
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Batlamyus'un Kapısı
Muhtesemdi. İlk iki kitabin yavanligi beni biraz seriden sogutmus olsa da bu kitapla herseyi telafi etmis yazar. Kesinlikle kitap diye ben buna derim iste.
Baskı: Golem Gözü
Baslarda epey sıkıldım, okumasi cok uzun surdu, kalin kitaplari da severim ama sikicilikla birlesince bunun kalinligi gozumu korkuttu resmen. Karakterin okuyucuyu kitaba baglayamamasi da bir sorun. Çünkü Nat 'in cekilir yani yok Bartimeus olmasa. Ki o da kitaba dair sevdigim tek sey. Neseli bakis acisi okumaya deger kiliyor kitabi.
Baskı: Semerkant Tılsımı
Okurken Nat'e uyuz olup, Bartimeus'un gevsekligine epey sasiracaginiz bir kitap. Açıkçası Bartimeus'u daha fazla okumayı tercih ederdim. Ayrıca her ne kadar günümüz Londrasinda geçse de kitap ben niyeyse bağlantıyı kurmakta epey zorlandım. Daha çok 1700ler 1800lerde geçiyor gibiydi. Başlarken de beklentim yorumlar yüzünden epey yuksekti ,o yüzden efsanevi bir kitap bekledim ama biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Umarım serinin diğer kitapları daha iyidir.
Baskı: Özel Dedektif
Farkli bir kültürün polisiyesini okumak heyecan verici olur diye düşünmüştüm başlarken ama İlk 200 sayfa beni epey zorladı. Karakterin herşey hakkında bu kadar çok konuşması okurken kafamı sisirdi resmen. Sonra asıl mevzu başladı da biraz hareket kazandı ama yine de polisiye seven okurlar için çok daha iyileri varken bu kitabı tavsiye edebilir miyim bilemiyorum.
Baskı: Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım
Olayın gidişatından sonunu tahmin edebildiğimiz kitaplardan ama yine de bu üzücü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Her sayfada birçok duyguyu aynı anda yaşayarak okuyorsunuz. Ama son sayfalardaki Rachel'in babasını okumak cidden yürek burkuyor.
Baskı: Isla ve Mutlu Son (Anna and the French Kiss, #3)
Serinin ikinci kitabına göre epey vasat buldum. İlk baslardaki o özgüvenli akıllı kız ortalara gelince çığırından çıkan ota çöpe trip atan bir kız oldu. Sayfalar dolusu İsla'nin aglamalarini okumak çok sıkıcıydı, resmen için şişti okurken.
Baskı: Lola ve Komşu Çocuk (Anna and the French Kiss, #2)
Aslında başlarken beklentim çok dusuktu, hatta yarıda bıraksam mi diye çok düşündüm ama kitap beni epeyce şaşırttı. Karakterlerin islenisi ve okuyucuya aktarilma şeklini baya başarılı buldum. Max gibi bir karakteri sevmek çok zordu ama Cricket çok sevimliydi. Sadece ikizlerle olan durumu yazarın anlatırken insanı bu germesine gerek olmadığını dusunuyorum. Çok abartilmisti o kisim. Ayrıca serinin ortasından baslamama rağmen anlaşılmayan hiçbir şey yoktu,ilk kitaptaki karakterler yer yer geçse de ayrı bir kitap olduğu için bocalamis hissetmedim. Kısacası cok dolu değil ama keyifli vakit geçirmek ve kafa boşaltmak için okunabilir.
Baskı: Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler; Ve Yalnızca Diğer Yarımız O Sesi Duyar
Bilindik hikaye gibi gelse de okurken ilginç hissettiriyor. Çok basit ve yalın bir anlatımı olmasına karşın yazarın demek istediği herşeyi ve her duyguyu aktarması çok şaşırtıcı geldi bana. İçinde anlatılan o hüzünlü hikayeye son ana kadar çok inanmıştım ama final epeyce yavan geldi. Tahmin edilebilir bir kurgusu olduğundan okurken heyecan isteyenlere bir tık sıkıcı gelebilir.
Baskı: Düşüş
Yazarın okudugum ilk eseriydi ama diğerlerini okumak ister miyim bilemiyorum. Kitaba başlar başlamaz çenesi düşük bir adamın nefes almadan konusmasina denk gelmişim gibi hissettim. İlk sayfalar bu yüzden çok boğdu beni ,sonra yazarın tarzına ve anlatımina alıştım ama yine de iki kelimelik mevzuyu ya da icsel yolculuğu sayfalar dolusu okumak epey sıkıcıydı.
Baskı: Gizli Başyapıt
Yazar, sanatçılarin bir eseri ortaya cikarirken ki duygu durumlarıni, ruhsal gel gitlerini çok iyi yansıtmış. Donemin suslu cümleleriyle o meşhur başyapıtı görmek için merakla okudum.
Baskı: Sabah Denizi
Boyutu küçük ama etkisi büyük kitaplardan olabilirdi aslında anlatmaya çalıştığı hikaye çok yikici ama yazarin cümlelerin vurucu etkisini arttırmak için yaptığı kesikli, muallakta bırakan cümle bitisleri bu etkiyi azaltmış. Okurken gereken o hissi , o çarpıcı gerçekliği tam anlamıyla yansitamamis. Yine de Akdeniz'in ortasında yaşanan bu trajediyi bir de yaşayanların gözünden okumak için tercih edilmeli bence.
Baskı: Olağanüstü Bir Gece
Aslında çokta olağanüstü bir durum yok günümüz şartlarında değerlendirildiğinde ama yazarın dönemi için oldukça sıradışı şeylerdi sanirim. Kelime oyunlarını, tek kelimede anlatılacak durumu paragraflar dolusu okumayı seviyorsanız hoş bir seçim olabilir.
Baskı: Kızıl Ölümün Maskesi
Fazla kasvetli ve insan ruhunu yoran betimelemeler, hikayelerle dolu. Yazarin bu derece canice seyler yazmis olmasi cok acayip. Ruhsal olarak gel-gitli oldugu yazdiklarindan belli ama yine de insana bi acaba dedirtmiyor degil.
Baskı: Göğü Delen Adam
Modern yasamin bir yerli`nin gozunden okumak cok ilginc bir deneyimdi. Okurken epey sorgulatiyor okuyucuyu. Onlarin yaptigi mi dogru bizimki mi yanlis emin olamiyor insan.
Baskı: Küçük Kara Balık
Hikayesi , verdigi mesajlari guzel ama dili bir cocuk icin uygun mu emin degilim. Devamli argoya kacan kelimelerin kullanilmasi (soysuz gibi ) bana biraz uygunsuz ve fazla geldi.
Baskı: Hayal Etmediğin Kadar (Two Dukes of Wyndham #2)
Ilk kitabin birebir aynisi ve kitabin karakterlerini anlatmak yerine ilk kitabi kopyalamis gibi. Hikaye inanilmaz sıkıcı fazlasiyla yavan. Amelia ve Thomas`a ait 100 sayfa bile yok neredeyse.Insanda suphe uyandiriyor gercekten Julia kitabi mi diye.
Baskı: Kayıp Dük (Two Dukes of Wyndham #1)
Bir Bridgerton serisi degil ama yine de boslukta okunabilecek turden.
Baskı: Dr. Moreau'nun Adası
Yazıldığı döneme bakıldığında epey şaşırtıcı bir kitap. Başlarken çok bir beklentim yoktu ama inanılmazdı, soluksuz okudum.
Baskı: Kiyoto (Kiraz Çiçekleri)
Aslında tam anlamıyla bir hikayesi konusu olan bir kitap değil. Bir anda sıradan insanların hayatına kamera dahil olmuşcasına günlük yaşamlarını okuyorsunuz bu kitapta. Ciddi ya da akıcı bir olay örgüsü yok. Fazlasıyla durağan. Zaten kitabın böyle bir amacı da yok. Daha çok şehir, çevre, orman, ağaç vs. gibi betimlemeleriyle öne çıkmış ve karakterlerin duygularını hissettirmekle alakadar olmuş bir yapıt. O yüzden hareketli ve aksiyonu seven okurlar için sıkıcı gelebilir.
Baskı: İnfazcı (Demir Druid Günlükleri #9 )
Serinin başından bu yana bahsedilen kıyameti sonunda gorduk. Milyon tane tanrıyı ve turlu garip yaratığı bir arada okumak epey yorucu olsa Slomo ve Maymun Kral`ı bu kitapta okumak cok güzeldi. Ayrıca finalde epey şaşırtıcı şeyler oldu ve epey ilginçti diyebilirim. Kısacası yer yer sıkılsam da okumaktan keyif aldığım bir seri oldu.
Baskı: Kazıkçı (Demir Druid Günlükleri #8)
7. Kitaptan itibaren hikaye sadece Atticus gözüyle degil diğer karakterlerin gözüyle de anlatılmaya başlamıstı. Bu kitapta ayrım daha fazla. Daha cok Owen ve Granuaile ile doluydu. Hikaye farklı alanlara dağıldıgından toplamakta epey zor olmuş. Seneler süren intikamlardan sayfalar dolusu bahsedilirken aksiyon kısmının cok yavan ve ustunkoru gecilmesi biraz can sıkıcı.
Baskı: Dövmeci (Demir Druid Günlükleri #7)
Owen`ın gelmesiyle hikayeye epey bir hareket geldi ama yine de bu kadar aksiyonun olması okurken insanı yormuyor degil.
Baskı: Tuzakçı (Demir Druid Günlükleri # 5 )
Her milletten bu kadar mitolojik varlık cidden kitaba girmek zorunda mıydı diye düşünmeden edemedim nedense..Hindistan, Avrupa, Roma ,İrlanda ,Rus,Amerika vs vs. bitmiyor bir türlü..Arada boş boş bakınıp bu neydi kimdi diye epey düşündürse de anime serilerindeki filler bölümler gibi okuyucuyu aksiyona hazırlamak için yazılmış ara bölüm gibi hissettim bu kitabı.
Baskı: Hileci (Demir Druid Günlükleri # 4)
Bu kitapta Atticus'ın kesinlikle gerizekalı olduğuna karar verdim. 2000 küsür yaşındayım diye ortalıkta dolanırken her şeyden bu kadar habersiz olması ,bu kadar çabuk tuzağa düşmesi cidden çok sinir bozucuydu.Umarım serinin devamı bu şekilde ilerlemez, bu kadar aptallığa dayanabileceğimi sanmıyorum çünkü.