
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: william cuthbert faulkner
Kurtar Halkımı Musa, İç Savaş döneminden İkinci Dünya Savaşının ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde Amerika'nın güneyinde yaşayan McCaslin sülalesinin hikâyesini, iç içe geçmiş bir dizi tema ekseninde aktarıyor: insan-doğa ilişkisi, zenci-beyaz karşıtlığı, aile müessesesi, toprak ve köle mülkiyeti, miras olgusu. Faulkner, hikâyeyi bir film şeridi gibi zaman içinde ileri-geri "sarar…

Yazar: michel faber
"Dürüst olmak gerekirse, Aşk Tüneli'nde çalışırken en çok hasretini çektiğim şey masumiyetti, cinsel masumiyet, aslında herhangi bir konudaki masumiyet de olurdu. Pornografi dünyasında, insanlar sevişmek için arzu duymaya başladığında ormanda piknikteymiş gibi yaparlar ya da sobayı tamir etmek için gelmiş olan adam işini bitirir, şapkasını kadına hafifçe vurur, belki kornasını ufaktan ö…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: william cuthbert faulkner
Kurtar Halkımı Musa, İç Savaş döneminden İkinci Dünya Savaşının ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde Amerika'nın güneyinde yaşayan McCaslin sülalesinin hikâyesini, iç içe geçmiş bir dizi tema ekseninde aktarıyor: insan-doğa ilişkisi, zenci-beyaz karşıtlığı, aile müessesesi, toprak ve köle mülkiyeti, miras olgusu. Faulkner, hikâyeyi bir film şeridi gibi zaman içinde ileri-geri "sarar…

Yazar: william cuthbert faulkner
Kurtar Halkımı Musa, İç Savaş döneminden İkinci Dünya Savaşının ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde Amerika'nın güneyinde yaşayan McCaslin sülalesinin hikâyesini, iç içe geçmiş bir dizi tema ekseninde aktarıyor: insan-doğa ilişkisi, zenci-beyaz karşıtlığı, aile müessesesi, toprak ve köle mülkiyeti, miras olgusu. Faulkner, hikâyeyi bir film şeridi gibi zaman içinde ileri-geri "sarar…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…
10/10
Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: michel faber
"Dürüst olmak gerekirse, Aşk Tüneli'nde çalışırken en çok hasretini çektiğim şey masumiyetti, cinsel masumiyet, aslında herhangi bir konudaki masumiyet de olurdu. Pornografi dünyasında, insanlar sevişmek için arzu duymaya başladığında ormanda piknikteymiş gibi yaparlar ya da sobayı tamir etmek için gelmiş olan adam işini bitirir, şapkasını kadına hafifçe vurur, belki kornasını ufaktan ö…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…

Yazar: michel faber
"Dürüst olmak gerekirse, Aşk Tüneli'nde çalışırken en çok hasretini çektiğim şey masumiyetti, cinsel masumiyet, aslında herhangi bir konudaki masumiyet de olurdu. Pornografi dünyasında, insanlar sevişmek için arzu duymaya başladığında ormanda piknikteymiş gibi yaparlar ya da sobayı tamir etmek için gelmiş olan adam işini bitirir, şapkasını kadına hafifçe vurur, belki kornasını ufaktan ö…

Yazar: michel faber
"Dürüst olmak gerekirse, Aşk Tüneli'nde çalışırken en çok hasretini çektiğim şey masumiyetti, cinsel masumiyet, aslında herhangi bir konudaki masumiyet de olurdu. Pornografi dünyasında, insanlar sevişmek için arzu duymaya başladığında ormanda piknikteymiş gibi yaparlar ya da sobayı tamir etmek için gelmiş olan adam işini bitirir, şapkasını kadına hafifçe vurur, belki kornasını ufaktan ö…

Yazar: leylâ erbil
Mektup Aşkları, düşlenen aşkla gerçek aşk arasındaki uçurumun acımasız mizahını dile getiriyor. Platondan günümüze, Hegelin aşkın karşımızdakinin isteğini istemek olduğu kuramından başlayarak, J.P. Sartreın özgürlükçü aşkını, W. Reichı, Sadeı vb. çeşitli kuramları ve İslami aşkın şizofrenik döngüsünü yorumluyor Leyla Erbil. İnsan hayatının bütününü kendisiyle meşgul eden aşktan elde kalan, mektup…

Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…
10/10
Yazar: mahir ünsal eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ik…