Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: oğuz atay
Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve oyun oynuyormuş gibi ilgilenme yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.

Yazar: franz kafka
Egemenliğin kurumsallaşmış alanı olan bürokratik düzeneğin dişlilerine takılıp kalmayı, ileriye doğru bir adım bile atamamayı görünürleştiriyor Şato ile Franz Kafka; sınırlarının genişliği kestirilmeyen bir yerleşimde, Yeryazımcı kahramanıyla, statükoyu kırmayı, iktidarın nerelere kadar yayılıp örgütlenebileceğine ilişkin bir taslak çıkarmak deniyor; olanca mutsuzluklarına rağmen, özgürleşemeyen,…

Yazar: oğuz atay
Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve oyun oynuyormuş gibi ilgilenme yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.

Yazar: oğuz atay
Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve oyun oynuyormuş gibi ilgilenme yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.

Yazar: oya köymen
Bu kitap, kapitalist sistemin can damarı olan sermayenin birikim süreçlerine yoğunlaşıyor. Sermaye birikirken ötekilere, sermaye sınıfına dahil olmayan çoğunluğa neler olduğunu tarihsel ve güncel öykülerle sergiliyor.Britanya İmparatorluğundan, ABD hegemonyasına geçişin toplumsal etkileri ele alınıyor. Sanayi Devrimi ve Adam Smithden başlayarak günümüze kadar uzanan iktisadi olaylar ile iktisat t…

Yazar: alain de botton
Bu kitap, hepimizin içini kemiren ancak pek nadir ifade edebildiğimiz bir korkuyu su yüzüne çıkarıyor: başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu. Başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi. Bir başka deyişle bu kitap, evrensel bir endişeye, statü endişesine ayna tutuyor.Alain de Botton, yine zarafet ve incelikle statü endişemizin nereden kaynaklandığını ve onu ye…

Yazar: hakan günday
Bu çağın zor ve acımasız şartlarından kendi şartlarını yaratan dört genç... Onların farklı, heyecanlı, düzensiz dünyası. Düzenin dışında, karşısında kurmuşlar hayatlarını. Onlar, yazarın deyimiyle, birer piç. Babaları belli olmadığı için değil, babalarının yaşam şartlarını reddettikleri, babalarına ihanet ettikleri için. Hakan Günday, Türk edebiyatının genç ve Batılı sesi olduğunu bu yeni romanın…

Yazar: andré gide
1902 yılında yayımlanan bu yapıt, ahlaksızlığın, ahlak dışılığın ne övgüsü, ne de yergisidir. Kahramanı Michelin geleneksel ahlak kalıplarını yıkıp içgüdülerini ve duygularını dışa vurarak, kendine bireysel yeni bir ahlak oluşturma çabalarının hüzünlü öyküsüdür.

Yazar: john steinbeck
Dünya edebiyatının en güçlü kalemlerinden, destansı romanların usta yazarı John Steinbeck bu kez anlatının en zor, en rafine türüne; öyküye yöneliyor. Salinas vadisinin tepelerinden, kanyonlarından, küçük kasabalarından geçerek sıradan insanların küçük, yalın dünyalarından evrensel temalar yaratmayı yine başarıyor. 1930'lar Amerikası'nın hüzünlü ama umutlu, yalnız ama direngen karakterl…

Yazar: jules gabriel verne
Hamburg'un eski mahallesindeki küçük bir evde, genç ve çekingen Axel, amcası jeolog ve madenbilimci Profesör Lidenbrock'la birlikte çalışmaktadır. Delikanlı, bu sabırsız ve öfkeli profesörün yanında yaşayan güzel bir Estonyalı kıza, Graüben'e aşıktır. Bir gün profesör, eski bir elyazmasının içinde bir şifre bulur ve hayatları o andan itibaren altüst olur. Onaltıncı yüzyılın ünlü İz…

Yazar: vedat türkali
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşl…

Yazar: nihat genç
Eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde İstanbula göçüyordu. Göçün rengi değişti. Anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla İstanbula göçüyor. Memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok. Tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini İstanbula göre kurmuş. Sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi İstanbul düşlüyorlar.
6/10
Yazar: nihat genç
Eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde İstanbula göçüyordu. Göçün rengi değişti. Anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla İstanbula göçüyor. Memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok. Tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini İstanbula göre kurmuş. Sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi İstanbul düşlüyorlar.

Yazar: nihat genç
Eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde İstanbula göçüyordu. Göçün rengi değişti. Anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla İstanbula göçüyor. Memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok. Tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini İstanbula göre kurmuş. Sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi İstanbul düşlüyorlar.

Yazar: erdal demirkıran
Eğer Yemek yerken kaşığı kulağına değil de ağzına götürebilecek kadar biyoloji, Evine bildiğin en kestirme yoldan gidebilecek kadar fizik,Doğum tarihini ezberden söyleyebilecek kadar tarih, Yağan şeyin kar değil yağmur olduğunu anlayabilecek kadar coğrafya, Başkalarından yardım almadan adını yazabilecek kadar Türkçe, Emin ol ki senin için ÖSS, doğum gününde en kestirme yoldan evine gidip senin iç…

Yazar: nihat genç
Eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde İstanbula göçüyordu. Göçün rengi değişti. Anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla İstanbula göçüyor. Memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok. Tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini İstanbula göre kurmuş. Sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi İstanbul düşlüyorlar.










