kaybolur ve bir süre sonra cesetleri çevredeki yer altı mezarlarında bulunmaya başlar. Şehirde bir söylenti yayılır: Binbir gece masalları” nın korkunç Gûl”ü geri dönmüştür. Tamamen ilgisiz gibi görünen bu iki olay, aslında karmaşık bir şekilde birbirleriyle bağlantılı bir şekildedir.

Baskı: Kötü Ruh (Kötülük Üçlemesi, #1)

Okuyucusuna ilk sayfadan başlayarak yoğun bir gerilim sunan “Kötü Ruh” bir ilk roman. Üstelik çok çarpıcı bir ilk roman. Yazarı Maxime Chattam suçluların profilini çıkarmada usta bir kahraman yaratmış. Ve onu şiddet dolu bir dünyaya salıvermiş. Joshua Brolin FBI’da aradığını bulamamış, doğduğu kentin polis teşkilatında çalışan bir müfettiştir. Kolu, bacakları kesilmiş, alınlarında yara izi olan kadın cesetleri onu acımasız bir seri katille tanıştıracaktır. Olayların çözüldüğünü düşündüğümüz an geldiğinde ise aslında her şey daha da karışır. Chattam, okuyucusuna kolay çözümler sunmaktan yana bir yazar değil. Romanın gizemini son ana kadar başarıyla saklamayı beceriyor. Ve soluksuz okunan bir polisiye örneği sunuyor bu türün meraklılarına.

Baskı: Karanlığın Soluğu (Kötülük Üçlemesi, #2)

New York… Kentlerin belki de en karmaşığı… Olağanüstü gölgelerin egemenliğinde, birçok gizi barındıran o kalabalık kent. Kalabalığın içinde neler yaşanıyor? Sapkınlıklar, kaçırılmalar, cinayetler… Bu kentin en büyük tutkusu cehennem belki de. Ve o cehennem bir kitapta soluk alıp vermeye başlıyor, cehennemin karanlığı gözlerimizi yakıyor.

Baskı: Kara Büyü (Kötülük Üçlemesi, #3)

Örümceğe dönüşen seri katil dehşet saçıyor!…Önce bir işçi, yüzü dehşet içinde ölü bulunur. Katilden hiçbir iz yoktur. Aynı günlerde, geceyarısı kadınlar uyuyan kocalarının yanındayken kaybolmaya başlar. Hem de evlerinde hiçbir zorlanma izine rastlanmamışken. Oregon ormanlarında endişe verici bir gölge dolaşıp durmaktadır. Sonra garip bir salgın hastalık baş gösterir. Portland”da evler ölümcül örümcekler tarafından işgal edilir. Ailelerden birbiri ardına ölenler ve yaralananlar olurken, ormanın içinde dev örümcek ağları içinde mumyalaşmış kadınlar bulunur. Ardı ardına gelen felaketler kent ve çevresini dehşete düşürür. Bütün bu önüne geçilmez olayların arkasında acaba kim ya da kimler vardır? Yoksa bir “yaratık” mıdır söz konusu olan? Eski FBI ajanı, yeni özel dedektif Joshua Brolin ve New York Polis Teşkilatı”ndan Annabel O”Donnel, her şeyi göze alarak dalarlar dev boyutlu örümcek ağlarının içine ve “yeni nesil” bir katille karşılaşırlar!..

Baskı: Kaosun Sırları (Gerçek Döngüsü, #1)

Kitap hayatımızın iplerinin aslında kendi elimizde olmadığını ve hepimizin büyük güçlerin oyuncağı olduğunu vurguluyor. Amerika ile ilgili ilginç düşünce ve görüşler yer alıyor. 11 Eylül olaylarının arkasında nelerin olabileceği ile ilgilide büyük iddialara sahip.

Baskı: Gaia Teorisi (Gerçek Döngüsü, #3)

Küresel ısınma nedeni ile mevsimsel farklılıklar yaşıyoruz. Kitapta bu farklılıklar iyice artıyor, seller, fırtınal, doğal afetler ... Doğaya karşı duyarsızlığımız devam ederse ileriki yıllarda yaşayabileceklerimizi görüyoruz. Kitap bir doğal afet sonrası yaşamda kalma çabasından bahsetmiyor. Çok daha fazlası var.

Acı Yudum
7/1024.07.2012

Baskı: Acı Yudum

Peter Jordan, bir zamanların en çok beğenilen, en çok sevilen çocuk yıldızı… Diğer çocuk yıldızlar gibi o da büyüyünce gözden düşmüştür. Yoksulluktan geldiği hayatı geride bırakmış, Almanya’da Nazizmin kudurmaya başladığı dönemlerde bir film çekerken aşık olduğu Yahudi kızı toplama kampına yollanmaktan kurtaramamış ve alkolizmin en dibine inmiştir. Artık 34 yaşındadır, kendinden büyük ve zengin bir kadınla evlidir. Yetmezmiş gibi kadının üvey kızı, ellerinde büyüyen Shirley’e de aşıktır. 2. Dünya savaşı yıllarında asker olarak gelişini de sayarsak Acı Yudum’da Peter’in Almanya’ya üçüncü gelişinin hikayesini okumaktayız

Şibumi
7/1024.07.2012

Baskı: Şibumi

Kitap Rodney William Whitaker adlı ABD’li yazar tarafından Trevanian takma adıyla 1979′da yazılmış. Enterasan ve bir o kadar da gizemli bir yazar. . Romanın kahramanı Bask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşuyor. Plastik kartla ya da kurşun kalemle bir insanı rahatlıkla öldürebilecek ustalıkları da edinmiş. Üstün düzeydeki yakın algılama yani DDA (Duyular Dışı Algılama) yeteneği yüzünden fotoğrafı bile çekilemeyen bu profesyonel terörist avcısı, terörist, korkusuz mağaracı, yenilmez savaşçı ve gerçek filozof, günün birinde emekli olarak yaşadığı şatosundan çıkıyor; amansız ve acımaz bir serüvene katılıyor… Üstelik yarı rus, yarı alman ve tam bir Amerika düşmanı. Böyle bir kahramana rağmen özünde felsefeyle yoğrulmuş bir kitap olarak geçiyor hakkında yazılan yazılarda. GO’nun da oldukça büyük yeri var romanda…

Baskı: İnfazcı (Jonathan Hemlock, #1)

Yazarın ilk kitabı dır. 1972 yılında yazdığı İNFAZCI; Clint Eastwood tarafından sinemaya da uyarlanarak başarı kazanmış olan bir casus romanıdır. Tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitaptaki karekterler de çok yönlü ve karmaşık kişilikler olup bizlere amerikan gizli örgütler dünyasında bir kapı aralamaktadır.

Sevda Sözleri
7/1023.07.2012

Baskı: Sevda Sözleri

Cemal Süreya' nın bütün yapıtlarının bir araya toplandığı şiir kitabıdır. üvercinka, göçebe, beni öp sonra doğur beni, uçurumda açan, sıcak nal, güz bitiği, kalanlar gibi şiir kitaplarının bir çatı altında toplanması ile oluşturulmuş, okunması önem arz eden bir eserdir.

Akbaba
7/1023.07.2012

Baskı: Akbaba

Franz Kafka, 1919'da dinlenmek üzere gittiği Schelesen'de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka'ya yanıtıdır.

Kayıp Dünya
7/1023.07.2012

Baskı: Kayıp Dünya

Cüce fillerin, iri sıçanların, dev Komodo ejderhaları­nın, hatta devasa kertenkelelerin ufak insanlar ta­rafından avlandığı tuhaf, tarihöncesi bir dünya. Doyle’un kitabı Dinozorlar hakkında yazılmış ilk roman’dı ve aynı isim o dönem çok sevdiğimiz Jurassic Park 2′nin de çıkış ismiydi.

Baskı: Dicle'nin Sürgünleri - Dicle'nin Sesi 2

Mir Bedirxan'ın isyanını,yezdinşerin ihaneti sonucunda yenilgiye uğrayıp sürgüne gönderilişini ve sürgünde ölmesini Dengbêj Bıronun sesiyle anlatan bir kitap.. Ve Bıro'nun büyük aşkı estêr kendi deyimiyle stêr ile olan hikayesi... Mezopotamyada yaşayan halkların dinlerin hikayesi..

Baskı: Dicle'nin Yakarışı - Dicle'nin Sesi 1

Mehmed Uzun, Dicle'nin Yakarışı adlı oldukça önemli ve dünya edebiyatı içinde şimdiden yerini bulmuş eserinin girişinde, okuyucunun/ dinleyicinin unutulmuşların sesine kulak vermesini ister. Dengbêji Biro'nun (Bıro diye okunur) seslendiği kişiler ise unutulmuşlar ve yenilmişler; mağluplar ve mazlumlar; mağdurlar ve ötekilerdir.

Dengbejlerim
7/1023.07.2012

Baskı: Dengbejlerim

Dengbêj'lik Kürd halkının en eski, kültürünün temel alt yapısı ve onun için toplum bilimi, Filozofluk, sözlü edebiyat vede siyasi ve tarihi bir misyondur.

Bir Dil Yaratmak
7/1023.07.2012

Baskı: Bir Dil Yaratmak

Dil olmasaydı insanın insanlaşması tamamlanamazdı. Bu yüzden dile yasak koyanlar, insanı insanlaştıracak düşüncenin değil yalnızca, yaratıcılığın da doğrulmasını istemeyenlerdir. Diline yasak konanlarsa, düşünce üretme olanağından yoksun kaldığı için yenik, yaratıcılığı bastırıldığı için kimliği yarım kalmaya yazgılıdır. Mehmed Uzun’u yalnızca romanlarının yazınsal niteliğine bakıp, sözgelimi hemen yanı başındaki Türk edebiyatının seçkin örneklerine bakarak değerlendirmek, Kürt edebiyatının kendi coğrafyamızdaki ayrıksı bir yazarını eksik anlamaya yol açar. Çünkü bir yazarı çaresizliğe düşürecek olan dilsizlik, anadili söz konusu olduğunda ölümün kıyısına getirir.

ÖncekiSayfa 15 / 24Sonraki